Yılbaşı akşamı neredesiniz?


Birkaç saatliğine hayatın gerçeklerinden kaçamak yapabileceğiniz yerlerde mi!

yy2

***

©Yakup Yurt

Bir yılın daha sonuna yaklaşıyoruz.

İnsanlarda bir telaş, bir telaş sormayın!

Ailece evde mi kalsak, dostlarla mı çıksak, eşe, dosta, sevgiliye ne gibi armağanlar alsak, nasıl süslensek, neler giysek…

Sorular, sorular!

***

Hayat pahalı.

Fiyatlar oldukça yüksek.

Fakirlik, sosyal güvenlik cenneti Belçika’da bile yaygın.

***

Yılbaşı geceleri genelde insanlar sabahlara kadar içtiği için ertesi gün sokaklarda kimsecikler olmaz.

İçki içmek için uydurulmuş gecelerden biridir demek abartılı olmaz sanırım. Yeni yılda herşeyin eskisinden daha güzel olacağı umulur.

Kendi kendimizi buna ikna etmeye çalışırız.

Sahte bir bayramdır aslında.

Geçen yıl adet yerini bulsun diye tutulan dileklerin hiçbirisi gerçekleşmemiştir.

***

Bir dostum şöyle diyordu yılbaşı gecesi için : Sıradan bir gece al, içine alkol, hoplama-zıplama, dans, uykusuzluk ve masraf doldur, krema niyetine de seks ile sıva ; elde edilen bulama yılbaşı gecesidir.

Tüketim çılgınlığı ürünü hediyelerle servis yapılır.”

Yanlış mı?

***

Kiminle geçirdiğin nerde geçirdiğinden çok daha önemlidir o gece.

Harcadığın koca bir yılı düşünüp mutsuz olduğun sonra da gelecek yıldan istediklerini gerçekleştirmesi halinde ne kadar mutlu olacağını düşünüp umutlandığın tek gece midir yoksa?

***

Yalnızlığın en çok koyduğu gece mi?

Bütün bir yıl yalnız olanların o gece yalnız olmamaları mümkün müdür?

Hep kaybedenler, ya da kaybetmeğe mahkûm olanların, o gece oynanan tombalada şanslı olmaları için mantıklı bir tek neden gösterilebilir mi?

***

İnsanlar gerçeklerden neden hep kaçmaktadırlar?

Yaşamın gerçekleri ile hesaplaşmaya niçin yanaşmazlar?

Niye kendilerini tüketim sarmalının içine bir İspanyol boğası gibi atarlar?

Tüm toplumlarda anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, şu günü, bu günü… vardır.

Para, sevgi, saygı, dostluk, sağlık, aşk, başarı, velhasıl tüm güzellikler herkese her gün gereklidir.

Hatırlanmak ne denli güzel olsa da, ilân edilen günler fotoğrafçılar, iletişimciler, çiçekçiler, çikolatacılar, kuruyemişçiler, berberler, hamamcılar, müzisyenlere yarar.

Onlar kazanırlar.

Meslek grupları tabii ki kazansınlar, ama sadece o günlerde değil, her zaman!

***

Gerçek yanlış yerde aranmamalı.

Bakın size bir anekdot anlatayım.

Paris‘te üzerinde on dokuz köprü bulunan Seine Nehrinin rıhtımındayız.

Akşam olmuş.

Lâpa lâpa kar yağıyor.

Bir kloşar * bir reverberin ** etrafında değirmen beygiri gibi dönüyor yere bakarak.

Yoldan geçenlerin dikkâtini çekiyor bu durum.

Hey mösyö! ne dönüp duruyorsun reverberin etrafında diye soruyorlar. Cüzdanımı arıyorum diyor kloşar naifçe.

Yaaa, diyorlar, demek cüzdanını arıyorsun ha?

Peki niye burada?

Niye olacak diyor kloşar, burası aydınlık en azından!…

Görmüyor musunuz reverberi?

***

Gönülleriniz sevgi, bedenleriniz sağlık, cüzdanlarınız parayla dolar inşallah. Hepinizin yeni yılı kutlu olsun…

*Kloşar: (clochard) Paris’te köprü altında yatan şarapçı.

**Reverber: (réverbère) Üstünde fenerli sokak lâmbası.


YILBAŞI GECESİ YAKLAŞIRKEN…
Brüksel, 30 Aralık 2012

Yakup Yurt’un Yerelce’de yayınlanan diğer yazılarını okumak için tıklayınız !

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: