Savaş Öncesi ve Sonrası İzmir’inden resimler!



Ataturk square near Pasaport, Izmir from 1937 – Atatürk Meydanı.

Resimleri gönderme nezaketinde bulunan ve İzmir’de gazeteciliğe başlamasının 60. “Sürgün”deki yaşamının 41. yılını “kutlayan”meslek büyüğümüz Doğan Özgüden’e teşekkür ediyorum…

Yüksek Çözünürlük İçin Resimlerin Üzerini Tıklayınız!

***


Büyük ihtimalle, ileride Balıkçılar Pazarı diye andığımız mekan.

The old Smyrna Customs House, exact location possibly the French Pier, now known as Konak Pier – Gümrük Binası – Konak İskelesi.


Pasaport pier – Pasaport İskelesi.

This appears to be taken in Smyrna , possibly looking down from Değirmen tepe (corresponding to modern upper section of Varyant). as the first Moslem hospital of the city, Gureba-i Muslimin– Değirmen Tepe’den bir görünüş. 1850-1 yıllarında çekildiği sanılıyor.


Caravan bridge –Kemer Köprüsü


Image from around turn of century, clearly showing the Sarıkışla barracks by the sea-front of Smyrna. 1900’lerde çekilen Sarkışla – Sarı Kışla – Kışla-i Humayun resmi.


The Turkish quarter of Smyrna , taken around the 1880s, but the above viewing inland, with Mount Pagus in the background and the second, looking in the opposite direction Bottom image is around turn of century, clearly showing the barracks. – Türk Kesimi.


The photo would have been taken soon after the removal of the horse-pulled tram tracks as seen on the road. The original Alsancak ferry jetty can be seen in the background. The palm trees are yet to be planted. I make it late 1940s- early 1950s. I think the house in the foreground could be the Deportu house? – Atlı tramvayların kaldırılması ardından çekilen bir resim. Alsancak İskelesi, Kordonboyu.


Situated near the extreme north of the Punta pier, the Cafe de la Pointe venue was also referred as the Lunapark (to the right). The Kivetos Theatre was situated here in earlier times. To the left side of the Lunapark was situated the maintenance and repair station of the Pier trams. The owner of the Luna Park was Athanasiou Dimopoulo who had a house at Seydiköy. The Corso Cafe is probably the building visible in the distance to the left (where Cafe Eden probably stood earlier). – Alsancak Garı/İskelesi/Limanı yakınında bulunan Dumlupınar Mahallesindeki Café’ler.


Varyant’tan çekildiği izlenimi yaratan resimler.


Eski…eski…çok eski resimler…






The view of “Tependjik” is in fact Tepecik (district beyond Kemer), the French Nuns’ orphanage is the “Kula des Filles de la Charite” the buildings you see at the background on the left The French Brothers also had a ‘Kula’ further up into the valley, more towards the north (left) today’s Altındağ area I think. – Tepecik. Fransız Rahibelerin Yetimhanesi.

A view possibly of Buca – Bir ihtimal Buca.

***


Ve… Sonrası…9 Eylül, İzmir’in kurtuluşu ve “kurunun yanında yaşın da yandığı” yıllar…

***

Nihaî Soru:

Bütün bu resimleri ayrıntısıyla inceledikten sonra; biraz vicdan sahibi iseniz, ve « fanatik/tutucu » sıfatlandırmasını kesinlikle kullanmayacağım ; şu veya bu kişisel, ailevî, millî gerekçe, neden ve koşulları nedeniyle, üstelik ekseriyetimizin belki de sizlerin haklı olduğunuza dair tavır koyabilecekleri bir davranış sergilemek zorunda kalırsanız vereceğiniz yanıtlar neler olacaktır?

Bi günah insanların/belki de yıllardır yanyana yaşadığınız komşularınızın, savaş koşullarında katledilmelerine, tehcire zorlanmalarına, “anayurtlar”ından sürülmelerine, sizden ( ! ) olmadıkları noktasından hareketle onları, – 2.Dünya Savaşı sırasında kimi Avrupalıların hayatları pahasına onları koruma altına aldıklarını, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden dış temsilciliklerin, T.C.Vatandaşı kimliği altında pasaport verdiklerini de gözardı etmeksizin – ihbar eder miydiniz ?

İzmir’in o (bugün sanki yeniymiş gibi savunulduğu, uluslar arası sözleşmelere işlerlik kazandırılmaya çalışıldığı, “yeni nazi/faşist/Hitler yanlısı/kafatasçı… türünden sıfatlarla tanımlayabileceğimiz” siyasî kimlikle dolaşan, demokrasi, hak ve özgürlüklerin nimetlerinden yararlanarak, mangalda kül bırakmayanların ortamında) “nostalji” diyebileceğimiz “birlikte yaşam”ını mı tercih ederdiniz; yoksa, – bendeniz henüz görmedi ve görebileceğini de sanmıyor – son, müthiş değişikliklerinin savaş sonucu yakılıp, yıkılmasına ve sonrasında yeniden inşasına evet mi derdiniz?

Hayatta kalıp, kalmayacağınızı bilmeksizin !

Lise döneminde başlamış, Ege Üniversitesi yıllarında « platonik » de olsa süregelmiş, « ilk âşkım » sarışın mı sarışın, güzel mi güzel Bucalı bir Balkan dilberi idi !

Bendeniz tarafında kesinlikle bir korku, endişe, çekinme yoktu !

Erkek olduğumdan dolayı mı ?

Kesinlikle değil…

Evebeynlerim nedeniyle…

Biri, Kurtuluş Savaşı’nda, Pakistan’ın Pencap Eyaleti’ni ve  belki de maddî ve manevî tüm zenginliklerini terk ederek, İkbal’in çağrısı üzerine, Anadolu topraklarında savaşmaya gelen dedemin oğlu rahmetli babam; diğeri de itiraf etmese de kökleri belki de Kafkaslara, Tatarlara veya niye olmasın Pontuslara (zayıf ihtimal, çekik göz nedeniyle) dayandığını hissettiğim rahmetli annem !

60’lı yıllarda, denizde boğularak gencecik yaşında fani yaşamı terkeden, Osmanlının Yemen veya Habeşistan soyundan geldiğini sandığım (kökenin nedir, diye sormaya bile gerek duymazdık ki…) siyahî boksör arkadaşım için, bankacı emeklisi Cengiz Kum başta, mahallemizin tüm arkadaşları ile hüngür hüngür ağladığımızda – Ergün’ün son yazısı vesilesiyle anımsadım  belki gözlerimiz kıpkırmızı idi ağlamaktan ama, gözyaşlarımızın rengi yoktu !

Göçmen Kızı” demiyeceklerinden emindim, anlayacağınız bizimkilerin… !

Korkan, “göçmen dilberi” idi !

Anası, babası, mahallelisi acaba ne derdi?

Mahallemize (sınırlarına) geldik, artık dönsen iyi olacak !’ lafını ilk kez ondan duymuştum.

Şimdilerde kimbilir nerelerdedir !

Sonrasında takıldığım, Amerikan Kolejinde okuyan kız arkadaşlarım ve aileleri ile veya oturdukları mahalle efradıyla ( ! ) hiçbir sorunum olmadığını bugün düşününce, inanın yüreğim cız ediyor !

Balkan Dilberini düşününce…

Kaderde demek ki birlikte, yanyana, omuz omuza, yaşamın acı veya tatlı/mutlu yanlarını paylaşarak yürümek yazılı değilmiş !

Yaşıyor ve yaşaımnda mutlu olmuş ise, ondan daha fazla ben sevinirim…

Peki ne oldu da, Mehmet Ali Birand, « savaş karşıtları » deyimini kullandığı makalesinde değişiklik yapmak zorunda kaldı ?

Yaklaşık 10 yıllık « mentor »um olarak, sadece ‘bir bildiği vardır’ demekle  yetineceğim !

Suriye Krizi’nde ( ! ) iktidarı bol bol övse de…

Mahalle…pardon, bilmediğimiz mihrakların baskısı mı oldu yoksa ?

« Fetullah Gülen »e ‘Ben ettim sen eyleme’ dercesine, « densiz »lik etiketinden sıyrılmaya çalışanlar dünyasında yaşadığımızı anımsayınca, ve de bir « poh » olamadığımı ve de yalnızlığa mahkûm kılındığımı daha iyi anlamıyor değilim !

Umurumda mı ?

Yooo…

Zenginlik ( ! ) sadece para mı demek yoksa ?

Evet, kimden yanasınız ?

Yakıp, yıkıp, sizlerin (vergi mükelleflerinin – elbette hayatta kalanlarınızın – vergileri dahil) katkıda ulunduğu « maddî ve manevî » destek bekleyenlerden mi (Donörler tabiri caizse…)?

Yoksa, « vatan/millet/Sakarya » ; dişe diş, göze göz, diyenlerden mi ?

Erkek çocuğunuz yoksa, askere göndermeyeceğinizin rahatlığıyla aman ola ki, yanıtınızda duygularınızın ağır basmasına izin vermeyin !

Kız çocuğunuz da yoksa, zaten « Bir Bilen » ailesine giriyorsunuz demektir ki ; rahatlıkla ‘benden sonrası tufan’ deme özgürlüğüne sahipsiniz !

Çocuğu olmamasına karşın, doğru yolda ilerleyenleri tenzih ediyorum !

Aralarında, yakından tanıdığım ve bendenizi düş kırıklığına uğratan üst düzey bürokratlar olsa da !

Devletin güvenliğinden sorumlu…

©Nusret Özgül

Brüksel, 28 Haziran 2012

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: