Siyasi Parti Liderleri ile GKB’nin Yeni Yıl Mesajları : İçeride ve Dışarıda Barış, huzur, mutluluk ve insanlığa hayırlı olması dilekleri..Ve elbette politik “sataşmalar”…



2011 yılının ülkemize, milletimize, tüm insanlığa hayırlar getirmesini, sağlık, afiyet ve bereket dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Türkiye’nin yakın dönemde başlattığı büyük atılımların 2011 yılında da kararlılıkla devam etmesini, istikrarlı büyüme ve kalkınma sürecinin kat kat artarak yeni başarılarla taçlanmasını temenni ediyorum.

Son 8 yıldır Türkiye her alanda kaydettiği eşsiz başarılarla, ekonomide, dış politikada, demokratikleşmede gerçekleştirdiği tarihi reformlarla bugün geleceğe her zamankinden daha bir umutla bakıyor.

Türkiye, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünde, yani 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alma hedefine doğru kararlılıkla ilerliyor.

Özellikle kardeşliğimizi yücelterek, birlik ve beraberliğimizi pekiştirerek, Türkiye’yi bölgemizin ve dünyanın güçlü ve itibarlı bir ülkesi haline getirmeye devam edeceğiz.

Yeni umutlarla karşıladığımız 2011 yılının insanlığa barış getirmesini, ülkemizin, milletimizin dayanışma, birlik ve kardeşliğini güçlendirmesini temenni ediyor, bütün vatandaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.


R.T.Erdoğan
Başbakan

* * * * *


“Sevinç ve hüzünleriyle bir yılı daha geride bırakırken millet olarak yeni bir yıla başlamanın umut ve heyecanını hep birlikte yaşıyoruz.

Veda etmeye hazırlandığımız 2010 yılıyla ilgili her alanda yapacağımız muhasebe ve değerlendirmelerin, yeni yıl hedeflerimize ulaşmada yol gösterici olacağına inanıyorum.

Ülke ve millet olarak geleceğe güvenle bakmalı, 2011 yılının bizlere sunacağı yeni fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.

Büyük milletlerin gelecek vizyonları, ufuk ve hayalleri geniş olmak zorundadır.

Tüm çabamızı, ülkemizin kalkınmasına, demokrasimizin daha da güçlenmesine ve her alanda çağdaş dünyayı yakalamaya harcamalıyız.

Türkiye, yetişmiş insan gücü, genç nüfusu, geçmişten gelen köklü birikimi ve zengin kaynaklarıyla dünyanın ileri gelen ülkeleri arasında yerini alma yolunda hızla ilerlemektedir.

Halk iradesinin hayat bulduğu, demokrasimizin kalbi Yüce Meclisimiz, geçmişten gelen tecrübe, birikim ve kazanımlarıyla üzerine düşen görevleri yerine getirmek için var gücüyle çalışmaktadır.

Kurulduğu günden beri milletimizin sorunlarının çözüm adresi olan Meclisimiz, 2010 yılı içerisinde çıkardığı yasalar ve yaptığı anayasa değişiklikleriyle ülkemizin demokratikleşmesi yolunda önemli adımlar atmıştır.

Sorunlarımızın üzerine kararlılık ve cesaretle giden TBMM, demokrasimizi kökleştirme, özgürlüklerimizi artırma ve ülkemizi muasır medeniyet hedefine ulaştırma çabası içerisindedir.
Meclisimiz, ülkemizin küresel boyutta barış, istikrar ve refaha katkıda bulunan çok yönlü dış politikasına destek olmak amacıyla parlamentolar arası diplomasi çabalarını 2010 yılında da etkin bir şekilde sürdürmüştür.

Ülkemizde yaşanan değişimin öncüsü olan Meclisimiz, şanlı tarihinden aldığı ilham ve güçle bundan sonra da her alandaki gelişim çabalarına destek olmaya, milletimizin beklentilerini karşılamaya kararlılıkla devam edecektir.

Ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkarak daha ileriye taşımak hepimizin en temel görevidir.

Hiçbir sorun umutsuzluğa, yılgınlığa ve karamsarlığa kapılmamızı gerektirecek kadar büyük değildir.

Tarihin derinliklerinden süzülerek gelen binlerce yıllık kardeşliğimizi, birbirinden çetin sınavlarla perçinlenen birlik ve beraberliğimizi hiçbir güç bozamaz.

Millet olarak bizlere düşen, bölünmez bütünlüğümüzü ve toplumsal barışımızı korumak, sorunlarımızı diyalog ve sağduyuyla çözerek destansı mücadeleler sonucunda bizlere bırakılan ülkemize sahip çıkmaktır. Milletimize, devletimize ve geleceğimize güven duymaktır.

2011 yılının, Türkiye’nin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanda gelişmeye devam edeceği, yeni başarılara imza atacağı, dünya üzerinde olumlu izler bırakacağı bir yıl olacağına yürekten inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, yurt içindeki ve yurt dışındaki vatandaşlarımızın ve tüm soydaşlarımızın yeni yıllarını kutluyorum.

Yeni yılın ülkemize ve tüm insanlığa, barış, huzur ve güven getirmesini diliyorum


M.A.Şahin
TBMM Başkanı

* * * * *



Bütün insanlık alemi olarak yeni bir yıla başlamanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz.Yeni yılın bütün dünyaya barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum.

Haksızlıkların ve zulümlerin bittiği bir yeni yıla başlama umudunu taşırken, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Çeçenistan’da, Irak’ta, Afganistan’da sürmekte olan savaşların son bularak herkesin barış, huzur, esenlik içinde yaşamasını, mazlumların gözyaşları yerine yüzlerinde her zaman mutluluk tebessümleri olmasını temenni ediyorum.

Bunun yanında ülkemizde de herkesin özgür, güvenli ve refah içinde yaşaması dileklerimle herkesin yeni yılını kutluyorum.

Bilindiği gibi bugün aynı zamanda Mekke’nin fethinin de yıldönümüdür. Bu vesileyle bütün İslam aleminin bu önemli gününü tebrik ediyorum.

Bu duygu ve düşünceler içinde bütün vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyor ve esenlikler diliyorum…


Yalçın TOPÇU
BBP Genel Başkanı

* * * * *


BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak’ın yayınladığı yeni yıl mesajında, 2011 yılının kaçınılmaz olarak barış ve çözüm yılı olacağına işaret edilerek, Türkiye halklarının eşitlikçi, çoğulcu bir anayasa özleminin yeni yılda gerçeğe dönüşeceği belirtildi.

BDP Eşbaşkanları Demirtaş ve Kışanak, yeni yıl mesajını yayınladı. Mesajda, Türkiye ve dünya açısından önemli gelişmelerin yaşandığı bir yılın geride bıkıldığına dikkat çekilerek; adil, barışçıl, huzur dolu bir dünya adına umut ve beklentilerin daha da arttığı yeni bir yıla giriyor olmanın heyecanın yaşandığı ifade edildi. Toplumsal muhalefeti bastırmaya, demokrasi dinamiklerini tasfiye etmeye ve örgütlü toplumu dağıtmaya endeksli politikalar karşısında Türkiye halkların, geri adım atmadığını, demokrasi ve özgürlük taleplerinden vazgeçmediğinin belirtildiği mesajda, “Eşitlikçi, çoğulcu yeni bir Anayasa talebinin halen canlılığını ve güncelliğini koruyor olması, çatışmaların durması, barışçıl bir sürecin başlaması ve Kürt sorununun sivil demokratik yollarla çözümü noktasında güçlü bir toplumsal iradenin ortaya çıkması ve bu iradenin Türkiye’yi uygun bir çözüm zeminine kavuşturması, 2011 yılının siyasal ve toplumsal gündemini, aynı zamanda demokrasi güçleriyle birlikte ortak mücadele hattını belirleyen önemli gelişmeler olarak durmaktadır” denildi.

2011 yılı kaçınılmaz olarak barış ve çözüm yılı olacağı vurgusunun yapıldığı mesajda, Türkiye halklarının eşitlikçi, çoğulcu bir anayasa özleminin yeni yılda gerçeğe dönüşeceği ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “2011 yılının her türlü tekçi dayatmalar karşısında kültürler bahçesi olan ülkemizin olanca güzelliğiyle ve rengiyle çok dilli, çok kültürlü, çok kimlikli yapısını yaşamın her alanına yansıtacağı bir yıl olacaktır. 2011’in ülkemizde demokrasinin, özgürlüklerin ve barışın tesis edildiği, halklar arası diyaloğun geliştiği, toplumsal barışın ve kardeşlik duygularının pekiştiği, bölgemizde ve dünyada bölgesel-küresel barışın egemen olduğu, kültürler, kimlikler ve dinler arası hoşgörü ve saygının güçlendiği bir yıl olmasını diliyor ve temenni ediyoruz. Sevgi, barış ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulu bir dünya özlemiyle halklarımızın yeni yılını kutlar, barış ve huzur dolu bir yıl dileriz.”

* * * * *

* * * * *


“Her yeni yıl, yeni başlangıçların habercisidir. 2011 yılının, aydınlık yarınların başlangıcı olmasını, tüm halkımıza mutluluk, sağlık, esenlik getirmesini diliyorum.
Halkımıza, yazgısını kendisinin belirleyeceği, tasasız, refah içinde özgür bir yaşam temenni ediyorum.
2011 yılının, vatandaşlarımızın yaratılan katma değerden hak ettiği payı alacağı, ulusal çıkarların ön planda tutulduğu, bireylerin özgürlüğünü rahatça kullandığı, ekonomide, eğitimde, sağlıkta fırsat eşitliğinin sağlandığı, yolsuzlukların önlendiği bir yıl olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımızın geleceklerine huzur ve güven içinde ulaşmalarını diliyorum.”

* * * * *



2010 yılının bitmesiyle birlikte, yirmibirinci yüzyılın onda birlik kısmı geride kalmıştır.
Tarihin tekerliği ileriye doğru döndükçe, özellikle ülkemizin karşılaştığı sorunlar ağırlaşmakta ve önüne çıkan engebelerin yüksekliği artmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının içine soktuğu karanlık ve sarsıntılı mecra, Türkiye’nin dayanma gücünü ve takatini bitirme noktasına kadar getirmiştir.
Ekonomik kriz, siyasetteki ahlak ve değer aşınması, toplumsal yapıdaki kamplaşma, yozlaşmanın kabından taşması ve yoksulluğun sıradanlaşması geçen 365 günlük sürenin en önemli sonuçlarından bazılarıdır.
Maalesef milletimiz 2010 yılında; bir tarafta bölücülüğün, diğer tarafta da siyasi iktidarın bulunduğu çift kutuplu çekişmenin ve itişmenin tam ortasında kalmıştır.
AKP hükümetinin ileri demokrasi hezeyanı ve özgürlük aldatmacası Türk milletiyle hesaplaşmanın arayışında olanlara imkân ve ortam sağlamış, bununla birlikte fitnenin sağanak halinde yağması için de uygun siyasi iklim şartlarını oluşturmuştur.
Milletimizin dayanışma kaynakları siyasi iktidarın saçtığı nifak asitleriyle erimeye başlamış ve birlikte yaşama iradesi darbe üstüne darbe almıştır.
2010 yılında da, farklılık ekseninde yürütülen ve milletimizi ayıracak girişimlere devam edilmiş ve bu kapsamda çok tehlikeli bir aşamaya gelinmiştir.
AKP hükümetinin iki dilli hayat taleplerine görüntüde karşı durup, el altından destek vermesi ve Türkçeyi yalnızca resmi alana çekerek bilerek ya da bilmeyerek zayıflamasına yol açması ibretlik vakıa olarak milli hafızalardaki yerini almıştır.
Türkçeyi sadece teknik bir uzlaşma ve anlaşma vasıtası olarak gören AKP zihniyetinin; ikinci dilin yayılması, kamusallaşması ve devlet eliyle kitlelere ulaşması maksadıyla yapmadığını bırakmadığı herkesin malumudur.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’nın en son gerçekleştirdiği Diyarbakır seyahatinde ortaya çıkan görüntü ve karşılıklı diyaloglar iki dilli hayat konusunun aldığı boyutu göstermesi bakımından dikkat çekici olmuştur.
Milli Güvenlik Kurulu’nun 29 Aralık 2010 günü yaptığı toplantıda alınan; “Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet anlayışını ve önde gelen ortak paydalarımızdan birini teşkil eden Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini değiştirmeye yönelik hiçbir girişimin kabul edilemeyeceğine” yönelik kararın çiğnenmesi ve boşa çıkarılması Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmiştir.
Bu kapsamda, MGK kararının hiçe sayılarak, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda Türkçe’nin yanı sıra, mahalli bir dilin afişlerde kullanılmasıyla da karşılama yapılması devletimizin güvenirliğini yerle bir etmiştir.
Böylelikle Sayın Cumhurbaşkanı; başkanı bulunduğu Kurulun kararlarını hiçe saymış ve devletin zirvesini istismar etmiştir.
Bir tarafta Ankara’da Türkçeye dönük kararlılık beyanları, diğer tarafta Diyarbakır’da ikinci dille ilgili teşvik edici duruş ve imalar 2010 yılına kara bir leke olarak damgasını vurmuştur.
Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın, mahalli bir dilin Türkçe karşılıklarını içinde barındıran bir sözlüğü bölücülüğün siyasi uzantılarının elinden hiçbir şey olmamış gibi alabilmesi; çözülme, dağılma, parçalanma ve ayrışma fikrinin esasen nerelere kadar uzandığını açıklıkla göstermiştir.
Uygulanmayacak kararların alınmasıyla devlet sistemi siyasi amaçlara alet edilmiş, milletimiz kelimenin tam anlamıyla aldatılmış ve edilen yeminlerin hilafına hareket edilerek anayasaya suçu işlenmiş ve Cumhurbaşkanlığı makamı güvenirliğini yitirmiştir.
2010 yılı bu haliyle karşılaşabileceğimiz en talihsiz ve acı olaylara sahne olmuş, cüret ve cesaret kazanan bölücü mihraklar ülkemizin her tarafında zehir saçmışlardır.
İmralı’da yatan terörist elebaşısı hükümetin gözetim ve yönlendirmesinde kanlı örgütünü yönetmeye devam etmiş, hain plan ve projelerini kuryeleri vasıtasıyla yandaşlarına ulaştırmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın başında bulunduğu hükümet geçtiğimiz yaz aylarında İmralı canisiyle masaya oturmuş ve yapılan pazarlıklarla Türk milletinin ve devletinin itibarı ayaklar altına alınmıştır.


2010 yılında, AKP hükümetinin yönetimi altında Türkiye’de;
· Kavga, karışıklık ve kaos ortamı daha da mesafe almış,
· Yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik ve üretimsizlik artarak devam etmiş,
· Anayasa değişikliğiyle yıkımın altyapısı oluşturulmak istenmiş,
· Yargının siyasallaştırılmasıyla Yüce Divan riski azaltılmaya çalışılmış,
· Siyasetin tanzimine yönelik alçak tertibatlar yapılmış ve kişilerin özel hayatlarıyla ilgili kasetler servis edilmiş,
· İsrail’e sahte diklenmeler yapılmış ve Mavi Marmara faciasının hesabı sorulamamış,
· 12 Eylül Referandumuyla kutuplaşma doruk noktaya ulaşmış,
· Üniversitelerde tehlikeli bir gerilim oluşmuş,
· Bölücülük meşrulaşmış ve kuvvetlenmiş,
· Mehmetçiğin darbeci olarak gösterilmesine devam edilmiş,
· YAŞ kararları atama krizlerine sahne olmuş ve mahkemelere taşınmış,
· Ve huzur, güvenlik, emniyet, iyimserlik iyice kaybolmuş; geleceğe yönelik endişeli bekleyişler çoğalmıştır.


İlave olarak ülkemizi adeta tasfiye etmekle görevli olan AKP hükümeti, dışarıdan imal edilen her türlü karanlık senaryoya taşeronluk yapmış ve gerçekleşmesi için refakat etmiştir.
Türk milletini önce 36’ya bölüp, sonra da bir araya getirmeye çalışarak tek milletten bahsedenlerin bilgi, samimiyet, iyi niyet, milli değer açısından ne kadar fakir ve zavallı oldukları geride kalan yılda daha iyi anlaşılmıştır.
2010 yılında iktidarın dayatmacı, kaba, hoşgörüsüz, ilkel siyasi uygulamalarının üzeri ileri demokrasi yalanlarıyla örtülmeye çalışılmış; otoriter ve baskıcı yüzü daha fazla özgürlük sözleriyle kapatılmaya uğraşılmıştır.
Yalan haberler, korkunç dedikodular, tahripkar şayialar, uydurma ve sansasyonel bilgiler hükümet çevrelerinden yayılmış ve vatandaşlarımızın idraki zaafa uğratılmak istenmiştir.
Bu çerçevede, çok sıkıntılı ve sorunlarla dolu bir yılın ardından yeni bir yıla kavuşmuş durumdayız.
2011 yılında Türk milletinin hak ettiği sevinç, mutluluk ve refaha ulaşacağına yürekten inanıyorum.
Bunun için de yapılacak olan milletvekilliği genel seçimlerinin sonucunda AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması bir başlangıç olacaktır.
2011 yılında; kavga yerine barışın, çatışma yerine uzlaşmanın, hiddet yerine sağduyunun, yoksulluk yerine zenginliğin, ayrılık yerine kucaklaşmanın ve bütünleşmenin egemen olması en öncelikli dileğim ve beklentimdir.
Bu yılda yüzlerin gülmesi, umutların tazelenmesi, işsizliğin son bulması, heyecanların artması ve özgüvenin tekrar sağlanması inşallah AKP’nin siyasi iktidardan gitmesiyle ortaya çıkacaktır.
Türkiye’nin milli ve manevi kudreti eşliğinde ayağa kalkmasının ve lider ülke konumuna ulaşmasının ilk adımı 2011 yılında atılacaktır.
İnancım odur ki, Türk milleti birliğine yönelik olarak kurulan tuzakları yine kendi irade ve kuvvetiyle bozacak ve faillere hak ettikleri dersi mutlaka verecektir.
Yeni yıl istismardan beslenen, gerilimden üreyen, mağduriyetle yürüyen siyasi zihniyetlerin acı ve ibretlik sonlarına da tanıklık edecek, vatansever Türkiye sevdalılarının ayağa kalkışıyla milletimiz sorunlarından kurtulacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, 2011 yılında öfkelerin hepimizden uzak durmasını, ihtilafların son bulmasını, terör melanetinin kökünün kurutulmasını, ekonomik ve sosyal problemlerin kalıcı olarak çözülmesini temenni ediyorum.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün vatandaşlarıma Cenab-ı Allah’tan; sağlıklı, huzurlu, bol kazançlı ve mutluluk içinde geçirecekleri bir yıl diliyor, hepsinin yeni yılını tebrik ediyorum.


Devlet Bahçeli
MHP Genel Başkanı

* * * * *



Bu yıl bir yandan kapitalizmin krizinin derinleştiği, emekçilerin hayatının daha da zorlaştığı bir yıl olurken öte yandan da kapitalizme karşı ülkemizde ve dünyada direniş izlerinin açığa çıktığı bir yıl oldu.

2010 yılında ülkemizdeki en önemli kırılma noktalarından birisi kuşkusuz referandum sürecinde yaşandı. Referandum ile birlikte AKP eliyle kurulan liberal-muhafazakâr yeni sömürü düzeninin tahkim edilmesi noktasında yeni bir adım atıldı. ‘İleri demokrasiye` geçiş olarak tahkim edilen ‘yeni Türkiye`nin kodları ise referandumun ardından yargıyı AKP`lileştirmeye dönük adımlar, muhalefete yönelen baskıcı tutum, doğal yaşama kar hırsıyla yapılan saldırılar, Kürt sorununda bildik milliyetçi politikaların tekrar gündeme taşınması ve emekçilere dönük ‘torba yasa` saldırıları ile çözüldü.

Emperyalist-kapitalist sistemin Ortadoğu`ya yönelik politikaları bakımından da ‘model ülke` olarak geliştirilen bu yeni Türkiye`nin çözülen en önemli kodlarından birisi de NATO`nun yeni stratejik konsepti içerisinde gündeme gelen Füze Kalkan Sistemi`ne verilen onay oldu.

2011 ve önümüzdeki yıllar bu doğrultudaki gelişmelere sahne olacaktır. Ancak bu gidişata karşı önemli bir karşı çıkışın işaretleri de yine 2010 yılı içerisinde ortaya çıktı. 2009 yılı sonlarında başlayan TEKEL işçilerinin direnişi 2010 yılına da damgasını vurdu. Uzun yıllar sonra işçilerin kendi söz ve eylemiyle konuştuğu bu direnişle geleceksizliğe ve güvencesizliğe karşı emekçi sınıfların mücadelesine yol açtı. Bu direnişle birlikte ülke genelinde sürdürdüğümüz ‘Halk Konuşacak` mücadelesi ile halkın kendi kaderi hakkında söz sahibi olabileceği bir geleceğin bugün içindeki izlerini oluşturmaya çalıştık. 2010 1 Mayıs Taksim mitingi 30 yıl sonra emekçilerin yeniden tarih sahnesine güçlü biçimde çıkmaya hazırlandığının önemli bir işaretiydi.

2010 yılı aynı zamanda sosyalist-devrimci hareketlerin etkinliğinin yok edilmesine, tarihsiz ve geleceksiz kılınmasına dönük de kapsamlı ideolojik saldırının sürdürüldüğü bir yıldı. Özellikle referandum sürecinde sözde 12 Eylül ile hesaplaşma adı altında yükseltilen saldırıya karşı sosyalistlerin-devrimcilerin `12 Eylül Anayasasına Da AKP`nin Anayasasına Da Hayır` tutumu da tarihe düşülen önemli bir not oldu.

2010 boyunca biriktirdiğimizi umut ve direnci yeni yıla taşıyarak 2011`de yükselecek saldırılara karşı daha güçlü bir direnç kurmanın mücadelesini sürdüreceğiz. 2011 yılında bir yanıyla emekçilerin haklarının savunulmasını temel alan bir direniş hattı ile birlikte Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözüm imkânlarını çoğaltacak, bir arada yaşam zeminlerini güçlendirecek bir mücadele ile eşitliği ve özgürlüğü birlikte savunacağız.

2011`i insanca yaşam insanca düzen için mücadele yılı haline getireceğiz. Bu mücadeleyi 29 Ocak`ta Ankara`da büyük bir buluşma ile başlatacağız. Eşit ve özgür bir geleceğe birlikte yürüme kararlığı ile tüm dostlarımızı, halkımızı bu büyük buluşmamızda bir arada olmaya çağırıyoruz.
Emekçilerin, ezilenlerin, halkın sesinin her yerde duyulacağı yeni bir yıla umutla, dirençle merhaba derken halkımızın yeni yılını kutluyoruz.

Yeni yılda da elbette DİRENİŞ elbette EŞİTLİK elbette EMEK elbette HAYAT elbette UMUT elbette GREV elbette AŞK elbette DAYANIŞMA elbette BARIŞ elbette MÜCADELE elbette BİR ARADA YAŞAM elbette GELECEK elbette KADINLAR elbette KARDEŞLİK elbette ÖZGÜRLÜK elbette SINIF elbette GENÇLER elbette DEVRİM elbette SOSYALİZM….

ALPER TAŞ
Genel Başkan

* * * * *


2011 Zulmün Değil Adaletin Yılı Olsun
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yayınladığı yeni yıl mesajında 2010’u, beyhude tartışmalarla boşa harcanmış bir yıl olarak nitelendirdi.
Ülkemiz ve İslam alemi üzerindeki karanlık kuşatmanın 2010 yılında da artarak devam ettiğini vurgulayan Necmettin Erbakan; “2011 yılında yapılacak tarihi seçimler, kaybedilen yılların telafisi ve Yeniden Büyük Türkiye’nin kuruluşu için bir milat olacaktır” dedi.

Erbakan şunları söyledi: “Milli Görüş yeni bir saadet dünyasının kurulması suretiyle bütün insanların mesut olmasına hizmet eden bir görüştür. Ecdadımız bu hizmeti başarıyla yürütmüştür. Bugün aynı hizmetin yürütülmesi görevi şanlı ecdadımızın Milli Görüşçü torunlarına düşmektedir. Öncelikle belirtelim ki Müslümanların yılbaşı 1 muharrrem tarihidir. 1 ocak takvim yılı başıdır. İslam alemi kendi yılbaşını 1 muharrem tarihinde kutlamış bulunmaktadır. 1 Ocak takvim yılı münasebetiyle bazı hakikatlerin duyurulmasında fayda vardır. İslam coğrafyasının kan ve gözyaşına boğulduğu bir dönemde bu milletin inançlı evlatları olarak bize düşen inancımıza, tarihimize ve geleneklerimize aykırı eğlenceler yapmak değil, dünyanın bütün mazlumları ve mağdurları için dua etmek olmalıdır” dedi.

Açıklamasında ülke meselelerine ilişkin değerlendirmelerede yer veren Necmettin Erbakan; AKP iktidarının ülkenin devasa sorunlarına çözüm olamayacağının artık anlaşıldığını vurguladı. 2011 yılı için açıklanan asgari ücretin bu gerçeği anlamak için yeterli olduğunu kaydeden Erbakan asgari ücrete yapılan Yüzde 4.7’lik artışı değerlendirerek “4 kişilik bir aile bir ay boyunca sadece çay-simit yese bu asgari ücret yetmiyor. Milletimiz artık elindeki simidi de kaybediyor. Oysa Fakir fukaraya bir simit parasını çok görenler, faizciye her hafta 1 milyar dolar ödemeye devam ediyor. Sadece 2011 yılında bütçeden faize gidecek para 47.5 milyar lira. Eğer faize ödenen para millete ödenmiş olsa tek bir vatandaşımız aç ve açıkta kalmaz. İktidara gelmeden önce çay simit hesabı yapanlar, şimdi bu hesapları unutmuş görünüyor. Ama milletimiz unutmadı. Simit hesabı yaparak fakir fukaranın oyuyla iktidara gelenler yine simit hesabıyla iktidardan gidecekler” dedi.

Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşılık millet olarak uyanık ve şuurlu olmanın önemine dikkat çeken Erbakan; son günlerde artan “iki dil” ve “özerklik” tartışmaları ile ilgilide şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkler ve Kürtler kardeştir, aralarında herhangi bir sorun yoktur. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Çünkü bizim inancımızda ırk ayrımı olmaz. Biz bin yıldır Türkler ve Kürtler bu vatan için çalıştık. Bu vatan için canımızı verdik. Et tırnaktan ayrılmaz, Türk-Kürtsüz, Kürt-Türksüz olmaz. Bunlar ülkemizi bölmek isteyen ırkçı emperyalizmin oyunlarıdır. Türkiye’yi harple yenemeyeceklerini anlayan dış güçlerin, milletimizi bölme ve birbiriyle çarpıştırma planının bir parçasıdır. Bu oyunlara karşı şuurlu olmak ve kardeşliğimizi korumak zorundayız. Aksi takdirde ırkçı emperyalistlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Milletimiz bu karanlık oyunlara karşı tecrübelidir. Sahip
olduğu sağduyu ile bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu sinsi planları bozacaktır.”

Artık boşa harcayacak vaktin kalmadığını vurgulayan Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan mesajını “Temennimiz odur ki 2011 yılı kısır çekişmelerle değil Yeniden Büyük Türkiye’yi kuracak tarihi hamlelerle geçsin. 2011 yılı zulmün değil adaletin hâkim olduğu Yeni Bir Dünya’nın kurulmasına vesile olsun. Cenab-ı Hakk hepimize bu şuur ve gayretle çalışma imkânı versin” sözleriyle tamamladı.

* * * * *



Türk Silahlı Kuvvetlerinin Değerli Mensupları,


Bir yılı geride bırakıp, ulusça birlik beraberlik içerisinde daha iyiye ve daha güzele ulaşmak adına tazelenen umutlarımızla yeni bir yılı karşılamanın mutluluğunu yaşıyoruz.


Vatan ve millet sevgisi ile dolu yüreğimiz, çelikleşmiş bir azim ve iradeye dayanan gücümüz ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin rehberliğinde daima ileriye yürüme kararlılığımızla yüce ulusumuzun hizmetinde üstleneceğimiz görevleri yeni yılda da başarıyla gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum.


Mutlulukların yurdumuzun dört bir yanını kuşatarak yüce ulusumuzun daha nice yılları huzur içinde karşılamasını temenni ediyor; Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensuplarının, emeklilerinin ve aile bireylerinin yeni yılını sağlık, mutluluk ve huzur dileklerimle kutluyor, Türk milletinin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi de şükranla anıyorum.

%d bloggers like this: