Müslümanın Üstünlüğü ve 17 Aralık Vakası…


musluman

© photocredit

Nereden kaynaklanmaktadır ?

©Münir Kebir

Dünya hayatında Cenab-ı Hak, Rahman sıfatıyla tüm insanlara karşı merhametli davranmıştır. Bu yüzdendir ki, her yeni doğan insan Müslümandır diyor, Kur’an .

Bu gerçekten hareketle; Müslümanın üstünlüğü iman noktasındadır. İman ise, Allahın birliğine, meleklerin varlığına, kitaplara, peygamberlere, Ahiret hayatına , Kadere, öldükten sonra tekrar dirileceğimizin ve hesap vereceğimizin gerçekliğine; dilimizle ikrar ve kalbimizle de bu ikrarımızı, kelimeyi şehadet getirerek kabul etmek demektir.

Allah birdir dedikten sonra, Cenab-ı hakkı, Kur’an-ı Kerimde geçen doksan dokuz sıfatlarla kabul edip, onun sıfatlarının bununla sınırlı olmayıp, daha bizim bilmediğimiz onun zatına mahsus sıfatlarının olduğunu kabul etmeliyiz. Böylece onu, “muhalefetün lil havadis olarak” adlandırılan, yani, Onun hiç bir beşere / yaratıklara benzemediği gibi, hiç bir beşerin / yaratıkların da, ona benzemeyeceğini kabul etmiş oluruz.

İşte Müslümanı diğerlerinden üstün kılan vasıf budur. İmanıdır, Amentüsüdür… Ne var ki bu vasıf, ahiret hayatında kendini gösterecektir. Ama dünya hayatında ise, Müslümanın vasfı ‘Salih Amel’ dediğimiz; insanlara, hayvanlara, doğaya ve hülasa tüm mevcudiyete karşı güzel fiiller ile herkese teklif edilen vasıftır.

Müslüman vizyonlu münafık, fasık insanın: En günahkâr Müslüman, en sıradan kâfirden kıyas kabul etmeyecek kadar üstündür,’ sözüne aldanmamalıyız.

Müslümanlar bu sözle; salih ameli by-pass yapıp,Yahudilerde olduğu gibi, dünya hayatında şövenist bir İslam anlayışını benimsiyorlarmış gibi bir havaya sokulmaktadırlar. Bu tür bir psikolojiye kaptırmamayız, kandırmamayız kendimizi…

Fethullah Gülen: “….(…)..zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki, ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadeyle amentüde ittifakımız vardır…(…)…Allah birdir, Peygamberler haktır, Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükafatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir…(….)…” diyor.

Pensilvanya’ya derhal tevbe ve istiğfarda bulunarak “tecdid-i iman” etmesi gerekir diye yardım elini uzatan müslümanlara karşı; FG’nin adliyesi, önce medyada yakinen tanıdığımız Cübbeli Ahmet Hoca adlı alim kişiyi, yüz kızartıcı ütopik iddialarla hapse attırmış ve daha sonra da, bugünkü 17 Aralık vakasını ülkemizde gerçekleştirmiştir.

Tabi, 17 Aralıkta ortaya çıkan yolsuzlukların üzerine gidilmesi zorunludur. Ama şunu da gözden kaçırmamak gereklidir. Dikkatleri salt hükümet üzerine çekerek, bu yolsuzluklar üzerinde yoğunlaşıp, bu mel’un hocanın; “..idareyi, adliyeyi, mülkiyeyi ve kısmen askeriyeyi…” kendi adamlarının eğemenliği altına almasından sonra, bununla da yetinmeyip, MİT teşkilatını da ele geçirme fırsatını bulamayıp, sömürü kaynağı olan dershanelerin kapatılmasına denk getirmesi, onun gerçek kimliğini gizlememelidir. Zira, Hükümetin – demokratik yoldan sandığa gittiğimizde – hesabını sormak imkanına sahibiz. Ama bu mel’un The Cemaati, yapılanmasının sinsiliği nedeniyle tasfiye etmek o kadar kolay değildir.

Allah (cc) tüm yurttaşlarımıza, dirayet ve feraset nasip ederek, bu mel’un insan ve ona adeta uluhiyet kazandıran post-modern haşhaşi cemaat üyelerini aramızdan çıkartmasını ve akibetlerini en kötü musibetlere düçar etmesini diliyorum.

Saygılarımla,

One Response

  1. […] Bu makale 31 Ocak 2014 tarihinde Yerelce’de yayımlanmıştır! […]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: