Karşılıklı Sert Çıkışlar…


Vatandaş kime inansın?

şaşkın_vatandaş1

© photocredit

I no longer talk to Obama

***

Bu gidişin kazananı olmaz!

Filistin Yönetiminin Gazze trajedisinin kurbanları için dün ilan ettiği üç günlük ‘Milli Yas’a Türkiye, devleti ve halkıyla ortak olmaktadır. Bu vesileyle Filistin halkına bir kez daha başsağlığı, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, binlerce yaralıya acil şifa diliyorum.

Filistin halkının, kadın ve çocuk gözetilmeden maruz kaldığı eziyet ve katliam, Türkiye ve dünya halklarının vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir.

Temennimiz yaşanan acının bir an önce durması ve tekrarlanmamasıdır. Ancak, bugün yaşanan olaylar, şu gerçeği unutturmamalıdır: Filistin halkı altmış yılı aşkın bir süredir işgal ve baskı altındadır. Kurbanların sayısı onbinleri bulmuştur. İsrail Hükümetinin son saldırısı, geçmişteki birçok acımasız saldırının son halkasıdır. İsrail Hükümetinin sorumsuz ve umursamaz tutumu, ne yazık ki bu saldırının ilk olmadığı gibi, son da olmayabileceğini göstermektedir.

Filistin halkının korunması ve özgürlüğü kalıcı biçimde sağlanmadıkça ve İsrail işgali geri dönülemez biçimde sona ermedikçe benzer insani trajedilerin yaşanmaya devam edeceği açıktır.

Dolayısıyla, ilgili tarafları bir yandan Gazze’de acilen ateşkes sağlamaya çalışırken, diğer yandan kalıcı ve adil bir barış için yeniden ciddi ve kapsamlı bir girişim başlatmaya çağırıyorum.

Aksi takdirde, bu gidişten herkes zarar görmeye devam edecektir. Hep söylediğim gibi, böyle bir gidişin kazananı olmayacaktır. Dünyada barış ve istikrar bundan etkilenmeye devam edecektir. Halklar arasındaki kin ve nefret tohumları büyüyecektir.

İlgili devletleri ve uluslararası teşkilatları kısa vadeli, dar çıkar hesaplarından bir süre için sıyrılmaya, diplomasiyi, diyalogu ve siyasi mekanizmaları, gecikmeksizin ve samimiyetle, herkes için barış ve güvenlik yolunda harekete geçirmeye bir kez daha davet ediyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

*

Türkiye’ye İsrail için artık nöbet tutturamazsınız.

İsrail, tarihte örneği görülmemiş bir şımarıklık içinde maalesef çok büyük rahatlık içinde tarihin asla unutmayacağı katliamlarından birini daha yapıyor. İsrail, 1948’de Deir Yasin’de başlattığı katliamlara periyodik olarak sistemli şekilde devam ediyor.1982’de Sabra ve Şatilla’da, 1990 ve 1996’da Kudüs’te, 2002’de Cenin’de 2009’da Gazze’de pek çok katliam gerçekleştiren İsrail kana doymuyor. 1948’de yapılan o ilk katliam dünyadan ve İslam coğrafyasından gereken tepkiyi almayınca İsrail her yıl katliamlarına yenisini ekledi. Dünya susuyor, tepkisiz kalıyor, korkuyor ve hatta destek açıklamaları yapıyor bunu gören İsrail Filistin’i adım adım işgal etmeyi ve Filistinlileri de tek tek öldürmeyi sürdürüyor.

Şu anda şehit sayısı 600’e yaklaştı. Buna rağmen BM’den, batılı ülkelerden ve İslam ülkelerinin çoğunluğundan İsrail’in şımarıklığına, hukuksuzluğuna ve vahşetine yönelik ciddi bir tepki gelmiyor. Dünya, çocukların ölümünü sadece seyrediyor. Dünya, kumsallarda oynayan çocukların ölümüne, hastanelere, ibadethanelere yapılan saldırılara sadece seyirci kalıyor. Devletler, bu insanlık dışı, bu barbarca katliama seyirci kalırken, Allah’a hamdolsun, halklar sokaklara çıkıyor. Devletlerinin engellemesine rağmen tepkilerini mertçe, yiğitçe ortaya koyuyorlar. Buradan, Gazze için eylem yapan Londra’yı, Paris’i, Brüksel’i, Belgrad’ı, Kopenhag’ı Berlin’i tebrik ediyor, insanlık için ayağa kalkanları selamlıyorum. Ürdün, Lübnan, Güney Afrika, Şili, Venezuela, Pakistan ve diğer tüm ülke halklarına, Gazze için yüreklerini ortaya koydukları için teşekkür ediyor, hepsini yürekten kutluyorum. İnşallah halkların, insanların bu hassasiyeti, bu yürekli duruşu devletlerini de dize getirecek, devletlerinin de insani, vicdani bir tutum sergilemesini sağlayacaktır.

Bölgede, İsrail’in insanlık dışı, barbarca katliamlarına, cesaretle sesini çıkarabilen iki ülkeden biri Mısır’dı. Halkın oyları ile işbaşına gelen Mursi’nin ilk icraatlarından biri Gazze’ye insani yardım götürülmesi için hayati önemde olan Refah sınır kapısını açmak oldu. Mursi 1 yıllık iktidarı boyunca Filistin davasının yanında durdu, İsrail’e karşı tek başına hakkı savundu.

Muhammed Mursi’nin bu dik duruşu, bu onurlu duruşu, bu omurgalı duruşu, elbette birilerini rahatsız etti. Tahrir gösterileri dediler, özgürlük dediler, Mısır’da askeri darbe yaptılar, Mursi hükümetini devirdiler, binlerce masumu katlettiler, başta Mursi olmak üzere binlerce masumu hapse attılar ve bunlardan da ciddi bir kısmını idama mahkum ettiler. Dikkatinizi çekiyorum, darbecilerin ilk yaptığı iş, Gazze’ye giden Refah kapısını kapatmak oldu. Mısır’da demokrasiye yönelik darbe olduğu halde, binerce masum öldürüldüğü halde batı dünyasından kimse çıkıp da bu darbeye darbe diyemedi, bu darbeyi kınayamadı. Şu anda bütün bölge ülkeleri ile bütün batı devletleri ile birlikte işte Mısır da Gazze’deki çocuk katliamını sadece seyrediyor. Darbe yönetiminin çünkü karakteri budur.

Bölgede, Mısır’la birlikte Filistin davasına sahip çıkan diğer ülke Türkiye. Türkiye’nin Filistin davasının yanında durması, Türkiye’nin İsrail’e hukuku hatırlatması, Türkiye’nin zalimin değil mazlumun yanında dimdik, onurlu, şerefli, omurgalı durması, birilerini rahatsız etti.
Önce Gezi olayları dediler, sokak hareketleri üzerinden hükümeti devirmeyi hedeflediler ama başaramadılar. Mısır’da uyguladıkları senaryo, hamdolsun Türkiye’de tutmadı. Sokak eylemleri ile deviremedikleri hükümeti, maşaları olan Pensilvanya’yı kullanarak yargı darbesi ile devirmek istediler, bunu da başaramadılar. Türkiye’yi susturamadılar. Türkiye’yi sindiremediler ve sindirtemediler. Şu anda cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden bir başka senaryoyu deniyorlar. Çatı aday diyorlar, ortak aday diyorlar. Kardeşim, bunların hepsi yalan. Gezi’de başaramadıklarını, 17 ve 25 Aralık’ta, 30 Mart’ta başaramadıklarını, şimdi 10 Ağustos’ta başarmaya çalışıyorlar. İsrail zulmüne ses çıkarmayacak, Gazze için sesini yükseltmeyecek, dengeleri gözetecek, sessiz, tepkisiz bir cumhurbaşkanı ile Türkiye’yi susturmak, sindirmek istiyorlar. Türkiye’nin de İsrail için nöbet tutmasını istiyorlar. Proje bu. Türkiye’nin de İsrail için konforlu rakip olmasını istiyorlar. Ama bunların hesaba katmadıkları bir nokta var, Türkiye, o eski Türkiye değil. Türkiye’ye gündem dayatamazsınız, Türkiye’nin gündemini belirleyemezsiniz. Türkiye’ye artık zalimler için, zalim ve terörist devletler için nöbet tutturamazsınız. Türkiye’ye o eski günlerde olduğu gibi parmak sallayarak istikamet çizemezsiniz. Bu Türkiye, yeni Türkiye’dir, tam bağımsız Türkiye’dir. Ne içerideki işbirlikçilere ne dışarıdaki mütekebbirlere boyun eğecek bir Türkiye yok.
Türkiye sussun, Türkiye görmesin, duymasın, Türkiye hizada dursun istiyorlar.

İsrail Nisan 2002’de Cenin mülteci kampında 21. yüzyılın ilk toplu kıyımını gerçekleştirdi. Cenin kenti ablukaya alındı, 14 bin insanın yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşadığı Cenin günlerce İsrail füzelerinin hedefi oldu.
O günlerde Türkiye’de çok enteresan bir şey oldu. Merhum Bülent Ecevit, partisinin grup toplantısında bu insanlık dışı eyleme, bu vahşete, bu barbarlığa tepki koydu ve İsrail’in yaptığını soykırım olarak niteledi. Sonra ne oldu, biliyor musunuz? Başta İsrail olmak üzere tüm egemen güçler, içerideki işbirlikçileri ile birlikte merhum Bülent Ecevit’e karşı toplu halde saldırı başlattılar. ‘Sen, nasıl soykırım dersin?’ Öyle dediler. Maalesef merhum Bülent Ecevit, 15 günde tam 4 kez özür diledi, sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyledi. İşte böyle bir Türkiye istiyorlar, Türkiye sussun, Türkiye görmesin, duymasın, Türkiye hizada dursun istiyorlar. Kardeşlerim, biz bugün varız, yarın olmayacağız ama ben istiyorum ki biz olsak da olmasak da artık bu milletin iradesi, bu ülkenin istiklali, hiçkimsenin, hiçbir ülke ve odağın ipoteği altına alınmasın.

İşte şu anda da bu yapılıyor. İsrail’den, Batı’dan çok içerideki medya, içerideki ihanet şebekeleri bizim üzerimize geliyor. Gazze katliamını örtmek, perdelemek için her gün alçakça iftiralar atılıyor.
Neymiş? ‘Türkiye İsrail’e jet yakıtı satıyormuş.’ Dürüst olun, dürüst. Zaten çıkınınızda tek şey var, yalan, iftira, takiye. Siz busunuz. Enerji Bakanım kaç kez açıkladı, böyle bir şey söz konusu değil. Ama bunlar öyle ciddi anlamda yalanı meslek edinmişler ki düşünün buraya İsrail’in uçağı gelir ve havalimanından kendi yakıtını alır. Bu her ulus için, gittiği ülkelerde orada bakımını yaptırır, yakıtını alır ve ondan sonra yoluna devam eder. Eğer bunu İsrail’e jet yakıtı vermek olarak takdim ediyorsanız, buna söyleyecek bir şeyim yok. Aynı şekilde her hafta bizim 40’ı aşkın uçağımızda Tel Aviv’e gidiyor ve onlar da oralardan yakıtını alıyor. Bu uçaklar gidip gelmesin mi, bunları mı kaldıralım? Duygularla konuşacağımız noktada değiliz. Akılla, ilimle, tecrübeyle konuşmak durumundayız. Öyle anlar olur ki buna da tevessül edersiniz. Karşılıklı uçaklarda gitmeyebilir. Gerek bizim vatandaşlarımız, gerek Filistinli vatandaşlar, onlar diyelim ki Filistin’den çıkıp bu tarafa gelecekleri zaman işte bu uçaklarla geliyorlar, bizim uçaklarımızla geliyorlar. Bunlar konuşurken bunları düşünerek konuşmuyorlar. Sadece acaba nereden köşeye sıkıştırabiliriz, buna bakıyorlar. Arkadaşlar duyguların egemen olduğu bir dünyada değil, aklın, ilmin, tecrübenin, deneyimin egemen olması gereken bir dünyada yaşıyoruz. Çıkmış Kılıçdaroğlu ne diyor? Kürecik’teki radar İsrail’e bilgi veriyormuş, vay gafil, bu ne cehalet. Omurgalı olun, omurgalı. Şerefli olun, şerefli. Ecdadınız gibi dik durun, dik durmayı öğrenin. Kürecik’teki radar Kahramanmaraş’ta. Bunların hepsi NATO’nun. NATO üyesi olmamız hasebiyle talebimiz üzerine bizim savunmamızda kullanılmak üzere buralara getirilmiş olan radarlardır ve füzelerdir. Bunu bilmeyecek kadar cahil. Böyle yalan, iftira ile bu olur mu? Kaldı ki İsrail’in böyle bir şeye zaten ihtiyacı yok. Çünkü onun haber alma kaynakları çok daha farklı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Tamamı.

*

Yaptırım uygula, destek olalım!

Fikri sorulmayan bir ülke var, Türkiye. Dikkate alınmayan bir ülke var Türkiye. Ortadoğu’da, dünyada yalnızlaşan bir Türkiye var. Ben bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Böyle bir Türkiye’yi arzu ediyorsanız, adresiniz belli, gidin AKP’ye oy verin. ‘Hayır Türkiye dünyada yalnızlaşmamalı, bölgesinde güçlü olmalı, sözü dinlenmeli’ diyorsanız, Türkiye’nin bu hükümetten kurtulması gerekiyor.

Dış politikada, bir satranç oyuncusunun ustalığı ile hareket edersiniz. Her söylediğinizi önceden tartarsınız. Yankıları ne olur, size karşı tepkileri ne olur, bunu değerlendirirsiniz, sonra konuşursunuz. Hamaset edebiyatı dış politikada olmaz. Dış politikayı iç politikanın malzemesi haline, tarihe bakın diktatörler getirir. Yeni düşmanlar yaratır. İçeride ve dışarıda düşman yaratırlar. Bunu tarihe baktığınızda görebilirsiniz. Benzer tabloyu şimdi Türkiye yaşıyor.

Türkiye bu konuda bir şeyler yapıyor mu? İktidar sadece konuşuyor. O kadar çok konuşuyor ki neredeyse herkes suçlu bir tek iktidar haklı. Kardeşim, madem konuşuyorsun, eyvallah konuş; peki ne yapıyorsun? Bir cümle istiyorum ben. İsrail ile ilgili ine yaptın sen? Madem Gazze’yi eleştiriyorsunuz, ne yaptın sen? ‘Efendim üç günlük yas ilan ettik…’ Güzel… Şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum: Orada Türkmenler vardı, öldürüldü. Hiç aklına yas ilan etmek geldi mi gelmedi.

Zaten yastayız, zaten üzülüyoruz. Çocuklar öldürülür de orantısız güç kullanılır da üzülmez miyiz? Üzülürüz. Türkiye bunun neresinde? Türkiye’nin Ortadoğu’da bir ağırlığı var mı?

BM Genel Sekreteri gelecek Ortadoğu’ya. Pek çok ülkeyi gezecek, taraflarla konuşacak. Türkiye hesapta yok. Niye yok? Çünkü Türkiye’nin bölgede ağırlığı kalmadı. Suriye’de mi Irak’ta mı İran’da mı? Bir Katar’da bir Suudi Arabistan’da… Başka bir yerde Türkiye’nin sözü dinlenmiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca dış politikada edindiğimiz bütün itibarı sıfırladınız.

Mahmut Abbas, Türkiye’ye davet edildi. Mahmut Abbas’ın yaptığı açıklama çok önemli. Mahmut Abbas, ‘Bu olaylar gerçekleştikten sonra biz tüm dünya ülkeleri ile bu ateşkesin sağlanması için çabalarımızı devam ettiriyoruz. Aynı şekilde Batı Şeria’da sürekli bir şekilde Filistinli gençlerle İsrailliler arasında çatışmalar meydana gelmektedir. Tabii ki bizim talebimiz üzerine, Mısırlı kardeşlerimiz de girişimde bulundular. Bunun temel amacı ateşkesin sağlanmasını amaçlamak. Bu esasen 2012 yılındaki anlaşmaya tıpatıp benzemektedir. İsrail tarafı bunu kabul etti. Bizim de kabul etmemiz gerekiyor ki İsrail tarafını sıkıntıya sokalım’ dedi. Çok açık ve net. ‘Mısır’a gittik söyledik, (Araya gir, ateşkesi sağla.) Mısır araya girdi, 2012’nin koşullarını İsrail kabul etti. Dolayısıyla bizim de bunu kabul etmemiz lazım. Kabul edersek İsrail sıkıntıya girecek, ateşkes sağlanacak.’ Çok net ve açık.

Bunu niye söylüyor? Mısır Dişişleri Bakanı’nın yaptığı bir açıklama var. ‘Ateşkesi sağlayacağız, Türkiye ve Katar engel oluyor.’ Mahmut Abbas da diplomatik bir dille bunu söylüyor. Şimdi soruyorum: Katar’la beraber hangi haltları işliyorsunuz siz? Ölen her çocuğun sorumlususunuz siz. Mahmut Abbas gayet açık ve net söylüyor. Bunu kabul etmemiz lazım.

Fikri sorulmayan bir ülke var, Türkiye. Dikkate alınmayan bir ülke var, Türkiye. Ortadoğu’da, dünyada yalnızlaşan bir Türkiye var. Ben bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Böyle bir Türkiye’yi arzu ediyorsanız, adresiniz belli, gidin AKP’ye oy verin. ‘Hayır Türkiye dünyada yalnızlaşmamalı, bölgesinde güçlü olmalı, sözü dinlenmeli’ diyorsanız, Türkiye’nin bu hükümetten kurtulması gerekiyor. Ortadoğu bataklığından Türkiye’nin kurtulması gerekiyor.

Konuşuyor… Sabah, öğle, akşam. Peki ne yapıyorsun? Hiçbir şey. Niye konuşuyorsun? Dış politika konuşmakla çözülmez. Eğer dış politikada gereğini yapmıyorsanız, o sadece dedikodudan ibaret olur. Geldiğimiz nokta budur.

Ortadoğu’da akan kanın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu ikilisidir. Dünya İslam Bilginleri Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi İstanbul’da bir toplantı yaptı. Erdoğan da katıldı o toplantıya. Yaptığı konuşmaya bakın. Ortadoğu’daki örgütleri anlatıyor, ‘Bu örgütler, gidip Müslüman kardeşlerini katlediyorlar. Akan kan, Müslüman kanıdır. Kan akıtan yine Müslümandır.’ diyor. Doğru mu doğru. Dün Genel Başkan Yardımcımız Bülent Tezcan bir dosyanın kapağını araladı. El-Kaide ve IŞİD’e giden silahlar. Diyorlar ki ‘Biz oraya ilaç gönderiyoruz. İnsani yardım malzemesi gönderiyoruz. Onun için çok gizli gönderiyoruz. Kimse görmesin istiyoruz.’ Giden, insani yardım malzemesi değil, füzeler, silahlar. El-Kaide’ye ve IŞİD’e gidiyor. Ne diyor, ‘Müslüman Müslümanı öldürüyor’ diyor. Öldüren sensin. Onun eline silah veren sensin. Utanmadan böyle konuşan da sensin.

Böyle bir tablo olablir mi? Silah gönderiyorsun. Adana MİT Bölge Başkanı’nın haberi yok. TIR’ları yüklemişsin götürüyorsun. Bir değil bir kaç sefer götürüyorsun. Ramazan ayındayız. Bütün vatandaşlarıma söylüyorum: İslam dünyasında neden kan akıyor? Neden insanlar birbirlerini gırtlaklıyorlar? Eğer bu dış politika ile gidersin tablo kaçınılmazdır. Yarın onun faturası bu millete kesilecek. Bu tablodan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Yarın sandığa gideceğiz. Ya felakete ortak olacağız ya da Türkiye’nin refahı için çalışacağız. Ya Ortadoğu bataklığına sürükleneceğiz ya da Ortadoğu bataklığından çıkacağız. Herkes elini vicdanına koyup sandığa öyle gitsin..

Gazze’de insanlar öldürülüyor. Yakıtı bunlar veriyorlar. ‘Efendim, biz yakıt vermiyoruz.’ Geçiniz onları siz. Ne yaptın sen? İsrail ile ticari ilişkilerini mi kestin? Hayır. Askeri ilişkilerini mi kestin? Hayır. Yapacağın bir şey var, adres de verdik. Malatya’da Kürecik radar istasyonu var. Radarı kapatırsın. Yapabilir mi? Kürecik’in yanına bile gelemez. ‘Bu NATO’nun’ diyor. Yine yalan söylüyor. 2014 sonunda bu NATO’ya devredilecek.

10 Şubat 2012’de ABD ile İsrail ortak tatbikat yaptı. Kürecik Radar İstasyonu ile İsrail’deki benzeri ile haber konusunda bir aksama çıkar mı çıkmaz mı test ediyorlar. Her türlü bilgi oraya aktarılıyor. Orada istasyonun neden kurulduğunu biz çok iyi biliyoruz. İran ile İsrail arasındaki gerginlik nedeniyle, İran’dan atılacak bir füzenin önceden bildirilmesi gerekiyor. Kurulma nedeni bu. NATO’nun falan da değil. Cezalandıracaksan, adam gibi kararını alacaksın, cezalandıracaksın. Hep beraber de arkanda dururuz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Tamamı.

*

İsrail’le Enerji ve Savunma Alanlarında İşbirliği

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının bir an önce durdurulması ve kalıcı bir ateşkes sağlanması doğrultusunda ülkemizin yoğun bir çaba içinde bulunduğu bir dönemde basında ve çeşitli çevrelerde ülkemizin İsrail’le ilişkileri hakkında muhtelif mesnetsiz iddialara yer verildiği görülmektedir. Ülkemizin İsrail’le savunma sanayi ve enerji alanlarında işbirliği yaptığına dair bazı spekülatif iddialar bu kapsamda gündeme getirilmektedir.

İsrail’in, sivil toplum örgütleri tarafından Gazze’ye düzenlenen insani yardım konvoyuna 31 Mayıs 2010 tarihinde uluslararası sularda gerçekleştirdiği ve 10 Türk sivilin hayatını kaybettiği saldırı sonrasında ülkemiz, İsrail’le diplomatik ilişkilerini asgari seviyeye indirmiş ve iki ülke arasındaki tüm askeri ilişkileri askıya almıştır. Sözkonusu dönem boyunca savunma sanayi de dahil olmak üzere Türkiye ile İsrail arasında bu alanlarda herhangi bir resmi anlaşma yapılmamıştır.

Enerji alanında da ülkemizle İsrail arasında devlet düzeyinde herhangi bir işbirliği mevcut değildir. Sayın Enerji Bakanımız da konuyla ilgili olarak dün verdiği demeçte iddialara gerekli cevabı vermiştir.

Geçmişte bu hususlarda ilgili Bakanlarımız ve Bakanlığımız tarafından kamuoyunu aydınlatıcı açıklamalar yapılmış olmasına rağmen, ülkemizin Gazze’ye yönelik saldırıların durdurularak kalıcı bir ateşkes yapılmasına yönelik çabalarını yoğunlaştırdığı bir zamanda bu tür asılsız ve spekülatif iddiaların tekrar gündeme getirilmesini iyi niyetli girişimler olarak değerlendirmek mümkün görünmemektedir.

*

Allegations that Turkey Cooperates with Israel in the Fields of Energy and Defense

We observe that there are various unfounded allegations both in the media and in some quarters, regarding Turkey’s relations with Israel in a period that Turkey engages in intensive efforts to stop Israel’s attacks against Gaza without delay and to establish a lasting ceasefire. In this context, some speculative allegations are being raised, asserting that Turkey cooperates with Israel in the fields of defense industry and energy.

Turkey downgraded its diplomatic relations with Israel to the minimum level and suspended all military ties between the two countries following the attack carried out by Israel in the international waters against a humanitarian aid convoy by the non-governmental organizations to Gaza on 31 May 2010, in which ten Turkish civilians had lost their lives. No official agreement has been concluded in these fields, including defense industry, between Turkey and Israel during the said period.

There has either not been any cooperation between Turkey and Israel in the field of energy. H.E. Mr. Taner Yıldız, Minister of Energy and Natural Resources responded the claims in his statement related to the issue yesterday.

Considering that our relevant Ministers and our Ministry had made clarifying explanations to the public on these matters in the past, it is unlikely to regard the reviving of such groundless and speculative claims as well intentioned, in a period when Turkey intensified its efforts towards ending the attacks on Gaza and establishing a lasting ceasefire.

We condemn the heinous attack carried out by Israel against the Shecaiye district of Gaza which is also historically important for Turkey, causing the death of more than 60 innocent people including children, the injury of nearly 400 and the displacement of some 35,000. We strongly denounce the above mentioned massacre, where cruelty has reached its climax in the collective punishment carried on by Israel against the people of Palestine. We wish God’s mercy upon our brothers who lost their lives in Shecaiye and wish a speedy recovery to the wounded.

Israel must immediately stop the attacks against the people of Palestine. A lasting ceasefire should be established between the parties as soon as possible. Turkey will maintain its unabated efforts toward ending the conflict and restoration of calm.MFA

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: