Kandil’den “30 Ağustos” mesajları !!


Emperyalizm ve kapitalist moderniteye karşı çıkmanın tek yolu vardır, o da savaş değil, gerçek demokratikleşmedir!!

2013-08-30-30agustos-51-kho

© photocredit

PKK Sent Suicide Bombers Into The Country

***

30 Ağustos 2013 – 1 Eylül’de insanlığın en eski ve en güzel özlemi ve en güzel kelime olan barış haykırılacaktır. Erkek egemenlikli, sömürülü, sınıflı topluma geçişle birlikte toplumsal sorunlar baş göstermiştir. Toplumsal barışın bozulması, iç ve dış savaşların yaşanması böyle başlamıştır. Kadın özgürlüğüne dayalı iktidarın, sömürünün olmadığı, eşitlikçi adil topluma kavuşulduğunda da savaşlar son bulacaktır.

İnsanlık en büyük savaşları, en ağır insan kayıplarını ve tarihe kara leke olarak geçen soykırımları son iki-üç yüzyılda yaşamıştır. Kapitalist modernitenin kendini hakim kıldığı, ulus-devletin tarih sahnesine çıktığı zamanlar insanlık tarihinin en karanlık çağları olmuştur. İnsanlık aydınlanma umuduyla yaşarken savaşlarla bu umudun karartılması kesinlikle kapitalizmin azami kâr hırsı ve onun ulus-devlet modeli sonucudur. Son yüzyıllardaki savaşlar, tarihin en büyük insan kayıpları başka türlü açıklanamaz. Hiç kimse de kapitalist modernite ve ulus-devlet iyiydi, ama sonuçları kötü oldu diyemez. Sadece son yüzyıl bile kapitalist modernist yaşam ve onun siyasal yapılanması ulus-devletin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bunlar sorgulanmadan soyut barış ve özgürlük kavramlarını kullanmak insanlığa barış ve adalet getirmeyecektir.

Ortadoğu halkları da son iki yüzyılda çektiklerini tarihin hiçbir döneminde çekmemiştir. Buna neden olan kapitalist modernitenin milliyetçilik fitnesinin ve onun ulus-devlet formunun bu coğrafyaya bulaştırılmasıdır. Tarihin iktidar savaşları ulus-devlet çağında dizginlenemez hale gelmiştir. Milliyetçilik, iktidar savaşı yürütenlerin yeni dini haline getirilmiştir. İktidar savaşları bugün Ortadoğu’yu tam bir çıkmazla karşı karşıya bırakmıştır. Bir savaş bitip yeni bir savaş başlamaktadır.

Son yüzyılda huzur görmeyen ve barışa hasret kalmış halklardan biri de Kürtlerdir. Kültürel soykırımcı sömürgeci devletler tarafından Kürtler ölümle direniş tercihi arasında bırakılmıştır. Bölgenin hakim iktidar güçleri ulus-devlet yaratmak için Kürtleri ortadan kaldırmayı temel hedef yapmışlardır. Türk, Arap ve Fars egemenleri ulus-devletlerini yaratmayı Kürtlerin yok oluşu üzerine kurmaları, Kürtlerin yüzyıldır süren varlık direnişi vermelerini zorunlu kılmıştır. Özellikle Türk devletinin Kürtleri yok etmede öncülük yapması, Kürtleri yok etmede ısrarlı olarak her yol ve yöntemi kullanması, kırk yıllık var olma yok olma direnişini ortaya çıkarmıştır. Kürtler bu direnişle yok edilmeyeceklerini ortaya koyduktan sonra yirmi yıldır adil bir barış sağlamak isteseler de Türk devleti tüm bu adil barış iradesi ve önerilerini boşa çıkarmıştır.

1 Eylül 2013’e çatışmasızlık ortamında girilmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi büyük fedakarlıklar yaparak çatışmasızlık ortamı yaratmasına rağmen, Türk devleti hiçbir adım atmamıştır. Bu süreçte yaptıklarının tümü savaşa hazırlanmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu yaklaşımlar nedeniyle 1993 yılından bu yana Önder Apo’nun demokratik çözüm arayışları yine karşılık bulamamıştır.

Kürt Özgürlük Hareketi ilki 1993 yılında olmak üzere dokuz defa tek taraflı ateşkes ilan etmiş ve çatışmasızlık ortamı sağlamıştır. En önemli ateşkeslerden birisi 1998 1 Eylül dünya barış gününde yapılmıştır. Buna uluslararası komplo ile karşılık verilmiştir. 1999 1 Eylül’ünde başlatılan geri çekilme ve altı yıla yakın sağlanan çatışmasızlık da bugün olduğu gibi hiçbir karşılık bulmamıştır. Sadece askeri, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tedbirlerle Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek istenmiştir. Daha sonraki ateşkesler, yaratılan çatışmasızlık ortamı ve makul çözüm arayışları da karşılık bulmamıştır. Önder Apo ve

Kürt Özgürlük Hareketi’nin makul demokratik çözüm arayışları AKP hükümeti tarafından oyalama ve zaman kazanma biçiminde harcanmıştır.

Kürt Halk Önderi AKP hükümetinin 2011 ve 2012’deki tasfiye saldırılarının boşa çıkmasından sonra koşulların demokratik çözüm için elverişli hale geldiğini düşünerek yeni bir demokratik çözüm hamlesi başlatmıştır. Sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da da barışı sağlatacak bir projeyi Türkiye halklarının ve bölge ülkelerinin önüne koymuştur. Önder Apo da, Hareketimiz de, halkımız da bu süreçte üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmiştir. Hareketimiz sorumluluğu gereği adil barış için her türlü zemini sunmuştur. Önder Apo’nun sekiz aydır sağladığı son ateşkes ve çatışmasızlık ortamı ve Newroz’da çerçevesini çizdiği adil barış projesi de AKP hükümeti tarafından “entegre strateji” dedikleri tasfiye konseptiyle boşa çıkarılmak üzeredir. Çatışmasızlığı sağlatan Önder Apo’ya bir çözümün tarafı gibi değil de, hala tasfiye edilmek istenen bir hareketin Önderliği gibi yaklaşılmaktadır.

Tüm bu olumsuz ve boşa çıkarıcı yaklaşımlara rağmen Önder Apo ve Hareketimiz demokratik siyasal çözümde ısrarlıdır. Önder Apo ve Hareketimiz bu sürecin de boşa çıkmaması açısından uyarıcı açıklamalarını yapmış bulunmaktadır. Ancak AKP hükümeti Türkiye’nin yüz yıllık en temel sorunu olan Kürt sorununa ciddi bir yaklaşım göstermemede ısrar etmektedir. Bu durumun halkımızı ve Türkiye halklarını on yıllardır olduğu gibi büyük acılarla karşı karşıya bırakma tehlikesi bulunmaktadır. Bu nedenle tüm kamuoyunu Türk devletinin çözümsüzlükte ısrar eden bu politikalarına karşı durmaya, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Bunun için 1 Eylül dünya barış gününde Türkiye ve Kürdistan’da meydanlar doldurulmalı, AKP hükümetinin oyalayıcı sorumsuz politikalarına karşı çıkılmalıdır. Önder Apo’nun ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin sorumluluk duyarak defalarca sağladığı çözüm imkanı ve fırsatının bir daha boşa çıkarılmasının önüne geçilmelidir.

Kürt sorununun çözümsüzlüğünü on bir yıldır iktidarını uzatmanın aracı haline getiren AKP, Kürtleri en iyi ben oyalarım, en iyi ben ezerim demek için bu sorunu yine çözümsüz bırakmaktadır. Artık buna son vermenin zamanı gelmiştir. Kürt sorunu seçim hesaplarına ve iktidar oyunlarına araç yapılmayacak kadar önemli ve ciddi bir sorundur. Kürt sorununu seçim ve iktidar hesaplarının parçası yapmak ahlaksızlıktır, sorumsuzluktur. Eğer Kürt sorununun çözümünde bir adım atılmazsa Kürt Özgürlük Hareketi bu ahlaksızlığa ve sorumsuzluğa dur demek zorunda kalacaktır. Türkiye halklarının ve halkımızın bir daha seçim hesaplarına kurban edilmesine fırsat vermeyecektir.

Türk devleti Kürt sorununu çözmek yerine yeni bir savaşa hazırlanırken, Rojava Kürdistan’da da silahlı çeteleri Kürt halkına karşı saldırtmaktadır. Bugün Rojava Kürdistan’ında bir halkın varlığını yok etmek isteyen bu saldırılara tüm dünya sessiz kalmaktadır. Her fırsatta demokrasiden söz eden ABD ve Avrupa Rojava Kürdistan’ındaki demokratik devrimi ortadan kaldırmak isteyen saldırılara sessiz kalırken çeşitli bahanelerle Suriye’ye yönelik savaş hazırlığı yapmaktadırlar.

Bu gerçeklikler kadın özgürlüğünün sağlandığı, devletin, baskının, sömürünün olmadığı bir dünya mücadelesinin aynı zamanda bir barış mücadelesi olduğunu bir daha ortaya koymaktadır. Bu temelde Türkiye, Ortadoğu ve tüm dünya halklarını savaşların olmadığı, egemenliksiz ve sömürüsüz bir dünya yaratmaya çağırıyoruz.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı

Kaynak.

**

30 Ağustos 2013 – 1 Eylül dünya barış gününü, dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye ve Kürdistan’da tüm toplumsal sorunların demokratik temelde çözümüne, özgürlüğe, barışa ve kardeşliğe vesile olması dileği ile kutluyoruz.

Önderliğimiz 2013 yılında da anlamlı çabalar vererek bir kez daha barış için büyük bir adım atmıştır. Yıllardır önderliğimiz tarafından atılan barış adımları tek taraflı kalmaktadır. Tüm bu sonuçlara rağmen Öderliğimiz barış ve özgürlük mücadelesini ısrarla yürütmüş ve yürütmektedir. 21Mart 2013 günü, tarihi Amed Newrozuna gönderdiği manifesto niteliğindeki mesaj bunun somut ifadesidir. Bu mesajla yeni bir dönemin başlaması adımı atılmıştır. Mesaj Özelde Türkiye ve Kürdistan halklarına, genelde bölge ve dünya halklarına toplumsal kurtuluş ve özgürlüğe açılan anlam yüklü bir yol göstermiş, halkların birlikte özgür bir yaşamı inşa etme perspektifini sunmuştur.

Önder Apo, mesajında “Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor.Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.” derken savaşı ve çatışmayı sonlandırmak kararlılığını ve iradesini ortaya koymuştur. Bu karar milyonların önünde dile getirilmiş ve tüm dünyaya duyurulmuştur. Yurtsever halkımız, özgür ve demokratik bir yaşamı isteyen dostlarımız Newroz alanında Reber Apo’nun başlattığı yeni süreci güçlü desteklemiş, kararını coşkuyla karşılamış, adeta Referandum niteliğinde birsahiplenme gerçekleşmiştir.

Partimiz PKK, önderliğimizin atmış olduğu adıma, AKP hükümeti ve devletten kaynaklı riskler ve tehlikeler taşısa da anlamlı bulmuş, bu hamleyi tarihsel bir açılım olarak görmüş, yüksek duyarlılıkla yaklaşmış ve yaklaşmaya da devam etmektedir.
Önderliğimizin büyük çabalarıyla Demokratik özgür bir yaşam, Demokratik özgür bir toplum yaratma mücadelesi gelişmiş, bu mücadele kimliksel ve toplumsal varlığımızı kazanma aşamasına girmiştir. Dolayısıyla Partimiz ve özgürlük mücadelemiz önderliksel bir gelişmenin ürünüdür. Bu bağlamda Newroz mesajı ilgili kurumlarımız ve yapımız tarafından büyük bir duyarlılıkla ele alınmış ve bu temelde pratik uygulama planlamasına ulaşılmıştır.

Planlamaya uygun olarak bütün güçlerimiz geri çekilme sürecinde almaları gereken pozisyona geçmişlerdir. HPG, 23 Mart’tan itibaren ateşkes konumuna geçmiş ve herhangi bir çatışmaya mahal vermemek için önemli çabalar göstererek uygun üst alanlarına geçmiş, 8 Mayıs tarihinden itibaren de,yapılan planlamaya uygun olarak, kendi disiplini için büyük bir duyarlılıkla geri çekilme vedemokratik çözüm yürüyüşüne başlatmıştır.
Hareketimiz, Önderliğimizin talimat ve perspektiflerine uygun olarak, yapılması gerekenleri bütün tehlike ve risklerine rağmen yerine getirmek için yüksek bir duyarlılıkla yaklaşmış, bunun sonucu 21 Mart Newroz’undan bu yana tek bir çatışma yaşanmamış, tek bir insan yaşamını yitirmemiş, akan kan durmuştur. Bütün bunlar Önderliğimizin barışa verdiği büyük önem ve mücadelesiyle gerçekleşmiştir.

Başkan APO, içinde tutulduğu zor esaret koşulları ve ağır tecride karşın demokratik çözümün önünü açmak gayesiyle, AKP hükümetini ikaz etme ve kamuoyunu duyarlı kılmak için sık sık uyarılarda bulunmuş, öneriler geliştirmiş ve tek taraflı bir çözümün olamayacağının altını çizmiştir.

Tüm uyarılara rağmen AKP hükümeti demagoji yöntemi ile kamuoyunu karartma ve saptırmanın ötesinde çözüme dönük hiçbir adım atmamış, üstüne üstlük kalekol adı altında savaşın alt yapısını güçlendirme çalışmalarına hız vermiş, kültürel soykırım amaçlı ve Kürdistan’ı Kürtsüzleştirme projesi olan baraj yapımlarını hızlandırmış, köy korucusu sayısını arttırma çabasına girmiştir. Yani AKP hükümeti çözüm değil, savaş hazırlığı içindedir.

Öte yandan çözüm için bir paket hazırlığından söz ediliyor. Ancak başbakanın yaptığı açıklamalardan anlaşıldığı üzere Kürtçenin eğitim dili olması önündeki yasal engeller kaldırılmayacak ve yüzde onluk seçim barajı da düşürülmeyecektir. En temel demokratik hak olan ve değiştirilmesi çok kolay olan anadilde eğitim ve seçim barajının düşürülmesine dair yasa değişikliği pakette yer almayacağına göre, Kürt sorununun çözümüne dönük hangi konular yer alacaktır? Anlaşılacağı üzere AKP hükümetinin hazırladığı paket, zaman kazanma ve oyalama paketidir.

En son, Önderliğimiz 1 Eylül tarihine kadar zaman tanımış, oyalama yaklaşımına ilişkin hükümete ciddi uyarıda bulunmuş ve tıkanıklığı aşmak için de 8 komisyonun kurulmasını önermiştir. Çünkü başta Önderliğimiz olmak üzere özgürlük güçlerimizin, demokratik çözümün geliştirilmesi için olağanüstü bir çabanın sahibi oldukları kamuoyunca bilinmektedir. Aksi halde yeniden savaşın başlaması kaçınılmaz olacaktır. Yeni bir savaş dönemi eskisini kat kat aşacak bir potansiyeli bağrında taşıyor ve akacak kanın sorumluları AKP hükümetive Türk devleti olacaktır.

Öte yandan, küresel emperyal ve bölgesel güçler çeteleri örgütleyip Rojava Devrimini kuşatma altına almaya çalışmaktadırlar. Rojavada büyük bir savaş yaşanmaktadır. En karşıtmış gibi görünen ve yan yana gelmeleri dahi düşünülemeyen güçler Rojava devrimini boğmak için birleşmiş durumdadırlar.

Rojava Kürdistan’ının bütün sınırları kapatılmış, en insani ihtiyaçların dahi halka ulaşması engellenmiştir. Güney Kürdistan yönetimi sınır kapatmada başı çekmektedir. Kuzey Kürdistan’daki sorunu “çözeceğim” diyen AKP hükümeti çetelere her türlü savaş ve lojistik desteği vermektedir. Hem güney Kürdistan hem de Türkiye yönetimleri, sınırları kapalı tutarak Rojava halkının direnişini kırma ve halkı açlıkla terbiye etme ve teslim almak istemektedirler. Rojava’ya ilaç, gıda gibi en temel ihtiyaçların girişi engellenirken, aksi yandan Rojava halkının Rojavayı terk etmesi için de sınır kapılarını sonuna kadar açmış durumdadırlar. Halk göçertilerek Rojava Kürtsüzleştirilmek istenmektedir.

Rojava’daki halkımız, göçertilme oyununa gelmemeli, göç edenler geri dönmeli, demokratik özerkliği ve özgürlüğü için mücadele etmelidir. Bu mücadele varlığını sağlama ve özgürlüğünü koruma mücadelesidir. Çünkü insan olmanın en temel şartı anayurdunu ve toplumsal varlığını savunmasıdır.

Bu kapsamlı saldırılara karşın Rojava halkı yiğitçe direniyor. YPG, Rojava’yı savunma, demokratik özerkliğin inşa sürecini güvence altına alma ve demokratik Suriye’nin yaratılması için kahramanca savaşıyor. Rojava halkının yiğit evlatları kadınıyla, erkeğiyle savaşarak gerektiğinde şahadete ulaşıyorlar.

Bütün parçalardaki Kürdistan halkı, Rojava devrimini büyük sahiplenmeli ve devrim ruhuyla Rajava’daki mücadeleye katılmalı ve sınırsız destek sunmalıdır. Her şeyimizle Rojava’ devrimini geliştirerek korumalıyız ve bu devrimi Kürdistan’ın diğer parçalarına yaymalıyız.

Gelinen aşamada halkların direnişi karşısında İnkar, imha ve sömürgecilik sistemimiadını doldurmuştur. Halkların mücadelesi sınırları anlamsızlaştırarak demokratik konfederalizm çatısı altında demokratik özerkliği inşa etme ve yaşama iradesine ulaşmaya başlamışlardır. Emperyalizm ve her türden gericilik bölgemizden def edilerek halkların, kültürlerin ve inançların gerçek baharı olacak demokratik yönetimler altında birlikte ve kardeşçe yaşama yoluna girmişlerdir. Önderliğimizin paradigması, sistemi yolumuzu açan rehberimizdir. 1 Eylül dünya barışına verebileceğimiz en anlamlı cevap da bu olacaktır.

Bijî PKK
BijîRêber APO

PKK Yürütme Komitesi

Kaynak.

    Leave a Reply

    Please log in using one of these methods to post your comment:

    WordPress.com Logo

    You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

    Google photo

    You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

    Twitter picture

    You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

    Facebook photo

    You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

    Connecting to %s

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    %d bloggers like this: