Zalimlerin yanında olanları tarih affetmeyecektir !


Kürtler vicdanlarının, yüreklerinin sesine kulak versinler, sıkılı yumruklarla el sıkışıl(a)mayacağını dürüstçe düşünsünler !

Türkiye’de, terörün bir piyasası oluşmuş. siyaset alınıp siyaset satılan, kan alınıp kan satılan, can alınıp can satılan, silah ticaretiyle, uyuşturucu ticaretiyle, kaçakçılık üzerinden bir piyasası oluşmuş. Terör, sadece dışarıdan, sadece Türkiye düşmanı çevrelerden değil, işte bu kanlı piyasadan rant sağlayan, içerdeki çevrelerden, milli iradenin hasımlarından, devletin derinlerine sirayet etmiş çetelerden, kendi şahsi hesaplarının peşine düşen, kimi siyasetçilerden, kimi çevrelerden destek alıyor. Terör bittiğinde siyaseti de, rantı da bitecek olanlar, terörle mücadelede asla yanımızda olmuyorlar. İşte bu yüzden; Kürt kardeşlerim, YETER ARTIK demeli, teröre karşı cesaretle seslerini yükseltmedirler. Çünkü, bugünden itibaren, yeni bir sayfa açmak, o sayfayı da Kürt kardeşlerimle birlikte doldurmak, o temiz sayfayı şiddetten koruyup, barışın, kardeşliğin sayfası yapmak istiyoruz.

AK Party decides new administration team

Turkey’s PM expresses determination on making new constitution

Turkish PM urges Russia, China, Iran to review stance on Syria

Turkey will clear $1.3 bln IMF debt by April

AK Party members hail Hamas leader in congress

***

Bir yandan terörle kararlı şekilde mücadele ederken, eş zamanlı olarak, terörü doğuran, terörü besleyen, terörün istismar ettiği sorunların üzerine de kararlılıkla gittik. Gerek demokratikleşme mücadelesinde, gerek teröre karşı verdiğimiz mücadelede, 10 yıl boyunca hem yalnız bırakıldık, hem de türlü türlü engellerle karşılaştık. Ama bunları mazeret olarak görmedik. Bunları bahane olarak görmedik. Millet bizim arkamızda dedik, millet bizimle beraber dedik ve tek bir geri adım atmadan mücadelemizi sürdürdük. Biz bu meseleyi çözeceğiz dedik, biz anaların gözyaşını, babaların gözyaşını dindireceğiz dedik ve yalnız kalmamıza, engellenmemize, tüm tahriklere, tüm provokasyonlara rağmen yolumuzda kararlılıkla ilerledik.

Çok açık konuşuyorum…

Türkiye’de maalesef, terörün bir piyasası oluşmuş. Terörün, siyaset alınıp siyaset satılan bir piyasası oluşmuş. Terörün, kan alınıp kan satılan, can alınıp can satılan bir piyasası oluşmuş. Terörün, silah ticaretiyle, uyuşturucu ticaretiyle, kaçakçılık üzerinden bir piyasası oluşmuş. Terör, maalesef sadece dışarıdan, sadece Türkiye düşmanı çevrelerden değil, hiç kimse kusura bakmasın, işte bu kanlı piyasadan rant sağlayan, içerdeki çevrelerden de destek alıyor. Terör, milli iradenin hasımlarından destek alıyor. Terör, devletin derinlerine sirayet etmiş çetelerden destek alıyor. Terör, kendi şahsi hesaplarının peşine düşen, kimi siyasetçilerden, kimi medyadan, kimi çevrelerden destek alıyor. Terör bittiğinde siyaseti de bitecek olanlar, terör bittiğinde rantı da bitecek olanlar, terörle mücadelede asla yanımızda olmadılar. İktidar hayali kuran partiler, seçim meydanlarında fikirleriyle, projeleriyle hükümeti yıpratmak yerine, terör üzerinden hükümeti yıpratmak gibi insanlık dışı, vicdan dışı yollara tevessül ettiler ve hala da ediyorlar.

İşte görüyorsunuz…

Bu ülkenin Ana Muhalefet Partisi, terör örgütünün servis ettiği belgelerle, terör örgütünün diliyle, terör örgütünün üslubuyla konuşabiliyor. Bir yanda şehitleri istismar eden bir parti, bir yanda terör örgütünün kuklası haline gelmiş bir parti, diğer yanda, terör örgütünün parmağında oynattığı bir Ana Muhalefet Partisi var.

Şunu burada samimiyetle söylüyorum… Yalnız kaldık, mücadeleden asla vazgeçmedik. Ne kadar yalnız olursak olalım, bu mücadeleden asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Millet bizimle beraber, bunu biliyoruz ve milletimle birlikte bu işin üzerine kararlılıkla gitmeyi sürdüreceğiz. Bu kanı durdurmak için, bu gözyaşını dindirmek için, huzuru, refahı, barışı sağlamak için, her ne gerekiyorsa, hangi adımı atmak, hangi reformu yapmak gerekiyorsa biz onu yaptık ve yaparız. Şunu herkes bilsin: Biz, bu ülkenin şehitlerine mahcup olmayacağız, bu ülkedeki şehit analarının, şehit babalarının o mağrur, o vakur duruşlarını zedelemeyecek, onların başının öne eğilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

Bugün çok net olarak şunu söylemek durumundayım… Benim, Doğu Güneydoğu’daki, Türkiye genelindeki Kürt kardeşimle, bu hain terör örgütü arasında hiçbir bağ yoktur ve olamaz. Benim Kürt kardeşim, Şarkın sevgili sultanı, Kudüs’ün Fatih’i Selahattin Eyyubi’nin torunudur. Benim Kürt kardeşim, İdris-i Bitlisi’nin, Ahmede Hani’nin, Mela Ceziri’nin, FakiyeTeyran’ın torunudur. Benim Kürt kardeşimin, başka ülkelerin, başka rejimlerin, Türkiye düşmanı çevrelerin taşeronu haline gelmiş bu eli kanlı terör örgütüyle hiçbir ortak yanı yoktur. Benim Kürt kardeşimin, Kürtler’e bu kadar ağır bedeller ödeten, Kürt gençlerini zorla dağa kaçıran, Kürt çocuklarını ölmeye ve öldürmeye programlayan bu canilerle hiçbir duygu bağı yoktur. Van depremi için Van’a gelmiş polisi şehit eden, Hakkari’de sabah namazına giden imamı şehit eden, bir polisi korkakça, alçakça, haince sırtından vuran, Kürt annelerini, Kürt kızlarını sokak ortasında katledecek kadar canavarlaşmış bu müsveddelerle benim Kürt kardeşimin hiçbir ilgisi, hiçbir ilişkisi yoktur. Bize oy versin ya da vermesin, bizi sevsin ya da sevmesin, bu topraklar üzerinde yaşayan her bir Kürt kardeşimin, elini vicdanına koymasını ve bir an olsun vicdanıyla konuşmasını istiyorum. Terör örgütünün propagandasının etkisi altında kalmadan, terör örgütünün uzantısının propagandasının etkisi altında kalmadan, her bir Kürt kardeşimin, bir an olsun vicdanıyla baş başa kalıp düşünmesini istiyorum.

·        Cumhuriyet tarihi boyunca kim, hangi hükümet bu kadar cesur adımlar atmıştır?

·        Cumhuriyet tarihi boyunca kim, hangi hükümet bu kadar samimi adımlar atmıştır?

·        Cumhuriyet tarihi boyunca hangi dönemde kardeşlik için bu kadar çaba gösterilmiştir?

·        Kürtlere karşı on yıllarca sürdürülen red, inkar ve asimilasyon politikalarına AK Parti son vermiştir.

·        Doğu ve Güneydoğu’ya, 10 yılda yaklaşık 35 katrilyon tutarında yatırımı AK parti yapmıştır.

·        Doğu ve Güneydoğu’nun on yıllardır devam eden ihmaline AK Parti son vermiş, yollarla, okullarla, hastanelerle, barajlarla, sulama kanalları, kültür merkezleri, kütüphaneler, adalet saraylarıyla AK Parti bölgenin çehresini değiştirmiştir.

·        Kürtçenin önündeki engelleri AK Parti kaldırmıştır.

·        TRT ŞEŞ’i kurup, burada 24 saat Kürtçe yayını AK Parti başlatmıştır.

·        Annenin yavrusuyla Kürtçe konuşmasının önündeki engeli AK Parti kaldırmıştır. Kürtçe’nin öğretilmesinin önünü AK parti açmıştır.

·        Olağanüstü Hal’e AK Parti dur demiştir.

·        Yasakları, sınırlamaları, kısıtlamaları AK Parti elinin tersiyle itmiştir.

·        Faili meçhullerin ardına AK Parti düşmüştür.

·        AK Parti, Doğu ve Güneydoğu’yu, tek parti zihniyetiyle, baskıcı, otoriter, faşizan bir zihniyetle kontrol etmek isteyen terör örgütüne karşı, benim Kürt kardeşimin her türlü özgürlüğünü samimiyetle savunan parti olmuştur.

·        AK Parti, Kürt meselesinin çözümü için, son derece kararlı, son derece samimi adımlar atmış, hiçbir engele boyun eğmeden reformlarını gerçekleştirmiştir.

İşte bugünden itibaren, biz, yeni bir sayfa açmak, o sayfayı da Kürt kardeşlerimle birlikte doldurmak, o temiz sayfayı şiddetten koruyup, barışın, kardeşliğin sayfası yapmak istiyoruz. Biz, 10 yıl boyunca yaptıklarımızı Kürt kardeşlerimizin başına kakacak bir parti, böyle bir hareket asla değiliz. Biz Kürt kardeşlerimize karşı yüzlerce adım attık; şimdi artık, bu yeni dönemde, Kürt kardeşlerimin bizlere karşı bir adım atmasını bekliyoruz. Kürt kardeşlerimin, YETER ARTIK diyerek, teröre karşı cesaretle seslerini yükseltmelerini bekliyoruz. Yeni dönemi, yeni süreci Kürt kardeşlerimizle birlikte çizmek, bu ülkede kardeşliği Kürt kardeşlerimizle birlikte yüceltmek istiyoruz.

Terör örgütünün 30 yıldır uyguladığı şiddet Türkiye’ye zarardan başka hiçbir şey getirmedi. Kürt kardeşlerimin oylarını alarak Meclis’e gelen siyasetçiler, öfkenin, şiddetin, ayrımcılığın dilinden başka dil kullanmadı. Ben bugün bir kez daha kardeşliğin diliyle konuşuyorum. Gelin bu sorunları birlikte çözelim. Gelin bu sorunları şiddete teslim olarak değil, siyasetle çözelim. Bu ülkeyi, bu toprakları, hepimizin refah, huzur, barış içinde yaşadığı topraklar haline getirelim. Bugün hepimiz için bir milat olsun. Bugün hepimiz için yeni bir başlangıç olsun. Hep birlikte öz eleştirimizi yapalım; ama yine hep birlikte geleceği şekillendirelim. Birbirimizi kırmadan, birbirimizi ağlatmadan, annelere gözyaşı döktürmeden yeni bir süreci hep birlikte götürelim.

Ben, bu ülkede kardeşliğin galip geleceğine her zaman inandım, tüm kalbimle inandım.

Bu ülkede kardeşlikten başka bir alternatif bulunmadığına, birlik ve beraberlikten başka bir seçenek bulunmadığına tüm yüreğimle inandım.

Ey Kürt kardeşim!

Ey Kürt annesi!

Eğer sen olmazsan, bu barış filizi öksüz kalır; bu barış fidanı boy vermez.

Fırat’ın, Dicle’nin kenarındaki çoban kardeşim!

Sen olmazsan bu süreç eksik kalır.

Ey Diyarbakır’da, Benu Sen Mahallesi’ndeki kardeşim,

Bitlis’teki işçi kardeşim!

Batman’daki memur kardeşim!

Harran’daki çiftçi kardeşim!

Çocuklar, gençler, ezeler, ablalar, emmiler! İnanın, siz olmazsanız, bu barış güvercini mahzun kalır.

Allah aşkına bu sürece artık sizler de yüreğinizi koyun. Sizler de bize bir adım atın; bu ülkeyi, bu toprakları baştan başa gelin yeniden inşa edelim. Annelerin, babaların, evlatlarının tabutuyla, evlatlarının cesediyle değil; evlatlarının mürüvvetiyle buluştuğu bir ülkeyi gelin hep birlikte imar edelim. Bizim kardeşlikten başka seçeneğimiz yok.

Terör, güvenlik güçlerinden ziyade, bu ülkede istikrarı, güven ortamını, kardeşliği, en önemlisi de bu ülkenin, bu milletin büyük ideallerini hedef alıyor. 75 milyon, teröre karşı tek yürek olmak zorundayız. 75 milyon, daha bir kardeş olmak, bir olmak, beraber olmak zorundayız. Hem Doğu ve Güneydoğu’daki her bir ilin, her bir ilçenin, her bir köy ve mezranın kalkınması için; hem topyekün Türkiye’nin kalkınması için, teröre karşı ortak bir duruş sergilemek zorundayız. Ülkemin batısındaki, kuzey ve güneyindeki vatandaşlarım, terör üzerinden oynanan ayrımcı, nefret ve öfkeye dayalı senaryoya aldanmasınlar.

Doğu’daki, Güneydoğu’daki vatandaşlarım, kardeşlerim, terörün kendilerine kan ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmediğini fark etsinler. Bugün 75 milyon yeni bir sayfa açalım. Bugün 75 milyon, aynı gök kubbenin altında bir olalım, birlik olalım, beraber olalım. Şu 10 yıl gösterdi ki, biz her sorunu çözeriz, her engeli aşarız. 10 yıl önce çözülemez gibi görünen sorunlar bugün Türkiye gündeminden kalktı. Nice kronik sorunlar çözüm yoluna girdi. İnşallah, arkadan gelen genç nesil çok ama çok farklı geliyor. İnandığımız, güvendiğimiz, istikbalimiz olarak gördüğümüz genç nesil, bizim açtığımız yoldan ilerleyerek Türkiye’yi daha da değiştirecek, daha da dönüştürecektir.

İşte bugün, hiç usanmadan, bıkmadan, yorulmadan tekrar ediyorum: İNADINA DEMOKRASİ DİYORUM. İNADINA BARIŞ DİYORUM. İNADINA KUCAKLAŞMA DİYORUM. İNADINA KARDEŞLİK DİYORUM…

TÜRKİYE’NİN KONUMU

Türkiye, çok zor ve zorlu bir coğrafyanın tam merkezinde yer alıyor.

Bu zorlu coğrafyada, tarih, kültür ve medeniyet iç içe geçmiştir.

Bu zorlu coğrafyada, halklar, akrabalar, kardeşler, yakın tarihte çizilen yapay sınırlarla birbirlerinden ayrılmış, birbirlerinden koparılmış, birbirlerine hasım, düşman, rakip haline getirilmiştir.

Ne yazık ki, Türkiye’nin yakınındaki coğrafya, insanlık tarihinin en parlak, en müreffeh dönemlerine şahitlik ettiği kadar, en kanlı çatışmalarına, en kanlı çekişmelerine de sahne olmuş bir coğrafyadır.

Türkiye’nin, son derece tabii olarak, komşularına, yakınındaki bölgelere, ülkelere kendini kapatma gibi bir lüksü yoktur. Türkiye’nin uluslararası meselelere miyop bakma gibi bir seçeneği asla yoktur. Büyüyen, gelişen, büyük iddiaları, büyük hedefleri olan bir Türkiye’nin, küçük meselelere takılıp kalması düşünülemez.

Nerede bir yangın varsa, nerede bir ateş varsa, nerede acı varsa, Türkiye ve bu aziz millet, tüm imkanlarıyla seferber olmuş, o ateşi söndürmek, o acıyı dindirmek için en uzak coğrafyalara dahi gitmiştir. 4 kıtada şehitliği olan bir millete, “sizin Afganistan’da, sizin Somali’de, sizin Kosova’da, Lübnan’da ne işiniz var” diye sormak, o millete yapılmış en ağır hakarettir. Şehitlerimizin at sırtında ulaştığı en uzak ülkelere, en uzak coğrafyalara ulaşmak bizim millet olarak boynumuzun borcudur.

İşte bugün, AK Parti iktidarıyla, Türkiye, tarihinden gelen o ruh ve anlayışla, dünya genelinde ihtiyaç sahibi, mazlum, mağdur, imdat bekleyen her millete, her halka, her ülkeye yardım götürmenin mücadelesi içindedir.

İSRAİL

Ortadoğu’daki kronik sorunların en temelinde Filistin meselesi bulunuyor. İsrail’in uzlaşmaz, çatışmacı tutumu, Filistinliler’e karşı uyguladığı soykırım girişimi, maalesef Ortadoğu’da gerilimi her geçen gün tırmandırıyor. Dünya kamuoyunun sessiz kaldığı, tepkisiz kaldığı Filistin meselesine, Türkiye olarak en güçlü şekilde destek vermeye, Filistinli kardeşlerimizle her alanda dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

Cumhurbaşkanı, değerli kardeşim Mursi’nin liderliğinde, Mısır’ın da katkılarıyla, inanıyorum ki başta Gazze olmak üzere, Filistin’in tüm şehirleri, tüm Filistinli kardeşlerimiz rahat bir nefes alıyorlar ve çok daha fazla huzura kavuşmaları için elimizden geleni yapacağız. İsrail’in bölgede uyguladığı devlet terörüne karşı ilkeli ve kararlı duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Akdeniz’de, uluslararası sularda yardım gemisine saldıran ve 9 Türk’ü şehit eden İsrail özür dilemedikçe, tazminat ödemedikçe, Filistin üzerindeki ablukayı kaldırmadıkça, İsrail’le ilişkilerimizi asla gözden geçirmeyeceğiz. Bunlar yerine getirilmedikçe ilişkilerimizde normalleşme mümkün olmayacaktır.

Kıbrıs ve Karabağ meselelerinde aynı şekilde pro-aktif, çözüme zorlayan, barışı empoze eden ilkeli tutumumuzu sürdüreceğiz.

Somali için başlattığımız girişimi, Pakistan-Afganistan, Bosna Hersek­Sırbistan girişimini, bölgesel işbirliği platformlarını, Birleşmiş Milletler’deki aktif girişimlerimizi en güçlü şekilde sürdüreceğiz.

Medeniyetler İttifakı girişiminin eş başkanı olarak, nefret suçlarıyla, ırkçılıkla, medeniyetler arası çatışma girişimleriyle en etkili şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.

Burada şu hususun da altını çizmek durumundayım…

Bir dine, bir dinin mensuplarına, bir dinin kutsal değerlerine hakaret etmek, aşağılamak, asla ve asla düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.

İslamofobia bir insanlık suçudur.

İslamofobia bir nefret suçudur.

Müslümanlar’a, Müslümanlar’ın değerlerine yönelik alçakça saldırıları şiddetle kınıyoruz. Antisemitizmi insanlık suçu olarak değerlendiren Batı’nın, İslamifobia karşısında sessiz kalmasını kabul edemeyiz.  Batı dünyasında tırmanışa geçen İslam karşıtı söylemlere, buna paralel olarak tırmanan ırkçılığa karşı derhal önlem alınması, çok ağır yaptırımların getirilmesi hususunu bir kez daha altını çizerek hatırlatıyoruz.

Dünya genelindeki tüm Müslüman kardeşlerimize de, son derece haklı olan tepkilerini, ölçülü şekilde sergileyerek, haklıyken haksız konuma düşmemeleri noktasında uyarılarımızı yapıyoruz. Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Almanya’da, Fransa’da, diğer Batılı ülkelerde, afiş yoluyla, film, karikatür, yayın yoluyla yapılan tahrik girişimlerini kaygıyla izlediğimizi hatırlatmak istiyorum.

SURİYE

Suriye’de geçtiğimiz yıl başlayan olaylar, maalesef arkasında 30 bini aşkın ölü, 250 bini aşkın yerinden edilmiş halk bıraktı. Suriye’nin kanlı diktatörü, meşruiyetini yitirmiş Beşar Esed rejimi, dünyanın gözü önünde, dünyanın ilgisizliği ve tepkisizliğinden güç alarak, hız kesmeden kıyımlarına devam ediyor. Suriye’de bu olayların ortaya çıkmasında Türkiye’nin hiçbir dahli, hiçbir müdahalesi olmamıştır.

Türkiye, Esed rejimini, gelmekte olan olaylar konusunda dostça uyarmış, gerekli reformların acilen yapılması için Esed rejimine gerekli tavsiyelerde bulunmuştur.

Türkiye’nin uyarı ve tavsiyelerini dikkate almayan; bizi ve dünya kamuoyunu oyalayan Esed, bugün bir ölüm makinasına, bir kıyım canavarına dönüşmüştür. Ne yazık ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, dünyanın gözü önünde cereyan eden bu soykırım, bu katliam karşısında, sessiz ve tepkisiz kalmayı, bir kez daha küresel vicdanı yaralamayı tercih etmiştir.

Türkiye olarak, en başından itibaren Suriye’deki olaylara ilkesel yaklaştık. Yanı başımızdaki, en uzun sınırı paylaştığımız, akrabalarımızın, kardeşlerimizin yaşadığı bu ülkede, halkın taleplerinin dikkate alınması, değişim sürecinin zararsız şekilde atlatılması için her türlü girişimde bulunduk. Kendi topraklarını işgal eden düşmana karşı pısırık bir liderin, kendi halkına karşı böyle vahşi bir kıyıcılığa bürünmesi, diktatörlerin ne kadar hızlı canavarlaşacağının en yeni, en bariz örneğidir. Biz, her türlü imkanımızla, Suriyeli kardeşlerimize kucak açmaya, her an onların yanında olmaya devam edeceğiz. Suriye’deki özgürlük mücadelesini desteklemeye, Suriye’de, anayasal parlamenter sisteme dayalı, her kesimin hakça temsil edildiği bir sistemin kurulması için girişimlerimizi sürdüreceğiz.

Türkiye içinde, Ana Muhalefet Partisi’nin, objektif olmayan biçimde, taraflı, mezhep taassubu içinde Suriye’deki kanlı diktatoryal rejimi desteklemesini büyük bir ibretle izliyor, bunu tarihe çok önemli bir not olarak düşüyoruz. Biz, Recep Tayyip Erdoğan ile Beşer ESED arasında değil, Türkiye ile Suriye arasında bir dostluk, bir kardeşlik, bir dayanışma tesis etmek istedik. Yüzlerce yıl bir arada, birlikte yaşadığımız Suriye halkı ile işbirliği tesis etmenin gayreti, mücadelesi içinde olduk. Her zaman hakkı söyledik, her zaman ilkelerle hareket ettik, her zaman dobra dobra konuştuk.

Hakkı duymak istemeyen, kendi halkına zulmetmeyi tercih eden, bizi de, dünyayı da oyalayan Beşer ESED ile çok kararlı şekilde yollarımızı da ayırdık. Biz ilkelerle hareket ediyoruz.

Ana Muhalefet Partisi (ise), Türkiye Suriye dostluğunu geliştirmek için verdiğimiz mücadeleyi bir çelişki gibi sunarak, aslında kendi tarihiyle ters düşüyor. 1945 öncesinde, Hitler’e, Mussolini’ye, Faşizme övgüler düzen; Faşizmin savaşta yenilmesiyle aniden saf değiştiren, Stalin’e yaranmak için, kendisine sığınan Azeri kardeşlerimizi, infaz edileceklerini bildikleri halde Stalin askerlerine teslim eden bir zihniyet, bizim dış politikamızı eleştirecek kapasitede değildir.

Ana Muhalefet Partisi gitsin, Filistinliler’e soykırım uygulayan İsrail’le ilişkilerini gözden geçirsin.

Ana Muhalefet Partisi gitsin, Türkiye’de terörü destekleyen rejimlerle ilişkilerini gözden geçirsin.

Ana Muhalefet Partisi gitsin, Türkiye’deki bölücü terör örgütünü sorununu Filistin direnişine benzeten, Suriye rejimini gayri meşru gören Sosyalist Enternasyonalle ilişkilerini gözden geçirsin.

Ana Muhalefet Partisi’nin de, onun Genel Başkanı’nın da, dış politika vizyonu, medya dedikodularından üretilmiş sahte magazin belgelerinin ötesine geçemez.

Dış politikada işte bütün vizyonları bu, bu kadar… Eline bir dedikodu kitabını almış, dış politikada birikimi elindeki dedikodu kitabından ibaret bir Genel Başkan’ın, dış politikada ufku da olamaz, vizyonu da olamaz.

Bizim dış politikamız ilkeler üzerine inşa edilmiştir.

Bizim dış politikamız hak üzerine, hukuk üzerine, adalet üzerine bina edilmiştir.

Önümüzdeki süreçte de aktif, ön alıcı, küresel vicdanı öne çıkaran, hakkı, hukuku ve adaleti yücelten, kardeşliğe, dostluğa, dayanışmaya önem veren bir dış politika uygulamaya devam edeceğiz. Sorunların üzerine giden biz olacağız. Biz her zaman ateşi söndürmeye, acıları dindirmeye gayret edeceğiz. Her ne pahasına olursa olsun, mazlumların, mağdurların, ihtiyaç sahiplerinin yanında olacağız. Biz, 10 yıl boyunca küresel vicdanın sesi olduk; Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle, bundan sonra da küresel vicdanın sesi olmaya devam edeceğiz.

Fırsatçılık, bir siyaset yöntemi olmaktan çıksın. Büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış, büyük medeniyetler inşa etmiş bir ülke olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle, medyası, sivil toplum örgütleriyle, tek tek bireyleriyle, bu bölgeye örnek teşkil edecek, özgün bir demokrasi modelini hep birlikte kurabilir, hep birlikte işletebiliriz. Sıkılı yumruklarla tokalaşma olmaz. Herkesten, sıktığı yumruklarını artık gevşetmesini, ülke için, millet için yüreğini ortaya koymasını istiyoruz. 2023 hedeflerine ulaşmanın yegane yolu, ülkede istikrarın, güven ortamının, özellikle de kardeşliğin tam anlamıyla tesis edilmesidir.

2023 HEDEFLERİ

Önümüzde çok ama çok güzel günler var…

Önümüzde nice aydınlık yarınlar var. Önümüzde, bölgesinin, dünyanın en büyük güçlerinden biri olma potansiyelini taşıyan bir ülke var.

Milletle el ele, milletle gönül gönüle, 2023 hedeflerine doğru kararlı şekilde yürümeye, geleceğin Türkiyesi’ni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz

Siyasi partilerin serbestçe kurulmasını, örgütlenmesini ve propaganda yapabilmesini sağlayacak bir düzenlemeyi önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.

Aynı şekilde parti kapatma konusundaki kriterleri de ileri demokrasi anlayışına uygun bir hale getireceğiz. Ortada bir suç varsa, bunun cezasının partiye değil suçu işleyene verilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Demokrasi ve hukuk devletiyle bağdaşmayan tüm yasakların siyasi partiler kanunundan çıkartılmasını sağlayacağız.

Temsilde adaleti sağlamak için seçme ve seçilme hakkının önündeki bütün antidemokratik yasakları ve sınırlamaları kaldıracağız.

Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini sağlayan referandumun ardından Türkiye’de siyasi sistemde köklü değişiklikler yapılması kaçınılmaz hale geldi. Partili Cumhurbaşkanı, yarı-başkanlık ve başkanlık sistemleri, hiçbir önyargıya tabi tutulmadan tartışılmalı ve ülkemiz için en doğru olan sistem konusunda bir mutabakata varılmalı.

Yeni siyasi sistem, Türkiye’ye çok büyük faydalar getirdiği tartışılmaz olan istikrarlı yönetimi dönemsel olmaktan çıkartıp kurumsal hale getirecek şekilde dizayn edilmeli.

Milletin iradesini en üst düzeyde yansıtacak, kuvvetler ayrımının gerçekten işlediği, güçlü bir yürütme ve bu yürütmeyi denetleyen güçlü bir yasamanın olduğu, sorunlar karşısında hızlı karar alıp uygulayan ve aynı şekilde halka hesap veren, şeffaf bir siyasi sisteme ihtiyacımız var.

Yeni Anayasa konusundaki kararlılığımız tamdır. Kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürlükleri esas alan, çeşitliliğe izin veren, çoğulcu yeni bir Anayasa hazırlanması konusundaki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Biz AK Parti olarak, yeni Anayasa’nın, hem fikri sürecinin hem yapım sürecinin mimarıyız. Biz yeni Anayasa’nın “milletin devletini” inşa edecek bir anlayışla hazırlanmasını istiyoruz. Bu süreci başarıyla sonuçlandırmanın siyaset kurumunun namus borcu olduğuna inanıyoruz.

Yargı sürecinin hızlandırılması ve yargının demokratikleştirilmesi için bugüne kadar yaptığımız çalışmaları, bundan sonra da aynı azimle sürdüreceğiz. Bu çerçevede nefret suçu konusunda bir yasal düzenlemeyi de süratle hayata geçirmek kararındayız. İhtisas mahkemeleri, denetimli serbestlik, ceza infaz kurumlarının şartlarının iyileştirilmesi gibi çalışmaları devam ettireceğiz.

Hak ve özgürlükleri, kardeşliğimizi yüceltecek, farklılıkları özgürce bir arada yaşatabilecek bir yaklaşımla daha da geliştireceğiz. Hak ihlallerine karşı tolerans göstermeyeceğiz.

Devletin tüm dinlere ve inanç gruplarına karşı eşit mesafede durduğu, kimsenin inancından dolayı baskı altında tutulmadığı bir laiklik anlayışını tam manasıyla hayata geçireceğiz.

Milletimizin bin yıldır sürdürdüğü kardeşlik ve birlikte yaşama iradesini, ileri demokrasi standartlarında daha da öteye taşımayı hedefliyoruz.

Dış politikada stratejik hedefimiz olan Avrupa Birliği’ne üyelik konusundaki kararlılığımızı devam ettireceğiz.

Geleneksel ittifak ilişkilerimizi, eşit ortaklık temelinde güçlendirmeyi sürdüreceğiz.

Tehdit algılamasına dayalı bir dış politika yerine, barış ve istikrarın tesisine dayalı bir dış politika anlayışını büyük ölçüde ikame ettik, bu anlayışı daha da güçlendireceğiz.

Türkiye’nin küresel düzendeki etkinliğini ve rolünü daha da güçlendirecek politikaları hayata geçireceğiz.

Kim ne dersin desin, biz, barışı solumaya, eli kana bulaşmamış herkese el uzatmaya, gönlümüzü tüm dostlarımıza açmaya devam edeceğiz.

Vatandaşlarımızın dünyanın her köşesine başları dik şekilde gidebilmesini sağlamak konusundaki kararlılığımızı sürdüreceğiz.

Dünyanın neresinde olursa olsun, halkın kendi iradesiyle ve çoğulcu siyaset yönünde gerçekleşen değişimlere bugüne kadar destek verdik, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.

Toplumların meşru taleplerine uygun şekilde Arap ülkelerinde yaşanan devrimleri de bu şekilde değerlendiriyor ve destekliyoruz.

Kendi öz kardeşlerimiz olarak gördüğümüz bu ülkelere yaptığımız çağrıyı burada yineliyoruz: Artık silahlar bırakılsın, siyaset konuşsun.

Bölgemizde yaşanan gerilimlerin, çalkantıların, çekişmelerin, kavgaların sona ermesi ve normalleşme sürecine geçilmesi için üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ilan ediyorum.

Recep Tayyip Erdoğan

AK Parti Genel Başkanı.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: