Bir toplumsal yara…


Ve ırkçı kara propagandaya âlet edenler !

kaçak

***

İlk ele alınması gereken nokta, bu ilkel kampanyayı yapanların hiç değinmeden teğet geçtikleri, öncelikle bu sorunun nedenini anlamamız gerekir. Her konuda olduğu gibi, Olgu (var olan durum) ile Algı (anlama-kavrama) arasındaki uçurum bu konuda da söz konusu. İşte ırkçılar da bu uçurumun farkında oldukları için, ‘neden, niçin’ sorularının cevaplarına değinmeden en önemlisi de çözüme ilişkin hiçbir şey söylemeden, sadece yanlış algıyı ısrarla işlemek, ötekileştirmeyi sağlamak için, kasıtlı bir kötüleme kampanyasını sürdürüyorlar. (…)

90’lı yıllara kadar nüfus artışı normal seyreden Diyarbakır’ın nüfusu 300 bin civarındayken, 90’lı yılların sonuna doğru birden 1.000.000 (bir milyon) olmuş, 2000 yılında nüfusu 1.362.000 olmuştur. Şimdilerde ise 2 milyona yaklaşmış durumdadır. 1980’lere gelinceye kadar gelişmiş iller sıralamasında 39’ncu sırada olan Diyarbakır ili, 90’lı yılların sonunda 63’ncü sıraya düşer, birden.
Peki ne oldu da şehrin nüfusu 90’lı yıllara kadar normal bir artış seyrederken, 90’lı yıllarda birden hem nüfusu hem de sorunları 4-5 kat arttı? Irkçıların görmezden geldiği, üzerinde düşünülmemesi için çaba sarf ettikleri, Diyarbakır’da yaşanan bütün sorunların ana kaynağı işte burada gizlidir. (…)

90’lı yıllar Türkiye’de yaşanan “Kirli iç savaş’ın en yoğun yaşandığı günlerdir. O yıllarda devletin açıkladığı rakamlara göre 4000 civarında köy “Terör” sorunu gündeme getirilerek boşaltılır. Milyonlarca Kürt köylüsüne 24 saat içinde köylerini boşaltmaları söylenerek, yollara dökülür. Bu konu ile ilgili verilere ulaşmak ve boşaltılan köylerde neler yaşandığını öğrenmek isteyenler, Hacettepe Ünviversitesi’nin Göç raporu ile, Zülküf Kışanak’ın “Yitik Köyler” (*) kitabını okuyarak öğrenebilirler.
İşte yaşanan bu süreç sonunda Urfa, Diyarbakır ve Van gibi illerin nüfuslarında patlama olur. Bu aşırı nüfus patlaması bu illerin sorunlarında da patlama yaratır. Sokak çocukları sayısında, kap-kaç, yankesicilik, tinerci çocuklar, şehirlerin alt yapı sorunlarında, intiharlarda, gecekondulaşmada, hastalıklarda, eğitimde, vs sorunlarında patlama yaşanır.
Nedense bu sorunlarla ilgilenmeyen, bu sorunlara dikkat çekmeyen ırkçıların, genelde yaşanan bütün sorunlara çözüm önermeyenlerin sadece bir sorun üzerinden kötüleme kampanyası yapması, çok manidar ve anlamlı gelmiyor mu sizlere de?


Ergün Eşsizoğlu
Diyarbakır, kaçak elektrik ve göç-1
18 Mart 2013

Makalenin tamamı.

(*)Geçtiğimiz yirmi yıllık fiili savaş döneminde dört bine yakın köy boşaltıldı. Bu köylerden bazılarının tarihi binlerce yıl ötesine kadar uzanıyordu. Ve bunlar sürekli yaşam alanları olarak kullanılmıştı. Bu köylerden hebirinin ayrı bir öyküsü vardı. Şimdi ise, sanki hiç yaşanmamışçasına ya da binlerce yıl önce durmuş gibi her biri arkeolojik bir görünüm sergiliyor. Bu kitap, bu yitik köylerin öyküsünü anlatıyor ve yaşamın farklı kesitlerini sunuyor.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: