Eleştirenlere niye kızıyorsunuz ki ?!


©Nusret Özgül

Hiç kimse kusuruma bakmasın, birkaç gündür yazmaktan açıkça kaçınıyorum !

« Korkuyorum » anlamına kesinlikle gelmiyor…

Prof.Aydın’ın bugünkü makalesinde son derece net ve herkesçe anlaşılır şekilde ifade ettiği gibi ; « hain »i kahraman ; « kahraman »ı hain olarak algılayabileceğiniz bir tablo çizmekten çekindiğimdendir !

Radyoda çalışırken, sıkça « dolaylı » uyarılar gelirdi ; ‘askerin maneviyatını bozuyorsun !’ türünden…

Demek ki, askerin işi gücü yok çatışma anında radyo dinliyor ?

Özellikle de bendenizin röportajlarını…

Kaç gündür, ‘yazayım mı, yazmayayım mı ?’ ikileminde boğuşurken ; bugün « imdat »ıma MHP Lideri Devlet Bahçeli yetişti ! Kendisine saygım başka, ama ne MHP’liyim ne de kimi politikalarından yana tavır takınabilirim. Ancak, bugün yaptıkları açıklamaların önemli bir bölümünün altına izin verirlerse, imza atarım !

Uzun, uzun kendilerinin son derece anlaşılır şekilde yansıttıklarını yineleyecek değilim. Bağlantı verdiğim (aşağıdakiler dahil) linkleri tıkladığınızda tam metinleri okursunuz !

Ancak, yine farklı boyutlardan bakmaya çalışarak, belki « vatan hainliği » veya en « masum »undan şeytanın avukatlığını yapacağım !

AKP, geçmişteki – Mustafa Kemâl sonrası yakın tarihimizde – hükümetler gibi, « enkaz aldık vatandaş, anla bizi…’ demeye başladı.

Arzu ederseniz, « ağlamaya » da diyebilirsiniz…

Hani dedirtmeyecektin, demeyecektin, telaffuz bile etmeyecektin ?

Öyle ya, seçildiğinde, bizim gibi « kuşkucular » takımı bile ilk icraatlarından hareketle ; ‘bu Cumhuriyet’in temelleri sağlam, zira, Mustafa Kemâl ve arkadaşları tarafından her türlü depreme dayanıklı şekilde atılmış, fakat 70 yıl boyunca sivil ve asker iktidarlarca, bina yıpranmış, onarılmayı bekliyor. Biraz zaman tanınsın kendilerine !’  dedik ve « dolaylı » destek vermiş olduk. « Eski Tüfek » arkadaşlarımız başta, « Kemalistler » peşlerinde, AKP’ye danışmanlık yapmakla bile suçlandık…

Para aldığımıza dair imâda bulunanlar bile olmadı değil !

İnanmıyorsanız, Dr. Aksöyek’e sorun.

« Danışmanlık » bize mi kalmış, Tanrı âşkına ?

Yaptığımız sadece, meslek yaşamımız boyunca izleyebildiklerimizden hareketle, nelerin yanlış yapıldığını (başta kendisini Atatürk’ün Ordu’su zırhına büründürüp, kalkanı arkasına sığınan askerler ve izleyenlerin yanısıra, bukalemun gibi her iktidara göre renk değiştiren bürokratlar gibi…) anlatmaktı !

Naçizane.

Vatandaşdaşlık görevi kapsamında !

Mustafa Kemâl’den öğrendiğimiz, hesap sorma – geçmişten – bağlamında…

AKP’nin « beyninin » gizli hücrelerinde art niyet falan olmadığı da yıllar geçtikçe görülmeye başlandı !

Gerçek niyetlerini hiçbir zaman gizlemeye gerek bile duymadılar ki !

Daha doğrusu, ilk başlarda ifade etmeye çalıştığım gibi, 12 Eylül 1980 cuntasının tayin ettiği, ‘Türk-İslâm Sentezi’ni yaşama geçirecek en uygun parti olduğundan veya « hazırlandığından » dolayı, bu yönde adımlar attığı görüldü.

Türk, Orta Asya Stepleri’nden yol çıktığında « İslâm » mı vardı ?

Ne zaman ki, « Arap İslâm »ı ile haşır-neşir olmaya başladı, yolunu şaşırdı. Osmanlı İmparatorluğu 6 asır boyunca ayakta durdu ise, « İslâm » sayesinde değildir herhalde !

Yanılıyor muyum yoksa ?

OAS Türk’üne bile güvenleri olmamalı ki, Rum, Ermeni vd kökenli analardan – kesinlikle ırkçılık yaptığım şekilde algılanmasın lütfen ! – doğma sultanlar, padişahlar tahtlarını bile emanet etmediler !

Mustafa Kemâl sahne alıncaya kadar da, böyle devam etti.

Ve de « mozayik » imparatorluk, orasından dürtüklendi, burasından zayıflatıldı, iç çekişmeler, dış rekabet ortamlarına mıknatıs gibi çekildi ve sonunda yıkıldı !

Kimler tarafından ?

Sadece, bugün kiminizin ağzından düşür(e)mediği « Haçlılar » tarafından mı ?

Hayır efendim, « din kardeşiyiz » dediğimiz Arap halkları tarafından !

Bugün alkışladıklarımız…

Petro-dolarların akması uğruna !

Sanıyorsanız ki, Türkiye kendi imkân ve yetenekleri ile ekonomik atılıma geçti, inanmaya devam edin…

AKP’nin « foyası » Suriye olayında çıkmaya başladı.

Her yanıyla, her boyutu ile…

« Sırıtmaya » !

AKP’nin, ABD, AB gibi « haçlılar »a diyet ödediği, biat ettiği falan yok ki ! AKP, « Sünni » daha doğrusu din merkezli yerküre sisteminin çarklarından bir « diş » oldu. Çark kimin lehine dönüyor, biraz olsun düşündüğünüzde daha net anlayacaksınız !

ABD ve AB de, doğal olarak fırsatın üzerine atladılar. Türkiye, Türk kökenler ile Kafkas ve Orta Asya arasında köprü işlevini yapıyordu batı için ; Müslüman kimliği ile de ABD ve AB’nin pazarlarına girmekte zorlandıkları ülkelere « vizesiz » girişlerini !

ABD’nin Orta Doğu’ya girmesi için bir güçlük yoktu ki !

Suudlar kendi din kardeşlerince « şeytan » kabul edilen ABD’nin bir tür « uşak »lığını yapmadılar mı ?

Irak savaşı öncesi, sonrasında ve bugün…

Ürdün, Kuveyt, Emirlikler ve diğerleri !

Kutsal Topraklar’da « Haçlılar » konuşlandırıldı, « misafir » edildi…

Günümüzde ayakta durabilen Müslüman « lider »lerin hemen hepsinin CIA için çalıştıkları da unutulmamalı !

Ve de dolayısıyla İsrail…

Yoksa, Filistin Sorunu mu olurdu ?

Bu zaviyeden baktığınızda, AKP’nin « ikiyüzlülüğünü/çifte standart politikalarını » tül perde ( ! ) olmadan görebilirsiniz.

Ne diyor, Hüseyin Tanrıverdi ?

Bin 300 İsrail askerinin, Kuzey Irak’ta PKK’lıları eğittiğini biliyor musunuz?

İyi de İsrail, « Stratejik Ortak »ımız değil miydi, yıllar boyunca !

Ne kızıyorsunuz ki ?

Suriye, elbette PKK’ya destek verecek, silâh sevkedecek !

Baba Hafız yıllarca beslemedi mi koynunda ?

Sanıyor musunuz ki, Ateş Paşa sınıra gidip ‘ayağını denk al’ diye bağırdığı için Hafız korktu ve başta Apo, Bekaa Vadisi’nden PKK’yı şutlattı !

Sanmaya devam edin…

Çıkartmıyorum len, sıkıysa gel sen çıkart’ deseydi baba Hafız, Ateş paşanın ve emrinde olduklarının nasıl hareket edeceklerini görmek isterdim.

AKP, sürekli yalan söylüyor, sürekli takıyye yapıyor, herkesi aldatıyor !

Ve de yenisinden « Enkaz Edebiyatı » yapıyor…

Ne diyor, AKP’nin dış ilişkilerinden sorumlu başkan yardımcısı Ömer Çelik ?

Suriye, PKK’ye ağır silâhlar verdi !

İyi de, Esed’in « terörist » ve batının oyuncağı olmakla suçladığı Özgür Suriye Ordusu’na, hükümetinizin verdiği destekler ?

Ben demiyorum ; içlerinden bir kadın « özgürlük savaşçısı » ‘silâhları Türkiye veriyor’ diyor !

Senin gözünde, Özgür Suriye Ordusu ne kadar « özgürlük savaşçısı » ise ; eh kusura kalma, diğerlerinin indinde de PKK, özgürlük savaşçısıdır.

Niye kızıyorsun, köpürüyorsun ki ?

Ne diyor, Başbakan yardımcısı ve 60.Hükümetin İçişleri Bakanı Beşir Atalay ?

Başımıza belâ edilen bir terör var. 30 yılı bulmuş, daha öncesi var bunun… !

İyi de, 10 yıldır çözülmesi yolunda sen ne yaptın ?

Yoksa, « çözümsüzlük » iki tarafın da işine mi geldi ?

Enkaz edebiyatına müracaat kadar kolay iş mi var !

Ne diyor, Milli Savunma Bakanı ?

Türkiye’de herkes demokratik düşünce hakkına sahiptir !

İnan da, ölme…

Ya bizlerde bir « yamukluk » var, tedavi gerektiriyor ; ya da başkalarında…

İnsan biraz olsun, bırakın utanmayı, söyleyeceği sözleri önceden tartar ve « elastikî » Türkçemizin yanısıra, « öküz altında buzağı arayan » karakterimizi hesaba katar…

İnşallah, maşallah ile de sorunlar çözümlenmez.

Hadi Cumhurbaşkanı’nı da « ihmâl » etmeyelim, başkomutan olarak.

Türkiye, PKK’yı « muhatap » alıyor mu ?

Bildiğim kadarı ile HAYIR !

Peki, Cumhurbaşkanının şu açıklamasını nasıl yorumlamalı ?

Eli kanda, silahta olanları, şiddete başvuranları girdikleri yanlış yoldan dönmeye çağırıyorum.

Çağrı…

Kime ?

Eli kanlı ve silâhlı olan « bebek katilleri »ne !

Yorumsuzdur…

Hele, başbakan ve diğer hükümet üyelerinin söyledikleri gibi ‘Ya hû Ramazan Ayı’na, oruç tutan askerlerimize, polislerimize bile saygıları yok !’ türünden laflar edilmez, yakınmalarda bulunulmaz.

Bunun, kötü niyetliler (benim gibi) açısından anlamı nedir biliyor musunuz ?

Len PKK, şu ayı huzur içinde geçirelim, sonra sen istediğin gibi eylem koy !!’

Ne yani, Kurtuluş Savaşı yıllarında Ramazan « askıya » mı alınmıştı da haberimiz olmadı ?

Cephede zaten kuru bir tayına talim eden askerin, imânı gereği oruç tutmasına, bayramları (dinî) kutlamasına Mustafa Kemâl engel mi olmuştu yoksa ?

Bugün, – Tanrı korusun – topyekün bir savaş halinde, saldıran düşmana ‘Yaaa arkadaş, bula bula Ramazan Ayı’nı mı buldun ?’ sorusunu soracaksınız !

Başbakan ilk sırada, – ki kimileri için inandırıcılık yönü muhteşem – bakanlar ve partililer peşinde almış başlarını gidiyorlar !

Nereye mi ?

Bileniniz varsa söylesin…

Eh, bırakın da, muhalefet de « demokrasi » kuralları uyarınca, düşüncelerini, inanmadığı hususları haykırsın…

Brüksel, 6 Ağustos 2012

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: