Mükemmelliği aramak !


MÜKEMMEL İYİNİN DÜŞMANIDIR

 

“Mükemmellik”le ilgili olarak düşünürler, genellikle aleyhte konuşagelmişlerdir. Bu konuda; Shakespeare (meşhur Şekspir), “Mükemmel, iyinin düşmanıdır. Daha iyiyi yapmaya çalışırken, iyiyi kaçırırız” derken, Robert Schuller, “Kusurlu da olsa bir şeyi yapmak, kusursuz hiçbir şey yapmaktan evladır” şeklinde oldukça makul görünen veciz sözler sarf etmişlerdir.

 

Adeta İngilizce’de “motto” yani “düstur, parola veya slogan” halini alan “Mükemmel iyin düşmanıdır” sözü, evrensel kültürün bir parçası halini almıştır. Bu söze sosyal hayatımızda olduğu gibi gibi, iş dünyasında da, hem pratik, hem teorik tanık olmaktayız. Örneğin; iki yönetim danışmanı, Tom Peters ve Robert H. Waterman, 1982 yılındaki “Mükemmeli Arayış” (in Search of Excellence) adlı eserlerinde farklı endüstrilerde çalışan birçok şirketi incelemişler. Bu şirketlerin başarılarını oluşturan 8 ortak özelliği belirlemişlerdir. Başarı ölçütü olarak, şirketlerin rakiplerine oranla satış gelirlerindeki ve karlarlarındaki yüksek artışlar ile varlıklarına oranla yıllık büyüme hızlarındaki gelişmeler gibi finansal ya da ekonomik başarı ölçütleri dikkate alınmıştır.

 

Mükemmellik yaklaşımına konu olan 8 ilke şu şekilde açıklanabilir:

 

1. Harekete değer verme: Hareketi tercih etme, sorunlar ve analizler içinde boğularak vakit geçirmek yerine çabuk karar vererek bir şeyler yapma.

 

2. Müşterilerle sürekli ilişki kurma: Müşterilerle devamlı temas kurarak onlara yakın olma, tercihlerini bilerek hizmet etme ve müşteri mem­nuniyetini her şeyin üstünde tutma.

 

3. Alt kademe eylemsel girişimciliğini teşvik etme: Alt kademelere faaliyet serbestisi ve inisiyatif vererek onların girişimciliğini artırarak işlet­menin hızlı rekabet ortamında gücünü artırma.

 

4. İnsanlara değer vererek verimliliği artırma: İnsana önem ve la­yık olduğu değeri vererek verimliliğini artırma, işletme içinde tüm çalışan­larda (işçiler dahil) önemli ve şirket için değerli oldukları duygusunu vererek, işletmenin gelecekteki başarılarının hep birlikte paylaşılacağı havası­nı oluşturma.

 

5. Basit örgüt biçimi ve az yönetici ile çalışma: Az sayıda kurmay personel, az sayıda hiyerarşi kademesinden oluşan basit bir organizasyon yapısı ile faaliyette bulunma.

 

6. Temel işletme değerlerine önem verme: Şirketin sahip olduğu de­ğerlere bağlılığın sağlandığı ve bu değerlerin personelce kabul edildiği bir ör­güt iklimi yaratma, söz konusu değerlerin tüm personelin davranışlarına rehber olmasına çaba gösterme.

 

7. En iyi bilinen faaliyet alanında uzmanlaşma ve büyüme: İş hayatında serüvenci olmama, aşırı risklere girmeme, en iyi bilinen ve uzman olunan iş alanların­da büyüme ve gelişmeyi ilke edinme.

 

8. Gevşek ve sıkı kontrolü bir arada yürütme: Yani; bir, iki önemli, temel husu­su, dikkatle, sürekli sıkı kontrol altında tutmak, diğer konularda yöneticilere serbesti tanıma. Örneğin, ünlü 3M firması satış karı ile çalışan personel sayısını, günlük maliyet ve gelir miktarları konusunu sıkı bir kontrola tabi tutarken yöneticilerini diğer uygulamalarda daha serbest ve giri­şimci bırakmıştır.

 

Yukarıda sıralanan 8 or­tak özellik üzerine genellemeler yapılması ve adına mükemmellik denilmesi konusunda; iş dünyasının ileri gelenleri, yazarları eleştiri yağmuruna tutmuşlardır. Nitekim, mükemmellik çığırını açan Peters ve Waterman, daha sonra yazdıkları kitap ve makalelerde hata­larının farkına vararak, bu tespitlerde, hem mükemmellik kavramına ulaşmanın yanlış olduğuna varmışlar, hem de genellemeler yapmanın hata olduğunu vurgulamışlardır.

 

Diğer taraftan; bu 8 ilkeyi biraz daha açıklamak gerekirse, başarılı şirketler uzun inceleme ve analizlerden kaçınarak yeni fikirleri süratle geliştirmektedirler. Yönetim “bazı bilgileri elde et, hemen uygula, daha sonra düzeltme yoluna gidersin, vakit kaybet­me” tavrını yürütmektedir. Tam ve mükemmel bir plan yapmak için sakın bekleme, çünkü fırsatı kaçırırsın, gelişmeye yönelik basit mantık ve küçük adımlar atarak ilerlemeyi tercih etmek en iyisidir. Ayrıca; sorunları beklet­memek, yani anında çözmek ve iş bitirici pratik tavırlı olmak, başarının sırların­dan biridir.

 

Dolayısıyla; başarılı şirketlerin hemen hepsi tüketici güdümlüdür. Tüketici ile sü­rekli ve doğrudan (direkt) temasta olmak için büyük çabalar sarf etmektedir. Bu nedenle; başarılı şirketler, masa başında, soyut pazar araştırması yapmak veya yap­tırmak yerine, bilfiil, doğrudan tüketicilerle temasta bulunarak onlardan edinilen bilgilerle hareket etmelidirler. Bu nedenle; yüksek düzeydeki yöneticile­rin hepsi, örneğin yılda en az 30 gününü müşteri ziyaretlerine ayırmalıdırlar.

 

Yine; işe ye­ni alınan genç yetenekler, imalat ve AR-GE servislerinde çalıştırmadan ön­ce, satış noktalarında belirli bir süre çalıştırıp müşteri ile temaslarının sağ­lanmasına dikkat edilmelidir. Doğal olarak; iyi yapılan şeyler, önemlidir ve karşılaşılan hatalar olacaktır ama bunlar, sürekli gözlenmeli ve vakit kaybetmeden, bir sonraki harekette düzeltilmelidir, yoksa mükemmelliği aramak insanı statik (durağan, eylemsiz) kılabilir, iyiyi yapmak ise dinamik (devingen, enerjik) bir zaman yönetimini insana kazandırabilir.

 

©Muzaffer Alacaoğulları 

 

Muzaffer Alacaoğulları’nın Yerelce’deki diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız !

 

%d bloggers like this: