“Resmi dil Türkçe’dir. Farklılıklarımız zenginliğimizdir” – President Gül’s visit to ease Kurdish tensions‎…




Cumhurbaşkanı Gül, Diyarbakır’da güllerle karşılandı :


“Sayın Cumhurbaşkanımız Kentimize Hoş geldiniz” “Birêz Serokomarê me, hun bi xer hatin bajarê me”

Turkish president thanks residents of Diyarbakır‎

Turkish president seeks to ease Kurdish tensions‎

Peace hopes pinned to Turkish president’s trip to Diyarbakır

Gül to appear on Kurdish TV during Diyarbakır visit


“Türkiye Cumhuriyetinin resmi dili Türkçedir bu böyle de devam edecektir. Ayrıca devletin ve kamu kurumlarının dili Türkçedir, ortak dilimizdir. Ama şu da bir gerçektir ki, halkımızın içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında farklı farklı dilleri konuşan vatandaşlarımız vardır, yörelerimiz vardır. Burada nasıl Kürtçe konuşuluyorsa başka yerde Arapça konuşan vatandaşlarımız vardır. Sayıları azalmış bile olsa gayrimüslim vatandaşlarımızın konuştuğu diller var. Tüm bunların hepsi de bizim dilimizdir, hepsi de bizimdir.”


“Diyarbakır sadece Anadolu’nun büyük merkezlerinden değil, tarih boyunca bütün Ortadoğu’nun merkezlerinden biri olmuştur. Ve tarih boyunca da çok eskilere giden izi vardır. M.Ö 3000 yıllara kadar giden izi vardır. O günlerden bugünlere sürekli insanların yaşadığı büyük bir yerleşim yeridir. Buralarda tarihin izleri vardır. Diyarbakır aslında açık bir hava müzesi gibidir. Diyarbakır’da yaşayanlar, her gün bunun önünden geçenler fark etmeyebilirler. Buradaki her eser gerçekten çok değerlidir. Gelinip görülmesi gereken güzellikte tarihi değer ifade etmektedirler.”


“Bunların bir kısmı kültür mirasımız, bir kısmı yaşayan miraslardır. Dolayısıyla bu çerçeve içerisinde bütün olaylara gayet sağlıklı bir şekilde bakmamız gerekir. Bütün bunları hep zenginlik olarak görmemiz gerekir ve hep beraber gayet olumlu yapıcı bir şekilde ülkemizi daha güçlü hale getirmek, bütün vatandaşlarımızı her bakımdan daha mutlu hale getirmek için de elbirliğiyle çalışmamız gerekir. Bugün gerçekten Diyarbakır’ı ziyaret ediyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Tabi ki buranın seçilmiş belediye başkanı olarak bütün bu muhabbetimi iletin herkese”

* * * * *


Diyarbakır’da halkın yoğun sevgi gösterileri ve güllerle karşılanan Cumhurbaşkanı Gül, “İkinci kez Diyarbakır’da olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum” dedi.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır’a bir ziyaret gerçekleştiriyor.


Diyarbakır Havaalanı’nda ve valiliğe gelişi sırasında, halkın yoğun ilgisi, sevgi gösterileri ve güllerle karşılanan Cumhurbaşkanı Gül, valilikte bir açıklama yaptı.


Cumhurbaşkanı Gül, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Diyarbakır’ı ikinci kez ziyaret ettiğini hatırlatarak, ilk ziyaretinin, Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra bölge illerini kapsadığını ve kısa bir ziyaret olduğunu belirtti. 2010’un son günlerine rastlayan bu ziyareti yapmayı uzun süredir arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, “Bugün ikinci kez Diyarbakır’da olmaktan gerçekten büyük bir memnuniyet duyuyorum” dedi.


Cumhurbaşkanı Gül, “Havaalanından itibaren büyük bir coşkuyla, muhabbetle, sevgiyle beni karşılayan bütün Diyarbakırlı vatandaşlarımı ben de sevgiyle, muhabbetle kucaklıyorum ve hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Diyarbakır, Türkiye’nin en önemli illerinden birisidir. Sadece Anadolu’nun değil, tarih boyunca bütün Orta Doğu’nun merkezi olmuş çok büyük bir medeniyet, ticaret ve kültür merkezidir. Bugün de aynı şekilde bu önemini devam ettirmektedir. Şüphesiz ki bütün illerimizin kalkınma yarışı içerisinde olduğu bir dönemde, Diyarbakır’ın da birçok meselesi, sorunları vardır. Bütün bunları yakından bir kez daha görmek, bilmek için buradayım. 2 gün boyunca Diyarbakır’da olacağım ve geceyi burada geçireceğim” dedi.


Ziyareti sırasında, vali ve belediye başkanından Diyarbakır ile ilgili brifingler alacağını aktaran Cumhurbaşkanı Gül, ayrıca üniversiteyi ziyaret ederek, Diyarbakır’ın ileri gelenleriyle bir araya geleceğini sözlerine ekledi.

Diğer resimler.


Kürt bakışı ile :


“Sizlerin de ifade ettiği gibi Türkiye’nin en büyük sorunu Kürt sorunudur. Bu sorun mevcut haliyle sadece Kürt yurttaşlarımızı değil, tüm ülke insanını etkilemekte; sadece bugünümüzü değil geleceğimizi de ipotek altına almaktadır” dedi. Baydemir, “Artık iyice görülmüştür ki bu soruna asayiş ve güvenlik perspektifinden yaklaşmak sonuç vermemektedir. Bugüne kadar yaşadıklarımızı sonuçları herkes için ağır olan bir ‘isyan ve bastırma’ döngüsü olarak özetlemek mümkündür. Oysaki sorunun özü insan ve halk olmaktan kaynaklı hakların kullanılamama sorunudur. Bu bağlamda Türkiye’nin Kürt sorunu bir Anayasal ve yönetsel demokrasi sorunudur. Çözüm de demokratikleşme, yeni bir Anayasa ve adem-i merkeziyetçi bir siyasi-idari yönetim anlayışı ile mümkündür” dedi. Çözüm için koşulların uygun olduğunu ifade eden Baydemir, “Hükümet uzun bir süredir iktidardadır. Yasal ve Anayasal değişiklikler için yeterli çoğunluğa sahiptir. Çözüm için yargının yapısı her zamankinden daha uygundur. Cumhurbaşkanlığı makamı ile hükümet arasındaki uyumlu çalışma büyük bir fırsattır. Toplum ise çözüm konusunda her zamankinden daha fazla isteklidir. Bölgesel ve uluslararası konjonktür demokratik bir çözüme imkan sunmaktadır. Kürt siyasetinin tüm aktörleri de müzakere ve barışçıl çözüm için istek ve iradelerini birçok kez beyan etmişlerdir. Bu minvalde, Haziran 2011’e kadar alınan eylemsizlik kararı çok önemli bir fırsat olarak ele alınmalı, bu eylemsizliğin kalıcılaşması için teşvik edici adımlar atılmalıdır. Onurlu bir barış, eksiksiz bir demokrasi için herkesin risk alması, elini taşın altına koyması gerekmektedir”


“Kürt sorunu konusunda psikolojik bariyerlerin aşılmasında sembolik jestlerle birlikte acil ve somut siyasi adımların atılması hayati önemdedir. Üzülerek ifade etmek isterim ki, eylemsizlik süreci şu ana kadar değerlendirilememiştir. Zira, askeri ve siyasi operasyonlar devam etmektedir. 2009 yerel seçimlerinden bu yana 1800’ü aşkın Kürt siyasetçinin tutukluluk halleri devam etmektedir. 13 Ocak’ta görülecek davaya dair demokratik kamuoyunun beklentisi tutuklu yerel yönetici, siyasetçi ve insan hakları savunucularının tahliye edilmesidir” dedi. “Kürt siyasetçilerinin anadil ve demokratik özerklik konusundaki talep ve önerilerine tahammül edilmemesi de son derece kaygı vericidir” diyen Baydemir, “Unutmamalıyız ki; ancak müzakere ederek, birbirimizi dinleyip anlayarak ve önyargılardan arınarak ortak paydalarda buluşup barışı tesis edebiliriz. Dolayısıyla, yapılması gereken tartışmaları bastırmak değil, bu tartışmaları yapıcı eleştiri ve önerilerle zenginleştirmektir” dedi. Demokratik özerklik ve “iki dilli yaşam” tartışmalarına da değinen Baydemir, “Dünya uygulamalarından edindiğim izlenim ve bir yerel yönetici olarak şahsi tecrübeme dayanarak ifade etmek isterim ki; yerinden yönetimin esaslarından olan anadil ve demokratik özerklik konularında devletin atacağı adımlar katılımcı demokrasi ve toplumsal barışın tesis edilmesini kolaylaştıracak, ekonomik ve sosyal kalkınmanın da önünü açacaktır” dedi. Baydemir, “Ahlaki, vicdani ve siyasi sorumluluğun gereği olarak hiç kimsenin Kürt sorununun çözümünü seçim hesaplarına kurban etmeye hakkı yoktur, olamaz”

Kaynak ve haberlerin devamı için : © 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê

%d bloggers like this: