Hayatın yüzü !


Hayat böyle bir şeydir işte…

©Hasan EFE

martılar ve deniz
ay ve ben
yıldızlar eskir
ezelden
tek biz değildik ya terk edilen
yağmur sustu
umut sustu
belki
belki… sustu
başımdan aşağı süzülüp
önüme düştü hayat

Serkan ÖKÇE

Düştü Hayat.

Şiirin tamamı.

***

Seçmek, seçmediğini kaybetmeyi göze almaktır.” Sanıyorum Andre Gide’ın sözüydü. Yapılan seçimin önemini vurgulayan çok sevdiğim bir özlü sözdür.
Hayat yolculuğundaki çizgimizi belirleyendir seçimlerimiz. Yaşam boyunca, var olan koşullar içindeki tercihlerimizle çizeriz hayat rotamızı. Yaptığımız seçimler, bizi tanımlayan kişiliğimizi de oluşturur.
Başarılı ya da güzel yaşama ulaşmak için, öncelikle her bireyin kendine sorular yöneltip, samimiyetle yanıtlaması gerektiğine inanırım. Bütün dış etkenleri bir tarafa bırakıp, “ben hayata dair ne yapmak istiyorum?” sorusuna en samimi yanıtı verdiğinde, yaşantısını en doyumlu, en verimli hale getireceğini düşünürüm.
Başarı koyulan hedefe ulaşmaktır. Ancak bu yolu kat ederken yaşadıklarımız severek yapılıyorsa doyumlu bir yaşamdan söz edebiliriz. Bunun için de hayatı duygu ve düşünceyle harmanlamak gerekir, hırsla değil. Yaşadığımız her anı bir ritim kazandırmak, daha coşkulu hale sokmak gerekir. Yani daha anlamlı ve şiirsel bir hale sokmak güzelleştirir hayatı.
Her insan için kendi hayatı en kutsal varlığıdır. Bu yüzden hayatın içini boşaltmak veya kirletmek, bir insanın kendine yapabileceği en büyük kötülük olmalı, diye düşünürüm. Hayatı daha donanımlı yaşamanın yollarını bulmalıdır kişi. Sadece nesnel gereksinimlerle yetinmeyip, duyusal-düşünsel alanlarımızı zenginleştirmenin çabasını da koymalıyız. Her insan yetenekleri doğrultusunda bunu hayata geçirebilir elbette. Çünkü yaşama sevincinin kaynağı, severek yaptığımız işlerdir. Zaten bunun bilincinde olan insan sadece hedefe kilitlenmez. Onun için önemli olan yaşadığı her anı değerli kılmaktır.
Orta ve yüksek öğrenim sınav döneminin yaşandığı bu aylarda binlerce öğrenci yaşam rotasını oluşturacağı meslek tercihlerini yapacaklar. Hepimizin bildiği gibi, günümüz sınav sistemi ve yaşam biçimi meslek seçiminde birinci önceliği iyi kazanç getirecek meslekler olarak kabul ediyor. Bu yüzden de iyi ve garantili getirisi olan az sayıdaki meslek gruplarında yığılma oluyor. Bu alanda yetenekli olsun olmasın pek çok öğrenci, puanları doğrultusunda yerleştirilip meslek ediniyor. Sonuç hepimizin bildiği gerçekler. Sevilmeden, kendini o işin içinde hissetmeden yapılan meslekler. Doktor ise doktorluğun sorumluluğunu, etiğini göz ardı ederek, sadece para kazanma derdinde olan biri. Öğretmen ise, yetiştirdiği çocukların geleceğe hazırlanmasında neredeyse hiç katkısı olamayan, bolca test çözdürüp, sadece eline tutuşturulan müfredat içeriğini anlatıp geçen, aybaşında alacağı maaşın derdinde olan biri.
Yaptığı iş insanın yetenekleri doğrultusunda en iyi yapabileceği bir meslek olursa çalışmak yük olmaktan çıkar. Çünkü severek yapılan bir iş ne kadar külfetli olursa olsun insanda ağırlık duygusu oluşturmaz.
Eğer yaşamak için zorunluluklar gereği işe gidiliyorsa; her gün işine giderken içi daralan, yaşamak için çalışmak zorunda olduğunu sayıklayarak çalışan birinden ne kadar verim beklenebilir ki!… Diyelim ki ortalama bir verim alınabilir. Peki, bir hayatın ortalama üçte biri iş hayatında geçtiğini varsayarsak insan ömrünün üçte biri kahrolarak geçiyor demektir. Bu bir insana kesilen en büyük ceza değil midir?
Tekdüze eğitim, tek tip sınavlar, tek tip sınav aracılığıyla meslek seçimleri, özgünlüğü ve başarıyı ne kadar sağlayabilir ki? Hadi başardı diyelim. Severek yapacağı bir iş olmadıktan sonra neye yarar. Coşkuyla yaptığı bir mesleğine sarılmayan bireylerden iyi bir performans beklemek olası mıdır? Öte yandan işini sevmeden yapan bireylerin işini geliştirmesi mümkün müdür?
Sanırım önemli olan çocuğun hangi alanda yoğunlaşıp başarılı olacağını erken tespit edebilmek. Özellikle, yetenek alanında küçük yaşlarda fark edilip yoğunlaşmak en verimlisidir. Bununda en doğru zamanı ilk ve ortaöğretim dönemi. Bizde ise, bu dönemde tek tip sınav eleğinden geçmeyi başaracak çoktan seçmeli bayrağını önde taşıyacak maratoncular yetiştiriyoruz. İpi göğüsleyen çocuklar yorgunluktan yere düşüyor. Göğüsleyemeyenlerse, parkurun ortasında kaybolup gidiyor.
Sanat özgün, bilim derin düşünmeyi gerektirir. Aynı kalıpların içinde yetişen bireyler, kendi iç seslerini duyma (algılama) becerisini yitirir, ya da gündemin isteği doğrultusunda savrulur. Bunu aşmanın yolu ise, bağımsız birey olmaktan geçer.
Arada bir çocuklara kendi iç seslerini dinleme fırsatı tanımak gerek. Bütün ders-sınav kaygılarını bir tarafa atıp, “ben en çok ne yaparken mutlu oluyorum?” Sorusuna en samimi yanıtı vermesini sağlamalı. Kendi öz bilinciyle kendini keşfetmesine izin verilmeli. Yoksa körpecik hayatları kurutmaktan başka bir şey yapmıyoruz.
Bir çocuğun hayat ustası olabilme yeteneğini kazanması en önemlisi belki de. Bir insana verilebilecek en değerli öğreti aslında. Çünkü hayatın her alanına adaptasyonu kolaylaştıran bir yetenek oluşturuyor insanda. İnsana dair değerleri diri tutarak, seçeceği mesleğin tek ölçüsünün para olmadığını öğretmek gerekir öncelikle. Bunun yanı sıra sevdiği mesleği belirlemesine yardımcı olarak, bu yönde bilgilerini derinleştirerek, kendi hayatını dokumasına izin vermek gerekir.
Çocuk yaşlardan itibaren hayatın savurduğu değil de, hayatın salınışlarına ayak uydurabilen birey olabilmek en önemlisi. Bu da hayata ustaca tutunmaktır. Her şeyden önce severek yapabileceğiniz, ilgi alanlarınız doğrultusunda bir meslek seçimiyle işe başlamak, başarmanın birinci basamağı olacaktır. Çünkü kişinin yetenekli olduğu, dolayısıyla severek yapacağı bir işinin olması kadar mutluluk verici bir şey olamaz. Sanırım insanın şansları ve şanssızlıkları da bu formülün içinde saklı.

Müşerref SAATLİ

HAYATI KENDİ ELLERİMİZLE DOKUMAK

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: