Bazı ihanetler vardır ömrü geri veremez…


©Photocredit

Bazı günâhlar vardır nasıl yaptığından utanırsın…

‘Her şeyin çaresi bulunur, ölümün asla’, diye boşuna dememişler.

Belki insanları uzun yıllar yaşatmayı becerecekler. Hatta klonlayacaklar. Ama eninde sonunda bu yaşamdan bıkılacak bir noktaya gelip, nihaî kararını vermek zorunda kalacak mı, acaba insan?

Bilemiyorum.

Can tatlıdır derler.

Size bugün “iç karartıcı” bir yazı yazacağım. Benim son zamanlarda içim çok karardı. Güzel insanlarla ilgili ardı ardına gelen ölüm ve hastalık haberleri bazı şeyleri yeniden sorgulamaya zorladı beni.

İçinin kararmasını istemeyen okumasın.

Bazı aşklar vardır uğrunda ölünesi,
Bazı aşklar vardır boyu devrilesi…

Bazı günahlar vardır yaptıkça yaparsın,
Bazı günahlar vardır nasıl yaptığından utanırsın…

Bazı gençlikler vardır yaşanır doya doya,
Bazı gençlikler vardır yıkılır bir hiç uğruna…

Bazı ihanetler vardır ömrü geri veremez,
Bazı ihanetler vardır yaşadıkça öldürmez…

Bazı kadınlar vardır daldan dala konan,
Bazı kadınlar vardır kuru bir gülü yaşatan…

Bazı sevdalar vardır yaşadığına yanarsın,
Bazı sevdalar vardır bir daha yaşayamazsın…

Bazı çocuklar vardır varlıkta yaşamı bilmeyen,
Bazı çocuklar vardır yüzü hiç gülmeyen…

Bazı erkekler vardır kişiliğiyle namert,
Bazı erkekler vardır dünyayı yakacak kadar mert…

Bazı gözler vardır baktıkça boşa bakarsın,
Bazı gözler vardır bakmaktan kendini alamazsın…

Bazı yollar vardır tüm dağları düz eden,
Bazı yollar vardır yakın olsa da hiç bitmeyen…

Bazı yürekler vardır içine dünyayı sığdırır,
Bazı yürekler vardır sevdasına sarılmaktan kaçınır…

Bazı şarkılar vardır alır götürür insanı,
Bazı şarkılar vardır bin defa öldürür canı…

Sevgili Barış´ın şu şarkı dizelerinde o derin duygusallığı ile yansıtmaya
çalıştığı gibi;

Kara haber tez duyulur, unutsun beni demişsin
Bende kalan resimleri, mektupları istemişsin
Üzülme sevdiceğim bir daha çıkmam karşına
Sana son kez yazıyorum hatıralar yeter bana

Kurumuş bir çiçek buldum mektupların arasında
Bir tek onu saklıyorum, onu da çok görme bana
Aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca
Bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana.

“Ötenazi” dedikleri kendi ölümüne karar verme, birçok ülkede giderek serbest bırakılıyor, hukukun bir parçası oluyor. Bir gün temel hak ve özgürlükler ilkeleri arasına eklenirse de hiç şaşırmayacağım.

Benim en büyük korkumdur bu. Sağlığımı kaybetmek ve birinin bakımına bağlı olarak yaşamda kalmaya devam etmek.

Ama “superman” filminin ünlü aktörü gibi kötürüm kalsalar bile yaşama sıkı sıkı bağlananlar da yok değil. Kolları ve bacakları tutmadığından dolayı, dişlerinin arasına aldığı fırçası ile tuvallerinde harikalar yaratan kötürüm ressamlar bile var. Ya da yazarlar…

Diyeceksiniz ki, onlar yatalak değiller ki!

Doğru ama ben Belçika´da yatalak olmasına rağmen, özel olarak yaptırılan bir bilgisayarı ile internetin o uçsuz bucaksız dünyasında, tanıdığı benzerleri ile mektuplaşan, sabah kalktığında pencereden sızan aydınlığı görebilmenin bile, ecelinin geleceği son ana kadar kendisini mutlu ettiğini söyleyen bir yatalak haberi okumuştum. Bir süre sonra hakikaten eceliyle bu dünyadan göçtü gitti.

Her şeye rağmen Allah´ın verdiği canı alma görev ve hakkını yine O´na bırakmakta yarar var diyenlere de hak vermek lâzım. İnanç ve Din özgürlüğü bunu gerektiriyor. Yaşama sonuna kadar bağlanmaktan yana olanlar da, “yaşam hakkına” sahipler… Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi´nin 2 numaralı ilkesi, tüm insanların yaşam hakkını hukuki koruma altına alıyor. Ama “ötenazinin” her ülkede bir insanlık hakkı ve tercihi olarak kabulü de yine bu kainatı yaratanlarca insanın kafasına sokulmuş olmalı. Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine göre yorumlamaya kalkarsanız, suç teşkil ediyor. Bu “ötenazi” hakkını kullanmaya karar verenin canını alacak da bir nev´i suçlu konumuna düşüyor.

Yani “katil!”

Zaten “Azrail” görevi yapacak doktor veya yakını olanlara da sabır ve cesaret gerekiyor. Güzel insan Başkonsolos Kemal Önder Alpman gibi hiç farkına bile varmadan dünya değiştirmek yine de en güzeli galiba.

Bir de “Kitaplarda Ölmek” var.

Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır, parantez.

O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.

Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.

O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.

Behçet Necatigil.

Bu yazı son günlerde yaşamımdan bir şeyler götürenlere ithaf olunur

©Nusret Özgül

Can Bedenden Çıkmayınca…

Temmuz 2002

 

%d bloggers like this: