“Ağacı” kökünden kurutmak için yapılması gereken !


SALDIRMAYAN, SORAN MUHALEFET

Muhalefet, saldırmaktır sanılıyor.

 

Saldırı; en güçlü özsavunma olan karşı saldırıyı doğuruyor. Saldırı etkisi, karşı saldırı tepkisine neden oluyor. Hasma -iktidara, muhalefete- açığı bulunduğunda ver yansın ediliyor. Olumlu yanları görülmüyor, takdir edilmiyor. Politikacılık, nankörlük, fırsatçılık olarak anlaşılıyor, ne yazık ki.

 

Saldırıya uğrayan -iktidar, muhalefet-; kendini ne pahasına olursa olsun haklı çıkarma refleksine kapılıyor. Bencil duygular, aklı sollayarak ortalığı toza dumana boğuyor. Politika şikesiz sportif yarışma olmaktan uzaklaştırılarak; hilenin, şikenin, yalanın kol gezdiği savaş’a dönüştürülüyor.

 

Miting meydanlarında ordularını toplayan siyasal komutanlar, atıp tutarak taraftarlarını seçim savaşına sürüyorlar. Seçimler kör döğüşüne dönüşüyor, akıllar değil duygular savaşıyor. Siyasal A.Ş’ler, futbol takımları gibi doğrular yanlışlar aranmaksızın körü körüne duygularla tutuluyor, sahipleniliyor.

 

Politikacılar; sözel saldırıyı karşı tarafı yeterince konuşturmadan sürekli konuşmak; böylece hasmı mağlup etmek olarak anlıyor ve uyguluyorları. Ağız kavgasını ; fiziksel gücü üstün olan, sürekli konuşarak hasmını konuşturmayan taraf kazanır. Oysa; fiziksel olmayan, itişmesiz kakışmasız psikolojik saldırı da vardır, saldırmadan soran muhalefet yöntemi nedense sistematik olarak uygulanmaz.

 

Oysa bu kör döğüşünü durduran Saldırmayan Soran Muhalefet olacaktır.

 

Sormak; hasmın savunma sınırını aşarak, zihnine -iç dünyasına- girmek ve onu yanıt vermek zorunda bırakmaktır. Oysa sözel saldırı, hasmın savunma sınırlarının dışında kalmakta ve hasım tarafından rahatça itilerek püskürtülebilmektedir.

 

Soruyu yanıtlayamayan; şutu kalesinden dışarıya atamayan kaleci -lider-, gol yiyecek maçı -seçimi- kaybedecektir. Siyasal maçlar hakem kararıyla değil; seyirci oylarıyla kaybedilip kazanılmaktadır. Bu nedenle ak ile kara, seyirciye çok iyi anlatılmalıdır.

 

Soru; tavandaki kadroya sorulmalı, yanıtlanmayan soruların yanıtlanmadığı; tavanı tavan yapan tabana -il ilçe örgütlerine, sempatizanlara- duyurulmalıdır. Halkı etkileyen kişilerin görüşleri alınmalıdır.. Yerel ortamda yüzyüze , kişi kişiye sorular yöneltilmelidir. İnternet ortamında yanıtları verilmeyen sorular, e-postalarla bireyler aracılığıyla kamuoyuna duyurulmalıdır.

 

Sadece tavana saldırmak, meyva veren ağacı taşlarlar düşüncesini güçlendirmekte ve liderlere tabanlarında prim yaptırmaktadır. Tabansız tavan, tavansız taban olmaz gerçeği gözardı edilmeden; tavanı oluşturan tabanı, tavanlarından sorumlu tutmalıdır.

 

Siyasal hasım saf dışı edilmek isteniyorsa; meyve veren ağacı taşlarcasına lider kadrosuna sözel saldırıda bulunmak yetmemektedir. Saldırmadan soru sormak, geçerli yanıt alınamayınca aynı soruları tabana yöneltmek, kuşkunun kaynar sularını siyasal hasmın köklerine -tabanına- dökmek hasmın meyva verdiği sanılan ağacını kurutur.

©Erol Erdoğmuş 

v Erol Erdoğmuş’un Yerelce’deki diğer yazılarını okumak için tıklayınız ! 

 

%d bloggers like this: