Tarım, Yoksulluk ve Kalkınma veya size kalmış seçim ; otoyolda mı ölmek, depremde yıkılan evin altında mı ?!


DUBLE YOL MU? DEPREMDEN ÖLMEMEK Mİ?

 


Diyelim ki ayağınızda ayakkabı yok, şemsiyeniz de yok. Mevsim kış. Asgari ücretli bir iş buldunuz. İlk önce ne satın alırsınız? Ayakkabı değil mi? Bu iktisadın en temel kararıdır. İhtiyaçların bir sıralaması vardır. Sıradan kişi iktisat okumasına gerek kalmadan, böylesi kararları çoğu zaman akılcı bir şekilde alır. Ülke yönetimine gelince bu kararların sıradan eğitimsiz bireylerden daha da kötü alındığı çok rastlanır bir durumdur. Şimdi Van’da ölenler ve yaralananlar için içimiz sızlıyor, ama bunların olmaması için ülke yöneticilerinin akılcı kararları yıllardır almaları gerekiyordu. 2009 yılından bu yana deprem için toplanan 46-48 milyar TL arasındaki paranın başta duble yol olmak üzere çeşitli işler için harcandığı açıklandı. Devleti yönetenlerin önünde sadece duble yol ve depremden ölümleri önlemek gibi iki seçenek olduğunu düşünelim. Parayı hangisine harcayacaksınız. Üst düzey karar vericilerin konuyu bu şekilde Van’lı, halktan büyükçe bir guruba sunduklarını düşünelim. Ne karar çıkar dersiniz? Sanırım ölümleri önlemek için en azından ilk depremde yıkılacak veya ağır hasar görecek olan en çürük diyelim 4000 binanın saptanması, bunların yerine planlı alanlarda yeni yapıların yapılıp, oturanlara ödeyebilecekleri taksitlerle verilmesi kararı çıkardı. Bu yapılsa idi, bugün Van depreminde belki de tek bir ölüm olmayacak, hafif yaralılarla durumu atlatacaktık. Bugün Van’da ağır hasarlı ve hasarlı hane sayısı 5 bin 250’dir. Ölenlerin sayısı 570, yaralıların ise 2 bin 555. Eğitimli kamu yöneticileri böylesi kararları akılcı bir şekilde alamıyorlar. Düşündükçe öfkelenmemek mümkün değil. Deprem vergilerinin 1999’dan beri toplandığını düşünürsek, bunca yıldır bu yatırımların yapılabileceği açıktır. Deprem öncesi Van’daki yerel gazetelere baktığınızda “Van’da duble yol devrimi” gibi başlıklar görüyoruz. 2002’de 36 km olan duble yol, 2011 sonunda 315 km’ye ulaşacakmış. Haberlerde bunlar görülüyor.

 

Bu yazdıklarımıza itiraz edecekler şunları söyleyebilirler: Van’da yolların bozukluğu nedeni ile ölümlü kazalar da oluyordu. Doğru, ama herhalde deprem kadar değil. Ayrıca kararımızı ya çürük evlerin yenilenmesi ya da 2002’den bu yana yeni 279 km duble yol şeklinde de almamız gerekmez. Bunların bir karışımı da olabilir. Örneğin en çok kazanın görüldüğü noktalarda yolun fiziki koşulları iyileştirilebilir ve buna karşılık biraz daha az bina yenilenebilirdi. Bunun yerine bazı binalara güçlendirme yapılabilirdi. Sıradan vatandaşlar kamu yönetimine katılsa ve bu konular onlarla tartışılabilseydi bugünkünden çok daha akılcı kararların alınabileceğine kesinlikle inanıyorum.

 

Ben kişisel olarak yol inşaatından hemen hiç anlamam, ama bazı şeyleri anlamak için mühendis olmak hiç gerekmiyor. Örneğin bir yola bakıyorsunuz. İki yıl boyunca yol genişletiliyor. Ertesi yıl bu yola paralel büyük bir yol inşaatı başlıyor. Niye eski yolu genişletmek için para harcadınız. Çoğunluk belli müteadditlere gelir sağlamak için bunların yapıldığı kanısında.

 

Şimdi bunları İstanbul için önceden düşünebiliriz. Bir depremin olacağı kesin, ancak ne zaman olacağı bilinmiyor. Akılcı davranış bu yıl içinde olacağını varsaymaktır değil mi? Aynı hesapları İstanbul için de yapabiliriz. Örneğin İstanbul’a bir tüp geçit yapılıyor. Bir de buna paralel üçüncü boğaz köprüsü projesi var. Diyelim ki boğaz projesi çok gerekli. Birçok uzmanın beni ikna ettiği gibi aslında gerekmiyor ya. Neyse. Hesabımızı şöyle yapalım. İstanbul depreminde binlerce ölü mü? Yoksa köprüden bir süre için vazgeçmek mi? Sıradan insan bu hesabı çok akılcı bir şekilde yapar. Kamu yöneticileri yapamıyor. Köprü yapılmasında çıkarları olanlar, milyonlarca halktan daha etkili ve halkı etkileme araçları onların elinde.

 

Duyuru/Ek:

Türkiye Tarım Ekonomisi Kongreleri her iki yılda bir Tarım Ekonomisi Bölümlerinin sorumluluğunda Tarım Ekonomisi Derneği ile ortaklaşa düzenlenmektedir. Türk tarımının yapısal sorunlarının, Türkiye’de ve dünyada meydana gelen sosyal, ekonomik, siyasi ve çevresel olaylarının tarım üzerindeki etkileri ile, bu etkiler çerçevesinde geleceğe yönelik politikaların tartışıldığı, tarım ekonomisi bölümü mensupların buluşmasını ve kaynaşmasını sağlayan bu kongreye 2012 yılında Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü ev sahipliği yapacaktır. Ana teması “Tarım, Yoksulluk ve Kalkınma” olarak belirlenen “I0.Ulusal Tarım Ekonomisi Kongresi’ 5,6,7 Eylül 2012 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecektir. Tüm Tarım Ekonomisi Bölümü mensuplarını ve kongre konularına ilgi duyan araştırmacıları organizasyon komitesi adına davet etmekten onur duyarım.

Prof. Dr. Cennet OĞUZ

Kongre  Düzenleme Komitesi Başkanı

Kongrenin konusu : TARIM, YOKSULLUK VE KALKINMA 

 

©Prof.Dr.Tayfun Özkaya 

İzmir, 31.10.2011

 

Prof.Dr.Tayfun Özkaya’nın Yerelce’de yayınlanan yazılarını okumak için tıklayınız!

 

%d bloggers like this: