Cumhurbaşkanı Gül Abu Dabi’de.


Türkiye-BAE Arasında Stratejik İş Birliği Dönemi

Türkiye’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde ilk resmî ziyareti gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Gül, iki ülke ilişkilerinin ekonomik iş birliğinden öte stratejik bir vizyona kavuştuğuna dikkat çekerek, BAE’li iş adamlarını Türkiye’de yatırım yapmaya davet etti. Cumhurbaşkanı Gül iş adamlarına, “Son iki krizde de Türk ekonomisi başarısını test etti ve gösterdi. Gelin hep beraber iş birliğinin, dayanışmanın örneğini verelim” şeklinde seslendi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı ve Abu Dabi Emiri Şeyh Halife bin Zayed El Nahyan’ın davetlisi olarak, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte BAE’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Gül’ü Abu Dabi Havalimanı’nda, Birleşik Arap Emirlikleri Başbakan Yardımcısı ve Devlet Başkanlığı işlerinden sorumlu Şeyh Monsur, Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayed El Nahyan, Ekonomi Bakanı Sultan Bin Said Monsuri ve Türkiye’nin Abu Dabi Büyükelçisi Vural Altay karşıladı.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE ziyaretinin ikinci gününde, dünyanın sayılı büyük camilerinden Şeyh Zayed Camisi’nde incelemelerde bulundu ve yetkililerden cami hakkında bilgi aldı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Sahibi Hattat Hasan Çelebi’nin eserlerinin de yer aldığı camide, Hasan Çelebi, Cumhurbaşkanı Gül’e eserleri hakkında bilgi verdi.

Daha sonra Abu Dabi’deki resmî temaslarına başlayan Cumhurbaşkanı Gül, Müşrif Sarayı’nda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı ve Abu Dabi Emiri Şeyh Halife Bin Zayed El Nahyan tarafından resmî törenle karşılandı.

İki ülkenin heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen görüşmenin ardından, Cumhurbaşkanı Gül ve Şeyh Halife baş başa görüşmeye geçti.

Cumhurbaşkanı Gül baş başa görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, iki ülke ilişkilerinin ulaştığı seviyeden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Körfez ülkeleriyle ilişkilerin Türkiye için önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Gül, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Körfez İşbirliği Teşkilatı Başkanlığını başarılı bir şekilde yaptığını de kaydederek, Şeyh Halife’ye teşekkür etti. Şeyh Halife, görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Gül’ün onuruna öğle yemeği verdi.

Cumhurbaşkanı Gül’e Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyarette eşlik eden Bayan Gül, Abu Dabi Emiri Şeyh Halife’nin annesi Şeyha Fatima Bint Mübarek El Ketbi ile bir araya geldi.

Bayan Gül, görüşmenin ardından Şeyha Fatima’nın onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı. Daha sonra Kadınlar Birliği Derneği’ne giden Bayan Gül, burada çiçeklerle karşılandı. Devlet Bakanı Maitha El Shammsy’nin eşlik ettiği Bayan Gül, dernek başkanı Noura El Suwaidi’den çalışmalar hakkında bilgi aldı ve tanıtım filmini izledi.

Dernekte çalışan kadınların el işi ürünlerinin ve takılarının sergilendiği galeriyi gezen Bayan Gül, kadınlarla sohbet etti. Şeref Defteri’ni de imzalayan Bayan Gül, dernekten ayrılmadan önce çalışanlarla anı fotoğrafı çektirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE temasları çerçevesinde Zayed Üniversitesi ve dünyanın ilk ekolojik kenti olarak inşa edilen Masdar Şehri’nde incelemelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Gül’ü üniversiteye gelişinde Birleşik Arap Emirlikleri Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Şeyh Nahyan Bin Mübarek El Nahyan karşıladı. Üniversitenin rektörü, fakülte dekanları ve bir grup öğrenci ile sohbet eden Cumhurbaşkanı Gül, burada, Bilkent Üniversitesi’nden öğrencilerle telekonferans yöntemiyle kısa bir görüşme gerçekleştirdi.

Daha sonra dünyanın ilk ekolojik kenti olarak inşaatı süren Masdar Şehri’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulunan ve yetkililerden bilgi alan Cumhurbaşkanı Gül, elektrik akımıyla hareket eden ve belirli bir hat üzerinde sürücüsüz ilerleyen otomobille kısa bir gezinti yaptı.

Masdar Şehri’nin elektronik ekran şeklindeki şeref defterine dokunmatik imza atan Cumhurbaşkanı Gül’e, ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan ve Abu Dabi’de yüksek lisans yapan Abdullah Kaya adlı Türk öğrenci elektronik ekran hakkında bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın, onuruna verdiği akşam yemeğine katıldı. Cumhurbaşkanı Gül’e, Bayan Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eşlik etti. Abu Dabi’deki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Gül, yemeğin ardından karayoluyla Dubai’ye geçti.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE temaslarının üçüncü gününde Türkiye-BAE İş Forumu Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. Dışişleri Bakanı olarak geldiği 2005 yılından bu yana geçen süre içinde BAE’de büyük gelişmeler yaşandığını, bunları uzaktan da olsa takip ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ülkedeki gelişmeleri bugün yakından bizzat görmekten de heyecan duyduğunu ve etkilendiğini bildirdi. BAE’deki başarının temelinde çok büyük bir organizasyon kabiliyeti, etkin bir çalışma ve büyük bir disiplin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, “BAE’nin her tarafında gaz ve petrol yok. Dünyanın gaz ve petrole sahip olan başka ülkeleri de var, oralardaki hali biliyoruz. Buradaki gelişmeyi biliyoruz. Bu tamamen vizyon istiyor” dedi.

Son 10 yılda Türkiye’de büyük değişim yaşandığına, olağanüstü bir reform sürecinden geçildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, iş adamlarına, “Bu reform süreci Türkiye’yi çok değiştirdi. Bazılarınızın, eski yıllarda Türkiye ile bazı tecrübeleriniz olmuş olabilir. O Türkiye tamamen gitti, tamamen yeni bir Türkiye var. Bunu bütün dostlarımızın bilmesini isterim” şeklinde seslendi. Cumhurbaşkanı Gül, siyasi, hukuki ve ekonomik alanlarda yapısal değişikler yapıldığını, bunun sonucunda da Türkiye’deki yatırım ortamının çok iyileştiğini, güvenilir bir hukuk ortamı ortaya çıktığını vurguladı.

İki ülke arasında 5 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin en kısa sürede 10 milyar dolara çıkarılması için gerekli çalışmalara başlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bu hedefin de üzerine çıkılabileceğini, Dubai’nin “reexport” yapan bir ülke olarak, ticari kapasitesinin nüfusuyla sınırlı olmadığını vurguladı.

Konuşmasının sonunda, ‘İş yapmak isteyen yol da bulur, iş yapmak istemeyen sebep de bulur’ Arap atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, “İş yapmak için çok yol var, yollar da çok açık, önümüzde duruyor. Bir de sizi destekleyen devlet adamları var. Gelin hep beraber bunları değerlendirelim, iş birliğinin, dayanışmanın örneğini verelim. Siz Türkiye’ye geldiğinizde yabancılık hissetmezseniz, Türkler de Dubai’de yaşarken yabancılık hissetmiyorlar. Geçici iş birlikleri, geçici ortaklıklar yerine stratejik, büyük ortaklıklar kurmamız lazım” dedi

Toplantının ardından (BAE) Devlet Başkanı Yardımcısı, Başbakan ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid el Maktum ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Gül, El Maktum’un onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı. Bu sırada, Bayan Gül de, El Maktum’un eşi Prenses Haya Bint El Hüseyin ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Dubai Metrosu’nda ve Meydan Projesi’nin bir bölümü olan Meydan Oteli’nde incelemelerde bulundu. Türk-Japon konsorsiyumu tarafından inşa edilen Dubai Metrosu’nun El-Gubayba istasyonunda yetkililer, Cumhurbaşkanı Gül’e metronun özellikleri ve yapımına ilişkin bilgi sundu. Cumhurbaşkanı Gül, metronun ardından, dünyanın en büyük yatay binasının yer aldığı 30 milyon metrekarelik alan üzerine yapılması planlanan Meydan Projesi’nin, 2 milyon metrekarelik tamamlanan kısmında yer alan Meydan Otel’ine giderek incelemelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Gül akşam ise, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayan vatandaşlarımızla bir araya geldi. Vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada, Türklerle bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, BAE’de samimi ve içten siyasi görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. İki ülke ilişkilerinin sağlamlığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, “Sizler vasıtasıyla bu sağlam ilişkilerin daha da güçlü bir şekilde geleceğe taşınacağından eminim” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül konuşmasında, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemine değinerek karşılıklı ticaretin ve yatırımların güçlü şekilde devam ettiğini söyledi. BAE’deki Türklerin, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Hepiniz çok değerli işler yapıyorsunuz. Burada bulunduğunuz konumların, yaptığınız işlerin, üstlendiğiniz sorumlulukların farkındayız. BAE’deki yetkililerin de sizlerle ilgili söyledikleri şeyler hep gurur verici. En üst seviyede görevler, sorumluluklar alıyorsunuz ve bu ülkenin her bakımdan gelişmesine, kalkınmasına katkıda bulunuyorsunuz. Bunu bana her vesileyle söylediler. Bundan gerçekten büyük bir gurur duyuyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Gül konuşmasının ardından, Bayan Gül ile birlikte, toplantıya katılanlarla sohbet etti.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE ziyaretinin son gününde, 9 Mart 2012’de hizmete girmesi öngörülen Rixos Oteli’nde incelemelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Gül ve Bayan Gül’ü, otele gelişinde Rixos Grup Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince ve diğer ilgililer karşıladı. Cumhurbaşkanı Gül incelemeleri sırasında, Dubai’deki yapay palmiye adasının en ucunda yer alan otelin konumuna işaret ederek otelden Dubai’nin şehir siluetinin ve sembolik binalarının görülebildiğini söyledi.

Resmi Ziyaretin resim ve görüntüleri !

 

***

“Bölgesel Meselelerin Diplomasiyle Çözümünü Arzu Ediyoruz”

“Çevremiz de hep ısınıyor. Biz de onları hep soğutalım diye uğraşıyoruz. Bizim bütün arzumuz da bu meselelerin diyalogla, diplomasiyle çözümüne katkıda bulunmak Türkiye olarak. Türkiye’nin bu gücü, kapasitesi var, bunu da herkes biliyor. Onun için hiçbir dönemde bu kadar aktif olunmadı, çünkü o kadar çok olay var ki”

***

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı ve Abu Dabi Emiri Şeyh Halife ile yaptıkları görüşmenin verimli geçtiğini ve önemli konuları ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Gül, ilişkilerin siyasi anlamda mükemmel bir şekilde geliştiğini söyledi. BAE’nin bölgenin ikinci büyük ekonomisi olduğuna ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, iki ülke arasındaki 5 milyar dolarlık ticaret hacminin 10 milyar dolar olmasının hedeflendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül, BAE’de büyük projeler gerçekleştirildiğini, söz konusu milyarlık projelere Türk şirketlerinin de teklif verdiğini ve projelerin Türk firmalarınca gerçekleştirilmesi için Şeyh Halife’den destek istediğini söyledi. Ülkenin kaynaklarının ve fonlarının büyüklüğüne, bu fonların Türkiye’ye gelmesinin önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, Türk şirketlerinin burada büyük işler yapmasından da duyduğu memnuniyeti ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, finans merkezi de olan Birleşik Arap Emirlikleri’nde üst düzey yönetici olarak çok sayıda Türk’ün çalıştığını belirten emirliğin hava ve deniz ulaşım merkezi olarak bütün dünyayı birbirine bağladığını ifade etti.

Türkiye’deki yatırım ortamına ilişkin olarak da Cumhurbaşkanı Gül, “Biz yatırım ortamını ne kadar iyileştirdik dersek diyelim, demek ki hala noksanlarımız var. Bu tamamen güvenle ilgili. Dünyanın her tarafına bu kadar büyük yatırım yapan insanlar, Türkiye gibi büyük, potansiyeli olan, önü açık olan bir ülkeye daha çok yatırım yapacaklardır. Bu da bizim açımızdan elzem. Bizim kendi tasarruflarımızla Türkiye’yi istediğimiz yere daha süratli taşımamız mümkün değil” dedi.

Büyümenin ve yatırımların kaynağının sermaye olarak ülkeye gelmesinin en iyi yol olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin buradan büyük bir hayranlıkla takip edildiğini kaydetti. Körfez ülkelerinin demiryollarıyla birbirine bağlanmasına yönelik çalışmalar bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, Körfez ülkelerinin Türkiye üzerinden hem Avrupa’ya hem de Çin’e bağlanması konusunda projeler üretilmesinin önemine de işaret etti.

Cumhurbaşkanı Gül, gerçekleştirdikleri görüşmelerde Suriye konusunun gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, Suriye ile ilgili konuların görüşüldüğünü, bu konuda BAE’nin Arap Birliği ile hareket ettiğini söyledi. Arap Birliği’nin Suriye konusunu Birleşmiş Milletler’e taşımasının nasıl bir sonuç doğuracağına ilişkin soruya Cumhurbaşkanı Gül, şu cevabı verdi: “Bütün bunların en büyük katkısı şöyle olacaktır; Suriye yönetiminin işin nereye varacağını görmesi lazım ve ona göre kendisine uzatılan bu diyalog, diplomasi, çözüm yollarını dikkate alması lazım. Burada en önemlisi o. Biz ta başında, geçen yıl söylediğimiz, ‘Bu işler rüyanızda göremediğiniz noktalara gelecek. Onun için bugün ne yaparsan katkısı olur ama yarın ne yaparsan yap geç olur’ demiştik. Şimdi artık her şey için geç. Dün de Şam’ın etrafında büyük olaylar oldu.”

Türkiye’nin çevresinde sıcak problemlerin ortaya çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, “Çevremiz de hep ısınıyor. Biz de onları hep soğutalım diye uğraşıyoruz. Bizim bütün arzumuz da bu meselelerin diyalogla, diplomasiyle çözümüne katkıda bulunmak Türkiye olarak. Türkiye’nin bu gücü, kapasitesi var, bunu da herkes biliyor. Onun için hiçbir dönemde bu kadar aktif olunmadı, çünkü o kadar çok olay var ki” dedi.

“Geçici Ortaklıklar Yerine Stratejik, Büyük Ortaklıklar Kurmalıyız”

“Bazılarınızın eski yıllarda Türkiye ile bazı tecrübeleriniz olmuş olabilir. O Türkiye tamamen gitti, tamamen yeni bir Türkiye var. Son iki krizde de Türk ekonomisi başarısını test etti ve gösterdi. Gelin hep beraber bunları değerlendirelim, iş birliğinin, dayanışmanın örneğini verelim”

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye-BAE İş Forumu Toplantısı’na katılarak, burada bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Gül konuşmasında, uzun bir süreden sonra Türkiye’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne Cumhurbaşkanı seviyesinde yapılan bu ziyaret çerçevesinde verimli görüşmeler gerçekleştirdiğini vurguladı. Ziyaretinin, zaten var olan güçlü ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açacağına inandığını da aktaran Cumhurbaşkanı Gül, “Her şeyin başında siyasi irade gelir. Eğer ülkelerin yöneticileri, liderleri bu siyasi iradeyi açıkça ortaya koyarlarsa, o siyasi irade çerçevesinde herkes, bürokrasi de işadamları da ne yapacaklarını bilirler ve doğru istikamette giderler ve ortak başarılar ortaya çıkar. Dolayısıyla bugünkü başarılarınıza çok daha büyük başarılar ekleyeceğinizden eminim” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, BAE’nin dünyanın en hızlı gelişen ve kalkınan ülkeleri arasında yer aldığını ve geniş bir vizyona sahip olduğunu kaydederek, ”Bununla gurur duyuyoruz. Türkiye’nin başarılarıyla siz ne kadar mutlu olursanız, sizlerin başarılarıyla da biz o kadar mutlu oluruz, gurur duyarız” diye konuştu. Dışişleri Bakanı olarak geldiği 2005 yılından bu yana geçen süre içinde BAE’de inanılmaz büyük gelişmeler yaşandığını, bunları uzaktan da olsa takip ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ülkedeki gelişmeleri bugün yakından bizzat görmekten de heyecan duyduğunu ve etkilendiğini bildirdi. BAE’deki başarının temelinde çok büyük bir organizasyon kabiliyeti, çok etkin bir çalışma ve büyük bir disiplin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, ”Yoksa BAE’nin her tarafında gaz ve petrol yok. Dünyanın gaz ve petrole sahip olan başka ülkeleri de var, oralardaki hali biliyoruz. Buradaki gelişmeyi biliyoruz. Bu tamamen vizyon istiyor. Bundan dolayı sizleri ve yöneticileri tebrik etmek istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE’den Türkiye’nin de yakın takip edildiğini, iki ülke arasında geçmişten gelen ortak değerler, tarih ve kültürün bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: ”Bundan dolayı birbirimize ayrı bir sempati duyuyor ve takip ediyoruz. İstanbul ise adeta hepimizin başkenti gibidir. Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar… Herkesin baktığı, takip ettiği bir şehirdir.”

Son 10 yılda Türkiye’de büyük değişim yaşandığına, olağanüstü bir reform sürecinden geçildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, iş adamlarına ”Bu reform süreci Türkiye’yi çok değiştirdi. Bazılarınızın, eski yıllarda Türkiye ile bazı tecrübeleriniz olmuş olabilir. O Türkiye tamamen gitti, tamamen yeni bir Türkiye var. Bunu bütün dostlarımızın bilmesini isterim” şeklinde seslendi. Cumhurbaşkanı Gül, siyasi, hukuki ve ekonomik alanlarda yapısal değişikler yapıldığını, bunun sonucunda da Türkiye’deki yatırım ortamının çok iyileştiğini, güvenilir bir hukuk ortamı ortaya çıktığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, “Yerli-yabancı ayrımı yapmayan, sadece kim haklı, haksız ayrımı yapan bir hukuk düzenimiz var bugün. Bir firmayla ilgili bir sorun yaşandığında sahibinin Türk mü, Rus mu, Dubaili mi olduğuna bakılmıyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin standartlarının AB düzeyine yükseltildiğini, Türkiye’nin 1996′dan beri Gümrük Birliği üyesi olduğunu ve Avrupa’nın en sanayileşmiş ülkeleriyle rekabet edebildiğini dile getirdi.

Pazar bazında düşünüldüğünde, sadece Türkiye’nin 75 milyonluk nüfusunun değil, AB nüfusunun da göz önünde bulundurulmasının önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin 10 senedeki reformlar sayesinde AB ülkelerinden çok daha dikkatli bir şekilde ekonomik kuralları uyguladığına da dikkat çekti. Maastricht kriterlerini en iyi uygulayan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Sizin de, bizim de kullandığımız bir atasözü vardır; ‘Talihsizlikler meziyetleri test eder.’ Talihsizlikler nedir? Krizin yaşandığı dönemlerdir. Bu dönemlerde esas kim başarılı, kim başarısız, kim krize dayanıklı, kim dayanıksız o ölçülür ve o zaman gücünüz ortaya çıkar. Son iki krizde de Türk ekonomisi başarısını test etti ve gösterdi” dedi.

Avrupa’da bugün büyük borçlar ve bütçe açıklarından kaynaklanan sorunların yaşandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, Maastricht kriterlerine göre borç yükünün yüzde 60′ı geçmemesi gerekirken, Avrupa’da bu oranın yüzde 90 ila 120′lere çıktığını, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 40 olduğunu, yüzde 4′ü geçmemesi gereken bütçe açığının da Türkiye’de yüzde 1 olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, tüm bu bilgilerin Türkiye’nin dikkatli bir mali disiplin uyguladığını gösterdiğini, kriz döneminde hiçbir Türk bankasının sıkıntıya düşmediğini, AB içinde en sağlam bankacılık sektörüne sahip ülkenin Türkiye olduğunun ortaya çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, kardeşlik bağı olan Türkiye ile BAE arasındaki imkânların yeteri kadar değerlendirilemediğini, hükümetler arasında bu potansiyeli yükseltmek için çalışmalar yapıldığını, ancak bu noktada özel sektöre de görev düştüğünü dile getirdi.

İki ülke arasında 5 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin en kısa sürede 10 milyar dolara çıkarılması için gerekli çalışmalara başlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bu hedefin de üzerine çıkılabileceğini, Dubai’nin ”reexport” yapan bir ülke olarak, ticari kapasitesinin nüfusuyla sınırlı olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, dünyanın en büyük taşımacılık limanına, 50 milyon kapasiteli havaalanına sahip olan Dubai’nin dünyanın her tarafına satış yaptığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, incelediği bir kitapta, 40. kuruluş yıl dönümünü geçen yıl kutlayan BAE’nin bu süreçte nasıl ilerlediğini bir kez daha gördüğünü belirterek, “İnanılmaz bir süratle yapılmış. Sadece sizin kaynaklarınızla değil, dünyanın her yerinden buraya yatırım yapıldı. Burası yatırım açısından büyük imkânlar sunuyor. Bu büyük yatırımlarda Türk şirketlerinin de önemli roller almasından memnuniyet duydum. Bazıları yalnız, bazıları sizinle ortaklık içerisinde çok büyük, prestijli projeleri gerçekleştirdiler. Görünen ve görünmeyen yatırımlarda Türklerin katkısı var. Bunun daha çok olmasını arzu ederiz. O bakımdan fırsatlar burada çok”

Türkiye’de de büyük fırsatlar bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, Avrupa ekonomilerinin artık büyümediğini, nüfusunun yaşlandığını söyledi. BAE’li iş adamlarını Türkiye’de yatırım yapmaya davet eden Cumhurbaşkanı Gül, onlara şöyle seslendi: “Çünkü büyüyecekleri kadar büyüdüler. Yeni yapacakları bina, yol, metro, havaalanı yok. Zaten nüfusları da yaşlanıyor. Bazı ülkelerin en büyük problemleri nüfusun küçülüyor olması. Türkiye’ye baktığınızda ise nüfusu 75 milyon. Son 10 yılda ortalama yüzde 5 büyüyen bir ülke. Bu yıl, 2012 yılında yüzde 4 civarında bir büyüme öngörüyoruz. Hükümetimizin ‘büyümeyi biraz soğutalım’ diye bir gayreti var ama ben size söyleyeyim ki, bütün bunlara rağmen yüzde 4′ün çok üzerinde büyüyecek Türkiye. Çünkü kabına sığmayan bir dinamizm var Türkiye’de. Böyle bir ülke eminim ki sizler için de çok caziptir. Yatırım yaparken neye bakarsınız? İki şeye bakarsınız: Bir, gerçekten potansiyel var mı o ülkede, güvenli bir ülke mi ve getirisi iyi mi; iki, riskler nasıl. Riski çok olur, getirisi de büyük olabilir. Riski minimum olan ama getirisi de büyük olan nadir ülkelerden birisi Türkiye.”

Türkiye’de sanayi, tarım, hayvancılık, turizm, sağlık, ulaştırma gibi çeşitli alanlardaki yatırım imkânlarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, gerekli analizler yapıldığında çok iyi ortaklar da bulunabileceğini, kurulacak ortaklıklarla başka ülkelere de yatırım yapılabileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, kendilerinin yöneticiler olarak yatırım ortamını oluşturduklarını, teşvik sağladıklarını kaydederek, BAE’de Türk şirketlerine gösterilen ilgi ve güvene de teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Gül konuşmasının sonunda, ‘İş yapmak isteyen yol da bulur, iş yapmak istemeyen sebep de bulur’ Arap atasözünü hatırlatarak, ”İş yapmak için çok yol var, yollar da çok açık, önümüzde duruyor. Bir de sizi destekleyen devlet adamları var. Gelin hep beraber bunları değerlendirelim, iş birliğinin, dayanışmanın örneğini verelim. Siz Türkiye’ye geldiğinizde yabancılık hissetmezseniz, Türkler de Dubai’de yaşarken yabancılık hissetmiyorlar. Geçici iş birlikleri, geçici ortaklıklar yerine stratejik, büyük ortaklıklar kurmamız lazım” dedi

***


Cumhurbaşkanı Gül, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Türk Vatandaşlarla Buluştu

Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yaşayan vatandaşlarımızla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Gül, BAE’deki Türklerin çok önemli ve değerli işler yaptıklarına işaret ederek, “Burada bulunduğunuz konumların, yaptığınız işlerin ve üstlendiğiniz sorumlulukların farkındayız. BAE’deki yetkililerin de sizlerle ilgili söylediği şeyler hep gurur verici” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada, Türklerle bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek BAE’de samimi ve içten siyasi görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. İki ülke ilişkilerinin sağlamlığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, “Sizler vasıtasıyla bu sağlam ilişkilerin daha da güçlü bir şekilde geleceğe taşınacağından eminim” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül konuşmasında, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemine değinerek karşılıklı ticaretin ve yatırımların güçlü şekilde devam ettiğini söyledi. BAE’deki Türklerin, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Hepiniz çok değerli işler yapıyorsunuz. Burada bulunduğunuz konumların, yaptığınız işlerin, üstlendiğiniz sorumlulukların farkındayız. BAE’deki yetkililerin de sizlerle ilgili söyledikleri şeyler hep gurur verici. En üst seviyede görevler, sorumluluklar alıyorsunuz ve bu ülkenin her bakımdan gelişmesine, kalkınmasına katkıda bulunuyorsunuz. Bunu bana her vesileyle söylediler. Bundan gerçekten büyük bir gurur duyuyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, BAE’nin dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden biri olduğunu kaydederek, ülkedeki hayatın “süper bir modernlik” içinde sürdüğünü, Türklerin de gerek şirketler gerekse yetişmiş insan gücüyle buna katkıda bulunduğunu ifade etti.

İlişkilerin kültürel boyutu bağlamında da, Türk dizilerinin afişlerini yollarda gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Gül, “Bana şeyhler, ‘Hanımlar Türkiye’de bu kadar güçlü mü?’ diye sordular. ‘Güçlüdür’ dedim. ‘Tarihte de güçlü mü?’ dediler. ‘Tarihte de çok güçlüydü’ dedim. ‘Umarım seyrettikleriniz eşlerinizi çok meşgul edip size hizmetten geri kalmıyordur’ dedim. Dizilerin bu kadar yakinen takip edildiğini biliyordum, ama bunların bire bir sohbetlerimizde öne çıkması Türkiye’nin başka bir etkinliğini daha göstermiş oluyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, çağın getirdiği imkânlar sayesinde yurt dışında Türkiye’de olup bitenleri takip etmenin çok kolaylaştığını belirterek, “Bu çağ öyle bir çağ ki mekân kavramını anlamsız hale getirdi. Ben de vaktiyle 80’li yıllarda bu bölgede, Cidde’de yaşadım. O zaman Türkiye’den gelen uçakları bir gazete gelecek diye gözlerdik. Pilotların en büyük hediyesi Türkiye’den gazete getirmek olurdu. Uçak seferleri haftada bir-iki taneydi. Şimdi ise mukayese edilemez seviyede. Herkes her şeye vâkıf, her yer artık kendi evimiz gibi” dedi.

***

Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 yıl aradan sonra Cumhurbaşkanı düzeyinde resmî ziyaret !


  • Le CCG et la Turquie se tournent vers l’OTAN

  • The GCC and Turkey turn to NATO
  • Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı ve Abu Dabi Emiri Şeyh Halife bin Zayed El Nahyan’ın davetlisi olarak, resmî ziyarette bulunmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nde .

    Cumhurbaşkanı Gül, ziyaretinin Türkiye’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 yıl aradan sonra Devlet Başkanı seviyesinde yapılacak ilk ziyaret olduğuna dikkat çekerek, Birleşik Arap Emirlikleri’nden ülkemize en üst düzeydeki son resmî ziyaretin, 1984 yılında gerçekleştirildiğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Gül, ziyaretinin geçen ay kutlanan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluşunun 40. yıl dönümünün hemen ertesine denk gelmesinin ise ayrı bir anlam taşıdığına dikkat çekti.

    BAE ziyareti ile ülkemizin stratejik öncelik verdiği Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin tamamına Cumhurbaşkanı sıfatıyla resmî ziyaret gerçekleştirmiş olacağını da kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, “Söz konusu ülkelerin devlet başkanlarının çoğunu Türkiye’de keza resmî ziyaret münasebetiyle misafir ettiğimi de vurgulamak istiyorum” dedi.

    Birleşik Arap Emirlikleri ile güçlü bir müşterek irade temelinde memnuniyet verici düzeyde seyreden siyasi ilişkilerin, ekonomik ve ticari iş birliğinin daha da geliştirilmesi için son derece elverişli bir zemin oluşturduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, “Bu itibarla, ziyaretim sırasında ekonomik ve ticari boyuta özel önem atfedeceğim. Bana 100’den fazla iş adamımızın refakat edecek olması da, bu kardeş ülkeye duyulan yoğun ilgiyi ve değerlendirilmesi gereken potansiyelin büyüklüğünü şüphesiz en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri, halen Türkiye’nin bölgedeki en önemli ticaret ortaklarından birisidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Gül, iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yaklaşık 5 milyar dolar düzeyine ulaştığını, Türk şirketlerinin bugüne kadar emirliklerde üstlendikleri projelerin toplam bedelinin ise yaklaşık 8 milyar dolar olduğunu belirterek, bunların içerisinde prestijli çok büyük projelerin de bulunduğunu vurguladı.

    Ziyareti kapsamında Dubai’de düzenlenecek İş Forumu’na katılacağını, BAE’li büyük yatırımcılarla Abu Dabi’de bir akşam yemeğinde bir araya geleceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, önümüzdeki Nisan ayında da Abu Dabi’de savunma sanayi şirketleri tarafından “Türk Endüstri Günü” etkinliği düzenleneceğini aktardı.

    Cumhurbaşkanı Gül, açıklamasında, “Ziyaretim, gerek bölgesel gerek küresel düzeyde önemli gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve Körfez bölgesinin güvenlik ve istikrarına verdiği desteğin vurgulanması bakımından da uygun bir vesile teşkil edecektir. Türkiye’nin, bölge ülkelerini bir araya getiren en önemli örgüt olan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile kurduğu kurumsal ekonomik ilişkiler, 2005 yılında Dışişleri Bakanı sıfatıyla imzaladığım “Türkiye-KİK Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması”na dayanmaktadır. Ülkemiz, 2008 yılında da Konsey ile stratejik diyalog mekanizması tesis etmiştir. Bu mekanizma çerçevesinde, Türkiye-KİK Dışişleri Bakanları 4. Toplantısı dün İstanbul’da gerçekleştirilmiştir” dedi.

    ***

    Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) temasları çerçevesinde Zayed Üniversitesi ve dünyanın ilk ekolojik kenti olarak inşa edilen Masdar Şehri’nde (Masdar City) incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Gül, uzun zaman aradan sonra ilk kez bir Türk Cumhurbaşkanı’nın Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettiğini hatırlatarak, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Gül’ü üniversiteye gelişinde Birleşik Arap Emirlikleri Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Şeyh Nahyan Bin Mübarek El Nahyan karşıladı. Üniversitenin rektörü, fakülte dekanları ve bir grup öğrenci ile sohbet eden Cumhurbaşkanı Gül, üniversitede incelemelerde bulundu. Burada, Bilkent Üniversitesi’nden öğrencilerle telekonferans yöntemiyle kısa bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Gül, Zayed Üniversitesi’ndeki eğitim çalışmaları hakkında yetkililerden bilgi aldı.

    Daha sonra dünyanın ilk ekolojik kenti olarak inşaatı süren Masdar Şehri’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulunan ve yetkililerden bilgi alan Cumhurbaşkanı Gül, elektrik akımıyla hareket eden ve belirli bir hat üzerinde sürücüsüz ilerleyen otomobille kısa bir gezinti yaptı. Burada basın mensuplarının sorusu üzerine Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkileri değerlendiren Cumhurbaşkanı Gül, uzun zaman aradan sonra ilk kez bir Türk Cumhurbaşkanı’nın, Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettiğini hatırlatarak, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Gül, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlü bir şekilde ilerlediğini kaydederek, ekonomik alandaki iş birliğine dikkati çekti. Zayed Üniversitesi’nde öğrencilerle yaptığı toplantının da güzel geçtiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Gördüm ki öğrencilerin yarısından fazlası kız öğrencilerden oluşuyor. Bu öğrenciler de daha sonra gayet aktif bir şekilde çalışma hayatında görev alıyorlar, çalışmasını sürdürüyorlar” dedi.

    Cumhurbaşkanı Gül, Masdar Şehri ile ilgili daha önceden de bilgi sahibi olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi gördüklerimiz gerçekten hepimizi çok etkiledi, burada geleceğin şehrini yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, bugünle değil, gelecekle uğraşıyor. Zaten en büyük farklılıkları da bu, vizyon sahibi. Abu Dabi, Dubai, bütün bu şehirler bu bölgeye, sadece bu bölgeye değil, bütün dünyaya büyük bir vizyon getiriyor. Burada görüyorum ki 30–40 yıl sonrasının şehrini kuruyorlar.”

    Cumhurbaşkanı Gül, bir basın mensubunun yenilenebilir enerji konusunda Türkiye ile iş birliğinin gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine de, petrol ve doğal gaz sahibi olmayan Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye daha çok önem verdiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, bu alandaki ilişkilerin daha da geliştirilebileceğine işaret ederek, gerek araştırma, gerekse eğitim alanında var olan iş birliğinin daha ileriye taşınabileceğini vurguladı

    ***

    Abu Dabi Emiri’nin Annesi Şeyha Fatima’dan, Bayan Gül Onuruna Öğle Yemeği

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyarette eşlik eden Hayrünnisa Gül, Abu Dabi Emiri Şeyh Halife’nin annesi Şeyha Fatima Bint Mübarek El Ketbi ile bir araya geldi.

    Bayan Gül, görüşmenin ardından Şeyha Fatima’nın onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı. Daha sonra Kadınlar Birliği Derneği’ne giden Bayan Gül, burada çiçeklerle karşılandı.

    Devlet Bakanı Maitha El Shammsy’nin eşlik ettiği Bayan Gül, dernek başkanı Noura El Suwaidi’den çalışmalar hakkında bilgi aldı ve tanıtım filmini izledi.

     

    Kaynak ve resimler.

    More:

    BAE

    ·         Cumhurbaşkanı Gül, BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife ile Bir Araya Geldi

    ·         Turkish President head to United Arab Emirates

    ·         Cumhurbaşkanı Gül, Şeyh Zayed Camii’ni Ziyaret Etti

    ·         “Türkiye, Filistin Davasının En Güçlü Destekçilerinden Biri”

    ·         Turkish president leaves door open to Hamas office in Turkey

    ·         “Müteahhitlerin Başarısı, Türkiye’nin Başarısıdır”

    ·         Turkey and GCC decide to boost bilateral relations

    ·         Turkey, GCC discuss opportunities for new cooperation

    ·         Turkey, GCC have great potential: Turkish FM

    ·         Turkish PM host luncheon for Turkey, GCC Meeting

    Türkiye – Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog Dışişleri Bakanları Toplantısının Dördüncüsü 28 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

    Toplantıya, Dışişleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu’nun yanı sıra Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Khalid Bin Ahmed Bin Mohamed Al Khalifa, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayed Al-Nahyan, Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Halid Al Attiyah, Kuveyt Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Kabine İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Sabah Khaled Al-Hamad Al-Sabah, Oman Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşler Sektör Başkanı, Büyükelçi, Genel Müdür Atalb Miran Al-Raisi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud El Faysal ile Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Abdul Latif Bin Rashid Al Zayani katıldı.

    Joint Statement

    Turkey-GCC High Level Strategic Dialogue

    4th Joint Ministerial Meeting

    Istanbul – Turkey

    (28January 2012)

    The 4th Joint Ministerial Meeting of the GCC-Turkey High Level Strategic Dialogue was held in Istanbul, Turkey, on Saturday, 28 January 2012, upon the kind invitation of the Republic of Turkey.

    H.E. Ahmet Davutoğlu, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey, headed the Turkish delegation and His Royal Highness Prince Saud Al-Faisal Al-Saud, Minister of Foreign Affairs of the Kingdom of Saudi Arabia, President of the current session of the GCC Ministerial Council, headed the GCC delegation, with the participation of Their Excellencies Foreign Ministers of the GCC member states, and His Excellency Dr.Abdullatif Bin Rashid Al-Zayani, Secretary-General of the Gulf Cooperation Council.

    The Meeting was held in a spirit of friendship, openness and cooperation, in light of the strong brotherly relations between the two sides, and in line with terms of the High Level Strategic Dialogue which was launched in Jeddah, Saudi Arabia, in September 2008. The Ministers reaffirmed their common desire to enhance and diversify these strong relations in every field.

    The GCC Foreign Ministers expressed their utmost gratitude and appreciation to H.E. Ahmet Davutoğlu, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Turkey for the warm hospitality and the efforts exerted by Turkey to make the meeting a success.

    The Heads of Delegations were received by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, Prime Minister of the Republic of Turkey. The GCC Foreign Ministers expressed their deep pleasure with this meeting and their appreciation for the speech delivered by Prime Minister Erdoğan who stressed the importance of further developing relations between Turkey and the GCC countries and its positive effects on peace and stability in the region.

    The Ministers welcomed the initiative of the Custodian of the Two Holy Mosques King Abdullah regarding the transition of the GCC towards the union phase, as this move will benefit the countries and peoples of the region, and strengthen ties between the GCC and its neighbours.

    Turkey-GCC Joint Action Plan:

    The Ministers expressed satisfaction at the fast pace of implementation of the Joint Action Plan (2011-2012), which was adopted in the 3rd GCC-Turkey Ministerial Meeting, held in Kuwait in October 2010. They reviewed and approved the recommendations of the Senior Officials Meeting, held in İstanbul on 26-27 January 2012, and expressed their shared desire to further enhance cooperation between GCC States and Turkey in all fields and towards this aim, the Ministers:

    1. Endorsed the decisions of the 2nd Meeting of the GCC-Turkish Joint Committee for Economic Cooperation (JCEC) held on 29 June 2011 in Ankara, which reviewed the conclusions of the specialized Sub-Committees in the areas of trade and investment, energy, tourism, health, electricity and water, environment, and agriculture and food security and welcomed the Committee’s recommendation to establish the GCC-Turkey Sub-Committee on Economic, Financial and Monetary issues,

    2. Took note of the Meeting of the Sub-Committee on Transport and Communications in September 2011 and with this respect, expressed their determination to continue cooperation with a view to developing air, maritime and land transport including the study of the proposal to construct a railroad that connects the GCC States with Turkey, and explore mutually beneficial partnerships in this area.

    3. Noted with satisfaction the five-fold increase in Turkey-GCC trade and the fast growth of private investment in both directions, reviewed the recommendation of the Joint Sub-committee on Trade and Investment and reiterated their determination of reaching a legal framework for enhancing trade and investment and removing trade and investment barriers, as soon as possible.

    4. Agreed to actively support and encourage exchanges and cooperation between their business communities, thus working jointly towards raising the volume of trade and investments to higher levels, through the exchange of information and encouraging private sector partnerships to that end, according to the recommendations of the specialized sub-committees in this matter. They also commended the joint efforts of the Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey (TOBB) and the Federation of GCC Chambers (FGCCC) for organizing the first Turkey-GCC Business Forum in İstanbul on 5-7 February 2012.

    5. Reviewed the work of the specialized sub-committees in the areas of energy, water and electricity and affirmed their belief that investment in these sectors in Turkey and the GCC offers a great opportunity for cooperation between the GCC and Turkey and instructed the JCEC and the specialized sub-committees to continue working on the prospects of long term cooperation based on mutual benefit in these fields, including traditional and renewable energy, as well as mineral resources and water and electricity.

    6. Welcomed the results of the first meeting of the Joint Working Group on Education, held at the GCC Secretariat in February-March 2011 and the offer to hold second meeting of the Joint Working Group on 26-28 March 2012 and decided to enhance existing bilateral cooperation between the GCC Member States and Turkey, especially by developing student exchange programmes, encouraging academic and scientific cooperation and supporting creation of Turkish Studies Departments and Turkish language centres in GCC States and creation of GCC studies departments and Arabic language centres in Turkey.

    7. Welcomed the decision by GCC Ministers of Culture to organize GCC cultural days in Turkey in May 2012 and endorsed the recommendations of the Joint Working Group on Culture, in its meetings in Riyadh (April 2011) and Ankara (January 2012) in this area.

    8. Building on the success of the GCC-Turkey Joint Action Plan (2011-2012), instructed the Senior Officials to prepare a new Joint Action Plan for the period (2013-2015), and submit it to the next Ministerial Meeting. GCC Secretariat will prepare the draft Joint Action Plan.

    Regional and International Issues:

    9. The Ministers reiterated that all relations between the countries in the region shall be based on principles of good neighbourliness, non-interference in internal affairs, resolution of disputes through peaceful means, respect for the sovereignty, independence and territorial integrity of the countries of the region, and refraining from the use or threat of force.

    10. The Ministers discussed the latest developments in the Middle East, regional and international issues of common concern and emphasized the importance of the realization of the legitimate aspirations and demands of the peoples for reform, development, rule of law, good governance and justice.

    11. The Ministers reaffirmed that a just, comprehensive and lasting peace in the Middle East could be achieved only by the establishment of a viable independent Palestinian State with Eastern Jerusalem as its capital, on the basis of 1967 borders. They called on the international community to oblige Israel to withdraw from all occupied Arab lands in Palestine, Syria and Lebanon on the basis of the relevant UN Security Council Resolutions, the Principle of Land for Peace, the Madrid Conference Terms of Reference, the Arab Peace Initiative and the Road Map.

    12. The Ministers condemned Israel for its continued settlement policy and reaffirmed that the resumption of direct Palestinian – Israeli negotiations requires a complete halt of the Israeli settlement activities in the occupied Palestinian territories, including East Jerusalem and a serious commitment from Israel to respect the existing final status parameters, particularly on the 1967 borders. The Ministers emphasized that the settlement activities obstruct the revitalization of the peace process, violate the UN Security Council resolutions and international law. The Ministers called upon the international community, in particular to the members of the Quartet Committee to exert all efforts for halting the Israeli settlement activities and implementing the relevant UN Security Council resolutions, 465 (1980) & 497 (1981), in particular.

    13. The Ministers expressed their full support for the Palestinian application submitted by of the Palestinian State as a full sovereign member state in the United Nations based on the 1967 borders with East Jerusalem as its capital in accordance with the relevant resolutions of international legitimacy, in particular UNGA resolution (181) of November 1947.

    14. The Ministers stressed the national and legal rights of the Palestinian people to have their own free and sovereign state. The Ministers welcomed the success of Palestine in gaining full membership in the United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO) and called upon all sides, particularly the members of the UN Security Council, to take into account the meaningful message given by the international community through Palestine’s UNESCO membership.

    15. The Ministers expressed their gratitude to the Egyptian and the Palestinian efforts for advancing the Palestinian national reconciliation. They encouraged all Palestinian factions to continue acting with the spirit of unity and solidarity in order to translate the Reconciliation Agreement signed in last May in Cairo into action and ensure lasting unity in Palestine as soon as possible. Underlining the importance of the Palestinian reconciliation for a credible and viable peace process as well as for the stability of the Middle East region, the Ministers called upon the international community to adopt a constructive approach in support of the Palestinian unity.

    16. The Ministers strongly condemned Israel for its continued failure to fulfil its obligations towards Turkey under international law, with regard to the brutal attack of Israel on the high seas to the International Humanitarian Convoy sailing to Gaza on May 31st 2010 which resulted in 9 civilian deaths and many other injuries. The Ministers rejected the claims with regard to the illegal status of the blockade imposed on Gaza Strip and reaffirmed the fact that the illegality of the blockade is unquestionable in view of the relevant OIC and the Arab League resolutions, as well as reports and resolutions of the UN General Assembly and the Human Rights Council.

    17. The Ministers expressed deep regret over the ongoing violence and the mounting civilian death toll in Syria.

    The Ministers agreed, in this regard, that international efforts should be focused on bringing the bloodshed in Syria to an immediate end and paving the ground for the initiation of a political transition process in line with the legitimate demands and aspirations of the Syrian people.

    The Ministers commended the tireless efforts of the Arab League for ending the crisis in Syria and expressed their strong support to the full implementation without delay of the Arab League peace initiative by the Syrian Administration as well as to the other decisions adopted by the Arab League on the situation in Syria, including the roadmap for a political transition in Syria, which should reflect the will of the Syrian people.

    The Ministers expressed their disappointment in the face of the lack of significant progress in the implementation of the Arab League peace initiative mostly due to the intransigent attitude displayed by the Syrian Administration. The Ministers strongly urged the Syrian Administration to fulfil without delay all of its commitments and obligations under the Arab League peace initiative. The Ministers also called upon the Syrian Administration to genuinely cooperate with the Arab League in implementing the steps foreseen in the roadmap proposed by the latter.

    The GCC Foreign Ministers also expressed their appreciation to Turkey for providing temporary protection on its territories for Syrian citizens who fled to Turkey in search for refuge.

    18. The Ministers affirmed their full commitment to the sovereignty, independence and territorial integrity of Iraq. They emphasized the importance of Iraq’s undertaking its responsibilities to enhance its unity, stability and prosperity and activate its role in building trust with neighbouring countries on the basis of good neighbourliness and non-interference in internal affairs. They affirmed the importance of exerting efforts by all sides in Iraq in order to achieve a lasting and comprehensive political reconciliation that meets the aspirations of all Iraqi people. The Ministers emphasized the importance of eliminating all terrorist organizations from the territory of Iraq, improve security, public order and build a secure, stable and democratic country based on the rule of law and respect for human rights, in order that Iraq resumes its supportive role of Arab issues.

    19. The Ministers reiterated the need for Iraq to complete the implementation of all relevant United Nations Security Council resolutions, including the maintenance of the physical representation of the boundary according to UNSC Resolution 833. They urged the UN and other relevant organisations to continue their welcomed efforts of the settlement of the issue of identification of the remaining captives and lost citizens of Kuwait and other countries, and the issue of regaining Kuwaiti property and national archive.

    20. The Ministers welcomed the announcement of the report of the Bahrain Independent Commission of Inquiry. They expressed their wish that the conclusions and recommendations of the report provide an impetus to the national reconciliation efforts encompassing all segments of the Bahraini society.

    The Ministers expressed their strong support to the continuation of the reform process spearheaded by His Majesty King Hamad bin Isa Al Khalifa King of Bahrain, and particularly the initiative of His Majesty the King to introduce fundamental amendments to the Kingdom’s Constitution, in order to promote the democratic process and lay firm foundations for the rule of law, democracy and human rights, in addition to promoting economic and social prosperity, and strengthening cultural development. Accordingly, it will lead to the achievement of the aspirations of the Kingdom’s people for progress, growth and development.

    21. The Ministers hailed the signing by the Yemeni parties of the GCC-sponsored initiative and its protocol in Riyadh, and welcomed all steps towards its implementation, in particular the formation of National Reconciliation Government in Yemen. They called on all sides in Yemen to fully fulfil their commitments, with a view to strengthening Yemen’s unity, security and stability.

    22. The Ministers welcomed the formation of a transitional government in brotherly Libya and reaffirmed the sovereignty, independence, political unity and territorial integrity of Libya. The Ministers expressed their full solidarity with the Libyan people in completing the transition period in a peaceful and orderly manner. The Ministers called upon the Security Council and the concerned countries to complete the required procedures for releasing all frozen Libyan assets in order to meet the needs of the Libyan people.

    23. The Ministers welcomed the remarkable progress achieved in Tunisia with the completion of Constitutional Assembly elections and the election of the Interim President and the Prime Minister. They expressed their wishes for Tunisia and its brotherly people to complete the transition process in a spirit of national unity and conciliation.

    24. The ministers welcomed the completion of the People’s Assembly elections and reiterated their determination to stand by Egypt for the successful conclusion of its transition process.

    25. The Ministers once again strongly condemned terrorism in all its forms and manifestations, irrespective of its motivations and advocated enhanced international cooperation in combating terrorism. The Ministers reiterated that terrorism cannot and should not be associated with any religion, nationality or ethnic group. The Ministers also underlined their concern about radicalization that leads to violent extremism as a phenomenon that increasingly manifests itself in different places. The Ministers praised the establishment of the UN counter-terrorism center at United Nations headquarter and they welcomed the decision of the Kingdom of Saudi Arabia to fund it for three years. They expressed their hope that this center would contribute to sustaining international peace and security.

    26. In this context, the Ministers condemned the PKK terrorism targeting Turkey; and reaffirmed their full support to actions taken to counter such acts of terrorism.

    27. The Ministers expressed their deep concern with the case regarding a plot to assassinate the Ambassador of the Custodian of the Two Holy Mosques to the United States of America, and called upon the relevant parties to cooperate on this matter in a transparent manner. They welcomed the UN General Assembly`s resolution 66/12 November 2011, and condemned all acts of violence against diplomatic and consular missions as well as their representatives and officials in compliance with the Vienna Convention on diplomatic relations.

    28. The Ministers expressed their support of the international efforts aimed at combating maritime piracy, within the framework of international law and the efforts undertaken by countries of the region, as well as the role played by the GCC States and Turkey.

    29. The Ministers expressed support for the Final Document of the 2010 Nuclear Non Proliferation Treaty (NPT) Review Conference, which endorsed practical steps for the implementation of the 1995 resolution on the Middle East and called for Israel’s accession to the NPT as well as for the placement of all its nuclear facilities under comprehensive IAEA safeguards. The Ministers stressed the importance of convening in 2012 the conference on the establishment of a zone free of nuclear weapons and all other weapons of mass destruction in the Middle East on time, with the participation of all countries in the region.

    30. Recognizing the right of all countries, in compliance with their obligations under the NPT, to develop nuclear energy for peaceful uses under IAEA supervision, the Ministers reiterated the need for the continuation of negotiations between Iran and the P5+1 to reach a peaceful resolution on the nuclear issue.

    31. The Ministers welcomed the role of the Kingdom of Saudi Arabia in enhancing dialogue among different religious affiliations, reflected in the initiative launched by King Abdullah of Saudi Arabia, the Custodian of the Two Holy Mosques in Mecca (June 2008) and continued in Madrid (July 2008) and finally in the United Nations General Assembly 63rd session and all the relevant resolutions entitled “Peace Culture”. The Ministers also welcomed the efforts by the Kingdom of Saudi Arabia for establishing “The Global Center for the Followers of Religion and Cultures Dialogue” in Vienna.

    32. Underlining the continued need to encourage greater dialogue, understanding and respect between different cultures, the Ministers reiterated their full support for the Alliance of Civilizations initiative co-sponsored by Turkey and Spain. The Ministers welcomed the results of the Fourth Forum of the Alliance held in Qatar in December 2011.

    33. The Ministers reiterated their strong support to Turkey’s accession to the EU, a historical project with global positive implications especially in intercultural dialogue, and thus urged the EU to give a new momentum to the accession negotiations by removing existing obstacles.

    34. The Ministers expressed support for the aim of reaching a just and lasting comprehensive settlement in Cyprus in the first half of 2012 through the ongoing UN negotiations, in line with the expectation of the UN Secretary-General, so as to enable the establishment of a new partnership between the two peoples on the basis of UN parameters and the two leaders’ joint statements. The Ministers underlined the need to bring an end to the isolation of the Turkish Cypriot people through concrete steps, in line with the calls of the UN Secretary-General in his reports and the relevant OIC resolutions.

    35. The Ministers reaffirmed their continued support for the Government and people of Afghanistan as they rebuild their country, assume full security responsibility and continue to strengthen the foundations of sustainable peace. The Ministers also reiterated that regional security and cooperation is essential for a secure and stable Afghanistan. The Ministers welcomed “the Istanbul Process on Regional Security and Cooperation for a Secure and Stable Afghanistan”, adopted at the Istanbul Conference for Afghanistan on 2 November 2011 by the regional countries, as a regional initiative for enhancing cooperation.”

    36. The Ministers expressed their support to the efforts of the Arab League and the African Union, and particularly to the negotiations which had taken place within the context of the Doha Peace Process initiated by Qatar, aiming to achieve a comprehensive solution to the situation in Darfur. In this context, the Ministers welcomed the conclusions of these comprehensive talks with the consensus of all components of the Darfuri people. The Ministers noted also with satisfaction the signing of the ‘’Doha Document for Peace in Darfur’’ (DDPD) by the Government of Sudan and the Liberation and Justice Movement (LJM) in Doha on July 14th 2011.In this context, the Ministers called all the Darfur armed movements to join the peace process without delay and to end the conflict.

    37. The Ministers underlined the importance of preservation of the sovereignty, territorial integrity, political independence and unity of Somalia and expressed their support to the Transitional Federal Government of Somalia and the implementation of the Road Map to end the transition period in Somalia until August 2012 and emphasized the importance of providing effective support and assistance to Somalia to carry out development and infrastructure projects in particular.

    38. The two sides agreed to convene their next meeting of the High Level Strategic Dialogue at the Ministerial Level in the Kingdom of Bahrain.

    Issued in Istanbul, the Republic of Turkey, on Saturday, 28 January 2012, corresponding to 5 Raby` al-Awal 1433 A.H.

     

    %d bloggers like this: