2010 Yılının Karnesi – Most-rapidly growing country in Europe…



“Türkiye. bütün dünyanın dikkatle ve takdirle izlediği bir atılım gerçekleştiriyor…”

Turkey had become the number one most-rapidly growing country in Europe


« Yolumuz kısalmıştır, önümüz aydınlıktır, nimeti de külfeti de hakça paylaşarak hedeflerimize doğru yürüyeceğiz. Bu milli dirayetimiz sayesinde, hiç de uzak olmayan bir gelecekte, milletçe çok daha güçlü, aydınlık ve müreffeh bir ülkede yaşıyor olmanın gurur ve mutluluğunu da yine birlikte yaşayacağız … »


« Popülizme prim verirsek; geçmişte olduğu gibi olmayanı harcamaya kalkarsak, ülkemizi yine karanlıklara sürükleriz. Olan yine dar gelirli vatandaşlarımıza olur; öyle hesapsız kitapsız, popülist maceralar peşinde en fazla garip gurebayı ezersiniz, işçiyi, memuru, çiftçiyi, küçük esnafı, emekliyi enflasyon canavarına yem edersiniz. Aziz milletimiz, geçmişte yaşadığı acı tecrübeleri unutmadığı için, Bu değirmenin suyu nerden geliyor sorusunu sorar . »

* * * * *


Aziz vatandaşlarım…


2010 yılının bu son Ulusa Sesleniş programında, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Şükürler olsun ki her yılı bir önceki yıldan daha ileri bir seviyede tamamlıyor, her yeni yıla daha büyük bir güvenle, daha büyük hedeflerle giriyoruz.
Her yılın sonunda bildiğiniz gibi bir sonraki yılın bütçe çalışmaları yapılıyor, bu vesileyle hükümetimiz için geçen bir yılın karnesi de ortaya çıkmış oluyor.
Bir yıl önce hangi hedefleri koymuştuk, yılın sonunda hangi seviyeye geldik, bunun muhasebesini yapma imkânı buluyoruz.
Yine her yılın sonunda, bu programlar aracılığıyla, Türkiye’nin bir yıllık gelişme performansını sizlerle paylaşıyor; her yıl içinde nereden nereye gelmiş olduğumuzun fotoğrafını ortaya koymaya gayret ediyorum.


Sevgili vatandaşlarım;

2009 yılı son çeyreğinde ekonomimiz yüzde 6 oranında büyürken, bu oran 2010 yılı ilk çeyreğinde yüzde 11,7; ikinci çeyreğinde de yüzde 10,3 seviyesine yükseldi.
Dünyadan ardı ardına iflas haberlerinin geldiği bir ortamda, bu performans son derece çarpıcı bir büyüme performansıdır.
Bu başarısıyla Türkiye en hızlı büyüyen ülkeler sıralamasında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıraya kadar yükselmiştir.
Tahminlerimize göre 2010 yılını en az yüzde 6,8’lik bir büyüme oranıyla tamamlayacağız, uluslararası kuruluşlar bu oranın yüzde 8’e kadar çıkabileceğini söylüyorlar.
Bu göstergeler Türkiye’nin ne kadar sağlam ve dinamik bir ekonomik yapıya kavuştuğunun açık delilidir. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları 2009 yılında Türkiye’nin kredi notunu 2 kademe birden artırmıştır. Bu yılın Kasım ayında bir gelişme daha oldu. Kredi notumuz pozitife yükseltildi. Yine bu süreçte ihracatımız, turizm gelirlerimiz artmaya devam ediyor. İhracatta tarihi rekorlar elde etmiş, doğrudan yatırımlarda 22 milyar dolar seviyelerini görmüş bir Türkiye var. Dünyada istihdam alanında çok büyük gerilemeler yaşanırken bizde işsizlik çok ciddi oranlarda aydan aya gerileme kaydetmiştir. Sanayi üretim endeksi 2010 yılı ekim ayında tüm zamanların rekorunu kırarak 128.9 seviyesine kadar ulaşmıştır. Tekrar ediyorum, bütün Cumhuriyet tarihimizde böyle bir aylık büyüme oranı yoktur. İmalat sanayi 2010 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 6,1 puan artarak %75,9 seviyesine ulaştı. Bu oran krizden bu yana elde ettiğimiz en yüksek seviye ve sanayide de işlerin artık yoluna girmeye başladığını gösteriyor…..


Değerli Vatandaşlarım;

2002 yılında yüzde 30’lar seviyesinde aldığımız enflasyonu 2009 yılı sonu itibariyle yüzde 6,5 seviyesine kadar düşürdük.
Son derece olumsuz küresel şartlara rağmen 2010 yılı Kasım ayında enflasyon yüzde 7,3 seviyesinde kaldı.
Göreve geldiğimizde yüzde 63 seviyesinden devraldığımız devletin borçlanma faiz oranını yüzde 7’ler seviyesine kadar indirdik.
Kriz döneminde birçok ülke Merkez Bankası kaynaklarına başvururken, biz bu dönemde hem kamu bankalarına, hem de Merkez Bankasına, 2001 krizinden, yani bizden önceki koalisyon hükümetlerinden devraldığımız borçları da geri ödedik.
Yine kriz döneminde birçok ülke hazinesi IMF kaynaklarına başvururken, biz IMF’den borç almak şöyle dursun, bizden önceki hükümetlerin yaptıkları borçları da önemli ölçüde azalttık.
İşte 2002 yılında göreve geldiğimizde, Türkiye’nin IMF’ye borcu 23.5 milyar dolar seviyesindeydi. Peki şimdi ne durumdayız? Bakın, hemen söyleyeyim: Ekim 2010 itibarıyla IMF’ye kalan borcumuz 6 milyar dolar… Demek ki ne yapmışız? Bizden önceki iktidarlardan kalan 23.5 milyar dolarlık IMF borcunu, 6 milyar dolara düşürmüşüz…


Sevgili Vatandaşlarım;

Bakın bu göstergeler şunu açıkça gösteriyor. Türkiye, güçlü ve kararlı adımlarla daha mutlu, daha müreffeh bir geleceğe doğru ilerlemektedir.
2011 yılı bütçesi de işte bu dinamizmin, bu kararlılığın, bu ilerleme azminin bir belgesi olarak hazırlanmıştır.
Bundan önce hazırladığımız 8 bütçe gibi, bu 9. bütçemiz de, milletimize söz verdiğimiz Güçlü Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye vizyonuyla uyumlu bir bütçedir.
2011 bütçesi, toplumsal duyarlılığı olan, sosyal yönü kuvvetli, mağduriyetleri gözeten, üretimi, yatırımı, ticareti, ihracatı destekleyen bir bütçedir.
2011 bütçesi, işçi, esnaf, memur, çiftçi, emekli, öğrenci, yatırımcı ve sanayiciler gibi tüm kesimlerin ihtiyaçlarını ve sıkıntılarını dikkate alan bir bütçedir.
Ücretli kesimin reel alım gücünü artırmaya yönelik bir bütçedir.
Bu bütçemizde de bölgesel kalkınmaya, sosyal katılımcılığa önem verilmiştir.
2011 bütçesi vatandaştan aldığını vatandaşa veren; birlikte kalkınmayı, hakça paylaşmayı hedefleyen, ayakları sağlam basan, yarınları düşünen, geleceği tasarlayan bir bütçedir.


Aziz vatandaşlarım…

2011 bütçesi somut olarak neler getiriyor, hükümet olarak 2011’e nasıl bir vizyonla bakıyoruz, sizleri bu konuda biraz daha bilgilendirmek istiyorum.
2011 yılı bütçesi, hükümetimizin bundan önceki bütçeleri gibi, bizim çok önem verdiğimiz sosyal devlet ilkesine yakışan bir bütçedir.
Bizler devletin bütün imkanlarıyla ihtiyaç sahibi insanlarımızın yanında olması gerektiğine inanıyoruz.
Bu çerçevede 2011 yılı için sosyal kesimlerin desteklenmesi için daha fazla kaynak ayırıyor, ekonomik anlamda zorluklar yaşayan toplumsal kesimleri desteklemeyi sürdürüyoruz.
Bu amaçla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’na aktardığımız kaynağı yüzde 12,8 oranında artırarak 2 milyar 100 milyon liraya çıkarıyoruz.
Sosyal Destek Projesi SODES ile kırsal kesimden şehirlere göç eden ailelerimizi yeni hayatlarına uyum sağlamaları konusunda destekliyoruz.
İlk defa bizim başlattığımız özürlü eğitimi ve evde bakım programları için ayırdığımız ödenekleri yüzde 33 oranında artırarak 3,2 milyar liraya yükseltiyoruz.
Bugün yaklaşık 216 bin özürlü vatandaşımız özürlü eğitiminden yararlanıyor. Evet, 216 bin vatandaşımız, yanlış duymadınız. Bitmedi: Bir de özürlüye evde bakım programımız var… Bundan kaç vatandaşımız yararlanıyor biliyor musunuz? 280 bin… Evet, yanlış duymadınız: Bugün Türkiye’nin dört bir köşesinde, tam 280 bin ailede, 280 bin özürlü vatandaşımıza evde bakım hizmeti veriliyor…
Öğrenim ve harç kredisi ödeneklerine gelince.. Onları da yüzde 17,5 oranında arttırıyoruz.
Orta öğretimde taşımalı eğitime kız öğrencileri de dahil edip, yapılan desteği yüzde 20-24 aralığında artırıyoruz.
Bildiğiniz gibi ilk ve ortaöğretim öğrencilerine ders kitaplarını ücretsiz dağıtıyoruz.
2002’den bu yana 1 milyar 123 milyon adet ders kitabını öğrencilerimize ücretsiz olarak dağıttık, bu yıl da aynı desteğimizi sürdüreceğiz.
Üniversitelerimizi de unutmuş değiliz…
Özellikle yeni kurulan üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacını hızlı bir şekilde karşılayabilmek için 2010 yılında ilave 7 bin atama izni vermiştik.
2011 yılı için üniversitelerimize 8 bin adet ilave atama izni veriyoruz.
Üniversitelerimizin toplam ödeneğini 2011 yılında yüzde 23 oranında artırarak 11,5 milyar liraya çıkarıyoruz.
Şu anda 156 üniversitemiz var. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 81 vilayetimizin 81’inde de en az bir üniversitemiz var. Türkiye genelindeki üniversite sayımız, tekrar ediyorum 156… Evet, 76 üniversiteden 156 üniversiteye… İşte eğitime önem vermek budur. Şu ana kadar 60 bini aşkın yatak kapasitesine sahip yeni yurtlar yaptık. Geçmişte yapılanları söylemiyorum. Ve bunların yapımı da devam ediyor.
Ve bizim önem verdiğimiz bir diğer konu da sağlık…
2011 yılı bütçesinde Sağlık Bakanlığına ayrılan ödenekleri de bir önceki yıla göre yüzde 23,7 oranında artırarak 17,2 milyar liraya çıkardık.
İnşallah 2011 yılında aile hekimliği uygulamasını tüm illerimizi içine alacak şekilde genişletiyoruz.
Aile hekimliği ödeneklerini, 2010 başlangıç ödeneğine göre yüzde 146.6 oranında artırarak 1,3 milyar liradan 3.3 milyar liraya yükseltiyoruz.
Yine yeşil kart sahibi vatandaşlarımızın özel hastanelerimizin acil servis ve yoğun bakım ünitelerinden yararlanmasına imkân sağlıyoruz.
2011 yılı bütçesiyle sosyal güvenlik sistemimizin de işlerliğine destek olacak şekilde destekliyoruz.
2011 yılında Sosyal Güvenlik Kurumumuza 62,4 miyar TL tutarında kaynak transferi yapmayı hedefliyoruz.
Hükümet olarak Türkiye’nin kalkınma hedeflerinde önemli bir rolü olduğuna inandığımız esnaf ve sanatkârımıza destek olmayı da bir görev biliyoruz.
Esnaf ve sanatkârımızın 2010 yılında kullandığı düşük faizli krediler için bütçeden 150 milyon TL faiz sübvansiyonu sağlamıştık.
2011 yılında bu desteğimizi yüzde 118 oranında artırarak 327 milyon TL’ye çıkarıyoruz.
2002 yılında esnaf ve sanatkârımızın Halk Bankası aracılıyla kullandığı kredi tutarı 153 milyon lira seviyesinde iken, Eylül sonu itibariyle bu rakam 3,3 milyar lira seviyesine kadar çıkmıştır. Bakın değerli kardeşlerim, lütfen. 153 milyon lira nere… 3 milyar 300 milyon nere? Demek ki ne yapmışız? Esnafa, sanatkara verilen kredi miktarını tam 22 kat arttırmışız… 2002 yılında 5 bin lira olan kredi limiti, bugün 50 bin liraya kadar yükselmiş durumda..
Ve 2002 yılında kredi kullanan esnaf sayısı 63 bin 520 iken, 2010 yılında bu rakam yaklaşık dört katlık bir artışla 237 bini bulmuştur.
Peki, esnaf ve sanatkara verilen kredilerin faizleri ne olmuş? Bakın sevgili kardeşlerim: 2002 yılında kullandırılan kredilerin faiz oranı ne biliyor musunuz? Esnafa yüzde 46… Biz ne yapmışız? 2010 yılında bu oranı değerli kardeşlerim ta ilk etapta yüzde 13’e ondan sonra yüzde 5’e kadar düşürdük. 5’ini de biz ödüyoruz. Yüzde 10.

Gelelim çiftçilerimize…
2010 yılı sonu itibariyle çiftçilerimizin düşük faizli kredi kullanımı için verdiğimiz 300 milyon liralık desteği, 2011 yılında yüzde 158 oranında artırmak suretiyle 776 milyon liraya çıkarıyoruz.
2010 yılı Eylül sonu itibariyle Ziraat Bankası’nca kullandırılan düşük faizli kredi toplamı ne biliyor musunuz? 10,1 milyar liraya, Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılan düşük faizli kredi toplamı ise 2,2 milyar liraya ulaşmış durumda.
Yaklaşık 1 milyon 128 bin tarımsal üreticimiz bu kredi imkânından yararlanıyor.
Söz tarımdan açılmışken bu alandaki destekleme çalışmalarımıza da kısaca değinelim.
2010 yılı sonu itibariyle tarımsal destekleme ödemeleri başlığı altında yaptığımız ödemelerin 5 milyar 700 milyon liraya ulaşacağını tahmin ediyoruz.
2011 yılında çiftçilerimize yapacağımız tarımsal destekler ise 2010 yılı başlangıç ödeneklerine göre yüzde 7 oranında bir artışla 6 milyar TL seviyesine yükselecek.
2010 yılsonu itibariyle tarımsal destekleme niteliğindeki diğer ödemeler ile birlikte tarım kesimine tam 8 milyar 300 milyon lira kaynak aktarmış olacağız.
2011 yılında ise 9 milyar 800 milyon lira transfer yapmayı hedefliyoruz. Böylece toplam tarımsal transferlerimizi yüzde 17,7 oranında artırmış olacağız.
2002 yılında 83,6 milyon lira tutarında hayvancılık desteği ödemesi yapılmışken, biz 2010 yılında bu rakamı 1 milyar 158 milyon lira seviyesine kadar yükselttik.
2011 yılında ise bu tutarı yüzde 9,4 oranında artırarak 1 milyar 267 milyon TL’ye çıkartmayı hedefliyoruz.
Demek ki sekiz yılda, hayvancılığa verdiğimiz destek ödemelerini tam 15 kat artırmışız…
2010 yılında, süt ve damızlık etçi sığır yetiştiriciliğinde sıfır faizli kredi uygulamasına geçilmiştir.


Değerli vatandaşlarım…

Bu ülkeye çeşitli alanlarda hizmet eden geniş çalışan kesimlerimizi rahatlatmak adına yapabileceğimizin azamisini gerçekleştirmek için gayret ettik.
Bu çerçevede 2011 yılında kamu görevlilerinin maaşlarında Ocak ayında yüzde 4 ve Temmuz ayında yüzde 4 oranında artış sağlanacak.
Ayrıca kamu personelinden ek ödemesi olmayanların aylıklarının iyileştirilmesi ve ücret adaletinin sağlanması amacıyla ilave 80 lira artış sağlanacak.
Çalışmayan eş için ödenmekte olan aile yardımı ödeneğine de Ocak ve Temmuz aylarında ilave 20’şer TL’lik bir artış yapılacak.
Devlet memurlarına ödenmekte olan aile yardımı ödeneğinden sözleşmeli personelimiz de yararlandırılmaya başlanacak.
Yapılacak artışlar sonucunda; 2010 yılı Aralık ayında aile yardımı ödeneği dâhil en düşük devlet memurunun 1.300 TL olan net maaşı, 2011 yılı Ocak ayında 1.454 TL’ye, Temmuz ayında ise 1.532 TL’ye yükselecek.
Böylece 2011 yılında en düşük devlet memuru aylığında yüzde 17,9 oranında artış yapmış olacağız.
2010 yılı Aralık ayında 1.577 TL olan aile yardımı dâhil ortalama memur maaşı 2011 yılı Ocak ayında 1.717 TL’ye, Temmuz ayında ise 1.793 TL’ye yükselmiş olacak.
Böylece 2011 yılında ortalama devlet memuru aylığında yüzde 13,7 oranında artış yapmış olacağız.
İşçi, esnaf ve tarım sigortalısı emeklilerine ödenen aylık ve gelirler de, 2011 yılı Ocak ayında 60 TL’den az olmamak üzere yüzde 4 ve Temmuz ayında yine yüzde 4 oranında artırılacak.
Yapacağımız artışlarla en düşük emekli maaşını yıllık bazda yüzde 21,7 oranında artırmış olacağız.
Her zaman olduğu gibi bu dönemde de çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek noktasında hassasiyet gösteriyoruz.
Yapılan zamlar kesinlikle enflasyonun üstündedir. Dünyada, özellikle Avrupa’da şu anda memurun, işçinin, aklınıza ne gelirse emeklinin hepsinin ücretleri düşürülürken biz bunu artırmanın gayretiyle yolumuza devam ediyoruz. 2003 Ocak- 2010 Kasım dönemleri arasında TÜFE’deki artış yüzde 107,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Aile yardımı ödeneği dâhil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında 392 TL iken, 2010 Aralık ayında 1.300 TL’ye çıktı, artış yüzde 207 oldu.
Net asgari ücret 2002 Aralık ayında 184 TL iken, 2010 Aralık ayında 599 TL’ye çıktı, artış yüzde 194,3 oldu.
En düşük SSK emekli aylığı 2002 Aralık ayında 257 TL iken, 2010 Aralık ayında 720 TL’ye çıktı, artış yüzde 180 oldu.
En düşük BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı 2002 Aralık ayında 149 TL iken, 2010 Aralık ayında 578 TL’ye çıktı, artış yüzde 288,7 oldu.
En düşük BAĞ-KUR çiftçi emekli aylığı 2002 Aralık ayında 66 TL iken, 2010 Aralık ayında 410 TL’ye çıktı, artış yüzde 523 oldu.
En düşük memur emekli aylığı 2002 Aralık ayında 377 TL iken, 2010 Aralık ayında 898 TL’ye çıktı, artış yüzde 138,6.
65 yaş aylığı 2002 Aralık ayında 24 TL iken, 2010 Aralık ayında 101 TL’ye çıktı, artış yüzde 311,7 oldu.
Muhtar aylığı biz geldik, 2002 Aralık ayında 97 TL idi, 2010 Aralık ayında 354 TL’ye çıktı, artış yüzde 263,9 oldu.
Bu tablo gerek çalışanlarımızın, gerek emekli ve dar gelirli vatandaşlarımızın gelirlerinde 2002 yılından bu yana azımsanmaması gereken artışlar olduğunu ortaya koyuyor.
Peki, biz bunları yeterli buluyor muyuz? Asla!
Gönül istiyor ki bundan çok çok daha fazlasını insanlarımıza verebilelim. Ancak, sevgili kardeşlerim, Türkiye’nin imkânları şimdilik bu kadarına elveriyor. Lütfen şunu hiç unutmayalım; Popülizme prim verirsek; geçmişte olduğu gibi olmayanı harcamaya kalkarsak, ülkemizi yine karanlıklara sürükleriz. Olan yine dar gelirli vatandaşlarımıza olur; öyle hesapsız kitapsız, popülist maceralar peşinde en fazla garip gurebayı ezersiniz, işçiyi, memuru, çiftçiyi, küçük esnafı, emekliyi enflasyon canavarına yem edersiniz.
Aziz milletimiz, geçmişte yaşadığı acı tecrübeleri unutmadığı için, bu mukayeseleri en iyi şekilde yapmaktadır.
Milletimiz şunu çok iyi bilmektedir; bu değirmenin suyu nerden geliyor sorusunu sorar.


Değerli vatandaşlarım…

Yolumuz kısalmıştır, önümüz aydınlıktır, nimeti de külfeti de hakça paylaşarak hedeflerimize doğru yürüyeceğiz.
Bu milli dirayetimiz sayesinde, hiç de uzak olmayan bir gelecekte, milletçe çok daha güçlü, aydınlık ve müreffeh bir ülkede yaşıyor olmanın gurur ve mutluluğunu da yine birlikte yaşayacağız.


Değerli vatandaşlarım…

Türkiye başta da ifade ettiğim gibi bütün dünyanın dikkatle ve takdirle izlediği bir atılım gerçekleştiriyor.
Ancak biz sadece rakamlara bakmıyoruz; bu ülkenin Batısından Doğusundan, Kuzeyinden Güneyine şehirlerinde, ilçelerinde, köylerinde neler oluyor asıl ona bakıyoruz.
Bu bakımdan Aralık ayı bizi ziyadesiyle mutlu eden güzel gelişmelere sahne oldu.
Birçok ilimizde açılışlara katıldık, bölge insanına hizmet getirecek, rahatlık getirecek, şehirlerimizin imarına katkı sağlayacak birçok yatırımı, birçok tesisi hizmete açtık.
4 Aralık’ta Sivas’ta havaalanı yeni terminal binası ile birlikte Cumhuriyet Üniversitesi Nanoteknoloji Merkezi’nin, Kredi Yurtlar Kurumu’na ait bin kişilik kız öğrenci yurdunun ve çeşitli okul, pansiyon ve spor salonunun açılışını gerçekleştirdik.
11 Aralık’ta Mardin’de, eğitimden sağlığa, emniyetten ulaştırmaya, belediye hizmetlerinden KÖYDES projelerine kadar birçok yatırımın yer aldığı 78 ayrı tesisi toplu bir törenle hizmete açtık. Vatandaşım kar boran fırtına demiyor ve bu tür açılışlarda bizimle beraber o havayı ısıtıyor.
Hemen ardından Siirt’te, aralarında özel sektör yatırımlarının da bulunduğu 32 tesisi yine toplu bir törenle hizmete açtık.
17 Aralık’ta Konya’daydım, altyapı tesislerinden okullara, hastaneden turistik tesislere kadar birçok yatırımı Konyalı vatandaşlarımıza resmen kazandırdık.
Konya’da aynı zamanda Ankara-Konya arasını 10,5 saatten 1 saat 15 dakikaya indirecek olan hızlı tren hattının test sürüşünü de gerçekleştirme bahtiyarlığını yaşadık.
Bir gün sonra bu defa Muş’ta bir toplu açılış gerçekleştirdik ve hizmete hazır hale getirilen yeni okulları, derslikleri, sağlık ocaklarını, yolları, sulama tesislerini hizmete açtık.
Bizi asıl sevindiren açılışını yaptığımız bu tesislerin arasında özel sektöre ait 35 farklı yatırımın da bulunması oldu.
19 Aralık’ta bu defa Bitlis’teydik ve orada da Adilcevaz’da TOKİ tarafından yaptırılan 400 konutu törenle sahiplerine teslim ettik. Muş ve Bitlis’e geçerken tabii bu arada 1900 metre uzunluğundaki o dağları delerek yapılmış olan tünelden geçmek bize ayrı bir mutluluk, ayrı bir gurur verdi ve bütün bunların ülkemize kazandırılması bizleri farklı bir şekilde sevindirdi.
Bunların arasında da özellikle çok önemli eğitim ve sağlık tesisleri, toplum ve kültür merkezleri, çevre ve tarım yatırımları ki, Ahlat’ta Kültür merkezinin de açılışını yaptık. Tüm bunların yanında restorasyon çalışmaları var.
İşte Türkiye’nin nasıl bir değişim geçirmekte olduğunu, nasıl bir atılım gerçekleştirdiğini gösteren asıl fotoğraf budur. Burada da yine, özel sektörün hayırseverlerinin de özellikle üniversitelerimize yapmış olduğu katkılardan dolayı kendilerini de gerçekten gururla anıyorum. Kendilerine yine bol bereketli kazançlar diliyorum.
Türkiye bölge bölge, şehir şehir ilerliyor, belde belde, köy köy geleceğini inşa ediyor.


Aziz vatandaşlarım…

Her ay olduğu gibi bu ay da yine dış ilişkilerimiz bakımından oldukça hareketli geçti.
Özellikle 23 Aralık’ta gerçekleştirilen 11. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi vesilesiyle bir çok lider ve devlet adamını ülkemizde misafir ettik.
Bu zirveye, dönem başkanlığını üstlenen Türkiye ile birlikte, üye ülkeler Pakistan, İran, Azerbaycan, Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın temsilcileri katıldılar.
Üye ülkelerin yanı sıra KKTC, Irak, Katar, Ürdün, Lübnan ve Suriye de misafir ülkeler sıfatıyla zirveye iştirak ettiler.
Zirve sonunda, teşkilatın geleceğe dönük vizyonuna zengin katkılar sağlayacak, işbirliği temelinde yürütülecek ortak çalışmalara istikamet kazandıracak bir de bildiri yayınlandı.
Bu zirve sırasında ayrıca ülkemizde bulunan İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinejad, Irak Cumhurbaşkanı Sayın Talabani ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev ve Afganistan Cumhurbaşkanı Sayın Karzai ile bir araya gelerek çeşitli meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunduk.
Bu görüşmeler sırasında ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi başta olmak üzere çeşitli bölge ve dünya meselelerini detaylarıyla ele aldık.
Yine Kazakistan Başbakanı Sayın Kerim Massimov ile de görüşmemiz oldu. Uzunca bir görüşme ile Kazakistan Türkiye arasındaki ikili ilişkiler açısından çok önemsiyorum. Yine bu ay içinde ülkemizle Suriye ve Pakistan arasındaki ilişkileri azami seviyede geliştirmek amacıyla oluşturulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi çalışmalarına da yine ev sahipliği yaptık.
Bu çalışmalar vesilesiyle ülkemizde ağırladığımız Suriye Başbakanı Sayın Otri ve Pakistan Başbakanı Sayın Gilani ile de biraraya geldik ve ortak hedeflerimizi bir kere daha değerlendirme imkânı bulduk.
Yine bu ay içinde ülkemizi ziyaret eden Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas, Kuveyt Ulusal Meclis Başkanı Sayın Horafi ve Polonya Başbakanı Sayın Tusk ile bu arada önemli görüşmeler gerçekleştirdik.


Değerli vatandaşlarım…

2010 yılının bu son programında Türkiye’nin gidişatına ilişkin çeşitli bilgileri sizlerle paylaştım.
Samimiyetle inanıyorum ki her yeni yıl Türkiye’ye daha aydınlık, daha mutlu, daha müreffeh günler getirecektir.
Bu vesileyle yeni yılınızı kutluyor, 2011 yılının ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa hayırlar, bereketler ve barış getirmesini temenni ediyorum.


Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


Kalın sağlıcakla.

ULUSA SESLENİŞ KONUŞMASI (ARALIK 2010)

%d bloggers like this: