Hristiyan icadıymış, hıh…


Hristiyan icadı yaftasıyla bir tür kara propaganda yapmaları son derece yanlış. Neden mi?

rose2

hülya_sancak

© Hülya Sancak

Valentinstag ya da Sevgililer Günü, ya da 14 Şubat. Amerika’dan Çin’e dünyanın pek çok yerinde sevgililerin sevenlerin-sevilenlerin kutladığı bir gün, tıpkı anneler günü, babalar günü, kadınlar günü vs. gibi bir gün.

Günün tarihçesi oldukça eskilere, Antikçağ’a kadar dayanıyor. Oldukça fazla söylence var. Ama Hepsinin ortak noktası, hikayesi Roma’da geçen Valentin isimli bir rahip. Hikayeler 3. yy’dan başlıyor, Ortaçağ’a dek sürüp gidiyor. Hikayelere konu olan Valentin iyi niyetli, hastaları iyileştirme (körlerin gözünü açma, engellilerin engelini kaldırma vs.) sevenleri kavşturma, nikah kıyma, arası bozulanların arasını düzeltme, sevgililere çiçek hediye etme gibi yetenekleri/eylemleri olan bir din adamı; Aziz Valentin.

Valentin’in bu çok çeşitli hikayelerdeki sonu da idam (kafası kesilerek). Kimi hikayelerde Hristiyan usullerine göre çiftleri evlendirdiği için, kimi hikayede o devirde askerlerin evlenmesi yasak olduğu halde askerleri evlendirdiği için, kimilerine göre, kralın resmine tapınmadığı için Valentin’in kellesi kesiliyor. 14 Şubat’a denk geldiği tahmin edilen bu gün de, kendini sevenlere, sevgiye adayan bu rahibin adıyla anılarak kutlanmaya başlıyor.

15.yy’da İngiltere’de Valentin çiftleri oluşturuluyor, yaygın kutlamalar yapılıyor. Göçmenler yoluyla kutlamalar Amerika kıtasına da geçiyor. Almanya’ya gelişi 2. Dünya Savaşı vesilesiyle, Amerikalı askerler aracılığıyla oluyor. ilk Valentin Balosu 1950 yılında Nürnberg’te düzenleniyor.

Makalenin devamı.

 

muhabirce2

3 Responses

  1. Hülya Hanım,
    Siz sevgililer gününüzü gönül rahatlığıyla kutlayın.Fakat islami açıdan “Hiristiyanlara benze-me-mek” konusunda, peygamberimizin emri olduğunu da lütfen göz ardı etmeyin.
    Ben Sevgililer gününü kutlamıyorum ve buna “Hiristiyan icadı “diyorum.Siz de yazınızda beni teyid ediyorsunuz.
    Şimdi kim neyin propoğandasını yapıyor.onu da akıl sahiplerine havale edelim.

  2. Bir de hiristiyanların kendi özel günlerine sahip çıktıkları kadar bizde bizim değerlerimize sahip çıkıp değer versek,ne yazıkki bir özentidir gidiyor,ben eski günlerimizi çok özledim,doğal özentisiz sade yaşam…

  3. Ben yirmili yaşıma kadar ev ekmeğiyle beslendim.Annemle buğday pazarına gider,yıllık buğdayımızı alır,çek çek arabalarıyla evimizin avlusuna koyduktan sonra,imece usulü komşularımız ,buğdaya karışmış,ufak taş ve diğer şeyleri ayıklardı.Sonra da değirmene götürür,sıraya koyardık.Çünkü,herkes ekmeğini kendisi üretirdi.Daha sonra Annem bir kabta beklettiği,eşkimiş (mayalanmış) hamuru maya olarak kullanarak hamuru sabah ezanında yoğurur ve benim öğlenleyin okuldan dönmemi beklerdi.Hamur mayalanmış ve ben de fırında pişirim için saatlerce sıramı beklerdim.Ekmek piştikten sonra eve gelirken,annem sıkı sıkıya tenbihlerdi.”Oğlum,hamile kadın yanından geçerse,eğilip abla bi parça kopar diyesin haa…unutma sakın” ben de öyle yapardım.O hamile teyzelerim,ablalarım da bu kültüre aşina oldukları için beni refüze etmezlerdi.Bayramlık elbiselerimizi giydiğimizde,en yoksul arkadaşımızla birlikteliği tercih ederdik….

    Ne mi anlatmaya çalışıyorum? Bizim için paranın,tüketimin bir değeri yoktu.Çünkü biz üretmekle yaşar,ahlak değerlerini edinmekle övünürdük.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: