Liderlerden Yeni Yıl Kutlama Mesajları…


Buruk, sert eleştiriler; umutla bezenmiş temenniler…

2013_2014-in-Sand-724x479

© photocredit

Müspet ve menfi gelişmeleriyle, acı ve tatlı hatıralarıyla 2013 yılı geride bırakılıyor, yeni umut ve beklentilerle 2014’e giriliyor. Kamuoyu vicdanında oluşan soru işaretlerinin tamamen giderilmesi, eski siyasi ve bürokratik alışkanlıkların geride bırakılması, her kesimin kendi özeleştiri ve vicdani değerlendirmesini yapması, dürüstlüğün onaylanacağı, yolsuzluğun, haramzadelerin ve günahkârların mahkum olacağı, az hırsızlı, bol sağlıklı, çok güvenli, sağlam adaletli, günlerin geleceği umut ediliyor.

***

Yeni yılla birlikte, eski siyasi ve bürokratik alışkanlıkları geride bırakmalıyız.

tccb_logo

Müspet ve menfi gelişmeleriyle, acı ve tatlı hatıralarıyla 2013 yılını geride bırakıyor, yeni umut ve beklentilerle 2014’e giriyoruz. Bu vesileyle, Yeni Yılınızı en samimi duygularla kutluyorum. Yeni yılın ülkemize, milletimize, tüm insanlığa, barış, huzur ve refah getirmesini diliyorum.

Kabul edilmelidir ki, 2013 yılı dünyamız ve ülkemiz açısından zor bir yıl olmuştur. Dünya ekonomik ve siyasi çalkantılarla, yürekleri yakan acı görüntülerle 2014 yılını karşılamaktadır. Bu, uygarlığın geldiği seviye gözönüne alındığında üzücü ve düşündürücü bir tablodur. Yeni yılda başta yakın coğrafyamız olmak üzere, yaşanan acıların sona ermesini, insanlığın sorunlarının ivedilikle çözüme kavuşturulmasını temenni ediyorum.

Türkiye olarak 2013 yılını yoğun bir gündemle geçirdik. Geride bıraktığımız yılda ülkemizde huzur ve güven ortamının sağlanması adına önemli adımlar atıldı, demokrasi ve ekonomi alanında önemli gelişmeler sağlandı. Birçok ülke büyük ekonomik krizler yaşarken Türkiye ekonomik büyümesini istikrarlı bir şekilde devam ettirdi.

Dünyayla entegre olmuş, Avrupa Birliği müktesebatı ile önemli ölçüde uyum sağlamış, yatırımcıların cazibe merkezi haline gelmiş ve sermayenin serbestçe dolaştığı bir ülkeyiz. Böyle bir ülkede istikrar, güven ve geleceğe dönük itimat belirleyici unsurlardır.

Bu gelişmeler, siyasi istikrarın, iyi yönetimin ve disiplinli çalışmanın ürünüdür. Milletçe geldiğimiz noktanın kıymetini çok iyi bilmeli, gelecek nesillere ekonomik ve siyasi açıdan gelişmiş huzurlu bir ülke bırakmak için çaba göstermeliyiz. Bu anlamda, siyasi istikrarı ve ekonomik güven ortamını sarsacak, demokratik hukuk devletini aşındıracak, birliğimizi ve dirliğimizi bozacak tutum ve davranışlardan kaçınmamız gerekir. Unutmayalım ki, bu güçlü devletin eşit ve hür vatandaşları olarak hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu geminin her bakımdan daha güzel ve aydınlık bir geleceğe doğru yoluna devam etmesi ortak sorumluluğumuzdur.
Toplumumuzun dinamik yapısı dikkate alındığında zaman zaman sorunların ve bunlara yönelik görüş ayrılıklarının yaşanması doğaldır. Tabiatıyla, belirli konularda kamuoyu vicdanında oluşan soru işaretlerinin tamamen giderilmesi önem taşımaktadır. Bununla birlikte, bu sorunları hukukun üstünlüğü, adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi ilke ve değerlerin hakim olduğu bir toplumsal ve siyasal ortamda, birbirimizi yaralamadan, kırıp dökmeden, karşılıklı anlayış içerisinde çözmemiz gerekiyor. Esasen ülkemizde refah ve istikrarın sürekliliği bu ilkelerin gözetilmesinden geçmektedir. Bunun için reformların sürdürülmesinin önemine dikkat çekmek istiyorum.

Demokrasi güçler ayrılığına dayanan kurallar ve kurumlar rejimidir. Kurumların görev ve yetkileri de Anayasa ve kanunlarda belirtilmiştir. Hiç kimse ve hiçbir organ kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanamaz.

Yeni yılla birlikte, eski siyasi ve bürokratik alışkanlıkları geride bırakmalıyız. İktidarı değiştirmenin demokrasilerdeki adresi tartışmasız seçimlerdir. Milletimiz siyasi konulardaki hakemlik işlevini bugüne kadar layıkıyla yerine getirmiş, bundan sonra da yerine getirmeye devam edecektir. Diğer yandan, hukuki sorunların çözüm yeri de kuşkusuz bağımsız yargıdır. Bağımsız ve tarafsız yargı olgusunu ve algısını zedeleyecek tavırlardan kaçınmak hepimizin görevidir.

Sorunlarımız olduğu gibi, büyük umutlarımız ve hedeflerimiz var. Olumsuzluklar, geleceğe umutla ve güvenle bakmamızı engellememelidir. Hiçbir güç, Türkiye’yi yolundan döndüremeyecektir. Gelişme sürecinde, evrensel değerler en önemli yol göstericimiz olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2014’ün ülkemiz ve bütün dünya için güzel gelişmelere vesile olmasını temenni ediyorum.

Yurt içindeki ve yurt dışındaki siz değerli vatandaşlarımın Yeni yılını tebrik ediyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum.”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

***

2013 yılına ilişkin her kesimin kendi özeleştiri ve vicdani değerlendirmesini yapması, 2014 yılının birlik ve beraberlik içinde geçirilmesine yardımcı olacaktır.

tbmm

Halkımızın bizden beklentilerini gerçekleştiremediğimiz takdirde, büyük bir fırsatı kaçıracağımız bilinmelidir. Bu noktada insan hakları, demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkılması son derece önemlidir. Zira Türkiye, evrensel hukuk ilkelerini benimsemiş, sosyal eşitlik ve adalet ilkelerine bağlı, dil, din, etnik köken ve mezhep farkı gözetilmeyen demokratik bir ülkedir. Binlerce yıla uzanan tarihi ve zengin bir kültürü olan ülkemizde, bu yıl en büyük üzüntülerimizden biri, geçen yıllarda olduğu gibi, kültür, sanat ve siyaset dünyamızın değerli isimlerinin aramızdan ayrılması olmuştur.

Ekonomimizin gelişmesine paralel, daha müreffeh bir ülkede yaşamamız, toplumsal barışımızı korumamız, siyasi istikrarı devam ettirmemiz ve sosyal dengeyi sağlamamız ile mümkün olacaktır. 2014 yılında alacağımız kararlar, yapacağımız tercihler ve atacağımız adımlar ülkemizin geleceğine ışık tutacaktır.

Dünyada toprak anlaşmazlığı, ekonomik kaynakların paylaşımı, etnik ve dini ayrımcılık gibi nedenlere dayalı çatışmaların bu yıl da devam etmesi geleceğe ilişkin kaygılara neden oldu.

Etnik ve dini temelli çatışmaların özellikle Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda meydana geliyor olması ise son derece düşündürücüdür. Özellikle, Suriye’de ve Irak’ta devam eden çatışmalar, son derece kaygı vericidir. Yüzbinlerce insanın evinden yurdundan uzaklaşmak zorunda kaldığı, her gün onlarca insanın ölümüne neden olan bu çatışmaların sona erip, iç barışın tesis edilmesi en büyük temennimizdir. Aynı şekilde Mısır’da, darbe sürecinin sona erip, Mısırlı kardeşlerimizin de yeniden anayasal demokratik hayata geçmeleri temel beklentimizdir.

Kaderde ve kıvançta bir olduğumuz Azerbaycan topraklarına dönük Ermenistan işgalinin bu yıl da devam etmesi bizim için büyük bir hayal kırıklığıdır. Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi ve kaçkın durumuna düşürülen 1 milyon Azeri kardeşimizin de kendi evlerinde yaşayacakları günlere kavuşmaları Kafkaslarda barış ortamının tesis edilmesi bir başka önemli beklentimizdir.

Ayrıca geride kalan 2013 yılına ilişkin her kesimin kendi özeleştiri ve vicdani değerlendirmesini yapması, 2014 yılını birlik ve beraberlik içinde geçirmemize yardımcı olacaktır.

Bu düşüncelerle, 2014 yılının ülkemize, milletimize ve tüm dünyaya barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek

***

Türkiye’nin adı artık krizlerle, bunalımlarla, darboğazlarla anılmayacaktır.

basbakanlik_logo

Yeni umutların, yeni heyecanların, yeni beklentilerin olduğu yeni bir yıla giriyoruz.
Bu vesileyle, sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyor, 2014 yılının ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
2013 yılı, Türkiye’nin gelecek yolculuğunda son derece kritik bir kavşak, son derece tarihi bir eşik oldu.
Türkiye, 2013’te, hükümetimizin öncülüğünde birçok alanda büyük kazanımlar elde etti, büyük atılımlar gerçekleştirdi.
Ekonomide, dış ticarette, turizmde, büyümede rekorlar kırdık, eğitimde, sağlıkta, adalette, ulaşımda büyük ilerlemeler sağladık.
30 yıldan bu yana ülkemizin kanını emen, enerjisini tüketen terörün geriletilmesinde önemli adımlar attık.
Artık, Türkiye şehit cenazeleri yüzünden yas tutmuyor.
Anneler evlatları için gözyaşı dökmüyor. Gençlerimiz geleceği için endişelenmiyor.
Türkiye’yi eskisinden çok daha istikrarlı, çok daha güvenli, çok daha emniyetli bir ülke haline getirdik.
Bu yıl, Türkiye’nin büyük hedeflerini, aziz milletimizin asırlardan bu yana düşlediği birçok büyük hayalini gerçeğe dönüştürdük.
81 vilayetimizin tamamında büyük yatırımlar yaptık; şehirlerimizi kalkındırdık, her bir şehrimizin potansiyelini harekete geçirdik, marka değerlerini arttırdık.
İnanıyorum ki Türkiye, devleti ve milletiyle, 11 yıl boyunca yürüttüğü yoğun mücadeleler sonucunda elde ettiği istikrar ve güvenden, dişiyle tırnağıyla elde ettiği hiçbir kazanımdan asla geri adım atmayacaktır.
Çünkü istikrarımızı korumanın, istiklalimizi ve istikbalimizi korumak olduğunu bizler çok iyi biliyoruz.
Türkiye’nin adı artık krizlerle, bunalımlarla, darboğazlarla anılmayacaktır.
Bugün bölgesinde lider, dünyada saygın bir ülke olan, en büyük 17 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, inanıyorum ki, 2014 yılında da bu yükselişini sürdürecek, 2023 hedeflerine doğru kararlı ve emin adımlarla ilerleyecek, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alacaktır.
Türkiye olarak, bizler, sadece ülkemiz için değil, dünya için de barışı, istikrarı, dostluğu aramaya devam edeceğiz.
Savaşların durması, çatışmaların sona ermesi, acı ve gözyaşının dinmesi, insanlığın esenliğe kavuşması için bölgemizde ve dünyada aktif şekilde çalışmaya devam edeceğiz.
Bu duygu ve inançla, büyük beklentilerle, taze umutlarla girdiğimiz yeni yılın, bir kez daha ülkemize ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyor, bütün vatandaşlarıma huzur ve esenlikler diliyorum.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

***

‘Gide de gelmeye’ diyeceğimiz kötü seneyi terkediyoruz.

chp_logo1

Merhaba Yeni yıl,
Yeni yıl demek, yeni bir başlangıç,
Yeni bir umut ve umutları yeşertmek için çok çalışmak,
Daha güzel bir yıl,
Daha mutlu, daha huzurlu bir gelecek için çok büyük sorumluluk üstlenmek demektir.
Biz CHP olarak bu sorumluluğu üstlenmeye hazırız.
Ama biliyoruz ki, dünü bilmeyen geleceği kuramaz.
Dünden ders almayan, hukuku egemen kılmayan geleceğe yürüyemez.
O nedenle, ozanımızın deyişiyle ‘Gide de gelmeye’ diyeceğimiz kötü seneyi,
Yani, nasıl bir 2013’e veda ettiğimizi hatırlayalım.
AKP’li 2013’ü, Başbakan’ın, Bakanların, Bakan çocuklarının, bürokratların ve AKP yandaşlarının adının karıştığı yolsuzluk, kara para aklama, rüşvet alıp verme operasyonu ve, bu operasyonları engelleme, delilleri karartma, ayrıca yargıya müdahale girişimleriyle geride bırakıyoruz.

Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki,
AKP İktidarı ne kadar şal örtmek isterse istesin yolsuzlukları,
Ne kadar delil kararttırırsa kararttırsın kara para aklamalarını,
Ne kadar ayakkabı kutusuna doldurursa doldursun rüşvet alıp vermeleri,
Ve, ne kadar yargıya müdahale,
Ne kadar yasal düzenlemelerle yeni zırhlar icad ederlerse etsinler, operasyonlarda adı geçenleri hesap vermekten kurtaramayacaklar. Ucu kime dokunacaksa dokunacak ve ‘Hedef benim’ diyen de, hesap vermekten kaçamayacak.
Çünkü, takke düştü kel göründü ve artık mızrak çuvala sığmıyor,
Çünkü bu gök kubbenin altında hiç birşey sonsuza kadar gizli kalmadı, gizli kalmıyor.
O nedenle,
11 yıllık iktidarında milletine, aydınına, gazetecisine, bilim adamına, siyasetçisine, ordusuna komplo kuranları, kurduranları,
Türkiye’ye sonuçlarıyla birlikte, Silivri toplama kampı ayıbını yaşatanları,
Acından ölen, soğuktan donan çocuklarımızla, Uludere’de katledilen vatandaşlarımızın acısını yüreğinde duymayanları,
Mütedeyyin insanlarımızın fitrelerini, zekatlarını çalanları himaye edenleri,
Özel hayatıma müdahale etme, çevreme, doğama, ağacıma dokunma diyen gençlerimizden yedisini öldürten,
11’inin gözünü çıkarttıran ve vicdanı sızlamadan ‘emri ben verdim’ diyeni,
Türkiye’yi yalnızlaştırarak, selam vereceği tek komşu bırakmayanı,
Irak’ta Müslüman kadınların ırzına geçen işgalci askerlere başarılar dileyeni,
Suriye’de Müslümanın Müslümanı öldürmesi için her türlü şer ocağıyla kucaklaşanı,
Kaddafi’nin lincine çanak tutanı,
Kardeşim dediği ve ailece tatil yaptığı biri ile, Rahmetli Erbakan dahil, hocam dediği, elini öptüğü, önünde eğildiği herkesi arkadan hançerleyeni,
‘Yüzde elliyi içerde zor tutuyorum’ diye vatandaşlarımızı böleni,
‘Camide içki içtiler, Kabataş’ta kucağında çocuğu olan tesettürlü bir kadını dövdüler’ diye yalan söyleyerek, çatışma tohumları ekeni,
Hırsızın, yolsuzun, kara paracının ve rüşvet alıp verenin peşinden koşan savcının polisin yolunu keserek, dosyalarına el koyarak, hırsızı bırakıp savcının polisin peşine düşeni,
Yılın son günlerinde, ‘Beni Kılıçdaroğlu’nun meşrebinden olanlar mahkum etti’ diye mezhepçilik yapanı eski yılda, yani 2013’te, içine battığı karanlıkta bırakıyor ve,
Yeni yılda aydınlığa yürüyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm insanlığa barış, huzur, refah, mutluluk diliyor, ırkı, dini, mezhebi, dili, cinsiyeti, rengi ne olursa olsun her vatandaşımıza, kardeşlik ve sağlık dileklerimle sevgilerimi saygılarımı sunuyor, yeni yılını içtenlikle kutluyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

***

Türkiye’nin içine itildiği durum ve buna neden olan Hükümetten kurtulmak tek ve öncelikli hedeftir.

chp_logo1

Ülkemizin sorunlarına çözüm üretilmeyen, var olanlara yenilerinin eklendiği bir yılı geride bırakıyoruz.
AKP Hükümetinin kötü yönetilen süreçler ve tutarsız politikaları sonunda bu gün geldiğimiz nokta, Hükümet üyelerinin adının karıştığı yolsuzluk ve rüşvet bataklığı, devlet kurumlarının işlevlerinin ve görevlerinin sorgulanır hale gelmesi, halkın kurumlara olan güveninin zayıflaması ve kurumlar arası çatışma ile ortaya çıkan yönetilemeyen bir Türkiye tablosudur.
AKP, bölgede ve dünyada Türkiye’yi yalnızlaştırmakla kalmamış; Başbakanın dayattığı tek adamcı, otoriter ve totaliter yönetim anlayışı ile demokratik değerlerden de giderek uzaklaşan, ikinci sınıf bir demokrasiye indirgemeyi de başarmıştır.
Bugüne dek, ülkede her kesimi karşı karşıya getiren, sorunları kışkırtan, halkı bölen ve toplumsal barışı zedelemeyi sürdüren Başbakan, demokrasinin işleyişini kestiremeyen; yasama -yürütme -yargı erkleri arasındaki ilişki, karşıtlık ve dengeyi bilmeden, belediye yönetir gibi ülke yönetmeye kalkışan, devlet adamı niteliğinden uzak tutumunu, giderek ağırlaşan bir ruh hali içinde sürdürmektedir.
Bakanlar Kurulu üyelerinin yakınları ile birlikte anıldığı rüşvet ve yolsuzluk iddiaları sonunda, istifa eden “bakanları” nedeniyle kabinesini yenilemek zorunda kalan Başbakan, içinde bulunduğu durumun vahametinin idraki içinde görünmemektedir.
Yeni bir yıla girerken Türkiye’nin içine itildiği durum ve buna neden olan Hükümetten kurtulmak tek ve öncelikli hedeftir.
Ülkenin ve halkımızın esenliği için önce, yerel yönetimler seçiminde elde edeceğimiz başarılı sonuçla Partimizden beklenen tarihi misyonun gereğini yerine getirmeye hazır olacağız.

2014’ün partimize başarı; ülkemize ve halkımıza barış, sağlık ve mutluluk getirmesini dileyerek, tüm yoldaşlarımıza ve yurttaşlarımıza selam ve saygılar sunarım.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı

***

Ümit ederim ki, 2014 yılı dürüstlüğün onaylanacağı, yolsuzluğun, haramzadelerin ve günahkârların mahkum olacağı bir yıl olarak tarihe geçecektir.

mhp_logo

Her anı sıkıntılı, her günü sorunlu 2013 yılını yoğun tartışma, yaygın iftira, yıldırıcı kamplaşma, yozlaştırıcı bağ ve bağlantılarla geride bırakmış bulunuyoruz.
Ne üzücüdür ki, içte ve dışta tepkileri bileyen, sinirleri geren, öfkeleri tetikleyen ve büyük yankı uyandıran karmakarışık hadiseler 2013 yılını çekilmez yapmıştır.
Aynen önceki senelerde olduğu gibi, Türk milleti 2013 yılında kaybeden, bunalan ve dara düşen taraf olmuştur.
Kötü niyetliler 2013 yılında gülmüş, bölücüler 2013 yılında umutlanmış, terör lobileri 2013 yılında güç ve itibar kazanmıştır.
Aziz milletimiz Başbakan ve hükümetinin saldırgan, uzlaşmaz, kural tanımaz, adalet bilmez ve hukuk takmaz sorumsuz ve gayri ahlaki politikalarıyla biraz daha hırpalanmış, biraz daha örselenmiştir.
Başbakan Erdoğan’ın kırıcı üslubu, kutuplaştırıcı siyaseti, nefreti özendiren dili, barış ve kardeşliği budayan tavrı şuurunu kaybederek dolduruşa gelenleri kefene büründürmüştür.
Bu itibarla yaşamayı özendirmesi ve bunu da teminat altına alması gerekenler çok ciddi vebal altına girmiştir.
Siyasi sorumluluk mertebesinde bulunanlar serinkanlı olmaktan uzaklaşmış, insaf ve vicdanla ipleri koparmış, akıl ve sağduyu yolundan tehlikeli şekilde savrulmuştur.
Nitekim bunlar, siyasi ihtirasına gem vurmak yerine, anlaşmazlıkları derinleştirecek, insanımızı birbirine düşürecek, akla ve hayale sığmayacak kasti yanlışları siyaset zannedecek kadar küçülmüş, ufalmış, değer ve vicdan aşınmasına uğramıştır.
Yandaşlarına kefen giydirip savaş boyaları sürerek pervasızca husumet elçiliği yapanların her şey bir yana insanlığından bile şüphe duymak lazımdır.
Görülmektedir ki, Türkiye, hükümetin sevk ve idaresiyle düşman kanatlara ayrılmış, şeklen iki yüzde elliye bölünmüş ve birlikte yaşama iradesi ağır hasar almıştır.
2013 yılında ülkemizin hali, milletimizin huzur ve esenliği kabus filmlerini aratmayacak ölçüde bozulmuş, yara bere içinde kalmıştır.
Devlet kilitlenmiş, ekonomi tıkanmış, siyaset tükenmiş, sosyal yapı dağılmış, spor buruşmuş, sanat tahrip edilmiş, özgürlükler tırpanlanmış, demokrasi duraklamış, bireysel haklar solmuştur.
Buna karşı terörist emeller kamçılanmış, çözüm ve barış makyajlı işbirlikçiler, millet, milliyet ve memleket muhalifleri ihanet yarışında öne geçmişlerdir.
2013’de PKK’nın meşrulaştırma teşebbüsleri hız kazanmıştır.
Milletimizin kaderi eli kanlı katillere mahkum bırakılmak istenmiştir.
Milli birlik ve bütünlüğe verilen zararın yanında, devletin otoritesi ve vatandaşlarımız nezdindeki güveni zayıflatılmış ve zaafa düşürülmüştür.
Bu yıl içerisinde bölünme provaları çok yönlü olarak sahnelenmiştir.
Türk milletinin tüm değerleri ayaklar altına alınmış, bebek katilinden canisine, peşmergesinden küresel cinayet faillerine kadar tüm karanlık simalar çıtayı yükseltmiştir.
Bu kirli çevreler AKP’nin bazen kardeşi, bazen dostu, bazen müttefiki, bazen ortağı, bazen de yol arkadaşı rollerine bürünmüşlerdir.
PKK’dan farksız bir anlayışla iktidar koltuğunda oturan AKP, uygulamalarıyla Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü kökünden koparacak ve dinamitleyecek ahlaki sefaletin içine yuvarlanmıştır.
Geride bıraktığımız 2013 yılı ayrışma, çözülme, bölünme, ihanet ve teslimiyetle dolu olduğu kadar, yolsuzluğun, rüşvetin, milletin malına göz dikmenin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkına girmenin de hüküm sürdüğü bir yıl olmaya şimdiden namzettir.
17 Aralık’tan itibaren gündemi saran “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması” Türkiye’nin nasıl büyük ve tehlikeli soygun düzeniyle karşı karşıya olduğunu alenileştirmiştir.
Rüşvet ve Yolsuzluk iddiaları dört bakanı koltuğundan etmiş, AKP’li beş değerli milletvekilinin istifasına yol açmış ve yasa dışı ilişkilerin kapağını aralamıştır.
2013 yılında kanunsuzluklar sivrilmiş, haksız kazanç kapıları açılmış, iktidarın koruması altındaki çıkar grupları hukuku çiğneyerek servet üstüne servet biriktirmişlerdir.
Görülmektedir ki, kara para döngüsü hükümeti esir almıştır.
Kaçakçılık, rüşvet, ihale mafyaları, örgütlü suçlar hükümeti tutsak etmiştir.
Hukukun tecelli etmesi açısından, Türkiye’nin aklanıp temizlenmesi bakımından gündemdeki hukuki sürecin devamı mutlaka sağlanmalı, 2013 yılı böylelikle şaibelerden arındırılmalıdır.
Başbakan Erdoğan’ın mahkemelere, savcılara ve hakimlere kara çalması kendisini ve etrafındakileri kurtarmaya yetmeyecek, bilakis şüpheleri artıracak, suçlamaların doğru olduğu kanaatini güçlendirecektir.
Gündemi saptırmak, algıları yönetmek ve yönlendirmek amacıyla, “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması”nı komplolarla izah etmek, dış bağlantılarla itham etmek, paralel devlete atfetmek pişkinlik şöyle dursun, milletimizin ferasetiyle alay etmektir.
Daha düne kadar Türkiye’yi vesayetçi güçlerin tasallutundan kurtardıklarını, çeteleri, mafyaları, karanlık odakları yendiklerini sıklıkla açıklayanların şimdi devlet içinde devletten bahsetmesi kara mizah örneğidir.
Esasen Türkiye paralel devletin yanında, paralel hükümet, paralel başbakan, paralel siyasetle yüz yüzedir.
İşte 2013 yılının son günleri bu yalın gerçeği tümüyle ifşa etmiştir.
2013 yılı “Rüşvet ve Yolsuzluk” sarmalının deşifre edildiği, namuslu ve vatanperver hukuk insanlarının devreye girdiği bir yıl olarak anılacaktır.
Başbakan Erdoğan ve hükümeti bulanık suda balık avlama merakından vazgeçerek hukukun önünü açmalı, devlet imkanlarını kullanarak adaleti boğazlama aymazlığından muhakkak ki dönmelidir.
Bundan sonra milletimizin gözü önünde cereyan eden soruşturma sürecinin tavsaması devlet ve toplum yapısını kangrene çevirecektir.
2013 yılında ortaya çıkarılan “Rüşvet ve Yolsuzluk” çarkına kim ya da kimler dahilse 2014’de topluca mahkeme önüne çıkarılmalı, devlet çalıştırılmalı, hukukun üstünlüğüne riayet edilmelidir.
Ümit ederim ki, 2014 yılı dürüstlüğün onaylanacağı, yolsuzluğun, haramzadelerin ve günahkârların mahkum olacağı bir yıl olarak tarihe geçecektir.
Helal kazancı için geceli gündüzlü çalışan aziz milletimin her ferdi, yattığı yerden milyarlarca lirayı götüren zimmetçilere, istismarcılara, maneviyat tacirlerine, hırsızlara, üç kuruşa tamah edip iki dünyalarını da zelil eden siyaset vebalarına fırsat vermeyecek, demokratik gücüyle hakkına ve hukukuna sahip çıkacaktır.
2014’de teslimiyete, zulme, bölücülüğe, yolsuzluğa yani AKP’ye karşı milletimizin geçit vermeyeceğine yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle 2014 yılının milletimiz, devletimiz, Türk-İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyor, tüm vatandaşlarımın yeni yılını tebrik ediyorum.

Önümüzdeki 365 günlük zaman diliminin, milli bütünlüğümüzün korunarak daha da sağlama alındığı, teslimiyetin def edildiği, demokrasimizin daha da güçlendirildiği, bölgemizde kan ve göz yaşının değil huzur, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir döneme tekabül etmesini içtenlikle temenni ediyorum.

MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ.

***

Temenni bir şeydir ama olup bitenin önünü kesmez!.

hepar

Türk Ulusuna 2014’de az hırsızlı, bol sağlıklı, çok güvenli, sağlam adaletli, günler dilerim..
Temenni bir şeydir ama olup bitenin önünü kesmez!. Cesur ve inançlı vatanseverler olmadan kötü gidiş tersine çevrilemez. Düzen partilerine bel bağlayarak, değişim bekleyenler ise daha çok bekler..
İki, belki de üç seçimin yapılacağı 2014 yılı, Türkiye için hayati öneme sahiptir. Sonuç mu? O, bu topraklar da yaşayanların kaderi olacaktır. Ve bu yazgıyı herkes kendi eliyle yazacaktır..
Ağlamanın, pişman olmanın, keşkelerin bu güne kadar kimseye fayda sağladığı hiç görülmemiştir..

Sevgi ve saygılarımla..

Osman Pamukoğlu
Hak ve Eşitlik Partisi
Genel Başkanı

***

2014_kesk

KESK

***

tmmob_logo

İnanın;
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler göreceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere süreceğiz…

Barışın ve kardeşliğin hakim olduğu, eşit, özgür, demokratik, bağımsız bir Türkiye özlemiyle yeni yılınızı kutlarız.

TMMOB Yönetim Kurulu

***

Her Yıl Yeni Bir Umuttur…

2014-1

2013 yılına damgasını vuran olay bir aydan daha uzun süren Gezi Parkı süreci (direnişi) oldu şüphesiz. Çevre duyarlılığı ile başlayan eylem daha sonra bir özgürlük ve demokrasi mücadelesine dönüştü. Bu sürece damga vuran olayların başında da emniyet güçlerinin kullandığı kontrolsüz biber gazı ve aşırı güç oldu. Türkiye’nin birçok ilinde yer alan protestolarda binlerce yaralı meydanlarda gönüllü hizmet veren hekim ve sağlık çalışanları tarafından ilk yardımları yapılarak tedavi edildi.

Sağlık açısından bakıldığında birçok önemli problemin arasından aşırı biber gazı kullanımı ve sağlık çalışanlarına yapılan saldırılar ön plana çıktı. Biber gazı bir kimyasal silahtır ve öldürücü olduğu bilinmektedir. Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme komitesi göz yaşartıcı gazları tehlikeli olarak tanımlamakta ve aşırı kullanımını ve kapalı yerlerde kullanımının yasaklanmasını önermektedir. Gezi Parkı direnişi sırasında ise bu uyarıların hiç birine uyulmamış ve kapalı yerlerde, hatta yaşlı, hasta ve çocukların bulunduğu ortamlara ve evlere biber gazı kullanılmasından kaçınılmamıştır.

Olayların oluştuğu alanlarda hekimler ve sağlık çalışanları yardıma ihtiyacı olanlara sağlık hizmeti vermekte hiç tereddüt etmemiş ve ettikleri yemini yerine getirmek üzere gönüllü olmuşlardır. Binlerce gazdan etkilenmiş, ateşlenen gaz kapsülleri ile yaralanmış, nefes alamayan insan meydanlardaki sağlık çalışanları tarafından ilk yardımları yapılarak hayata döndürüldü. Olaylar sırasında hekimlerin, yöneticilerin sıklıkla ve çekinmeden söyledikleri gibi sadece kendi çıkarları peşinde olmadıkları ve hastalarına her koşulda karşılık beklemeden yardım etmeye hazır olduğu gerçeği de ortaya çıkmış oldu.

Ancak verilen bu hizmet AKP hükümetinin hoşuna gitmemiş olmalı ki hekimlere ve tabip odalarına hukuki saldırı hemen başlatıldı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Gezi Olayları nedeniyle Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Ankara Tabip Odası’nın (ATO) da içinde bulunduğu emek ve meslek örgütlerini suçlayan bir fezlekeye imza attı. Böyle bir sağlık hizmetinin tekrar verilmesini önlemek amacı ile hükümet bir yasa maddesini de hemen hazırlamış ve torba yasaya koymuş bulunmaktadır.

Sağlıkta özelleştirmenin hız kazandığı ortamda hastaların sağlığa harcadığı para arttı, aldıkları hizmetin kalitesi ise tartışılır hale geldi. Artan tıp fakültesi sayısı ve öğrenci kontenjanları hekimliğin geleceğini tehdit eder hale geldi.

2013 yılında daha önceki yıllarda olduğu gibi insanlar öldü, suçlular bulunmadı. Ülkede ve Orta Doğu’da barış daha özlenir bir durum aldı.

Her yıl yeni bir umuttur. 2014 yılında daha iyi, şiddetten arınmış bir sağlık ortamı hepimizin arzusudur. Herkesin ulaşılabilir ve nitelikli bir sağlık hizmetine kavuşmasını bir insan hakkı olarak görüyoruz. TTB daha özgür, demokratik ve sürdürülebilir barış ortamı için çabalarını da sürdürmeye devam edecektir.
Yeni yılın herkese sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Dr. A.Özdemir AKTAN
TTB Merkez Konseyi Başkanı

***

Back_Groung_bg

TÜRKİŞ

***

AKP’nin önünde iki yol kaldı

kck

Özgürlük, demokrasi ve barış umudunun yüksek olduğu 2013 yılını bitirip 2014 yılına giriyoruz. 2014 yılının Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halklarına ve tüm insanlığa özgürlük, barış ve demokrasi getirmesini diliyoruz” diyen KCK, “2013 yılı Önder Apo’nun çatışmasızlık ortamı sağlayarak Newroz’da yayınladığı ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi’nin etkisi altında geçmiştir.

Önder Apo Kürt halkının yanı sıra Türkiye halklarının özgür ve demokratik yaşamı inşa etmeyi başaracak birikim ve bilince sahip olduklarını düşünerek demokratik siyasal çözümün zamanının geldiğine inanmıştır. Bu temelde Türkiye ve Kürdistan’ın demokrasi güçlerinin bu çatışmasızlık ortamında Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için üzerlerine düşeni yapmaları çağrısında bulunmuş; çatışmasızlık ortamında demokrasi ve özgürlük güçlerinin bir hamle yapmalarını istemiştir.

Tüm Türkiye halklarına yapılan bu çağrı halklarımızda büyük heyecan yaratmıştır. Türkiye halklarının ve Kürt halkının Önder Apo’nun başlattığı bu sürece büyük destek vermeleri Türkiye’nin demokratikleşme imkânlarının gücünü ortaya koymuştur. Türkiye halkı bu sürece destek vererek bu sorunun gecikmeden çözülmesini istemiştir. Çok az bir kesim dışında Türkiye halkının çoğunluğunun bu sürece destek vermesi demokrasi ve özgürlük güçleri için büyük bir fırsat ortaya çıkarmıştır. Kürtler dahil Türkiye’nin demokrasi güçleriyle Türk devleti arasında bir demokratik uzlaşmanın imkânını doğurmuştur. Türk devleti ve hükümeti de Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye halklarının demokrasi istemi tarafından bu kadar kuşatılmıştır. Yaratıcı biçimde bir demokrasi mücadelesi hamlesinin geliştirilmesi halinde çözümün kaçınılmazlığı ortaya çıkmıştır. Önder Apo, Türkiye’nin demokratikleşmesini istemeyen güçlerin harekete geçip süreci sabote etmemeleri için de erken davranılmasını istemiştir.

Newroz’la birlikte yeni bir Türkiye’yi yaratmanın koşulları doğmuştur” diye kaydeden KCK, şunları ekledi: “Ancak Kürtler dahil Türkiye’nin tüm demokrasi güçleri sanki her şey olup bitmiş ve İmralı’da bir anlaşmaya varılmış gibi Türkiye’nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun çözümünü bekler olmuştur. Kuşkusuz demokratik siyaset ve demokratik mücadele çerçevesinde yapılması gereken bazı konularda İmralı’da prensip mutabakatına varılmıştır. Ancak görüşmelerde ortaya çıkan ve aşamalı olarak yapılması gerekenlere sahip çıkması ve yapılmasını gözetmesi gereken demokrasi güçleri, bu sorumluluklarını gerektiği kadar yerine getirmemişler; daha çok AKP’den adım atmasını bekleyen bir ruh haliyle hareket edilmiştir.

Kürt Özgürlük Hareketi, silahlı güçlerini geri çekerek demokrasi güçlerinin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için harekete geçmeleri konusunda büyük imkânlar yaratmıştır. Bu ortamda AKP ve devleti zorlama imkânları da artmıştır. Ancak Kürtler dahil demokrasi güçleri demokratik mücadeleyi yükseltecek bir hareketlilik içine girmeyince, AKP bu süreci bir oyalama ve seçim kazanma biçiminde dar bir taktik süreç haline getirmiştir.

Gezi Parkı eylemleriyle Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen toplumsal güçler hükümeti zorlayan bir hareketlilik içine girmiş olsalar da, öncüsüz ve örgütsüz olmaları daha etkili olmalarını önlemiştir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin ilk başlardaki tereddütlü yaklaşımı da eklenince, Gezi Parkı eylemlerinde demokrasi isteyen toplumsal güçler istedikleri sonuca ulaşamamıştır. Ancak Gezi Parkı eylemliliği Türkiye toplumunda güçlü bir demokrasi isteğinin var olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Kürt Özgürlük Hareketi, AKP’nin gerillanın geri çekilmesini istismar ettiğini ve Gezi Parkı eylemleri karşısındaki demokratik olmayan hegemonik karakterini de görünce geri çekilmeyi durdurmuştur. Gerillanın Türkiye sınırları dışına çıkmasına anlam ve karşılık verilmediği bir ortamda geri çekilmenin demokrasi güçlerini güçlendirmeyeceği, aksine AKP’nin demokrasi güçlerine daha pervasızca saldıracağı görülmüştür. Çünkü AKP hükümeti Türkiye’nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun çözümünü sağlatacak bir zihniyete sahip olmadığı gibi, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sorumlu ve makul yaklaşımlarını kendi hegemonyası için kullanmak istemiştir.

Önder Apo’nun ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi’ istenilen sonuca ulaşmasa da, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü zeminini güçlendirmiştir. Hangi güçlerin demokrasiden yana, hangi güçlerin demokrasi karşıtı olduğunu netleştirerek, Türkiye’nin gerçek demokrasi güçlerinin bir safta birleşmesinin koşullarını yaratmıştır. 2013 yılı bu açıdan Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için büyük gelişmeler ortaya çıkaran bir yıl olarak hatırlanacaktır. 2013 yılında demokrasi güçleri kazançlı çıkarken, hegemonik sömürücü ve soyguncu kapitalist modernist sistem ise kriz içine girmiştir.

Halklarımız üzerinde hegemonya kuran eski iktidar blokları dağılmış, yeni hegemonya kurmak isteyen iktidar blokları da halklarımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesi karşısında çöküntüye uğramıştır. AKP-Fetullahçılar çatışması, Türkiye’de yeni bir işbirlikçi düzen kurmak isteyen dış güçlerin ve içteki koalisyonun başarısız kalınca çatlamasını ifade etmektedir. Türkiye’de artık toplumlar üzerinde hegemon ve baskıcı yeni bir devlet kurmak zor olmaktadır. Ya hegemonya peşinde koşmayıp başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin özgür yaşamını kabul eden demokrasiye duyarlı yeni bir siyasal sistem kurulacak, ya da Türkiye’deki devlet ve sistem krizi derinleşerek devam edecektir.

Şu anda başta AKP hükümeti olmak üzere hegemonik güçler yeni bir hegemon devlet kurmanın zor olduğunu görmüşlerdir. Kürt Halk Önderi’nin başlattığı ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi’, Rojava Devrimi ve Türkiye demokrasi güçlerinin direnişi şimdiye kadar süren AKP-Fetullahçılar koalisyonunu çatlatmış ve dağıtmıştır. Demokratik olmayan her iktidarın Türkiye’deki sonu artık bundan farklı olmayacaktır. Ortaya saçılan yolsuzluklar, rüşvet ve soygun düzeni, demokratik olmayan Türkiye gerçeğinin irininin patlamasıdır.

Dış ve iç güçler AKP iktidarının yerine başka bir işbirlikçi hegemon ve soygun düzeni kurmak isteseler bile, başta Kürtler olmak üzere Türkiye halkları bunu kabul etmeyecektir. Kürt halkını ve demokrasi güçlerini dikkate almayan, toplumun taleplerine kulak tıkayan tüm antidemokratik güçler AKP’nin akıbetine uğramaktan kurtulamayacaklardır. Kimler Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin taleplerini dikkate alırsa, onların demokrasiye duyarlı olma temelinde belirli bir uzlaşmayı ifade eden yeni bir siyasal düzen kurma şansları olacaktır. Yoksa halklar kendi özgür ve demokratik yaşamlarını kendileri kuracaklardır.

Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünde adım atmayarak büyük bir kriz ve sarsıntı yaşayan AKP hükümetinin tek şansı, zaman geçirmeden geçmiş dönemdeki politikalarının özeleştirisi olacak adımlar atmasıdır. AKP “Denize düşen yılana sarılır” misali demokratik olmayan başka güçlere sarılma ve onlarla uzlaşma içine girmek istese bile, bu da kendini kurtaramayacaktır. Bu nedenle ya köklü demokratikleşme adımları atacak, ya da Kürtler başta olmak üzere demokrasi güçlerinin direnişi karşısında tasfiye olmaktan kurtulamayacaktır. AKP’nin kurtuluşu da, kaybetmesi de radikal demokratik adımlar atıp atmamasına bağlıdır.

Önder Apo bir yıldır bu konuda AKP’yi uyarmış, eskisinin yerine yeni bir hegemonya peşinde koşmayı bırakıp Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için adım atmasını istemiş, bunu yapmaması halinde Mursi’nin ya da önceki Cumhuriyet hükümetlerinin içine düştüğü durumdan kurtulamayacağını belirtmiştir. Kürt Halk Önderi’nin bir yıldır İmralı’da devlet ve BDP heyetine söyledikleri birer birer gerçekleşmektedir.

AKP ya Önder Apo’nun söylediklerinden ders çıkararak bir gün bile gecikmeden radikal demokratik adımlar atacak, ya da sonu olmayan kültürel soykırımcı sömürgeci hegemonyayı sürdürme çırpınışı içinde boğulacaktır. AKP hükümeti için şu anda iki yol vardır. Eğer Önder Apo’nun ortaya koyduğu çerçevede demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için köklü adımlar atma basireti ve cesareti göstermezse önünde tek yol kalacaktır. Bunun da Önder Apo’nun İmralı’da defalarca söylediği ve AKP’yi uyardığı akıbet olacağı açıktır.

2013 yılının sonunda devlet krizi derinleşmiştir. Devlet krizi kesinlikle Türkiye halkları için hayırlı sonuçlar verecektir. Artık oyalama ve toplumu aldatma politikaları bitmiştir. Türkiye demokratikleşme veya kaos ikilemi içinde kalacak, bundan da mutlaka Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü doğrultusunda özgür ve demokratik yaşam seçeneği çıkacaktır.

2013 yılındaki demokrasi güçlerinin kazanımları 2014 yılında daha örgütlü harekete geçirilirse, 2014 yılı Türkiye ve Kürdistan açısından özgür ve demokratik yaşamın kazanıldığı yıl olarak tarihe geçecektir. Tüm demokrasi güçlerini hegemonik devletin dağıldığı, yeni hegemonik devletin de kurulamadığı bugünkü ortamda güçlerini birleştirip ortak mücadele ederek bu krizden Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ı yaratmaya çağırıyoruz.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı yeni yıl mesajı

***

Yerelce notu:

Mesajlar geldikçe sürekli yenilenecektir!!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: