« Dostlar » ve « Düşmanlar »…


Hep Türkiye’de olacak değil ya, bir ucu dokunsa da !

dost_düşman

©karikatür

***

©Nusret Özgül

Katıla katıla gülmek geliyor insanın içinden !

Adam, tumanının içindeki malafatının uzunluğunu ( ! ) fişlemiş. Karının « fantazm »larını, ileride lâzım olur diye ajanları için kaydetmiş. (olur a, zencilere pardon kara derililere eğilimi vardır, o zaman üzerine bizim afro-amerikano’lardan birini salın, ama bilsin ki karı çirkin mi çirkin ! )

Hangi siyasî liderin, karısı üzerinden borsada oynadığını, kızı üzerinden kara para akladığını, oğlunun « eşcinsel » ilişkilerde bulunduğunu – Avrupa’da sorun değil de, işin içine siyasetçi girince, ve de hele muhafazakâr veya dinci kesimden olunca, eh ne de olsa tutucu seçmenleri olumsuz etkiliyor ! – gençliğinde uyuşturucu kullanıp, kullanmadığını ; sübyancı eğilimini tatmin etmek için Kuzey Afrika Ülkeleri’ne sıkça ziyaret edip etmediğini, uzun lafın kısası, en ufak ayrıntısına kadar biliyor ve kayıt altına almış bunca yıldır !

Bir gürültüdür ( ! ) kopup gidiyor iki gündür Brüksel’de.

Neymiş ; en güvendiğimiz stratejik ortağımız, serbest ticaret bölgesi anlaşması imzalama kararı aldığımız ABD, bizleri « ispiyonluymuş » !

Buna ancak katır katır gülünür, katır gibi dişlerini de göstererek…

Ne yani herkes Türkiye mi ?

En büyük dostum, arkadaşım, ortağım…’ laflarıyla erisin gitsin !

ABD’nin kendine bile güveni yokken, bırak Türkiye’yi veya diğer üçüncü ülkeleri, NATO’ya, NATO içindeki müttefiklerine – özellikle sonradan katılan Varşova Paktı eski üyelerine ve Barış İçin Ortaklık (BİO) katılımcılarına itimat etsin.

Eh, hiç kimse kusuruma bakmasın, büyük devlet olmanın göstergelerinden biridir bu !

İleride, şu veya bu « arkadaşın, dostun, müttefikin, ortağın vd » tarafından ketenpereye getirilmemen için !

Dost görüneceksin, ama yeri geldiğinde hiç acımadan hançerleyeceksin !

Senden kuşku bile duymayacaklar…

Arapları ve müslümanları kullanmakta her zaman için yarar vardır !

Kınama üzerine kınama…

Almanya ve Fransa, ‘ya hû bunca yıldır topraklarımızda işgâl kuvvetleri olarak kaldığınız yetmiyormuş gibi, nedir şimdi bu casusluk olayı?! diye sormuşlar

Avrupa Birliği, ABD’ye izahat vermesi için resmen başvurmuş

Lady Ashton « iddialar »a ilişkin açıklama getirmesi için Washington nezdinde girişim yapmış…

Avrupa Parlamentosu’nun alman sosyalist başkanı Martin Schulz, « ayıp olmasın » diye, şoke olduğunu ve büyük üzüntü duyduğunu açıklamış

Hırıstiyan Demokratları’ın umurunda değil ki; kafalarını ticaret anlaşmasına takmışlar, daha fazla istihdam, daha fazla büyüme sloganı atmışlar

Türkiye ve Bulgaristan’a yoğunlaştığından (!) olmalı Swoboda’nın sosyal demokratlarından tık yok !

Avrupalı liberaller gibi…

ABD’nin can dostlarından içi kırmızı, dışı yeşil « karpuzlar », Avrupa Parlamentosu’nda tahkikat komisyonu oluşturulması talebinde bulunmuşlar

Türkiye mi?

Gezi Direnişi’ni içten ve dıştan tahrik edenlerin sıraya girip, ‘biz ettik, aman ola ki siz etmeyin’ diye özür dilemeye başladıkları söyleniyor !

İnan da ölme, vakitsiz…

Dışişleri Bakanlığı zaten İngiltere üzerinden gereken açıklamayı yapmıştı

Ana muhalefet, İsviçre peyniri gibi « delik-deşik » olduğunu bildiğinden, bu tür olaylar kesinlikle ilgi alanına girmiyor !

Anlayacağınız, bir kaşık suda fırtına koparılıyor…

Kimler tarafından?

Gocunacak saklısı-gizlisi olanlar veya yukarıda vurguladığım gibi, kamuoyuna karşı « ayıp olmasın » tepkileri dışında, diğerlerinden çıt çıkmıyor !

Nedense bu tür olaylarda aklıma hep Prof.Dr.Nurullah Aydın’ın bu tür konulara ilişkin yazdıkları aklıma gelir !

Gizlisi saklısı olmadığını sıkça yazmış ve örnekler vermiştir de…

Dostunun dostu düşmanımdır, dememiş boşuna atalarımız !

Veya…

Düşmanımın düşmanı dostumdur, diye…

Çiçero ne diyor; Biri gerçeği duymak istemediği, öteki yalana hazır olduğu zaman dostluk, dostluk olmaz.

Balsac’a göre de; İyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur.

Victor Hugo, boş durur mu hiç, patlatmış yine yumruğunu; Düşmanlarınızı tapılacak tanrılar haline getirmeyin.

Konfüçyüs, asırlar öncesinde tarifini yapmış; Kötü dost dostluğun muhasebecisidir, iyiliği dostluk için yapmaz çıkarı için satar.

Gönül bağımız olan Voltaire, taşı gediğine koymuş yine: Ben düşmanlarımla başa çıkabilirim. Tanrı beni dostlarımın kötülüğünden korusun.

Hz.Ali ile noktalayalım: Açık yürekle konuşan düşman içten pazarlıklı dosttan iyidir…

Uzun lafın kısası,everybody knows how it goes !’

Brüksel, 30 Haziran 2013.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: