Asker sokağa indi…


Siyasî «Sağduyu» sonucu!!

troops_paris_france

«Kötü niyetli» hareket edersek; bugün Fransa ve Belçika’da resmen ilân edilmese de uygulanan «olağanüstü hâl» ve sokaklarda görevlendirilen komandolara bakarak «etme bulma dünyası» da diyebiliriz; «dün banaydı, bugün sana, oh olsun, beter olun» bedduasını da okuyabiliriz. Ama çıkıp da ortaya; Belçika Başbakanı gibi «Sağduyu sonucu» dememizi kimse bizden beklemesin! Başkalarına «çuvaldız» sokarken, «iğne» şimdi eline batınca mı aklın başına geldi? diye de sorarız!! Zira, insanlık suçu işleyenler kol geziyorlarsa hâlâ, hepiniz sorumlusunuz !

Cela me paraît être du bon sens!

***

Türk’ün tarihinde siyasî suikastler, saray cinayetleri hiç de az değildir !
Avrupa ve ABD’nin tarihinde olduğu gibi…
Katliamlar da…

Göz yumulan, tedbir alınmadığı için meydana gelen ölümler, bile bile askerlerini ölüme göndermeler veya «Barış Ortamı» tesis etsinler diye yolladıkları birliklerinin birbirlerine düşman tarafların işledikleri cinayetlere, tecavüzlere ve çocukları da kapsamına alan vahşetlerine müdahale etmeleri gerekirken «bitaraf» kaldıkları dahi hafızalardaki tazeliğini korumaktadır.
Bosna, Ruanda ve sömürgeleri olan diğer Afrika ülkelerinde izledikleri «İnsanlık Dışı» politikalar bugün bile gerektiğinde sert eleştiri konusu yapılıyor.
Her devletin «dolapları»nda cesetler mevcuttur.
Örtülü cinayet ve ölümle sonuçlanan suikastler de cabası…

Seninkisi, benimkisi

Değerli Yazarımız Erol Erdoğmuş’un makalesinde yazdığı gibi; benimki dört dörtlük, seninki tam bir rezalet, mantığı süregeldikçe, hani o adından sıkça bahsettiğimiz «ortak insanlık değerleri»nden zaman gelecek geriye hiç bir şey kalmayacak, gibi «kehanetler» de bulunmak bile mümkün!

Yakup Yurt yarım asır öncesi ile bugünün yaşam koşullarının kıyaslamasını ne güzel yapmış !
Bizzat yaşamış bir kişi sıfatıyla;

Kavramların içi boşaldı, insanlar birbirini dinlemiyor, anlamıyor, bağnazlık öldürücü boyutlarda. Herkes kendi havasında! Koşullar ve dengeler değişti… Eskiden kutsal saydığımız birçok değerin yerinde yeller esiyor…

Peki ne açtı bu «Gerileme Süreci»nin kapısını, sonuna kadar?
Herkesin, her ideolojinin, her siyasetçinin, her insan hakları örgütünün ve sade vatandaşın kendine göre bir «müsebbibi» vardır.
Tüketim toplumu koşullarından başlayıp, cehaletin artmasıyla devam edip, haklı olarak sadece ve sadece para kazanmayı düşünen patronları suçlamaya kadar uzanan bir dizi «suçlu»yu parmakla göstermek mümkün…
Polis merkezlerinde, aynalı camın arkasındaki «Tanık»ın, aralarına sivil polisler de serpilmiş «Suçlular Mangası»ndaki birini, yakasına iliştirilmiş numarasını okuyarak tehşis etmesi gibi; İşte budur insanlığa kıyan…

Reklâmlarda bile; «en iyisi» benim ürünüm…
Benim «terörist»im, senin «terörist»in…
Benim «değerlerim», senin « bize uymayan değerlerin»
Benim «özgürlük ortamım», senin «özgürlüklerden yoksun ortamın»
Uzayıp, giden bir listedir bu…

İşine gelen, bu tür «kıyaslamalar»a başvurup, saldırıya veya savunmaya geçer.
Ticarî ve ekonomik uluslar arası ilişkilerde bile «İnsanca Yaşam Kıstasları» üzerinden pazarlık yapılmıyor mu?

Adam çıkmış, haklı olarak İsrail yöneticilerine veryansın ediyor, yanıbaşında İsrail ile can ciğer bir ülkenin devlet başkanı…
Topraklarında özgürlükler çiğneniyor, muhalifler hapse tıkılıyor…
İkisinin de umurunda mı?
Doldur «petrol»ü, bas «gaz»a, ilişkilerimizin «hız»ını yükseltelim, «ötekiler»i ez geç, gitsin. !

Arap ülkelerini eleştiren bir söz duydunuz mu, dudakları arasından dökülen?
Hamas «teröristler»i, işgâlcilere karşı birer kahraman direnişçi; insan gibi yaşamak isteyen kürtlerin «teröristler»i, kan içen, çocuk katili canavarlar…

Dışişleri Bakanlığı mensup ve yakınlarını şehit eden Asala teröristleri tarihin intikamını alıyorlar, Hz.Muhammed’e hakaret eden Müslüman teröristler masum insanları katlediyorlar!
70-80’li yıllarda Ermeni teröristlerin kan döktükleri herhangi bir ülkede sokağa inip; ‘Hepimiz Mehmet Baydar’ız..(ABD) – Hepimiz İsmail Erez’iz (Paris) – ‘Hepimiz Dursun Aksoy’uz (Brüksel) – Hepimiz ‘Haluk Sipahioğlu’yuz (Atina)’ veya diğer 40’ı aşkın, teröristlerin kurşunlarına hedef olanların adını pankartlara yazıp sokaklara inen, amerikan, fransız, belçikalı vd vatandaş gördünüz mü? Türkiye’nin «suçlandığı» olaylarda mangalda kül bırakmayan, bildiri üzerine bildiri, rapor üzerine rapor yayımlayan Türk ve yabancı insan hakları kuruluşunun bir açıklama yaptığına şahit oldunuz mu?
O günleri yaşayan biri olarak ben görmedim, duymadım…
Hepsi «3 Maymun»u oynadılar?
Niçin?
Bunun için para alıyorlar da , sübvansiyonları kesilmesin diye…
Veya siyaseten…

Türkiye, 70-80-90’lı yıllarda bas bas bağırdı, uluslar arası kuruluşların (üyesi olduğu) tutanaklarına kayıt düştürdü; ! ‘bugün beni hedef alan bu belâ, yarın sizleri de vuracaktır, gelin bu katilleri desteklemekten vazgeçin, yılan sizi sokmadan başını ezin!’ uyarısını yaptı mı, yoksa ben mi düş görüyorum?

Bugün, Fransa ve Belçika gibi devletlerin okullarında «Ermeni Soykırımı»nı ödevlerinde reddettiklerincen dolayı «inkârcı suçu»ndan Türkiye çıkışlı veya geldikleri ülke doğumlu çocuklar okullarından atılmıyor mu?
İyi de be adam, nerede kaldı senin ifade özgürlüğü anlayışın, karşı tez savunma hakkın?

Asker sokağa indi

Yine benim gibi yakın tarihi gün be gün yaşayanlar anımsarlar; Türkiye teröre karşı mücadelede haklı veya haksız politikalar sonucu askeri sokağa indiren olağanüstü hâl uygulamalarına başvururken, Dünyanın «en iler demokrasi ve özgürlükler»in hüküm sürdüğüne inanılan ülkeler, uluslar arası kuruluşlar, örgütler kıyameti kopartmıyorlar mıydı?
Aktif muhabirlik görevim boyunca bu konuda az mı karar metni, rapor tercüme edip, haber yaptım!

«Kötü niyetli» hareket edersek; bugün Fransa ve Belçika’da resmen ilân edilmese de uygulanan «olağanüstü hal» ve sokaklarda görevlendirilen komandolara bakarak «etme bulma dünyası arkadaşım» da diyebiliriz; «dün banaydı, bugün sana, oh olsun, beter olun» bedduasını da okuyabiliriz.
Ama çıkıp da ortaya; Belçika Başbakanı gibi «Sağduyu sonucu» dememiz mümkün değildir. Başkalarına «çuvaldız» sokarken, «iğne» şimdi eline batınca mı aklın başına geldi? diye de sorarız!!

İnsanlığa karşı, kendileri açısından «geçerli» hareket noktalarından yola çıkıp, insanlık suçu işleyenler hâlâ varsa, hepiniz sorumlusunuz !
Oturup, dürüstçe ve vicdanen (varsa, biraz kalmışsa elbette) önce ‘geçmişte nerede hata yaptık, bugün düzeltmemiz gerekenler nelerdir?’ sorularına yanıtlar aramakla başlayın işe.

Belçika’da sokağa indirilen asker ne diyor?
«Bizler savaş ortam ve koşulllarına karşı eğitildik. Bizim gibi ülkelerde teröristlerle mücadele etmek için değil, kimin kim olduğu alnında yazmıyor ki, ateş edip, günâhsız ve suçsuz birini öldürürsek, hesabını kim verecek
Ruanda’da Belçikalı komandolara «ateş etmeyin» emri veren ve kendilerini savunamadıkları için vahşilerce öldürülmelerine yol açan siyasetçiler cezalandırıldılar mı?
Cezalandırılan komutanları olmadı mı?

Merak etmeyin hiç, bu kez de (Tanrı korusun) çadorlu, çarşaflı bir türk veya kuzey afrikalı hamile kadını, cellabalı, göbekli bir siyahî tenli erkeği «canlı bomba» kuşkusu ile öldürenler için de bir «günâh keçisi» bulunur, diğerleri tereyağından kıl çeker gibi, kendilerini kurtaracak bir yol bulurlar !

Böyle gelmiş, böyle gidecektir…

Nusret Özgül

Brüksel, 17 Ocak 2015

*

Konuya ilişkin diğer yazılar:

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: