İki kanat yürek, bir avuç sevgi…


Mutluluk için yeter mi?


©Osman Yavuz İNAL

gün olur,
çok mutluyum
gün olur,
hüzün dolu
gün olur,
cıvıl, cıvıl
gün olur,
donuk
donuk, buruk
kalbimde güneş açar bazen,
bazen ise gözlerim bulut bulut
neden bu dengesizlik?
sürüklenirim,
bir mesut, bir somurtuk
Seni dönek mutluluk!

Fide ERKEN

MUTLULUK.

***

Mesela, birine, “Mutlu musun?” diye sorulduğunda, “İçinde bulunduğun durumdan memnun musun, mesut ve sevinçli misin?” anlamında sorulur bu soru ve karşı taraf da “Mutluyum!..” ya da “Mutsuzum!” şeklinde bir cevap verir genellikle… Lakin, bana bu tür bir soru sorulduğunda şaşalıyorum! Hem de iki yönden: Birincisi, yukarıdaki satırlarda ifade ettiğim gibi, “Mut”lu değilim. İkincisi de: İnanır mısınız, ben şu “saadetli, bahtiyar” karşılığı olarak kullanılan “mutluluk” kelimesinin içini bir türlü dolduramıyorum; yani, bir insanın mutlu olabilmesi için ne yapması gerektiğini -maalesef- tam olarak bil(e)miyorum! Hacettepe Üniversitesi profesörlerinden olup, geçtiğimiz yıllarda Dünya Felsefeciler Derneği’ne başkan da seçilen (Ayrıca, Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kuran kişidir.) İoanna Kuçuradi de demiyor mu, “Benim mutluluk -ya da mutlu olmak- gibi bir kaygım olamaz!” diye. Ama benim ülkemin insanları, dudakları hafifçe gerilen herkesi mutlu addediyor, ne hikmetse!
Anlık iç kıpırtıları ve derin hazlardan yoksun olan neşeli dakikalar acaba yeterli midir, “Mutluyum!..” diyebilmeye? Şöyle bir çıkarımda bulunmaya çalışalım bir de: “Küçük sevinç iplikleriyle ‘mutluluk yumağı’ yapılabilir mi?” Belki de yapan/yapabilen vardır, kim bilir!.. Hatta, daha ileri gidip yumak haline getirdikleri iplik demetinden, kazak-süveter örenler (!) bile olabilir…
Latife bir yana, “Hayat sathının her noktasını adeta bir oya gibi nakış nakış işleyebilme becerisini gösterenler, acaba nasıl bir donanıma sahiptirler?” diye çok kereler sordum kendime; her defasında cevapsız kalmasına rağmen hem de!..
Peki, hiç mi yol kat edemedim? O kadar da değil canım! En azından, “Doğru amaca hizmet eden düşünce yollarının kılgısı, iç huzurunun devamlılığı ve doğru bilgi kullanımıyla kültür sentezi oluşturabilenlerin bu işi kotaracağına inanmış durumdayım”…
Sonuç olarak da “İç çatışmalarını yerli yerinde duyumsayanların ve ‘Mutlu olmalıyım!’ gibi bir kaygıya düşmeden ve elbette samimi olarak: ‘Bugünüm, dünden ileri!’ diyebilenlerin, ‘mutluluk’ denen o ‘soyut hakikat’e sahip olma şansları vardır.” diyebilirim.
Özce, bu sütunların yazarı -bugünlerde- yaratılanların tadabileceği en büyük haz dalgasını yedeğine alıp yelkenlerini huzur ve mutluluk rüzgârıyla şişirmiş halde hedef’e doğru azimle ilerliyor…
Şans dileyin bu fakire; şans dileyin lütfen!..

Kemal KIRAR

Mutlu muyum?

Başlığa cevap: Bizim aile Bulgaristan göçmenidir; “Kırcaali”den gelmeyiz… Sizin anlayacağınız, “Mut”lu değilim: Mut nere, Kırcaali nere!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: