“Genişlemiş Büyük Orta Doğu Projesi” ve bu stratejinin denendiği Libya Laboratuvarı…


“Alacalı devrimler”in yaşandığı çalkantılı ülkeler ve dünyanın değişen hukuk düzeni…

©Dr.Ataman Aksöyek

Batı’nın kontrolündeki basın ve yayın kaynaklarının söyledikleri gibi, Libya Halkı Kaddafi’ye karşı ayaklandı demek çok kolay değildir. Kaddafi ülkenin önemli bir kesiminde meşruiyetini muhafaza etmektedir. Bunun göstergesi, ayaklanma başladıktan sonra, Kaddafi çözümü halkı silahlandırmakta bulmasıdır.
o Batı kaynaklı söylentilerinin aksine pek çok kaynak (özellikle olayları yakından takip eden İtalyan kaynakları) Kaddafi’nin “sivil halkı” bombardıman etmediğini vurguluyorlar. Bombardımandan etkilenenlerin darbeci siviller olduğu söylüyorlar. Ölenler için cephenin neresinde oldukları önemli olmasa da, uluslararası hukuk bakımında, müdahaleye gerekçe olan “insanlığa karşı suç olmadığı” ortaya çıkıyor.
o Bütün söylentilere rağmen ayaklanmanın kendiliğinden gelişen bir olay olmadığı, DGSE (Direction Générale de la Sécurité Extérieure), MI6 (Secret Intelligence Service (SIS), daha çok MI6 olarak sözü edilir.Aaçılmış şekli ; Military Intelligence [section] 6), İngiltere’nin dış haber alma teşkilatıdır.), CIA tarafından hazırlandığı yolunda pek çok işarete parmak basılıyor.
İtalyan, sağ-liberal gazeteci Franco Bechis Fransa’nın Ekim ayından itibaren Kaddafi’nin devrilmesi için hazırlıklara başladığını söylüyor.
Fransız ComeDonChiscotte öbeğinde Miguel Martinez imzalı haberde anlatıldığına göre 20 Ekim 2010 tarihinde Kaddafi’nin protokol şefi Nuri Mesmari, bütün ailesiyle Tunus’a gelir.
Nouri Mesmari Kaddafi’nin evine habersiz giden, bütün uluslararsı karşılaşmalarındaki yanında olan hemen hemen tek kişidir. Mesmari’nin burada Tunus ayaklanmasının muhalifleriyle karşılaştığı konusunda kesinleşmeyen haberlere rastlıyoruz. Bilinen, Mesmari burada Kaddafi ile olan köprülerini yakıyor. Daha çok Fransadaki diplomatik kaynakların takip etmekte olduğu, aboneli, dar bir çevreye dağıtılan ve ücretli “Maghreb Confidential”in yazdığına göre, Mesmari, 21 Ekim günü Paris’e gelir ve “Hôtel Concorde Lafayette de Paris”e yerleşir. İki gün sonra otelin önünde Cumhurbaşkanı’nın danışmanları, önemli devlet adamları ve ordu mensuplarının siyah renk arabaları görülmeye başlamış. Arkasından Libya’ya giden bir Fransız yetkili, Mesmari’nin isminini verdiği bir hava albayıyla ilişki kurmuş. Ve daha sonra bu Albay Fransa’ya kaçtı.

Olay Libya’da duyulduktan sonra, Libya’dan gelen bir ekip Fransa’da tutuklandı. Hikâyenin sonu polis romanı gibi. Benim burada anlatmaya çalıştığım, Fransa erken tarihlerde Libya’yı karıştırmaya başlamıştı.

Londra’da politik sığınmacı olarak bulunan, eski Kral Sennusi’nin eski ağını ve yandaşlarını canlandırdı. ABD operasyonun ekonomik ve askeri yönetimini üstlendi, Libya yönetiminde askeri veya idari görev almış olan işe yarayacak kişileri ABD’ye taşıdı.

(analizin tamamı)

%d bloggers like this: