“Cahiliye” dönemlerimiz…

70 sonu, 80’li yıllar… Brüksel’de, ‘IPC’, kısaltılmış adıyla “paralı” veya “devlet destekli” meslektaşlarımızın, uluslar arası haber ajanslarının “ofis”lerinin bulunduğu ‘Uluslar arası Basın Merkezi’ ! Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün temsilciliği, “Merkez”i bir kaç kez dolandırmasına, borç takmasına karşın “devlet” tarafından “omuzlanan” ve şu an yaşamda olan kimi basın çalışanları…

Bazı ihanetler vardır ömrü geri veremez…

©Photocredit Bazı günâhlar vardır nasıl yaptığından utanırsın… ‘Her şeyin çaresi bulunur, ölümün asla’, diye boşuna dememişler.

Kalbim özlüyor onu…

Bu sesimle ona ersem bana dünyaya değer.   Oku(ya)mayacağını bildiğim/tahmin ettiğim için zaten böyle umuma yazıyor, duruyorum !. Ya bir de, bulunduğun yerden okuma olanağına sahipsen ! Diyorum… Ve de içimi döküyorum. Kaç yıl oldu, unutmak istiyorum. Nedense bir türlü başaramıyorum. Barış Manço ne diyordu ? Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin Öyleyse sen unut beni [...]

“Kasetler” döşeli yolda adım adım sandık başına giderken…

Sırt dayanan dağlara kar yağmadan önce… Günümüzün Türk toplumunu parçalayanlara hep karşı çıkmışımdır ! Cebime giren-çıkan mı var ? Tam adamına denk düştünüz demektir… Herkesin bir « takıntısı » yok mudur ! Kimi vakit birden fazlası ? Düşünmesini, konuşmasını, algılamasını ve de diğer « yaratıklar »a kıyasla en gelişmiş canlı sıfatını taşıyacak da, takıntısı olmayacak… Mümkün değil… Hayvanların bile kendilerine özgü takıntıları [...]

“Avrupalı” olmuşum ne yazar !

Dünden Bugüne, Eskimeyen Yazılar: Mazide “gömülü” bir sevgiliye mektuplar… ( 5 )   Bu sana bir günde yazdığım ikinci, ilk mektup oluyor ! ‘Her gün yazsana…’ diye alay etme sakın. Yazılacak o kadar çok anımız var ki ! ‘Kısacık bir âşktı bu yaşadığımız…’ Diye yakınsak, ağlaşsak da…   Biliyorsun 18 Aralık sabahı artık “Avrupalı” olarak [...]

İktidarlar da, muhalefet de, inandırıcılıktan yoksundurlar….

Dünden Bugüne : Eskimeye yüz tutan yazılar (mı?) – 3 Pazarda herkes ambarındaki unu kadar konuşur (muş)… Önümüzdeki 24 Mayıs Çarşamba günü, BYT kuruluşunun 5.yılına giriyor.   Bunu aman sakın ‘İyi ki doğdun BYT’ türü kutlamalarda bulunasınız diye hatırlatmıyorum. Öncelikle dikkatinizi çekeyim. Bu tür kutlamaları, yaş günlerini vs. Hiç sevmediğimi dostlarımız bilirler (yeni katılanlar hariç.)   Geride [...]

Yaşa yaşa gör temaşa…

Dünden Bugüne : Eskimeye yüz tutan yazılar (mı?) – 2 ‘Yazın araması, kışın taraması olmasa, herkes besler (miş) mandayı…   70′li yıllarda Brüksel’in merkezinde ve tam da tarihî Borsa binasının karşısına düşen bir sokakta, ana blokun altında, bizim Türklerin tabiri ile “Kocakarılar Café’si” vardı.   Kent merkezine inmeyeli yıllar olduğundan halâ duruyor mu bilmiyorum. Yok [...]

Bir ülke düşünün…

Dünden Bugüne : Eskimeye Yüz Tutmaya Başlayan yazılar (mı?)  : Orada bir ülke var;  gitmesek de, gezemesek de, her yıl göremesek de…   Bir ülke düşünün; 90 yıl önce ordularının komutasını verdiği Alman’ın mı, yoksa Gazi Mustafa Kemâl Paşa’nın mı 7 Düvel karşısında muzaffer olduğunu tartışma “aczine” düşmüş.   Bir ülke düşünün; 1938′den itibaren her şeyini [...]

“Zaman İnsanları değil Armutları Olgunlaştırır (mış) ! – Necip Fazıl…”

Eskimeyen yazılar: Son gelişmelerin (2011)  ışığında tazelenen düşünceler !   Dünya Bol Olmuş, Neye Yarar; Pabuç Dar Olduktan Sonra…   Herkes ‘ileriye gidin, ama arada sırada arkanıza bakmayı da ihmâl etmeyin’ diye öğütlemiş.   Wiston Churchill ‘Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ilerisini görebilirsiniz’ diye bir de kıyaslama yapmış.   Ama gelin görün ki, kimimiz [...]

Mazide “gömülü” bir sevgiliye mektuplar…( 3 )

Dünden Bugüne, Eskimeyen Yazılar. Maziye “gömülü” sevgiliye mektuplar – 2 ©Fotoğraf   Kolay iş değildir ! Üzerinde bir “karabasan” gibi çökmüş o “karmaşa”yı atabilmen! Kimi vakit, ailevî olay ve gelişmeler senin üzerinde etkili olur; psikolog veya psikiyatra gitmeni gerektirir; eşin bu alanda uzman ise, “yırttın” demektir; elbette, sonuna kadar açılabilmesini biliyor, o “cesur”luğu gösterebiliyorsan eğer!..

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?

Dünden Bugüne : Bir 23 Nisan Yazısı…   Hadi gelin Ömer Hayyam ile başlayalım, ne dersiniz? Kaç asır oldu yazdıklarının üzerinden geçen zaman dilimi, yanılmıyorsam 8-9 asır olmalı; ancak değişen fazla bir şey olmadığı anlaşılıyor.

Mazide “gömülü” bir sevgiliye mektuplar… ( 2 )

Dünden Bugüne, Eskimeyen Yazılar.   ©Fotoğraf   Hatırlıyor musun? 1970 yazının son günleriydi. Fakülte, tatil ile boykot arasında. Tatil köyündeki işim bitmiş. Ve seninle Çeşme’ye kaçamak yapmıştık. Bazı şarkılar vardır ki, insanın beynine çıkmayacak biçimde kazınır. Belki de beynimizin bir kayıt bölümü bile vardır. Bilemiyorum ki?

“Mutluluğun” Resmi…

Dünden bugüne : Gönlün rahat mı, vicdanın hür ve huzurlu mu, bağımsızlık karakterin mi, alnının teriyle geçimini sağlamaya çalışıyor musun, kısmen de olsa “mutlusun” demektir…

Mazide “Gömülü” bir Sevgiliye Mektupları ( 1 )

Dünden, bugüne… Aradığın âşkı söyle buldun mu ? ©Fotoğraf Yaşamın en güzel yanı nedir, biliyor musun ? Elbette en kötü yanı da. Değişimleri yaşayabilmektir… Güzellikleri, ki güzeli de beraberinde getirdiği içindir. Kötü tarafı ise, benim gibi kolay değişemeyenlerin zorlanışıdır. Bir de, ayak uydurmak gibi son derece zor olduğu anlar vardır. ‘Nasıl olur ?’, sorusunu sordurur durur [...]

Bir bileniniz var mı?

Dünden bugüne : Yıl 2004, aylardan Şubat… Benim kuşağımın kabahatidir bugünler… – İlâç şişelerinin kapaklarında  çocuklar için emniyet sistemi de yoktu, ilâçların konulduğu dolapların üzerinde,  kilit de. Sobaya yaklaşılmazdı ! – Cız denildiği için… İkinci sefer tekrarlanmaya gerek yoktu !

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 63 other followers