Kazakistan’da Devlet Başkanlığı Seçimine Doğru…


KAZAKİSTAN’DA NAZARBAYEV SONRASI DÖNEME GEÇİŞ

©Prof.Dr.Osman Öztürk

I. Geçtiğimiz Nisan (2011) ayının başında yapılan seçimlerde, oyların % 95.5’ni alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Nursultan Nazarbayev, 24 Nisan 1990 tarihinden bu yana Kazakistan’ı yönetmektedir. 24 Nisan 1990 tarihinde Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyet’i tarafından ve 1 Aralık 1991 tarihinden bugüne kadar da halk tarafından seçilen Nursultan Nazarbayev, 20 yıldan fazla bir süredir, ülkede Cumhurbaşkanıdır.

Doğum tarihi 6 Temmuz 1949 olan ve geçtiğimiz 6 Temmuz’da (2011) 71. yaş gününü kutlayan Nursultan Nazarbayev’in, Dariga, Dinara ve Aliya adlarını taşıyan üç kızı bulunmaktadır.

Yürürlükteki Anayasa göre, Kazakistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri yedi yılda bir yapılmaktadır. 2010 yılı içinde, Nursultan Nazarbayev’in görev süresinin referandumla 2020 yılına kadar uzatılmasını öngören bir çalışma başlatılmış ve Kazakistan Parlamentosu da aynı yönde kararlar almıştır. Ancak Nursultan Nazarbayev, bu gelişmeden rahatsızlık duymuş, bunu ret etmiş ve tepkisel olduğu ileri sürülebilecek bir hareketle de, normal koşullarda iki yıl sonra yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçiminin iki yıl öne çekilmesini sağlamıştır. Bu süreç nedeniyle, Nisan 2011’de, beklenmedik bir şekilde Kazakistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıştır. Bu seçimin sonucuna göre, Nursultan Nazarbayev, Nisan 2018’e kadar yeniden Kazakistan’ın Cumhurbaşkanı olmuş ve böylece 30 yıla yakın bir süre ülkeyi yöneten kişi olmasının önü açılmıştır.

II. Nursultan Nazarbayev, 71. doğum gününü kutladıktan hemen sonra, kısa bir tatil için, ülkeden ayrılmış; ancak bu ayrılış ile birlikte uluslararası kamuoyunda Nursultan Nazarbayev sonrası dönem konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştır.

Bu gelişmeyi doğuran üç etkenden söz edilebilir. Birinci etken, Almanya’nın günlük gazetelerinden Bild’in, bilgi kaynağını belirtmeden, 20 Temmuz 2011 tarihinde verdiği bir haberde, Nazarbayev’in tatilde değil Almanya’nın Hamburg kentinde hastanede olduğunu ve kendisine prostat cerrahisinin uygulandığını ileri sürmesidir. (blogs.ft.com/July 20, 2011) Yine bu haber kapsamında, hastanenin, Bild’te geçen haberi ne doğruladığı ne yalanladığı ve Kazakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan Yerzhan Kazykhanov’un, Berlin’de, gazetecilere, Cumhurbaşkanı’nın kısa bir süre için ülkeden ayrıldığını ve ertesi gün (21 Temmuz 2011 günü) Kazakistan’daki ofisinde olacağını söylediği yer almıştır. Bu bilgiler, Nursultan Nazarbayev’in, kısa bir tatile çıkmadığını, sağlık sorunları ile uğraştığı yönündeki kanaati beslemiş ve doğal bir şekilde, yerini kimin alacağı konusunda değişik spekülasyonlarda bulunulmasına neden olmuştur.

İkinci etken, Nisan 2011’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra, Nursultan Nazarbayev’in damatlarından Timur Kulibayev’in, bünyesinde petrol, uranyum madenciliği, demiryolları ve telekomünikasyon sektöründen holdinglerin bulunduğu, devlete ait Samruk-Kazyna’na başına atanmasıdır. Aynı zamanda Gazprom’un Yönetim Kurulu’nda da yer alan Timur Kulibayev’in Samruk-Kazyna’nın başına atanması, Kazak ekonomisinin Timur Kulibayev’in kontrolüne verilmesi anlamına alınmıştır. Bunun nedeni, Samruk-Kazyna’nın sektörler bazında ekonomiye hakim olması, 80 milyar Amerikan Dolarından fazla bir varlığı kontrol etmesi ve ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH)’sının yarısını üretmesidir. Timur Kulibayev, teknokrat bir Başbakan olan Karim Massimov’un yakın arkadaşı ve kişisel dostudur. Gerek bu durumun, gerek Cumhurbaşkanı’nın “damadı” olmasının ve diğer/kişisel etkenlerin, Timur Kulibayev’i hükümet nezdinde nüfuz sahibi kıldığı kabul edilmektedir. Belirtilen ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle, Timur Kulibayev, Kazakistan’ı kontrol açısından bugün oldukça etkin bir konumdadır. Bu konumu, “damat” Timur Kulibayev’in Nursultan Nazarbayev’in halefi algılamasına neden olmaktadır.

Üçüncü etken ise, Nursultan Nazarbayev’in üst düzey danışmanlarından Yermukhamet Yertysbayev’in Rusya’nın günlük gazetesi Kommersant’a verdiği röportajda, Nursultan Nazarbayev’in görevden ayrılması gibi beklenmedik/acil bir durum ile karşılaşılmış olsaydı, damadı Timur Kulibayev’in Nazarbayev’in stratejik yolunu sürdüren kişi olacağını söylediğinin ileri sürülmesidir. (sonkale/26.7.2011-birincikuvvet/27.7. 2011) Bugüne kadar basına yaptığı güvenilir açıklamalar ile tanınan Yermukhamet Yertysbayev’in röportajının zamanlaması ve içeriği önemlidir. Bundan da önemli olan, kendisinin, Cumhurbaşkanı’ndan önceden izin almadan böyle bir röportajı veremeyeceğinin düşünülmesidir. Bu belirtilenler nedeniyle de, röportajın, Nursultan Nazarbayev sonrası ve “damat” Timur Kulibayev için, zemin oluşturma ve nabız yoklaması amacına yönelik olduğu algılanmaktadır.

III. Nursultan Nazarbayev’in, başlangıçta da ifade edildiği üzere, üç kızı ve dolayısıyla üç de damadı bulunmaktadır. Damatlarının, Timur Kulibayev, Rakhat Aliyev ve Nurbergen Balgimbayev olduğu bilinmektedir. Ancak 2007 yılında kızı Dariga, eşi Rakhat Aliyev’den boşandığı için, halihazırda Nursultan Nazarbayev’in iki damadı, bir de “eski” damadı bulunmaktadır.

Timur Kulibayev’in durumuna yukarıda değinilmiştir. Rakhat Aliyev, 2007 yılında eşinden boşanana kadar Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in en büyük kızının eşi olup, Dışişleri Bakanı olarak da görev yapmıştır. (haberler/1.9.2006) Son olarak, Kazakistan’ın Avusturya ve AGİT nezdinde Büyükelçisi iken, 2007 yılında kayınpederi Nursultan Nazarbayev’in talimatı ile polis soruşturmasına konu olmuş, adam kaçırmak ve Kazakistan’da suç ağı oluşturmakla suçlanmış, bir kısım servetine el konulmuş, hakkında tutuklama emri çıkarılmış ve Büyükelçilik görevinden alınıp diplomatik dokunulmazlığının kalkmasından bir gün sonra da Avusturya Polisi tarafından tutuklanmıştır. Kazakistan’da güçlü bir iş adamı olarak bilinen Rakhat Aliyev’in, Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşündüğünü söylediği için bunların başına geldiğini ileri sürdüğü belirtilmiştir. (haber10/1.6.2007) Rakhat Aliyev’in, anayasal monarşiye geçilmesi çağrısında bulunduğu, cumhuriyet rejiminin demokrasi sunmada başarılı olamadığı ve halkları darbe ve yolsuzluklardan korumadığı iddialarında bulunduğu da ileri sürülmüştür. (radikal/afp-2.9.2006) Darbe girişimi iddialarında da ismi geçen Rakhat Aliyev’in “Kayınpeder-Godfather-in-law” isimli kitabı, Nazarbayev’in aile sırlarını içerdiği gerekçesiyle 2009 yılında yasaklanmıştır. Nurbergen Balgimbayev’in ise, iş adamı olduğu ve Türkiye’de Salamat Holding’in hislerinin % 85’ni elinde bulundurduğu bilinmektedir.

Gerek mevcut damatları, gerekse “eski” damadı, Nursultan Nazarbayev’in tek halefleri değildir. Başbakan Karim Massimow, Ekonomi Bakanı Kairat Kelimbetow ve Astana’nın güçlü Belediye Başkanı Imangali Tasmagambetov’un, Nursultan Nazarbayev’in halef adayları olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca rejimin etkin kontrol altında olduğu dikkate alındığında, Nisan 2011’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Nursultan Nazarbayev’in karşısında seçime katılan Senatör Gani Kasimov ile Kazakistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Zhambul Ahmetbekov’un da, bu seçimde oldukça düşük (% 1’in biraz üzerinde) oy almış olmalarına rağmen, Nursultan Nazarbayev’in koltuğuna oturmak için yarışa girmeleri beklenecektir. Ayrıca ülkede, nüfuz için sürekli yarış içinde olduğu kabul edilen etnik gruplar (nüfusun % 53.4’ü Kazak, % 30’u Rus, % 3.7’si Ukreyn, % 2.5’i Özbek, % 2.4’ü Alman, % 1.7’si Tatar, % 1.4’ü Uygur) ile endüstri çevrelerini ve önde gelen rakip aileleri de, Nursultan Nazarbayev sonrası için dikkate almak icap eder.

IV. Kazakistan enerji kaynakları yönünden zengin bir ülkedir. Kazakistan’ın 1.225 çeşit minerali ihtiva eden 493 yatağa sahip olduğu bilinmekte ve bu zenginliğin toplam değerinin 2 trilyon Amerikan Dolarının üzerinde olduğu ileri sürülmektedir. 2009 yılı verileri ile, ülkenin petrol üretimi günde 1.54 milyon varil olup, bunun 1.345 milyon varili ihraç edilmekte; doğal gaz üretimi ise 35.61 milyar metreküp olup, bunun da 17.66 milyar metreküpü ihraç edilmektedir. Bu zenginliğe bağlı olarak ortaya çıkan ve dikkate alınması gereken husus, Çin’in ve Avrupa’nın birçok ülkesinin enerji yönünden Kazakistan’a bağımlı olduklarıdır. Ayrıca, Asya’nın ve Çin’in uluslararası politikada öne çıkmasına bağlı olarak, Kazakistan’ın jeopolitik önemi de giderek artmaktadır. Keza Kazakistan’ın 1991 yılından bugüne kadar yaklaşık 120 milyar Amerikan Dolar tutarında yabancı sermayeyi ülkesine çekmiş olduğunu da bu bağlamda hatırlamak uygun olacaktır. Bunlar (enerji, jeopolitik ve büyük yabancı sermaye), Nursultan Nazarbayev sonrası döneme bakılırken dikkate alınması gereken hususlardır.

Ayrıca, gerçekçi yaklaşımla, Nursultan Nazarbayev’in başlatmış olduğu, çok büyük ve önemli ulaşım/taşıma projeleri ile enerji yatırımlarının, dış politika açılımlarının ve bu konulardaki taahhütlerinin de, halef belirleme sürecinde etkili olacağı düşünülmektedir.

Bu noktada, Kuzey Afrika’dan başlayıp Orta Doğu’ya sirayet edip bir duraklama yaşayan, ama er veya geç bütün Dünyada esmesi kaçınılmaz görülen demokrasi dalgasının da, Kazakistan için hatırlanması icap eder. Bugün Kuzey Afrika’daki ve Orta Doğu’daki 20-30 yıllık iktidarlar, ya yıkılmışlardır ya da yıkılma tehdidi altındadırlar.

V. Nursultan Nazarbayev, Sovyetler Birliği döneminde de Kazakistan’da önemli görevler üstlenmiş; hem Doğuyu, hem de Batıyı tanıyan; oldukça deneyimli bir siyaset ve devlet adamıdır. Ülkesini geçen 20 yıl içinde getirdiği nokta, kendisinin aynı zamanda iyi bir stratejist ve fütürist olduğuna da işaret etmektedir. O itibarla, gerek beklenmedik bir şekilde iki yıl öne çekilerek Nisan 2011’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini, gerekse bu seçimden hemen sonra Nursultan Nazarbayev sonrası döneminin konuşulmasına yol açan gelişmeleri bir tesadüf olmaktan uzak olarak görmek gerekir. 20 yıldır iktidarda bulunan ve Nisan 2011’deki seçimler ile iktidar süresini 30 yıla uzatma imkanını elde etmiş bulunan Nursultan Nazarbayev’in, Kuzey Afrika’daki ve Orta Doğu’daki rüzgarı görmemesi düşünülemez.

“Damat” Timur Kulibayev, kendisinin varis olarak gösterildiği yolundaki gelişmeleri ve açıklamaları “saçmalık” olarak niteleyip yalanlasa ve kendisinin politik oyuncu olmayı istemediğini söylese de; Nursultan Nazarbayev’in, kendisinden sonraki döneme ilişkin yeni bir süreci başlatmış olduğu, damadı Timur Kulibayev’i işaret ettiği ve Cumhurbaşkanlığı görevinin devredilmesinin yeni görev süresinin bitim yılı 2018 yılına kalmayacağı, çok daha önce gerçekleşeceği değerlendirilmektedir.

Kazakistan’da Nursultan Nazarbayev sonrası döneme ilişkin süreç başlamıştır. Nursultan Nazarbayev’in yukarıda vurgu yapılan niteliklerini içeren “ak saçlı” kimliği bile, yalnız başına, sürecin başladığı değerlendirmesine yol açan işaretlere bu yönde anlam yüklenmesi için yeterli görülebilir. O itibarla, bu saatten sonra, “henüz halefin seçilmediği” veya “yok böyle bir şey” türünden açıklamaların bir inandırıcılığı olmayacaktır. Nursultan Nazarbayev’in kontrolünde olarak değişim sürecinin başlamış olduğu anlaşılmaktadır.

Nursultan Nazarbayev’in önceden belirlediği, kendisi tarafından bilinen bir senaryoyu uygulamaya koyması nedeniyle, sürecin başlangıcında öngördüğü hedefine ulaşma ihtimali oldukça yüksek görülmektedir. Ancak, Nursultan Nazarbayev’in başlattığı sürecin, kendisinin kontrolünden çıkıp, farklı bir mecraya kayması ve bir başkasının Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması da, tamamıyla ihtimal dışı bırakılmamalıdır. Bu ihtimalin dışlanmamasının en önemli iki nedeninden bir tanesi Merkezi Asya’nın koşullarının Kuzey Afrika’dan ve Orta Doğu’dan çok farklı olması, diğeri de 20 yıllık iktidarın besleyip büyüttüğü bastırılmış muhalefetin var olma potansiyelidir. Bu ihtimalin varlığının kabul edilmesine neden olan ilave hususlar ise, homojen olmayan nüfusu ve bunun istismara açık olması ile, Kazakistan’ın eski Sovyetler Birliği mekanı olmasıdır. Bu son noktada, aralarında bir etkileşim olması kaçınılmaz görüldüğü için, Nursultan Nazarbayev’in başlattığı kabul edilen Kazakistan’daki süreç ile Rusya’da Mart 2012’de yapılacak Devlet Başkanlığı seçimine ilişkin sürecin birlikte mütalaa edilmesinde yarar görüldüğünü belirtmek gerekir.

Bu kanaate gölge düşürebilecek en önemli etkenin, Kazakistan’ın son dönemde Çin ile yaşadığı belirgin yakınlıktan duyulacak rahatsızlık olacağı değerlendirilmektedir.

Değişim sürecinde, sürecin iyi idare edilmesi son derece önemli olacaktır. Burada da, Nursultan Nazarbayev’in Cumhurbaşkanlığı makamını bir şekilde boşaltması halinde, Anayasa gereği, seçimlere kadar Cumhurbaşkanı adına iş görecek Senato Başkanı’nın önemi ortaya çıkmaktadır. Cumhurbaşkanlığı görevini vekaleten yürütecek Senato Başkanı, değişimin istikrar içerisinde gerçekleşmesinde kilit rol oynayacaktır. Buna dikkat etmek gerekir.

30.7.2011

 

Diğer haber ve yazılar :

NAZARBAYEV SONRASI KAZAKİSTAN KONUŞULUYOR 

 

KAZAKİSTAN BÜYÜK OYNUYOR 

 

PAKİSTAN VE İRAN: İKİ “DOĞAL MÜTTEFİK” VE ABD 

 

ABD AFGANİSTAN İLE 2014 SONRASINI GÖRÜŞÜYOR 

 

HİNDİSTAN VE PAKİSTAN YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPABİLİR Mİ? 

 

MALİKİ, JİNTAO TARAFINDAN KABUL EDİLDİ: IRAK’IN ÇİN AÇILIMININ KISA ANALİZİ 

 

 

Prof.Dr.Osman Metin Öztürk’ün Yerelce’de yayınlanan diğer yazılarını okumak için tıklayınız ! 

 

%d bloggers like this: