Ellinci Yıl Sergisi
(Resimleri büyütmek için üzerlerini tıklayınız !)
Sanat yapmak kutsal bir iştir. Ve ekmek su kadar gereklidir. Karın doyurmaz, eti budu yoktur ama kafa yapar, ruhu temizler, inceltir, zenginleştirir. İnsanlara, nesnelere, doğaya daha sevecen daha güzel bakmanızı sağlar. Sanatçının nasibine tanrının suretinden, o yaratıcı cevherden bir kaşık fazla düşmüştür. Sanat o yaratıcı cevherle yapılır. Sanatçının gücü de oradan gelir. “Tanrı taşta uyur” der bir Çin özdeyişi. Ben ne yapıyorum… Taşta görünmeyen o cevherin üstündeki kabukları alıp görünür hale getiriyorum, onu uyandırıyorum. Sen görmezsen ben ne yapayım. Senin nasibine de bakar görmezlik düşmüş. Ama o haslet; içinde bir yerde ille de saklıdır, vardır. Heykelle temasını kaybetme, muhakkak görmeye başlarsın.
***
“Zaman’ın ve Ben’im Tanıklarım”
Ben heykeli zamanın ve mekanın “ben” üstünden sesi soluğu olarak düşünüyorum. Dördüncü boyut “zaman”, bilim adamlarının ve sanatçıların yakalamaya ve hatta ispatlamaya çalıştıkları bir şeydir. Bence “zaman” o büyüyen, genişleyen, bizim sonsuz kere sonsuzumuz olan evrenin soluğudur; yakalanamaz, ölçülemez. Sanatçı kendi zamanını kendi gibi yaşarsa, yaşadığı toplumdan ve dünyadan kendini soyutlayamaz. Tersine sorumlu hissediyorsa ve bunu bir enterese grubunun kulu olmadan özgürce ifade edebiliyorsa, zamanı izlerinden yakalamış olur ki o zaman sanatı da zamanın şahidi olur. Gelecek zamana ışık tutabilir, devamlı değişen, farklı biçimlere giren şeylerin; yaşam ve ölüm arasındaki tüm duygu ve düşüncelerin, özünde aynı kalan değişmeyen ve tüm zamanlarda da değişmeyecek olan gerçeği, evrensel olanı gösterebilir. Bu çıplak gerçek, bütün insanlarda etnik kökeni, dini, inanışı ne olursa olsun özünde aynı olan şeyin birleştiricisi, kucaklayıcısıdır; aynı gibi, benim gibi, onun gibi ve sonra giderek benim ile, onun ile farklılıkların iç içe birlikte yaşayabilmesidir. Mesela; “bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım” diyebilmektir Nazım gibi. Ve şekilsel, biçimsel olanı, farklı düşünceleri hiçleyip özdeki aynılığa dikkat çekmektir, birlikte, senin ile, benim ile, onun ile yaşamak ve paylaşmak için sanatı. 50 yıllık sanat geçmişimi gösterecek olan bu sergide, heykellerim zamanın, mekanın ve benim ne kadar tanığım olabilmişlerdir, bunu hep birlikte göreceğiz.
Sevgili sanatseverler;
9 Mart’ta açılacak olan sergimde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağım.
Sevgilerimle.
Adres :
Tophane-i Amire MSGSÜ Osman Hamdi Salonu
9 Mart – 20 Mayıs
Aynı konuda :
Sanat_Art Etiketlendi: | Mehmet Aksoy, Tophane-i Amire girildi





