AB, Türkiye’ye yine «C» dedi!!


tc_pass

***

SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANMAMALI

30 OCAK 2015 – 29 Ocak 2015 tarihinde AB Dönem Başkanı Litvanya’nın ev sahipliğinde Riga’da, Adalet ve İçişleri Konseyi Gayri Resmi toplantısı için bir araya gelen AB üye ülke Adalet ve İçişleri Bakanları, terörle mücadele kapsamında alınacak yeni tedbirleri masaya yatırdı. Bilindiği üzere Ocak ayı başında Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yönelik saldırı ve sonrasında yaşananlar AB’yi, iç ve dış sınırlarında güvenliğe ilişkin politikalarını yeniden gözden geçirmeye itmiş; saldırılardan hemen sonra Paris’te bir araya gelen AB üye ülke İçişleri Bakanları, terörle mücadele kapsamında bazı alanlarda çalışmalara hız verme kararı almıştı.

Adalet ve İçişleri Konseyi Gayri Resmi toplantısının birinci günü sonrasında yapılan “Riga Ortak Açıklaması” başlıklı bildiride Bakanlar, Avrupa çapında terörle etkin mücadele kapsamında AB’nin adımlarını sıklaştıracağı alanlara ilişkin daha somut eylemleri sıralıyor.
Bu çerçevede AB’nin terörle mücadele stratejisindeki yeni gündemini:
Ø Ortak bir AB PNR uygulamasının oluşturulması,
Ø AB’ye giriş ve çıkışlara ilişkin etkin bilgi paylaşımının sağlanması,
Ø Ateşli silahların dolaşımına ilişkin verilerin daha etkin paylaşımı ve
Ø Radikalleşme ile mücadele kapsamında sosyal medyanın daha etkin takip edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması oluşturuyor.

Ortak açıklama ile netlik kazanan ve Adalet ve İçişleri Konseyi’nde görüşülen bu konuların, 12 Şubat 2015 tarihinde olağanüstü terör gündemi ile toplanacak AB Liderler Zirvesinde, üye ülke Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından da ele alınması ve karar bağlanması bekleniyor.

TERÖRLE MÜCADELEDE AB SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR

Terörle mücadele kapsamında önümüzdeki dönemde AB’nin atacağı adımların 4 alana yoğunlaştığını söylemek mümkün:

1-Ortak PNR Uygulaması

Tartışmalı alanların başında AB çapında kurulacak ortak PNR sistemi geliyor. PNR (Passanger Name Records – Havayolu Yolcu Kayıt Sistemi), yolcuların uçak rezervasyonları sırasında, havayolu şirketi tarafından toplanan bilgi ve verilerin tümü anlamına geliyor. Halihazırda birçok AB üye ülkesi ulusal PNR sistemine sahipken, mevzuat eksikliği AB çapında ortak bir PNR uygulamasının oluşturulmasına ve verilerin AB ve uluslararası çapta paylaşımına izin vermiyor. Bilindiği üzere ortak PNR uygulamasına geçişe ilişkin Komisyon tarafından hazırlanan tüzük taslağı, 2011 yılından bu yana, neredeyse 4 yıldır Parlamento’nun gündemindeydi. Avrupa Parlamentosu ise, PNR bilgisinin kişisel veri olduğu noktasından hareketle, kişisel verilerin korunmasına yönelik endişelerini sürekli olarak dile getirirken, söz konusu bilgilerin okyanus ötesinde paylaşımı bir yana, herhangi bir üye ülke ile paylaşımında bile mesafeli davranıyordu.

2- Schengen Sınır Yönetimi

Terörle mücadele kapsamında AB’nin atmaya hazırlandığı adımlar arasında tartışmalı bir diğer konu ise AB’ye giriş ve çıkışlara ilişkin alınacak yeni tedbirler. Başka bir deyişle Schengen Sınır Kodu ile bağlantılı, Avrupa sınır yönetimi. Avrupa çapında iç güvenliğin artırılması ve terörle daha etkin mücadele edilmesi için, Avrupa iç ve dış sınırlarının kontrolü konusu üzerinde hassasiyetle duruluyor. Bu çerçevede, hem AB üye ülke vatandaşlarının, hem de üçüncü ülke vatandaşlarının, AB üye ülke topraklarına giriş ve çıkışına ilişkin Schengen Sınır Kodu kurallarının değiştirilmesi ve sınır kontrollerine ilişkin verilerin devamlı ve daha sistemli halde tüm üye ülkelerle ve uluslararası örgütler ile paylaşılması gündemde.

3- Ateşli Silahların ve Patlayıcıların Dolaşımı

12 Şubat 2015 tarihinde olağanüstü terör gündemi ile bir araya gelecek AB üye ülke liderlerinin önüne gelecek bir diğer konu ise ateşli silahlar ve patlayıcıların dolaşımına ilişkin. AB Adalet ve İçişleri Bakanları, ateşli silahların ve patlayıcıların AB çapında dolaşımına ilişkin mevcut düzenlemelerin sıkılaştırılmasını ve konuya ilişkin bilgi ve verilerin etkin şekilde AB üye ülke makamları ve uluslararası güvenlik örgütleri ile paylaşımında ısrarcı.

4- Radikalleşme ve Sosyal Medya

AB üye ülke Adalet ve İçişleri Bakanları, her türlü radikal hareketle etkin mücadele edilmesi kapsamında, başta radikalleşmenin en hızlı ve en kolay şekilde yayıldığı internet konusunda da ileri adımların atılmasını talep ediyor. Bu çerçevede Adalet ve İçişleri Konseyi, internet endüstrisi ve özellikle sosyal medya platformları ile işbirliğinin geliştirilmesini ve Europol’ün sosyal medyadaki trafiği analizi ve takip rolünün artırılmasını istiyor.

Seyahat özgürlüğü kısıtlanmamalı

AB’nin terörle mücadele kapsamında almayı öngördüğü yeni tedbirlere ilişkin açıklamalarda bulunan İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan şunları söyledi: ikv1_vardan
Paris’te yaşanan saldırılar sonrasında, terörle daha etkin mücadele etmek isteyen AB’de iç ve dış sınırların güvenliğe ilişkin mevcut kuralların, ileriki dönemlerde daha sıkılaşacağını söylemek mümkün. Bu çerçevede ortak PNR uygulamasının oluşturulmasını ve Schengen sınır yönetiminde kuralların sertleşmesini bekleyebiliriz. Bu da Avrupa içi ve dışı seyahatlerde, AB üye ülke vatandaşları veya üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin kişisel verilerin toplanması, depolanması ve üye ülkeler arası paylaşımının önünü açacaktır.
Bu noktada, terörle mücadelenin gündemin üst sıralarına yerleştiği Avrupa’da yaşanan son gelişmelerin toplumsal paronoyaya dönüşmeden, seyahat özgürlüğü de dahil olmak üzere bireysel özgürlükleri kısıtlamaması gerektiğini vurgulamakta fayda görüyorum. Ortak PNR uygulaması veya AB’nin üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik vize politikasında alacağı muhtemel sıkılaştırılma tedbirleri, terör sorununa nihai çözüm olmayacağı gibi, terörle ilgisi bulunmayan, dürüst vatandaşların cezalandırılmasına sebebiyet verecek ve adil olmayan bir duruma yol açacaktır. Bu çerçevede temel hak ve özgürlüklerin savunucusu olduğu iddiasındaki AB’nin, aday ülke Türkiye’ye de bu alanda bolca yönelttiği ağır eleştirilere maruz kalabileceğini hatırlatmak isterim
”.

PNR verisi üzerinden çok ayrıntılı analizlerin yapılması mümkün

Konuya ilişkin İKV Genel Sekreter Yardımcısı ve Araştırma Müdürü Melih Özsöz ise şunları kaydetti: ikv2_ozsoz
Terörle mücadele kapsamında AB’nin atmaya hazırlandığı adımlar arasında en tartışmalı olanı, hiç şüphesiz ortak PNR uygulaması. Burada bir noktanın altını çizmekte fayda var: Türkiye’de daha çok “rezervasyon bilgisi” olarak bilinen PNR, aslında yolcuların uçak rezervasyonları sırasında, havayolu şirketi tarafından toplanan bilgi ve verilerin tümü anlamına geliyor. Bu bilgiler arasında yolcunun iletişim bilgilerinden, kredi kartı bilgilerine; yolculuğa ilişkin uçuş bilgilerinden koltuk seçimine, bagaj sayısına veya birlikte seyahat edeceği kişilerine bilgilerine kadar çok geniş yelpazede veriler bulunuyor. Hatta PNR bilgisi üzerinden, kişi herhangi bir sık uçan yolcu programı ya da müşteri sadakat programı üyeliği çerçevesinde rezervasyonunu yaptırmış ise, geçmişteki diğer seyahatlerine ilişkin dökümü ve yolculuk sırasında tercih ettiği menüye ulaşmak bile mümkün. Dolayısıyla toplanan PNR bilgileri üzerinden detaylı analizlerin yapılması halinde, yolcuya ilişkin ayrıntılı profillerin ve kişisel verilerin çıkartılması söz konusu. Burada kritik olan ise söz konusu verilerin paylaşımı. Bu veriler diğer üye ülke makamları veya Interpol, Europol, Frontex gibi uluslararası örgütler ile paylaşılması halinde, yolculuk yapan her sıradan kişi, bir yerde potansiyel suçlu muamelesi görebilir”.

Söz konusu önlemlerin, Avrupa’ya seyahat etmek isteyen Türk vatandaşlarına olan muhtemel etkileri ile ilgili olarak ise Özsöz şunları söyledi:
Ortak PNR uygulaması veya Schengen sınır yönetimi kurallarında gerçekleşmesi muhtemel bir sıkılaştırma, tüm üçüncü ülke vatandaşları gibi, 1980’li yıllardan bu yana AB üye ülke topraklarına girişte zorunlu vize uygulamasına tabi olan Türk vatandaşlarını da yakından ilgilendirmekte. Hiç şüphesiz muhtemel bir ortak PNR uygulaması, Schengen Bilgi Sistemi (Schengen Information System-SIS), İkinci Nesil Schengen Bilgi Sistemi (SIS II) veya Eylül 2014 tarihi itibariyle Türkiye’nin de dahil olduğu Vize Bilgi Sistemi (Visa Information SystemVIS) ile eşgüdümlü olarak çalışacak ve birbirini destekleyeceklerdir. Burada sınır yönetimi, yasadışı göç ile mücadele, güvenlik, terörle mücadele gibi konuların iç içe geçtiğine tanık olacağız. Her türlü verinin paylaşımı ise bambaşka bir boyut. Dolayısıyla AB’nin özgürlükler ile güvenlik arasındaki dengeyi iyi kurması kritik öneme sahip.
Kritik öneme sahip bir diğer konu ise, Aralık 2013 tarihinden bu yana Türkiye ile AB arasında yürürlükte olan vize serbestliği diyaloğu. Unutmayalım ki Türkiye ve AB, ilişkilerde yıllardır en sorunlu alanlardan biri olan vize konusunda önemli bir adım attı. Alınacak yeni tedbirlerin bu sürece de hiçbir şekilde zarar getirmemesi gerekir
”.

*

2014 YILINDA AB’NİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER NOTU “C” OLDU
turkey

AB’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (European Council on Foreign Relations-ECFR), her yıl AB’nin ve üye devletlerinin önemli dış politika konularındaki performanslarını ölçtüğü Avrupa Dış Politika Karnesi (European Foreign Policy Scorecard) başlıklı raporunun bu yılki sayısını 29 Ocak 2015 tarihinde açıkladı. Raporda, AB kurumlarının ve 28 Üye Devletin Rusya, ABD, Geniş Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Asya ve Çin ile Çoktaraflı konular olmak üzere 6 kilit coğrafya veya aktör eksenindeki 2014 yılı performansı 65 alt politika alanında değerlendiriliyor.

Rapora göre, 2014 yılı AB’nin kendisini krizlerle çevrili bir ortamda bulduğu bir yıl oldu. Doğuda, Kırım Rusya tarafından ilhak edilip, Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar derinleşirken, güneyde terör örgütü IŞİD Suriye’de ve kuzey Irak’ta büyük kazanımlar elde etti. Rapora göre, 2014 yılında AB’nin ele alması gereken en önemli konu, Rusya’ya karşı dik bir duruş sergileyebilmekti.

AB’nin Türkiye’ye yönelik politikasının dört alt başlıkta değerlendirildiği European Foreign Policy Scorecard 2015’te AB’nin, 2014 yılında Türkiye ile ilişkiler konusunda aldığı not geçtiğimiz yıl olduğu gibi “C” oldu.

2014 yılının AB’nin Türkiye ile ilişkileri bakımından çalkantılı geçtiği belirtildiği rapora göre, “Üye Devletler, Ankara’nın demokratik olmayan eğilimleri konusunda duydukları endişede birleşmelerine karşılık kendilerini durumun nasıl ele alınması gerektiği konusunda ayrılığa düşmüş ve (Türkiye üzerinde) kısıtlı etkiye sahip bir konumda buldular”. AB üye devletleri Suriye krizi bağlamında özellikle rejim değişikliği konusunda Türkiye’ye yönelik yaklaşımlarında da uzlaşamadı. Sığınmacı krizinin ele alınması ve Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen yabancı savaşçılar sorununa çözüm bulunması konusunda ilerleme sağlansa da bu her iki tarafın ihtiyaçlarına cevap vermekten uzaktı.

Türkiye ile ikili ilişkiler alt başlığında AB, geçtiğimiz yıl aldığı “C+” notunu bu yıl da korurken, raporda, blokajlar nedeniyle katılım müzakerelerinin içerisinde bulunduğu durağanlığa rağmen, 17’nci faslın açılması ve 23 ve 24’üncü fasıllar üzerindeki blokajın kalkmasının gündeme gelebileceği kaydedildi. Raporda, vize serbestîsi diyaloğunun başlatılması ve Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle ilişkilerin ivme kazandığı belirtildi.

Türkiye’de hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları konusunda AB, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da “C -“ notuna layık görüldü. Bu konuda, raporda, AB üye devletlerinin Türkiye’de demokrasideki eksikliklere ilişkin duyduğu endişede birleştiğini, buna karşılık durumun ele alınması konusunda açık şekilde ayrılığa düştüğü ve bu nedenle de durumu etkileme gücünün oldukça sınırlı kaldığı tespitine yer verildi. Rapora göre, Fransa gibi bazı Üye Devletler, 23’üncü ve 24’üncü fasılların açılmasını tavsiye ederken, Hollanda gibi bazı diğerleri katılım sürecinin gözden geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

Türkiye ile Kıbrıs meselesi bağlamında ilişkiler konusunda, AB’nin notu 2014 yılında da “C -“ oldu. BM arabuluculuğunda Şubat 2014’te yeniden başlayan müzakerelerin, 2014 sonbaharında tekrar çıkmaza girdiği belirtilerek, Kıbrıs meselesinin AB’nin Türkiye’ye yönelik politikasını zedelemeyi sürdürdüğü belirtildi. Rapora göre, müzakerelerin çıkmaza girmesi, AB’nin Türkiye üzerindeki etkisine zarar vermekle kalmayıp, Türkiye’nin AB dış ve güvenlik politikası mekanizmalarına tam katılım sağlayamaması gibi jeostratejik açıdan önemli etkilere yol açıyor.

Türkiye ile bölgesel konularda ilişkiler konusunda AB, geçtiğimiz yıl aldığı “C+” notunu bu yıl da korurken raporda, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini ele alış biçiminin AB’den oldukça farklı olduğu ve AB ile Suriye konusundaki ayrıkların sürdüğü belirtildi. Doğuda ve güneyde krizlerle karşı karşıya olan Türkiye ve AB’nin yeterli düzeyde işbirliği yapmadığı kaydedilen raporda, AB’nin Türkiye ile yeterli istişarede bulunmadığı, bunun karşısında da Türkiye’nin AB’nin dış politika pozisyonlarından çoğuna uyum sağlamadığı kaydedildi.

AB’nin Türkiye ile Kıbrıs meselesi bağlamındaki ilişkiler ve Türkiye’de hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları konularındaki performansı, raporda 2014 yılında en kötü performansa sahip olduğu 10 dış politika konusundan ikisi oldu.
European Foreign Policy Scorecard 2015 raporunun tam metni. İktisadi Kalkınma Vakfı.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: