Amerikalı ‘Benim Dolarlarıma ne olacak ?’ telâşında…


Amerikan Ekonomisinde Kritik Bahar…

©Melek Çağlar

Gabriel Garcia Marquez, “Kırmızı Pazartesi” adlı romanında işleneceği herkesçe bilinen ama bir türlü kimsenin engel olamadığı bir cinayeti anlatır. Herkesin, nasıl olsa birisi engel olur düşüncesiyle, basiretinin bağlandığı, bu yüzden de işlenmesine engel olamadığı bir cinayetin öyküsü.

Maliye Bakanı Tim Geithner, Ocak ayında Kongre’ye bir mektup yazıp, “Borç tavanını yükseltmezseniz bunun ekonomik sonuçları tam bir felaket olur,” dediği günden bu yana Kongre harekete geçmeyince, “Ya limit yükseltilmezse, ya bunun sonu ekonomik bir Kırmızı Pazartesi olursa” diye kendi kendime kuruntu yapıyorum. Bu mektubun basında yer aldığı günlerde duydum ki piyasalar da benim gibi tedirgin olmuş.

“Borç tavanı da ne oluyormuş, yükseltilmezse kimin boynu altında kalıyormuş, benim Dolar’larıma ne olacak?” diyorsanız, yani biraz içinizi daralttımsa, açayım.

Hem konuyu, biraz ileriki paragraflarda da içinizi… (Öyle ya deprem, tsunami, nükleer reaktör krizi, derken kimin yüreği kaldırır yeni bir mali felaketi…)

Amerika, iki savaş, bir mali kriz, bir de bunların üstüne yaşça büyüklerinin sağlık sigorta masrafları eklenince kazandığı parayla geçinemez oldu. Yani iki Dolar kazandıysa, üç Dolar harcadı. Onun için de çoğumuzun yaptığı gibi açığı borçla-harçla kapatmaya çalıştı. Harcamalar arttıkça, açıklar da arttı, açıklar arttıkça alınan borçlar. Ama her yetişkin gibi Amerika’nın da bir borç limiti var.

Bu borç limiti de Kongre tarafından belirleniyor.

Belirlenen limit 14,294 trilyon Dolar.

18 Mart 2011 itibariyle kullanılan borç miktarı 14,173 trilyon – yani belirlenen limite 121 milyar Dolar kadar yakın.

Maliye Bakanı Geithner mevcut harcama hızıyla 15 Nisan ile 31 Mayıs tarihleri arasında borç limitine varılacağını söylüyor.

2 Kasım seçimleri sonrasında göreve başlayan Kongre’nin (…)


( Devamı )

%d bloggers like this: