“AĞAÇLAR KAÇAMAZ”


Niçin kitaba bu ismi koydum?

agaclar_kacamaz

©Erol Erdoğmuş.

ÖZET:

İnsan, dünyadaki hayat şekillerinden sadece biridir. Başka hayatları da sevmeli, korumalıdır. Bu tutum ona sevinç verir ve doğanın harikuladeliğini anlamasını sağlar. İnsan buna muhtaçtırJohn Muir (Ağaçlar kaçamaz, sayfa 87)

AYRINTI:

Geçenlerde Harbi Gazete’nin İsveçte yaşayan Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Gürgün üstadımızdan bir e-posta geldi: “Size ulaşmak isteyen biri var, iletiyorum”. Verilen e-posta adresi üzerinden, sevgi ve saygıdeğer Hamid Gökhan Fidan gencimizle iletiştik. Hamid Kırşehirde yaşıyor ve Aksaray Üniversitesi Harita Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi. “Ağaçlar Kaçamaz “adlı çevirimi kitapçılarda ve sahaflarda bulamıyormuş” Yardım istiyor.

Yıl 1978. Bir kamu kurumunun İstanbul Eğitim Merkezi Müdürüyüm. Personelin kurum mevzuatında bilgi ve beceri edinebileceği, hizmetiçi eğitim ortamını yönetiyorum. Eğitim faaliyeti yapılmayan günlerde kurumuş göl, akmayan akarsu gibiyiz. Gel otur, al maaşını git. İçim içimi yiyor boş duramıyorum.

Ünlü doğasever John Muir (1838;1914) ile boş geçen günlerimde, William O. Douglas adlı yazarın biyografik eserinde tanıştım. Çocuklara yönelik düzeydeki yapıtı dilimize çevirdim ve “Ağaçlar Kaçamaz” adını koyarak yayınevinin yolunu tuttum. Kitap 1978 yılında yayınlandı.

Niçin kitaba bu ismi koydum? Her hayvan, kaçarak ya da saldırarak kendini insanlara karşı korur. İnekler, uğrumuza kurban edilip bizleri sevaplandırmadan önce; bıçaktan can havliyle kaçar, ya da kasaplarına saldırırlar. Gönül rızasıyla canlarını vermek, kurban olmak istemezler bizim için. Koyunların saldıracak boynuzları, kasabını alt edecek ağır sikletleri olmasa da, kaçacak ayakları var.

Oysa ağaçlar, ayaklarından –köklerinden– toprağa kelepçelenmişlerdir. Baltalardan, motorlu motorsuz hızarlardan, orman yangınlarından bir adım bile kaçamazlar, saldıramazlar, özsavunmadan dahi yoksundurlar. Ne var ki, ağaçların özsavunması duyarlı insan vicdanlarında yapılır. Taksim Gezi Parkı’nı koruyan, ordulaşmış duyarlı insan vicdanlarıdır.

Ademoğlu çıkarı için birbirinin, yaşamak için yiyebileceği hayvanların bitkilerin müzmini katilidir. Bilgi beceri edinerek kendisini ve çevresini geliştirebilme yeteneğindeki Ademoğlu; ne var ki gün gelecek bu sınavı geçecektir.

Bir kar taneciğini bile yeryüzüne indiren yerçekimini; bilgi ve becerisiyle alt ederek, tonlarca ağırlıktaki uçakları kuş misali uçurmuyor mu?

Gün gelecek besinlerini cana kıymadan kimyasal olarak üretecek, doğaya sevgi ve saygı duyacak; vicdanının yörüngesinden sapmayarak bencilliğinden kurtulacaktır. Ordular lağvedilecek; tüm bireylere ve uluslara adil davranan tek dünya devleti kurulacaktır umudundayım.

Ağaçlar Kaçamaz” 35 yılda bir kez yayınlandığı için tükenmiş, piyasada bulunamıyor. Bendeki nüshanın fotokopisini Gökhan’a gönderdim. Kitabın başkalarınca da aranıp bulunamadığını internetten izliyorum. 22 Ekim 2013 günü APS ile; Türkiyedeki her hakkını elinde tutan yayınevine çevirmen olarak; “1. “Ağaçlar Kaçamaz”ın yayınevinizce yeniden yayınlanmasını, 2. Yayınlanmayacaksa, yayınevinizce hiçbir talepte bulunulmadan kendi adıma yayınlayabileceğime izin verildiğinin yazılı olarak tarafıma bildirilmesini diler, saygılar sunarım” başvurusunda bulundum.

O gün bugün ne ses ne nefes… Telefonlarım muhatapsız. Yazılı yanıt yok.

Fikir ve sanat eserinin, sınai eser gibi teknolojik ömrü yoktur. Kelebek kadar ömürsüz, yüzlerce yıllık çınarlar kadar ömürlü olabilir. “Ağaçlar Kaçamaz” 35 yıl sonra aranabiliyor. 35 yıl önceki otomobiller antika oldu. Fikir ve sanat eserlerinden kaynaklanan telif hakkı; sınai eser için düzenlenen patent hakkı ile karıştırılmamalıdır.

Telif anlaşmaları süresiz değil, süreli olmalıdır. Yazar yayıncıya; “Benim eserimi sözgelişi 2 yıl içinde istediğin kadar basabilirsin. 2 Yıl sonra sözleşmeyi yenilemezsen, başka yayıncılarla anlaşma yapabilirim” diyebilmelidir.

Halihazır uygulamada yayınevinin “Türkiyedeki her hakkı yayınevimize aittir” diyerek; fikir ve sanat eserini kölesiymiş gibi sahiplenmesi ve yararlanmadığı –yeniden yayınlamadığı– halde azat etmemesi, hukuka aykırı değil midir?

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: