Cumhurbaşkanı Gül’den Yeni Yıl Mesajı


Yeni dünya düzeninin önde gelen bir ülkesi olabilmek için, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi değer ve kavramların tüm anlamıyla benimsenmesi ve uygulamaya dönüştürülmesi önemli bir sorumluluktur.
tccb

***

Dünya ve Türkiye açısından önemli gelişmelere sahne olan 2012 yılını, acı ve tatlı olaylarıyla geride bırakıyor; yeni umutlarla 2013 yılını karşılıyoruz.

Yeni Yılın milletimize ve tüm insanlığa barış, huzur, refah getirmesini, güzel yarınların başlangıcını oluşturmasını temenni ediyorum.

2012 yılı, gerek ulusal gerek uluslararası seviyede yoğun bir gündemle geçmiştir. Dünyamızda güvenlikten, teröre; açlıktan yoksulluğa; ekonomik istikrardan, çevreye kadar pek çok sorun önemini korumaktadır.

Dünyadaki dönüşüm ve yapılanma süreci devam etmekte, çeşitli bölgeler siyasi, ekonomik ve askeri güç açısından yeniden şekillenmektedir.

Diğer taraftan küresel ekonomik krizin etkileri Avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada hissedilmektedir. Bununla birlikte yakın coğrafyamızdaki istikrarsızlık ve kırılganlık ortamı, tüm dünyanın ilgisini gerektiren bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Arap Baharı kapsamında Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da meydana gelen gelişmeler, bölge halklarının özgürlük, adalet ve onur mücadelesiyle şekillendirdikleri tarihi bir dönüşüme işaret etmektedir.

Bu dönüşümün henüz nihayete ermediği Suriye’de, büyük bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Suriye’de kan akmaya devam ederken, zulümden kaçan binlerce Suriyeli evlerinden uzakta yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Zor durumda kalan Suriyeli kardeşlerine kucağını açan Türkiye, onlara desteğini en güçlü şekilde sürdürmektedir. Ülkemizdeki barınma merkezlerinde yüz elli bine yakın Suriye vatandaşı bulunmaktadır. En büyük temennimiz Suriye’de akan kanın bir an önce durması, acıların sona ermesi, Suriye halkının demokratik bir yönetime, barışa, huzura ve refaha kavuşmasıdır. Suriye konusunda uluslararası camianın daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Böyle kırılgan, istikrarın ve güvenliğin oluşmadığı, belirsizliklerin sürdüğü bir bölgede Türkiye, kazanımları sayesinde adeta bir yıldız gibi parlamaktadır. Türkiye, dinamik ve istikrarlı ekonomisiyle, modern devlet yapısıyla, demokratik rejimiyle, güçlü ordusuyla, uluslararası alandaki siyasi ve stratejik etkinliğiyle, zengin insan kaynağıyla fark yaratmaktadır. Bu vasıflar, Türkiye’yi dünyada emsalsiz bir konuma getirmiştir. Bu elbette ki hepimiz için gurur vericidir.

Avrupa’da yaşanan derin ekonomik kriz ve Orta Doğu’daki gelişmelere rağmen, ekonomimiz dikkat çeken performansıyla, dinamizmiyle güven vermektedir. Türk ekonomisinin son yıllarda elde ettiği en büyük kazanım, global ekonominin artık kaçınılmaz bir gerçeği haline gelmiş bulunan krizlere karşı gösterdiği dayanıklılık ve esnekliktir. Hiç şüphe yoktur ki, Türkiye’nin uluslararası raporlara da yansıdığı şekilde yükselen ekonomik bir güç olarak gösterilmesi, hayata geçirilen reformların ve kararlılıkla uygulanan politikaların bir sonucudur.

Bununla birlikte, Euro bölgesindeki daralmanın, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki yavaşlamanın Türk ekonomisine de yansımalarının olması tabiidir. Bu nedenle yapısal reformların aksatılmadan devam ettirilmesinin ve kalkınma performansının sürdürülebilir hale getirilmesinin taşıdığı önemi vurgulamak isterim.

Türkiye’de siyasetten ekonomiye ve ticarete, demokratik standartlardan hukuk sistemimize ve sosyal hayatımıza kadar her alanda köklü bir değişim söz konusudur. Gerçekleştirilen reformlar, ülkemizin bugünlerini değil, bütün geleceğini de şekillendirecek bir mahiyettedir.

Bu sürecin temel ayaklarından biri de yeni bir anayasanın hazırlanmasıdır. Anayasa çalışmalarında ortak akılla hareket edilmesinin ve bu çalışmaların milletin beklentisi doğrultusunda hızla sonuçlandırılmasının, siyasi partilere ve Parlamento’ya düşen tarihi bir sorumluluk olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Geniş bir temsil yeteneğine sahip Meclisimizin önünde, demokrasimizin çıtasının yükselmesini sağlayacak önemli bir fırsat bulunmaktadır.

AB üyeliği her zaman olduğu gibi temel önceliklerimizden biri olmaya devam edecektir. Tam üyeliğin gerçekleşmesinde Türkiye’nin olduğu kadar, AB’nin de hayati çıkarları bulunduğuna inanıyoruz. AB’den meşru taleplerimizin hakkaniyetle karşılanmasını beklerken, ülke olarak da reform ivmesini muhafaza etmemiz elzemdir.

Bireyler, devletler ve milletler için hem risklerin hem de fırsatların arttığı yeni dünya şartlarında, fırsatlardan zamanında ve azami ölçüde yararlanabilmek ve riskleri bertaraf edebilmek için, geleceğe daha stratejik bakabilmeliyiz.

Türkiye’nin gerek 89 yılda katettiği gurur verici mesafe gerek son yıllardaki dikkat çekici performansı, 2013 yılına ilişkin olarak beklentilerimizi yüksek tutmamıza vesile teşkil etmektedir.

Eğer bugün model alınan, ilham kaynağı olan bir ülkeden söz edebiliyorsak, sahip olduğumuz potansiyelin harekete geçirilmesi eminim ki Türkiye’yi daha yukarılara taşıyacaktır. Bununla birlikte, hâlâ atılması gereken adımlar bulunduğunun da idrakindeyiz.

Yeni dünya düzeninin önde gelen bir ülkesi olabilmek için, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi değer ve kavramların tüm anlamıyla benimsenmesi ve uygulamaya dönüştürülmesi toplumun tüm kesimlerinin önündeki önemli bir sorumluluktur. Bu nedenle ekonomik, sosyal, siyasal ve demokratik bakımdan daima evrensel standartları hedeflemeliyiz.

Eğitim, bilim ve teknoloji, AR-GE ve inovasyona yatırım yapan ülkelerin, diğerlerinin önüne geçecekleri herkes tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla bu alan, önümüzdeki dönemde de temel önceliklerimizden biri olmaya devam etmelidir.

Türkiye’yi çok iyi bir geleceğin beklediğine ilişkin inancımı ifade etmek isterim. Zengin insan kaynaklarımız, gelişen ekonomimiz, derin köklere sahip kültürümüz ve demokrasi erdemimiz bu süreçte temel itici güçlerimiz olacaktır.

Elbette ki, terör başta olmak üzere, ülke gündemindeki ciddi sorunları göz ardı edemeyiz. Sorunlarımızın üzerine kararlılıkla gidecek, birlik ve beraberliğimizin, ülkedeki barış ve huzur ortamının bozulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Daha fazla özgürlük, demokrasi ve kalkınma yolunu açarak, ön yargılardan sıyrılarak, konuşarak, tartışarak, empati ve öz eleştiri yaparak, bütün sorunlarımızı büyük bir özgüvenle aşacağız.

Yeni bir yıla girerken, tüm ülkelerin sağduyuya dayalı daha yaşanabilir bir dünya hedefi doğrultusunda gerekli her türlü çabayı göstermesini umut ediyorum.

Önümüzdeki yıl, Türkiye’nin hedeflerine ulaşma yolunda önemli merhaleleri geride bırakacağı inancıyla siz değerli vatandaşlarımın Yeni Yılını tebrik ediyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Abdullah Gül

Cumhurbaşkanı.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: