”Hiç kimsenin içişlerinde gözümüz yok, bizim işimiz bize yeter”


”Ne gizli ajanda ile hareket ediyoruz ne de çıkar odaklı bir yaklaşım içindeyiz.

“Herkes, Türkiye’den emin olsun, Türkiye bölgenin meselesi için samimiyetle gayret sarf eden, bölgenin selametini de her türlü çıkarın üzerinde gören bir ülkedir. Esasen Türkiye’yi, batı, Avrupa ve AB için değerli yapan da bu samimiyetidir, bu diyalog gücüdür. Türkiye, doğusunda ve güneyinde bir iktidar, bir güç mücadelesi içinde olmadığı gibi Avrupa’da da bir güç, öne çıkma mücadelesi içinde değildir. Türkiye, yüzü Avrupa’ya bakan ama sırtını Doğu’ya dönmemiş ülke olarak, hem Doğu hem Batı için bir imkan, fırsattır. Türkiye’nin imkanlarına, sunduğu fırsatlara, iyi niyetimize rağmen Avrupa’da bize karşı sergilenen tutumu da bir kenara not ediyoruz.”

***

“Sünni, Şii, Nusayri, Alevi, Arap, Kürt, Ortodoks, Katolik… Etnik köken, din, mezhep ayırımı yapmıyor, politikalarımızı bu zahiri unsurlara göre asla şekillendirmiyoruz. Biz en başından itibaren şunu söylüyoruz; bölgede bir ülkede yaşanan belirsizlik, bir ülkedeki huzursuzluk, istikrarsızlık, kendi sınırlarını aşıyor, tüm bölgeye sirayet ediyor. Filistin, bizim bu tezimizin bir asırlık örneğidir. Lübnan, Irak, Suriye, Afganistan aynı şekilde. Bu bölgede hiçbir sorun yerel, lokal kalmıyor. Çeşitli nedenlerden dolayı tüm bölgeyi, tüm bölgenin refahını, huzurunu, istikrarını yakından ilgilendiriyor. Şu çok net olarak görüldü ki Filistin meselesi çözülmeden, bu bölgenin kalıcı barışa ulaşma imkanı yoktur. Irak istikrara kavuşmadan, Suriye’de akan kan durmadan, Afganistan, Yemen, Lübnan’ın, Somali’nin sorunları çözüm yoluna girmeden bu bölgenin topyekün huzura kavuşma imkanı yoktur. Bu bölgede, hiçbir ülkenin sırtını diğer ülkelere dönme, o ülkelerdeki gelişmelere kayıtsız kalma lüksü de yoktur. Irak’taki, özellikle Kuzey Irak’taki otorite boşluğu nedeniyle biz 30 yıl boyunca buradan yönelen terör karşısında çok ağır bedeller ödedik. Kuzey Irak’ta yerleşerek, Türkiye’yi tehdit eden terör örgütünün Irak’ın iç işi olduğu söylenebilir mi- Tüm bölgede mezhep çatışmasını tetikleme ihtimali olan Sünni-Şii gerilimin Irak’ın iç meselesi olduğu düşünülebilir mi- Türkmen kardeşlerimizin sıkıntılarının, bizim tarafımızdan dikkate alınmaması mümkün olabilir mi- Suriye’de son aylarda yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye olarak ağır fatura ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Filistin-İsrail meselesinde aynı şekilde Türkiye olarak ödediğimiz bedeller var. Bu faturayı, bedeli sadece biz ödemiyoruz. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn, İran, diğer bölge ülkeleri de az ya da çok bu meselelerin ceremesini çekiyor. Bizim Türkiye olarak bütün gayretimiz, tüm bölgeyi ilgilendiren bu sorunların, tüm bölgenin gayretiyle çözüme kavuşması, kavuşturulmasıdır. Biz bölge ülkelerindeki siyasi iktidar mücadelelerinin, siyasi çekişmelerin tarafı elbette değiliz, olamayız. Ancak bölge halklarının hak ve hukukun, bölgesel huzur ve istikrarın tarafıyız ve insaniyet namına sorumluluklarını da üzerimizden atamayız. Etnik kökenine, dinine, mezhebine, derisinin rengine bakmaksızın, biz bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz.”

”Hiç kimsenin içişlerinde gözümüz yok, bizim işimiz bize yeter” diyen Erdoğan, hiçbir ülkenin iç işlerine karışma, müdahale etme niyetinde olmadıklarını belirtti. Erdoğan, olaylar başladığı sırada, kendilerinden Irak’a girmelerinin istendiği dönemde, Iraklı kardeşlerinin , Irak’a girmelerini istemediği için bütün hazırlıklarını yaptıkları halde girişlerini durduklarını anımsattı. Erdoğan, ”Çünkü, bizim böyle bir derdimiz yok. İstenmediğiniz yerde biz olmayız”

”Bazı meselelerin iç işleri olarak, dahili mesele olarak kalmadığını da bu ülkelerin yöneticileri, sorumluluk sahibi olan önderleri görmek zorundadırlar. Bizim iyi niyetli tavsiyelerimizi, önerilerimizi, yapıcı eleştirilerimizi içişlerine müdahale olarak algılayanlar, önce çıkıp kendi özeleştirilerini yapsınlar”

Ortadoğu’nun tarihi, bazılarının iddia ettiği gibi kanla değil; mürekkeple, ilimle, hikmetle, sanatla, medeniyetle yazıldı

”Bunu bir avuntu, nostalji, tarih güzellemesi olarak ifade etmiyorum. Dün bu böyleydi Allah’ın izniyle, bütün bu coğrafyanın gayretiyle yarın da böyle olacaktır, olmalıdır. Herkes, bölgedeki her ülke, Türkiye’den emin olsun, Türkiye bölgenin meselesi için samimiyetle gayret sarf eden, bölgenin selametini de her türlü çıkarın üzerinde gören bir ülkedir. Esasen Türkiye’yi, batı, Avrupa ve AB için değerli yapan da bu samimiyetidir, bu diyalog gücüdür. Türkiye, doğusunda ve güneyinde bir iktidar, bir güç mücadelesi içinde olmadığı gibi Avrupa’da da bir güç, öne çıkma mücadelesi içinde değildir. Türkiye, yüzü Avrupa’ya bakan ama sırtını Doğu’ya dönmemiş ülke olarak, hem Doğu hem Batı için bir imkan, fırsattır. Biz 9 yıldır gerek doğu, gerekse batıda muhataplarımıza bunu net ifade ettik. Türkiye’nin, Avrupa’ya yük olmaya değil yük almaya aday olduğunu her fırsatta tekrarlıyoruz. AB’ye adaylık konusunda, AB müktesebatına uyum konusunda muhatabımızın gösterdiği gayretten kat kat fazlasını gösteriyor, düzenlemelerimizi tek tek yapıyoruz. Türkiye’nin imkanlarına, sunduğu fırsatlara, iyi niyetimize rağmen Avrupa’da bize karşı sergilenen tutumu da bir kenara not ediyoruz.”

“Biz güvenlik güçlerimize genel çerçevede yetki veririz. Siyaset budur, Hükümet etme budur. O genel çerçeve içerisinde de güvenlik güçlerimiz ama TSK ama Emniyet o genel çerçeve içerisinde yetkisini kullanır. Gerekirse bazı konularda yine bize danışabilirler, sorabilirler. Ama tabii bunların bugüne kadar böyle bir şey yapmaları söz konusu olmadığı için, bunlara talimat dağdan geldiği için böyle yapmaları mukadder. Sürekli olarak İmralı’yı adres gösteriyorlar, sonra da çıkıp diyalogdan, siyasette muhatap alınmaktan bahsedeceksiniz. Biz sizi siyasette muhatap aldık. Ben de görüştüm, yardımcılarım da görüştü, defaetle görüştüler. Ama siz dağa sormadan, İmralı’dan haber gelmeden hiçbir zaman adım atamadınız. Sizin iradeniz yok, karar verme yetkisiniz yok. Ancak oralardan size müsaade gelirse siz adım atabilirsiniz. Ama biz sadece ve sadece halkımıza soruyoruz, halkımızdan aldığımız yetkiyi de kullanırız. Bir uluslararası toplantıdan dönerken medya mensuplarıyla uçakta yaptığımız görüşmede de söylemiştim; Biz özelikle terör örgütüyle mücadele ederiz ve siyasi temsilcileriyle de müzakere ederiz demiştim. Ben bu sözümün yine arkasındayım. Ama bu çerçeveyi iyi korumaları lazım. Söyledikleri ne- Efendim, ‘BDP’yi kriminalize ediyormuşuz.’ Açık söylüyorum; kim ilegaliteye bulaşırsa, kim terör örtüyle içli dışlı olursa, kim hak hukuk tanımazsa, yargı da gider gereğini yapar. Kimsenin hukuk karşısında imtiyazı yoktur, kimseye da ayrıcalık yapılamaz. ”

”Askerimizle, polisimizle, tüm istihbarat ve güvenlik birimlerimizle yürüttüğüm başarılı mücadele, kesintisiz sürecektir. Buna ara vermek yok. Terör olduğu sürece terörle mücadelede olacaktır. Kimsenin güvenlik güçlerimizin motivasyonunun kırmasına izin vermeyeceğiz. Yaşananlardan dersler çıkararak daha büyük bir azimle terörle etkin mücadele etmeyi sürdüreceğiz”

Başbakan Erdoğan’ın AKP Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmasının tam metni. (CHP Genel Başkanlığı, Avrupa Birliği’ndeki ekonomik ve sosyal kriz, Uludere iddiaları, Askerlik Şubeleri vd…)

 

Video.

 

%d bloggers like this: