Mayıs sonrası senaryoları…


Demokrasi, eşitlik veya özgürlük gibi “gereksiz kavramlar”la iç içe olan bir rejim mi?!

demokrasi

© photocredit

Dışlanan insanlar üzerinden yürütülen politikalar, eğitimde kalitesizlik, niteliksizlik, motivasyonsuzluk, işsizlik, tedirginlik, durgunluk, pahalılık derken kapitalist bir ekonomik klüp olan Avrupa Birliği semalarında yükselen makyajlı faşist bulutlar… Siz kimi kandırıyorsunuz? Sanki idari ve sosyo-politik sorunların temelinde ekonomi yatmıyormuş veya içinde bulunulan sorunlar birbirinden bağımsızmış gibi…Sanki üniter yapı haritadan silinince işsizlik bitecek, sosyal haklar geri gelecekmiş gibi… Millet herşeyin üzerindedir; evrensel haklara sahip bireyler değil. Zira bireyler homojen bir şekilde topluma biat etmeli, aynı norm, değer ve dili paylaşmalıdırlar.

***

yy_dec2013

© Yakup Yurt

Bugün 25 Ocak 2014!
Avrupa Parlamentosu, Federal Parlamento ve Bölge Parlamentoları yenileme seçimlerine tam 4 aylık bir süre kaldı.
Seçim kampanyası başladığından beri bütün sohbetlerde hep aynı soru!
Ne olacak bu Belçika’nın hali?
Federal mevcut sisteme makyaj mı yapılacak, yoksa konfederal sisteme mi geçilecek, bağımsız Flaman Devleti mi kurulacak, Brüksel’in hali ne olacak?
Sanki idari ve sosyo-politik sorunların temelinde ekonomi yatmıyormuş veya içinde bulunulan sorunlar birbirinden bağımsızmış gibi…
Sanki üniter yapı haritadan silinince işsizlik bitecek, sosyal haklar geri gelecekmiş gibi…
Ve olası bütün musibetler, olumsuzluklar N-VA isimli Flaman milliyetçisi partinin sinsi yıkım planları yüzünden gerçekleşecek…

***

Hadi ya çocuk masalı mı, Nasreddin Hoca hikayesi mi, Aziz Nicolas’nın torbasından çıkma tavşan mı ?
Siz kimi kandırıyorsunuz?
Resmi istatistik rakamlarının yalanları kimseyi kandırmıyor.
Eski sosyal demokrat bolluk ülkesi Belçika yok artık…
Onun yerine dışlanan insanlar üzerinden yürütülen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı politikaları, eğitimde kalitesizlik, niteliksizlik, motivasyonsuzluk, işsizlik, tedirginlik, durgunluk, pahalılık derken kapitalist bir ekonomik klüp olan Avrupa Birliği semalarında yükselen makyajlı faşist bulutlar…

***

25 Mayıs günü sandık başına gittiniz, oyunuzu verdiniz ve seçim bürosundan çıktınız.
Siz yasalara ve vergilere tabi vatandaşlar olarak görevinizi yaptınız.
Televizyon başına geçtiniz, zira seçim sonuçlarını merak ediyorsunuz.
N-VA % 30’larda mı kalacak, yoksa % 40’lara kadar çıkacak mı?
Çıkmazsa böyle devam edecek.
Frankofon liberal MR partisi Flaman Hıristiyan Demokrat partisi CD&V ile federal koalisyon kurup bütün olumsuzlukların sorumlusu olarak gördükleri sosyalist zihniyet temsilcisi, mevcut federal koalisyonun başbakanlı PS’ini muhalafete gönderme konusunda uzlaştıklarını açıkladılar.
Sanki MR Open Vld gibi azgın liberal ve CD&V korkulu rüyası N-VA gibi Flaman milliyetçisi değilmiş gibi.
Sanki mevcut federal hükümete ortak, başbakanlık sahibi PS’e AB’nin talimatları doğrultusunda globalleşmeci azgın liberal politikalar uygulattırılıp mücadele geleneğine sahip sendikalar etkisizleştirilmiyormuş gibi.
Sanki Flaman bölge hükûmeti şimdilerde federal hükümete karşı silah olarak kullanılmıyormuş gibi.

***

Her halükarda gelecek yaz sezonunda N-VA’nın rolü belirleyici olacak!
O kesin.
Zira Flaman Bölgesinde birinci parti çıkacağı aşikar.
Velev ki % 40 civarında bir oy oranı ile ülkenin birinci partisi çıktı ve koalisyonlar için vazgeçilmez oldu!
Olursa olur ve en büyük silahı olan konfederalizmi çeker…
Gelmiş geçmiş konfederalizmlerin en acımasızını, en az yetkilisini uyguladılar diyelim…
Ortalama bir Flaman aile için ne değişir?
Borç tutarı 1.600 milyar avroya ulaşmış bu ülkenin sanayicileri ve ekonomistleri ne düşünüyorlar acaba?
Brüksel’in geleceği ne olacak?
Dil ayrımcılığı devam edecek mi?
Kimin hangi dil topluluğuna ait olduğuna kim karar verecek?
Brüksel diğer iki büyük bölge gibi tam bağımsız mı olacak, yoksa mevcut durumda olduğu gibi bir «alt bölge» olarak mı kalacak?
Yoksa Brüksel’i paylaşamayan geçimsiz çift Brüksel yüzünden boşanamayacaklar mı?
Yoksa Flaman milliyetçilerin sürekli şikayet ettikleri Brüksel aslında Belçika’nın çimentosu mu?
Yedinci Devlet Reformu yolda mı?
Bunların, yani konfederalizmin Senatoda tartışılması en az beş yıl daha alacak!
Uzmanlar konuyu enine boyuna inceleyecekler.
Hesaplar ince elenip sık dokunacak.

***

Yani burada da umduğunu bulamayan Flaman milliyetçisi N-VA tekrar sosyo-ekonomik sorunlara dönecek ve pragmatik bir parti olduğu için federal hükümete girmeyecek.
Parti genel kurulunun en az üçte ikisi federal koalisyona girmesi yönünde görüş bildirmezse Flaman kamuoyuna dışarıdan baskı kurmaya devam edecek.
Şimdi olduğu gibi, hariçten gazel okuyacak ve beş yıl sonrasına hazırlık mahiyetinde devasa sosyo-ekonomik reform taleplerini sıralamayı sürdürecek.
Sanki ülkenin mevcut duruma gelmesinde daha önceki Flaman milliyetçilerinin, hristiyanlarının, sosyalistlerinin, sendikalarının, sağlık sigortalarının hiç payı yokmuş gibi!
Onların Flaman halkına anlattıkları hurafeye göre ülkenin bütün olumsuzluklarının yegâne sorumlusu PS, yani frankofon sosyalist parti…
Ve şimdi de Brüksel’deki uyumsuz yabancı kökenliler, yani Türkler, Faslılar, Afrikalılar…
Kendileri eğitimsiz ve niteliksiz olduğundan globalleşen yeni sisteme uyum sağlayamayan, işsiz, fakir, fırsatçı, sosyal hak istismarcısı olarak algılanan yabancı kökenliler…
Adamlar hem sistemin mağduru, hem de sürekli suçlananlar yine onlar.

***

Bart De Wever konuşmalarında sık sık Edmund Burke isimli bir İngiliz filozofuna gönderme yapıyor.
Demokrasiye ilk saldıranlardan biri.
Zira ona göre bu kavram eşitlik veya özgürlük gibi gereksiz kavramlarla iç içe…
Ona göre millet herşeyin üzerindedir; evrensel haklara sahip bireyler değil.
Zira bireyler homojen bir şekilde topluma biat etmeli, aynı norm, değer ve dili paylaşmalıdırlar.
Peki Bart De Wever reddettiği bir ülkenin başbakanı olur mu?
Yoksa Anvers Belediye Başkanı olmaya devam eder mi?

***

Beni korkutan Bart De Wever’in federal başbakan olup olmaması değil.
Flaman halkının büyük bir çoğunluğunun zihniyeti.
Muhalefette de kalsa, Flamanya’nın en büyük partisi olduğu sürece, diğer büyük partilerin daha fazla oy kaybetmeme korkusuyla ona benzemeye çalışmaları.
Flaman Bölgesinin acilen demokratik bir antibiyotiğe ihtiyacı var…
Umarım bu antibiyotik Brüksel laboratuarından yakında çıkar…
Homojen değil, aksine heterojen, çok dilli, çok kültürlü, çok dinli, kozmopolit, evrensel hukuka ve insan haklarına saygılı, herkesin barış ve huzur içinde bir arada yaşadıkları ve geleceğin Avrupası için bir model teşkil eden, laik ve sosyal bir hukuk devleti…
Brüksel bu sağı solu belli olmaz, sürekli işer…

25 MAYIS 2014 SONRASI İÇİN BELÇİKA SENARYOLARI…
Brüksel, 25 Ocak 2014

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: