“Başkomutan” Kutlaması… (+ CHP-MHP-GKB Kutlama Mesajları)


Türkiye’nin ‘Normalleşmesini’ Tamamlama Yolundaki Adımlardan Biri Daha…

Cumhurbaşkanı Gül’ü, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı Şeref Salonu’ndaki törende, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yüksek yargı organlarının başkanları, Bakanlar Kurulu üyeleri, kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, konfederasyon, sendika ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, orgeneraller, oramiraller ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin diğer mensupları, bürokratlar ve yabancı askeri ataşeler ile diğer bazı kurum ve kuruluşların temsilcileri tebrik etti.


Cumhurbaşkanı Gül, bu yıl ilk kez gerçekleşen uygulama ile ilgili olarak Anadolu Ajansı’na verdiği mülakatta şunları söylemişti: “Bu, açıkçası Genelkurmay Başkanımızın teklifidir. Düşünce onlardan geldi. Geçen Askeri Şura’da da, Milli Güvenlik Kurulu’nda da yeni uygulamaları herkes takip etti. Silahlı Kuvvetlerimiz de komutanlarımız da bundan çok memnundur. Bunlar hep olması gereken şeyler. Her şeyin bir zamanı var demek ki. Dolayısıyla bu 30 Ağustos’ta da Başkomutan olarak bütün kutlamaları ben kabul edeceğim. Genelkurmay Başkanımız, Başbakanımız Milli Güvenlik Kurulundan önce yaptığımız bir konuşmada Genelkurmay Başkanı’nın getirdiği bir düşünceydi. Biz de çok doğru bulduk. Uygulama bundan sonra böyle olacaktır.”

Kaynak. 

 

 

***

“30 Ağustos birliktir, kardeşliktir. Tam bağımsızlıktır ve toprak bütünlüğüdür.”

“30 Ağustos, Bağımsızlık ve Özgürlük sevdalısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarının kazandığı Büyük Zafer’in taçlandığı gündür.

Türkiye Cumhuriyeti Bağımsızlığını, Özgürlüğünü, Dil, Din, Irk, Mezhep ve inanc farklılığı gözetmeden omuz omuza, el ele vererek kazanmıştır.

30 Ağustos bu nedenle birliktir, kardeşliktir. tam bağımsızlıktır ve toprak bütünlüğüdür,

30 Ağustos zafer Bayramı hem Cumhuriyete ve demokrasiye açılan bir kapı, hem de çoğulculuğa ve çok sesliliğe giden yoldur

30 Ağustos Atatürk ilke ve devrimlerinin filizlenerek kök salmaya başlayacağı sürecin yolunu açan Zafer Bayramının tarihe kaydedilişidir.

Bu duygu ve düşüncelerle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gününü de kutluyor, başta Büyük Zaferin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, şehit silah arkadaşlarını rahmet ve şükranla, gazilerimizi de minnetle anıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu

***

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin,
30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle yayınladığı kutlama mesajı.
30 Ağustos 2011

Türk milletinin silkinip ayağa kalkarak, işgalcileri ve hayallerini vatan topraklarından def ettiği muazzam bir stratejik hamlenin yıldönümündeyiz.

Tarihi şan ve şerefle dolu dolan olan aziz milletimiz, 89 yıl önce kazandığı büyük zaferle bağımsızlığına musallat olan emperyalist mihraklara unutamayacakları büyük bir ders vermiştir.

Sakarya’dan Kocatepe’ye uzanan imrenilecek mücadele Dumlupınar’da şaha kalkmış ve Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle Türk milletinin kudretini açıkça ispat etmiştir.

Şehit kanıyla esaretin suru yıkılmış, muhteşem bir inanmışlık ve fedakârlık öncülüğünde aziz millet varlığı giydirilmeye uğraşılan kefeni yırtıp atmıştır.

Bu haliyle 30 Ağustos Zaferi zulme, hıyanete, eziyete ve sömürgeci heveslere karşı büyük bir darbe ve eşsiz bir kahramanlıktır.

Türk milleti Dumlupınar’da haysiyetine, şerefine ve namusuna ne pahasına olursa olsun sahip çıkacağını destansı bir şekilde göstermiş ve bu vazgeçilmez değerler üzerinde asla oynanamayacağını cihana kanıtlamıştır.

19.yüzyılda iyice kızışan paylaşım ve hegemonya yarışında milletimizi ve vatan topraklarını hedefine alan sömürgeci güçler, 30 Ağustos’da zirve yapan iman ve vatan sevgisi karşında çaresiz ve aciz kalmışlardır.

Kökeni, memleketi, yöresi ve mezhebi ne olursa olsun Türk milletinin tüm fertleri aynı ülkü etrafında buluşmuş ve son yurdumuzun taksim edilmesine asla müsaade etmeyeceklerini çok şükür göstermişlerdir.

Bağımsızlığa duyulan derin tutku, birlikte yaşamaya yönelik içten bağlılık ve asırlarca aynı kaderi paylaşmanın getirdiği iftihar edilecek sorumluluk duygusu Türk vatanının manevi siperi olmuş ve hiçbir habis emele geçit vermemiştir.

Şüphesiz 30 Ağustos ruhuna ve azmine bugün de büyük bir ihtiyaç vardır.

Ne var ki, bu kutlu zaferin anlamına ve sonuçlarına bütünüyle nüfuz etmek yerine, tüm dikkatler 30 Ağustos’taki tebrikatı kimin kabul edeceği hususuna odaklanmıştır.

Anlaşıldığı kadarıyla bu zamana kadar tören ve kutlamaların seyrinden ve temsilinden memnun kalınmamıştır.

14/8/1981 tarihli ve 8/3456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliğinin 7’nci maddesinin (5) numaralı fıkrasına 26/8/2011 tarih ve 28037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan; “Ulusal ve Resmi Bayram törenlerine Cumhurbaşkanının katılması halinde, tebrikatı Cumhurbaşkanı kabul eder” hususu eklenmiştir.

Tebrikatı kimin kabul edeceği hususunun, 30 Ağustos Zaferi’nin önüne geçmesi yakışıksız olduğu kadar art niyetli bir durumu ortaya çıkarmıştır.

26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz Dumlupınar’da zafer burcunu dikmiş ve ardından da Akdeniz’e kadar düşmanı kovalayarak İzmir’de denize dökmüştür.

Elbette bu zafer Türk ordusunun milletle bütünleşmesinin eseri ve sonucudur.

Bu itibarla, aziz milletimiz ahde vefasını göstererek 30 Ağustos Zaferi’nin manevi itibarını, temsilciliğini ve onurunu Türk ordusuna vermiştir.

Nasıl ki, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı TBMM’nin hükmü şahsıyla veya 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Cumhurbaşkanlığı makamıyla bütünleşmişse, 30 Ağustos Zafer kutlaması da Genel Kurmay Başkanlığıyla özdeşleşmiştir.

Unutulmamalıdır ki, Zafer Bayramı’ndaki tebrikat kabul makamının değişmesi ne demokrasiye, ne de sivilleşmeye hiçbir katkı sağlamayacak, üstelik Türk ordusuna karşı yürütülen psikolojik operasyonun bir ayağı olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.

Dönemsel güçlerinden dolayı şuurları kapanarak milletimizin anlam kaynaklarını heba eden gafiller, elbette er ya da geç haklarında verilen milli hükümden kurtulamayacaklardır.

Bilinmelidir dün savaş meydanlarında Türk’ün bileğini bükemeyen mihrakların, bugün yerli işbirlikçileriyle mesafe almaya çabalamaları beyhude olduğu kadar sonuçsuz kalmaya da mahkûm olacaktır.

Geçmişinde sayısız zafer yaşamış, en zor dönemlerde bile günü birlik menfaat ağının cazibesine kapılmamış olan büyük milletimiz, bugün içinde bulunduğu ağır şartlardan mutlaka kurtulacaktır.

Emperyalist çevrelerin yanında hizalanarak onların içte ve dışta dayatmalarına boyun eğenler için tarih bir gün tekerrür edecek, ancak son pişmanlık fayda etmeyecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yoldaki en önemli adımlardan birisi olan ve sömürgeci niyetlerin vatanımızdan sökülüp atıldığı 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 89’ncu yıldönümünü hayranlıkla kutluyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, millet yolunda büyük hizmetler ve mücadeleler gösteren mümtaz şahsiyetleri ve aziz şehitlerimizi rahmet, hürmet ve şükranla yâd ediyorum.

Ek :

“Ramazan Bayramı” münasebetiyle yayınladığı kutlama mesajı. 

***

GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL NECDET ÖZEL’İN BAYRAM MESAJI

( 30 AĞUSTOS 2011 )

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Değerli Mensupları;

Bugün, Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde, kahraman ordumuzun, halkımızla birlikte, vatanımıza ve bağımsızlığımıza yönelen saldırılara karşı tarihe altın harflerle yazılan bir mücadele vererek kazandığı Büyük Zafer’in 89’uncu yıl dönümünü ve sevgi, saygı, hoşgörü ve vefa duygularının ön plana çıktığı, dargınlık ve kırgınlıkların yerini dostluk ve güven duygularının aldığı çok özel günlerden birisi olan Ramazan Bayramını birlikte kutlamanın coşkusunu yaşıyoruz.

26 Ağustos 1922’de başlayan ve tarihimizin en çetin mücadelelerinden birisi olan Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonucunda kazandığımız Büyük Zafer, milletimizin bağımsızlığına ve özgürlüğüne tutkusunu simgeleyen eşine az rastlanır bir kahramanlık destanıdır. Türk Milleti, Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde başlattığı onurlu direniş ve bunun zirvesi olan Büyük Taarruz ile sonsuza kadar bağımsız ve özgür yaşama azim ve kararlılığını tüm dünyaya ilan ederek anıtlaştırmıştır.

Bizlere bu eşsiz zaferi armağan eden, canları pahasına bağımsız ve özgür yaşamamızı sağlayan bu büyük kahramanlara karşı en büyük sorumluluğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ni, onun temel değerlerini, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini korumak ve yaşatmaktır. Bu sorumluluğu yerine getirmek Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar var olmasının en önemli koşuludur.

Bu inançla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin erinden en yüksek rütbeli general/amiraline kadar her ferdi, ülkemizin ve milletimizin bütünlüğü ve güvenliği için kendisine verilen her türlü görevi dün olduğu gibi bugün de azim ve kararlılıkla ifa etmektedir. Bütünlüğümüzün önündeki en büyük tehdit olan bölücü terör örgütüne ve yandaşlarına karşı her türlü mücadele aralıksız sürdürülmektedir. Sayısız kahramanlar ve kahramanlıklarla dolu bu mücadele sayesindedir ki bölücü terör örgütü bugüne kadar hedefine ulaşamamıştır. Yarın da asla ulaşamayacaktır.

Terörle mücadelede elde edilen başarıda hiç şüphesiz ki moral değerlerin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetlerinin çağdaş değerlerle yoğrulmuş güçlü yapısının da önemi büyüktür. Bilim ve teknolojinin her türlü imkanından faydalanarak oluşturulan modern silah sistemleri, Türk Silahlı Kuvvetlerini çağdaş ordular seviyesine çıkarmış, son dönemde bölücü terör örgütüne karşı gece, gündüz ve her şartta faaliyet icra edebilme imkanını kazandırmıştır. Yüce Milletimizin büyük fedakarlıklarla bize kazandırdığı bu kabiliyet için sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.

Diğer taraftan, Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın farklı bölgelerinde icra ettiği başarılı barışı destekleme harekatı ile tüm dünyanın takdir ve saygısını kazanmıştır. Birçok özelliği ile dünyanın en itibarlı ordularının başında gelmektedir.

Son dönemde, terörle mücadelede yaşanan birkaç acı münferit olay karşısında Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü sorgulamak isteyenler, onun üstün niteliklerini gölgeleyemez, moral ve disiplin değerlerini aşındıramaz. Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün de bir bütün olarak dimdik görevinin başında ve Yüce Milletimizin hizmetindedir.

Sevgili halkımız şundan emin olmalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mayası sağlamdır. Türk Ordusu, Türk Milletinin bizatihi kendisidir, aynı hassasiyetlere ve değerlere sahiptir. Bize bu gücü veren aziz milletimize zafer haftasında bir kez daha seslenmek istiyorum. Bağrınızdan çıkan biz evlatlarınıza inanın ve güvenin.

Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, onun silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anar; Yüce Türk Milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman ve fedakar mensuplarının, emeklilerinin ve aile fertlerinin Zafer ve Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlar; sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.

Necdet ÖZEL
Orgeneral
Genelkurmay Başkanı

***

Ek:

%d bloggers like this: