“Çocukluğunuzu dolu dolu yaşamayı ihmâl etmeyin. Ama, sizlerle aynı imkânlara sahip olamayanları da unutmayın !



“Çocuk, hayat ağacının bir meyvesidir, yaşamın anlamıdır, neşesidir”


”Anne-babaları tarafından geçmişte ve bugün okula gönderilmeyen, okuma-yazma bilmeyen 350 bin kız çocuğumuzu, onların annelerini okullarla buluşturduk, okuma-yazma öğrettik. Önceki hafta Milli Eğitim Bakanımız da açıkladı, babası-annesi okula göndermeyen her çocuk 444 83 83 numaralı telefonu arasın, ‘beni okula göndermiyorlar’ desin. Hemen onlara yardım elimizi uzatacağız”


”Öncelikle belirtmeliyim ki bizim nazarımızda, çocukluk masumiyettir, saflıktır, temizliktir, sevecenliktir. Çocuk, hayat ağacının bir meyvesidir, yaşamın anlamıdır, neşesidir. Çocukların baktıkları yerden dünyaya bakmak, çocuk nazarıyla gelişmeleri izlemek bir eksiklik değil, bir zenginliktir. Hemen her çocuk, istediklerini yapmak konusunda zaman zaman büyükleri tarafından engellenir ve sınırlandırılır. Bir çok çocuğun ‘cızz’ ifadesini ‘yapma, etme dokunma ve hayır’ ifadelerini, çokça duyduklarını, zaman zaman da buna isyan ettiklerini biliyorum..Anlamak ve anlayışla karşılamak tek taraflı değil, çift taraflı olmalıdır. İleride büyüdüğünüzde, sorumluluk yüklendiğinizde eminim sizler büyüklerinizi daha iyi anlayacaksınız”

* * * * *


”Bugün huzurunuza gecikmeli geldim ama bu gecikmeli gelişim keyfi değildir. Biliyorsunuz ki şu anda Ortadoğu’da, bölgemizde ciddi sıkıntılar var. Acaba bu bağırıp çağıran çocuklarımız, şu anda Libya’dan buraya gelmeyi bekleyen çocukların durumunu biliyor mu? Şu anda babaları Libya’da çalışıp, onları uçaklarına, gemilerine bindirmek suretiyle bir an önce ülkemize gelip de yavrularıyla buluşmalarını sağlamak için gece geç saatlere kadar, sabahları da kalkıp ‘acaba gemilerimiz, uçaklarımız hareket etti mi?’ Bunları adım adım takip etmenin ne demek olduğunu biliyor mu? Bunlara artık alıştık, maalesef toplumun içinde bu tür anlayışların sahipleri var, olacak da ama ben şunu bilmenizi istiyorum, bizler bu konularda samimiyiz. Ben bir baba olarak bu yavrularımızın yaptıklarını da hoşgörüyle karşılıyorum ve ‘inşallah onlar da doğruyu anlayacaklardır’ diyorum. Büyükleriniz olarak, anne-babalar olarak, siyasetçiler olarak her ne yapıyorsak, inanın sizler için yapıyoruz. Çünkü sizler geleceksiniz, geleceğimizsiniz. Sizler bizim umudumuz, ülkenin aydınlık umudusunuz. Yarın bu kürsüden, başbakan sıfatıyla çocuklara seslenen bugünün çocuklarından biri olacak, sizlerden biri olacak.”


”Yarın, işçiler, memurlar, doktorlar, hemşireler, mühendisler, mimarlar olarak bu ülkeye sizler yön vereceksiniz. Bizler size ne kadar iyi bir ülke bırakabilirsek, kendimizi o kadar başarılı addederiz. Bizler size ne kadar güzel imkanlar sunabilirsek, kendimizi o kadar bahtiyar kabul ederiz” dedi. Bir anne için çocuğun, bir çocuk için annenin güzel, kutsal ve önemli olduğunu ve bunu çok iyi bildiklerini dile getiren Başbakan Erdoğan, ”Bir anne çocuğuna nasıl titrerse, yavrusu için nasıl bir meşakkate göğüs gererse biz de sizin için çalışıyor, sizin üzerinize titriyor, size daha iyi bir gelecek bırakmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz”


”İstedik ki batıdaki çocuklar hangi imkanlara sahipse, bizim çocuklarımız da aynı imkanlara sahip olsun. Gelişmiş ülkelerde çocuklar nasıl eğitim görüyorsa, bizim çocuklarımız da aynı kalitede eğitim görsün. Sadece bazı illerde bazı bölgelerde değil, Türkiye’nin her köşesindeki çocuğumuz en iyi eğitim hizmetine kavuşsun istedik. 2005 yılı ve sonrasında bütçeden eğitime ayrılan pay, tarihinde ilk kez en büyük pay oldu. Yeter ki çocuklarımız okusun dedik. Yeter ki çocuklarımız en güzel eğitimi alsın dedik ve her yıl en büyük yatırımı eğitime yapıyoruz. 8 yılda Türkiye genelinde 160 bin yeni derslik açtık, okullarımıza yaklaşık bir milyon bilgisayar gönderdik. ‘Fatih’ isminde bir proje başlattık. Şimdi artık okullara değil, sınıflara kadar bilgisayar gönderiyor, kademe kademe tüm sınıflardaki kara tahtaları akıllı tahtalarla değiştiriyoruz.”


”Sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası alanında yaptığımız reformla artık 18 yaşından küçük her çocuğumuz, sosyal güvenlik kapsamı altında, aile hekimliği başta olmak üzere tüm aile fertlerine artık doğuştan itibaren genel sağlık hizmetinden istifade imkanını hazırlıyoruz. Sağlıklı bireylerin yetişmesi için salgın hastalıklara karşı daha güçlü mücadele ediyor, her çocuğun aşılanması, düzenli kontrollerinin yapılması için azami dikkat gösteriyoruz. 2005 yılında çıkardığımız yasayla istismarın, ihmalin önüne geçiyoruz. 2010 yılında yaptığımız anayasal değişiklikle çocuklara pozitif ayrımcılık getirdik. Artık sizin haklarınız anayasal teminat altındadır. Anayasa’nın 41. maddesi ailenin korunmasını düzenliyordu. Biz buna çocuk haklarını da ekledik. Bütün bunlarla birlikte inşa ettiğimiz yolları en çok da sizin için inşa ediyoruz. Yaptığımız konutları en çok da sizin için yapıyoruz. Ekonomideki, dış politikadaki iyileşmeleri, sizleri düşünerek büyük bir heyecanla gerçekleştiriyoruz. Bizlerin bugün yaptıklarını şu anki nesillerden ziyade, geleceğin çocukları daha iyi takdir edecekler. Eğer onlarla bu refah düzeyi yüksek Türkiye’yi, belki biz ebedi alemde olacağız ama paylaşabilirsek ne mutlu bizlere. Eğer onlara adil, müreffeh, gelişmiş, özgür bir dünya bırakabilirsek, hazırlayabilirsek bizi hayır duasıyla anacaklar, ‘Allah razı olsun’ diyecekler ya o bize yeter. Çünkü bizler sadece geçmiş nesillerin emanetini değil, gelecek nesillerin emanetini taşıdığımıza inanıyoruz, bu inançla hareket ediyoruz. Sizler çok büyük bir ülkenin çocuklarısınız. Tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle büyük bir ülkenin, büyük bir milletin evlatlarısınız. Bizler, bizler kadar sizler, dedelerimizin, ninelerimizin bize miras bıraktığı bu emaneti omuzlarımızda taşıyoruz. Unutmayın üç kıta üzerinde çil çil kubbeler inşa eden Mimar Sinan da bir çocuktu. İstanbul’u fetheden, çok geniş bir coğrafyayı adaletle idare eden Fatih de sizler gibi bir çocuktu. İsimlerini dünya tarihine yazdırmış olan Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli de sizler gibi bir çocuktu. Bilimde dünyaya yön veren Hazerfen, İbni Sina, Ali Kuşçu, Piri Reis birer çocuktu. En güzel şiirleri yazmış olan Fuzuli, Nedim, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif, en güzel çocuk hikayelerini yazan Ömer Seyfettin, unutmayın birer çocuktu. Unutmayınız ki İstiklal Savaşımızın Başkumandanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal de bir çocuktu. Onlar dünyaya büyük bir ülkenin çocukları, gençleri olarak baktılar. Onlar dünyaya, büyük bir ülkenin penceresinden baktılar, kendilerini yetiştirdiler, büyük düşündüler ve büyük işler başardılar. Sizler her biriniz, Mimar Sinan olacak ruha sahipsiniz, sizler Fatih’in İstanbul’u feth ettiği yaştasınız.”


“Yaşınız ne kadar küçük de olsa, büyük bir ülkenin çocukları olarak büyük düşünmenizi tavsiye ediyorum. Size sunduğumuz eğitim imkanlarını, en iyi şekilde kullanmanızı, sosyal imkanlardan en iyi şekilde istifade etmenizi sizlerden rica ediyorum. Hayat sadece dersten, sadece sınavdan ibaret değil sevgili çocuklar. Bunu sizlere söylediğim kadar anne-babalarınıza, öğretmenlerinize de söylüyorum. Oyun oynamak, dinlenmek en tabii hakkınız. Lütfen oyundan uzak kalmayın, evlerinize kapanıp sokakları boş bırakmayın. Bisikletinizi, misketlerinizi, tornetlerinizi, sınavlar ve bilgisayar uğruna lütfen feda etmeyin. Sosyalleşmekten, aktif olmaktan, memleket meselelerini dert edinmekten çekinmeyin. İnanın yarın büyüdüğünüzde tornete binemeyecek, misket oynayamayacak, sokaklarda cıvıl cıvıl koşamayacaksınız. Yaşamadığınız için de belki çok hayıflanacaksınız, onun için oyunu ihmal etmeyin, lütfen ertelemeyin. Çünkü bugünü kaybederseniz yarını bir daha bulamayacaksınız.”


”Sokağa çıktığınızda sizler gibi olan, sizlerin yaşında olan ama mendil satan, arabaların camını temizleyen, kağıt toplayan, hatta belki sokaklarda yatan yaşıtlarınızı göreceksiniz. Bazı çocukların sizlerle aynı imkana sahip olmadığını, bazen anne ve babalarının dahi olmadığını göreceksiniz. Bazı kardeşlerinizin, arkadaşlarınızın da sizlere benzemediğini, farklı olduğunu göreceksiniz. Bazı çocukların engelli olduklarını ya da sizin karşılaşmadığınız zorluklarla mücadele ettiğini göreceksiniz. Daha küresel ölçekte farklı renkleri olan, farklı diller konuşan çocuklar görecek, belki onlarla tanışacaksınız. Biz her çocuğun kendisini çocuk hissetmesi için elimizden gelenden fazlasını yapıyoruz ama yeterli değil daha fazlasını yapacağız. Her çocuğumuza aile sıcaklığını, anne-baba şefkatini yaşatmak için azami gayret sarf ediyoruz. Ama size bir tavsiyem var; elinizdekini, olmayanlarla muhakkak paylaşmasını biliniz”


”Biz ihtiyaç içindeki çocukların derdini kendimize dert ediniyor ve onları bağrımıza basmak için çırpınıyoruz. Geleceğin büyükleri olarak sizlerin de çevrenize bu nazarla bakmanızı rica ediyorum. Dünyanın tüm çocuklarına sevgi nazarıyla bakmanızı özellikle istiyorum. Akşam yattığınızda Afrika’nın yoksul çocukları için, Libya’nın, Filistin’in zor durumdaki çocukları için, anne-babasız kalmış çocuklar, özürlü çocuklar, oyun oynayamayan, oyuncak, ilaç, ekmek, şeker bulamayan çocuklar için dua etmenizi özellikle sizlerden istiyorum. Türkiye’nin çocukları olarak, dünyanın ilk ve tek çocuk bayramına sahip çocukları olarak, tüm dünya çocuklarını sevgiyle kucaklamanızı sizlerden istiyorum”


”Bizim yaşayamadıklarımızı sizlerin yaşaması için, bizden çok daha iyi imkanlara kavuşmanız için ter dökmeye devam edeceğiz. Sizlere daha aydınlık bir Türkiye bırakmak için her türlü gayreti göstereceğiz. Her şeyi geleceğiniz, yarınlarınız, sizler için yapıyoruz. Biz size en güzel şekilde örnek olacak, size dünden daha güzel, bugünden daha büyük bir gelişmiş ülke, bir gelişmiş Türkiye emanet edecek, onu daha yukarı taşımanızı sizlerden bekleyeceğiz. Haklarınızı daha ileri seviyelere taşımak için özellikle bu gayreti gösterenlere sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum”


Başbakan Erdoğan’ın, 1. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi’nin kapanışında yaptığı konuşmasının tam metni.>>>>

%d bloggers like this: