HRW World Report 2012 : Turkey – Dünya Raporu 2012: Türkiye.

Türkiye’de insan haklarının iyileşmesinin önündeki en büyük engel Kürt meselesinin çözümsüzlüğüdür !

English version and full report follow !

Adalet ve Kalkınma Partisi demokratik taleplerle yükselen Arap Baharı rüzgarı esnasında Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını öne çıkarmaya yoğunlaşırken, ülke içinde insan haklarında gerileme yaşandı. Hükümet 2005 yılından beri insan hakları reformlarını ikinci plana itti ve gazetecileri, yazarları ve yüzlerce Kürt siyasi aktivistini yargılamaya ve hapsetmeye devam ederek ifade ve örgütlenme özgürlüğüne ağır darbe vurdu.

***

Adalet ve Kalkınma Partisi demokratik taleplerle yükselen Arap Baharı rüzgarı esnasında Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını öne çıkarmaya yoğunlaşırken, ülke içinde insan haklarında gerileme yaşandı. Hükümet 2005 yılından beri insan hakları reformlarını ikinci plana itti ve gazetecileri, yazarları ve yüzlerce Kürt siyasi aktivistini yargılamaya ve hapsetmeye devam ederek ifade ve örgütlenme özgürlüğüne ağır darbe vurdu.

12 Haziran genel seçimlerinde yüzde 50 gibi tarihi bir oy oranıyla üçüncü kez iktidara gelmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti bir kez daha 1982 anayasasını tamamen değiştirecekleri sözünü verdi. Anayasanın insan haklarını iyileştirecek nitelikte yeniden yazılması 2007 genel seçimlerinden bu yana tekrar tekrar gündeme gelen bir siyasi tartışma.

Hükümetin Türkiye’deki Kürtlerin azınlık hakları konularında gelişme sağlamak için 2009 yazında ilan ettiği “demokratik açılım”da bir ilerleme olmadı. Devletle yasadışı silahlı PKK arasında devam etmekte olan çatışmanın sona ermesi amacıyla başlayan çığır açıcı görüşmeler ise sürmedi. Temmuzda PKK’nin asker ve polise yönelik saldırılarının sıklaşmasıyla şiddet arttı ve Türkiye hükümeti Ağustos ayında, 2008’den sonra ilk kez Irak Kürdistanı’ndaki PKK üslerini hedefleyen hava bombardımanını başlattı. Sivillere yönelik artan saldırılara bir örnek 20 Eylül’deki iki saldırıdır: PKK bağlantılı bir grup olan Kürdistan Özgürlük Şahinleri’nin (TAK) Ankara bombalaması ve PKK’nin Siirt’te dört kadının ölümüyle sonuçlanan bir arabaya yaptığı silahlı saldırı.

Türkiye’de insan haklarının iyileşmesinin önündeki en büyük engel Kürt meselesinin çözümsüzlüğü olmaya devam etmektedir.

Türkiye Suriye hükümetinin göstericilere yönelik şiddetli baskısından kaçan yaklaşık 7,500 Suriyeli mülteci için kamplar kurdu. Hem kamptaki mültecilere erişim hem mültecilerin hareket serbestisi kısıtlıydı.

İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü

Her ne kadar son on yılda tartışmalı konuların açıkça tartışılmasında gelişme görülse de Türkiye’nin yasaları, savcı, hakim ve siyasetçileri hala bu momentuma ayak uyduramıyor. Türkiye’nin terör tanımının kapsamının genişolması, hala teröre lojistik ya da maddi destek sağladığı ya da şiddet eylemlerine karıştığına dair somut delil bulunmayan kişilerin en ağır terör suçlarıyla itham edilebilmesine sebep oluyor. Savcılar şiddet içermeyen yazı ve konuşmalar nedeniyle kişiler hakkında kovuşturma yürütüyor. Siyasetçiler kendilerini eleştirenlere karşı adli hakaret havası açıyor. Mahkemeler ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğünü yeterince dikkate almadan mahkumiyet kararı veriyor. İfade özgürlüğünü kısıtlayan yürürlükteki yasaların tamamının çoktan kapsamlı olarak gözden geçirilmesi gerekirdi.

Özellikle kaygı verici bir durum ise gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın Mart ayında, akademisyen Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun da Ekim ayında terör suçlamalarıyla tutuklanıp hapsedilmeleridir. Şık ve Şener AKP hükümetine karşı darbe planlamakla itham edilen Ergenekon suç çetesine yardım ve yataklıkla suçlanıyor. Şık ve Şener aleyhindeki tek delil ise şiddet içermeyen yazıları. Ahmet Şık henüz basılmamışbir kitap yüzünden yargılanıyor. Bu rapor yazıldığı sırada bu iki gazeteci sekiz aydır tutukluydu ve Kasım ayında yapılacak duruşmayı bekliyorlardı.

Ersanlı ve Zarakolu ise PKK liderliğine bağlı Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK/TM) ile bağlantıları olduğu iddiasıyla 2012 yılında yargılanmaya başlayacak. Her ikisi de Barışve Demokrasi Partisi’nin yasal siyasi faaliyetlerine karşı Nisan 2009’da başlayan ve 2011’de yoğunlaşan baskılar sırasında gözaltına alındı. Haziran 2011 seçimlerinde 36 bağımsız milletvekilini Meclis’e sokan BDP yetkilileri ve üyelerinin KCK ile bağlantıları olduğu iddiasıyla dalgalar halinde gözaltına alınmasının sonucunda yüzlercesi tutuklu olan binlerce kişi yargılanıyor.

Diyarbakır’da görülen 152 sanıklı ana KCK davasında ise kayda değer bir ilerleme olmadı. Sanıklardan altı BDP’li belediye başkanı ve bir insan hakları savunucusuAralık 2009’den itibaren tutuklu. Sanıklar savunmalarını Kürtçe yapmakta ısrar etti, ancak mahkeme tarafından reddedildi.

Kamuoyundan ve AGİT ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası organlardan gelen yoğun baskılar sonucu Ağustos ayında hükümet tüm internet kullanıcıları için zorunlu olan filtre paketi uygulamasında değişiklik yaptı ve hayata geçişini erteledi. Ne var ki, çoğu porno içerikli olmasına karşın aralarında Kürt hakları ya da diğer siyasi içerikli siteler de bulunan yaklaşık 15,000 siteye Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı ve mahkeme kararlarıyla erişim yasağı konması ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının kısıtlandığıyla ilgili ciddi kaygılara yol açmaktadır.

Kadına Yönelik Şiddet

Türkiye Mayıs ayında Ev içi Şiddet ve Kadına Yönelik Şiddete Karşı Avrupa Konseyi Sözleşmesinin ilk imzacısı olarak kadın haklarının savunulmasına dair uluslararası arenada önemli bir adım attı. Ancak Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili ulusal yasalardaki eksikliklerin acilen giderilmesi gerekiyor. Ev içi şiddet oldukça yaygın ve Aile Koruma Kanunu uyarınca koruma tedbiri için başvuran kadınları polis ve mahkemeler korumuyor. Eşler ve aile üyelerinin öldürdüğü kadınların sayısı 2011’de arttı.

Güvenlik Güçlerinin İşkence, Kötü Muamele, ve Ölümcül Güç Kullanması

Polislerin göstericilere karşı şiddet kullanması Türkiye’de hala ciddi bir sorun olmaya devam ediyor ve hükümetin bu sorunun üstüne kararlılıkla gitmesi gerekiyor. Yetkililer polisin kötü muamele yaptığı iddialarını soruşturmak ya da üst düzey görevlileri astlarının fiileri nedeniyle soruşturmaya tabi tutmak yerine sıklıkla sorunu gizlemek için göstericiler aleyhine polisin “dağılın!” emrine karşı koyma, yasadışı gösteriye katılma ya da terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla soruşturma açıyor. Ayrıca 2011 yılında polisin gözaltına aldığı kişileri dövdüğüne dair şikayetler de bulunuyordu.

31 Mayıs’ta Hopa’da AKP hükümetine karşı yapılan gösteri sırasında kullanılan aşırı gaz bombasından etkilenen emekli öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Polisin gösteriyi dağıtırken ve gözaltındaki bazı göstericileri dövdüğü ve kötü muamele yaptığı da doktor raporlarıyla belgelendi. Bazı polis memurları da olaylar sırasında yaralandı. Beşgösterici hakkında yasadışı gösteriye katılmak, polise mukavemet ve kamu malına zarar vermek suçlamalarıyla dava açıldı. Terör örgütü propagandası yapmakla suçlanan yedi kişi Eylül ayında beraat etti. Polisin kötü muamelesiyle ilgili soruşturma devam ediyor.

Polis ve jandarmanın özellikle silahsız şüphelilere karşı ateşli silah kullanması bir endişe konusu olmaya devam ediyor. Güç kullanımıyla ilgili kuralların sıkılaştırılması konusunda herhangi bir ilerleme olmadı.

Cezasızlıkla Mücadele

Geçmişle ilgili açık tartışmalardaki artışve geçmişsuçlar hakkında yeni bilgilerin ortaya çıkması 1980ler ve 1990larda devlet görevlilerinin işlediği hak ihlalleriyle ilgili cezai soruşturmalar yürütülmesi için bir fırsattır. Hükümetin bu süreci desteklemesi, Türkiye’nin ceza adalet sistemindeki eksiklikleri gidermesi ve adil yargı standartlarını güçlendirmesi gerekiyor. Polis, ordu ve devlet görevlilerinin gerçekleştirdiği hak ihlallerinin mağdurları için adaletin sağlanmasının önünde büyük engeller bulunuyor.

Yargısız infazlar ve zorla kayıp etmelerle ilgili devlet görevlilerinin yargılanmasıyla ilgili en önemli çaba, Diyarbakır’da sürmekte olan davadır. 1993 – 1995 yılları arasında Şırnak, Cizre’de 20 kişinin öldürülmesiyle ilgili Diyarbakır’da görülen davada bir albay (şimdi emekli), köy korucuları ve itirafçılar sanık olarak yargılanıyor.

Mart ayında eski polis Ayhan Çarkın 1990’larda belli Kürt ve solculara siyasi suikastlar yapan özel timdeki göreviyle ilgili bilgileri ilk kez kamuoyuya paylaştı ve sonra da savcıya ifade verdi. Çarkın sözünü ettiği birimin hükümetin emri ve bilgisiyle hareket ettiğini belirtti. Haziran ayında dört cinayete karıştığını iddia etmesinin ardından tutuklandı. Raporumuzun yazılması sırasında savcılık soruşturması devam ediyordu.

Eylül ayında Çarkın’ın ifadesinde söz ettiği eski emniyet müdürü, içişleri bakanı ve milletvekili olan Mehmet Ağar aralarında devlet görevlileri ve mafyanın da bulunduğu silahlı suç çetesi oluşturmak suçundan beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ağar’a yönelik kovuşturma 1996’da Susurluk’taki kazadan sonra ortaya çıkan devlet-mafya faaliyetleriyle ilgili kanıtlarla başladı. 2007 yılına dek milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamayan Ağar, kararı temyiz etti ve halen serbest.

“Ergenekon çetesi” olarak bilinen ve AKP karşıtı darbe planladıkları iddiasıyla, üst düzey emekli asker, polis, mafya, gazeteciler ve akademisyenlerin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. 2011’deki en önemli gelişmelerden biri davadaki ikinci derece kanıtların Ergenekon çetesinin, 2007 yılında Malatya’da üç Hristiyanın öldürülmesine karıştığına işaret etmesi oldu. Ancak bazı sanıkların uzun süreli tutukluluk halleri ve Şık ve Şener’in yargılanması cezasızlıkla mücadelede önemli bir çaba olan bu davaya zarar verme riski taşıyor.

Gazeteci Hrant Dink’in Ocak 2007’de öldürülmesiyle ilgili resmin bütününü ortaya çıkarma konusunda, savcının Eylül ayında, haklarında müebbet hapis cezası istediği ana sanıkların Ergenekon çetesiyle bağlantılı olabileceğini öne sürmesine karşın, herhangi bir gelişme olmadı. Suçu işlediğinde 17 yaşında olan Ogün Samast Temmuz’da 23 yıl hapis cezası aldı.

Önemli Uluslararası Aktörler

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde 2011’de çok az ilerleme sağlandı. Kıbrıs konusu, Türkiye hükümetinin çok az reform yapması, 2011’de yeni fasıl açılmaması ve önde gelen AB üyesi ülkelerin Türkiye’nin üyeliği ile ilgili düşmanca tutumları sebebiyle üyelik müzakereleri durakladı. Türkiye dinamik bölgesel dış politikaya daha çok yoğunlaştı. Avrupa Komisyonu yıllık ilerleme raporunda Türkiye’nin adalet sistemindeki eksikliklere, adil yargılama meselerine ve ifade ve basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalara dikkat çekti, “toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin temel sorunlar olmaya devam ettiğini” vurguladı ve Türkiye’nin terörizm tanımının kapsamının genişliğinin “ciddi bir endişe” kaynağı olduğunu belirtti.

ABD hükümetinin Türkiye üzerindeki önemli nüfuzu, Kuzey Irak’taki PKK faaliyetleriyle ilgili askeri istihbarat sağlayarak devam ediyor. ABD Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili karnesi hakkında kaygılarını dile getirdi.

Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite, Kasım 2010’da Türkiye’yi gözden geçirdikten sonra “çok sayıda, süregiden ve ısrarlı işkence iddialarının” soruşturulmamasıyla ilgili kaygılarını dile getirdi ve Türkiye’den bir yıl içinde tespit edilen sorunlarla ilgili atılan adımların açıklandığı bir rapor hazırlamasını istedi. Türkiye Eylül ayında BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin Seçmeli Protokolünü onayladı.

Avrupa Konseyi insan hakları komiseri Temmuz ayında hazırladığı raporda Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğüyle ilgili durumu “özellikle endişe verici” olarak niteledi.

***

As the Justice and Development Party (AKP) government focused on promoting Turkey’s regional interests in response to the pro-democracy Arab Spring movements, human rights suffered setbacks at home. The government has not prioritized human rights reforms since 2005, and freedom of expression and association have both been damaged by the ongoing prosecution and incarceration of journalists, writers, and hundreds of Kurdish political activists.

After winning a third term in office with a historic 50 percent of the vote in the June 12 general election, Recep Tayyip Erdoğan’s AKP government again pledged to embark on a complete revision of the 1982 constitution. Rewriting the constitution to further human rights has been a recurring political discussion since the 2007 general election.

The government’s “democratic opening,” announced in summer 2009 to

address the minority rights of Kurds in Turkey, did not progress. Ground-breaking negotiations between the state and the armed, outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK) to reach a settlement to end the ongoing conflict collapsed. In July violence escalated with the PKK stepping up attacks on the military and police, and the Turkish government in August launching the first aerial bombardment of PKK bases in Iraqi Kurdistan since 2008. Among a rising number of attacks on civilians were two on September 2: an Ankara bombing by the Kurdistan Freedom Falcons (TAK)—a PKK-linked group—which killed three, and a PKK attack on a car that killed four women in Siirt.

The non-resolution of the Kurdish issue remains the single greatest obstacle to progress on human rights in Turkey.

Turkey provided camps for around 7,500 Syrian refugees who had fled the

Syrian government’s crackdown on demonstrators. Access to camp residents was restricted, as was the residents’ movement.

Freedom of Expression, Association, and Assembly

While the last decade has demonstrated momentum in Turkey for increasingly open debate on even controversial issues, Turkey’s laws, prosecutors, judges, and politicians still lag behind. Turkey’s overbroad definition of terrorism still allows for arbitrary imposition of the harshest terrorism charges against individuals about whom there is little evidence of logistical or material support for terrorism or of involvement in plotting violent activities. Prosecutors frequently prosecute individuals for non-violent speeches and writings. Politicians sue their critics for criminal defamation. Courts convict with insufficient consideration for the obligation to protect freedom of expression. A comprehensive review of all existing laws that restrict freedom of expression is overdue.

Particularly concerning was the March arrest and imprisonment on terrorism

charges of two journalists, Ahmet Şık and Nedim Şener, and of academic Büşra Ersanlı and publisher Ragip Zarakolu in October. Şık and Şener are charged with aiding and abetting the Ergenekon organization, a criminal gang charged with coup-plotting against the AKP government. The sole evidence against Şık and Şener is their non-violent writing, in Şık’s case consisting of an unpublished manuscript. At this writing the two had spent eight months in pre-trial detention, awaiting their November trial.

Ersanlı and Zarakolu will face trial in 2012 for alleged links with the Unıon of Kurdistan Communities (KCK/TM), a body associated with the PKK leadership.

They were arrested during a clamp-down on the pro-Kurdish Peace and

Democracy Party’s (BDP) legal political activity, which began in April 2009 and intensified in 2011. Hundreds remain in pre-trial detention and thousands are on trial on terrorism charges after waves of arrests of officials and activist members of the BDP (which won 36 independent seats in the June 2011 general election) for alleged KCK links.

There was little progress in the main Diyarbakir KCK trial of 153 defendants, which included six BDP mayors and a human rights defender held in pre-trial detention for 22 months. Defendants insisted on conducting their defence in Kurdish but this was rejected by the court.

In August the government revised a plan to impose obligatory filtering packages on all internet users and delayed implementation of optional filtering packages, following forceful public opposition in Turkey and by international bodies, including the OSCE and the Council of Europe. However, the practice of blocking an estimated 15,000 websites in Turkey—most of which have pornographic content but some of which are restricted for pro-Kurdish or other political content by order of the Telecommunications Ministry and court decisions—raises concerns about restrictions on the right to freedom of expression and access to

information.

Violence against Women

In May Turkey took the important step to uphold women’s rights in the international arena by becoming the first signatory to the Council of Europe

Convention against Domestic Violence and Violence against Women. However, there remains a pressing need to address the domestic rights deficit for women in Turkey. Violence in the home is endemic, and police and courts regularly fail to protect women who have applied for protection orders under the Family Protection Law. Reports of spouses and family members killing women rose in 2011.

Torture, Ill-Treatment, and Lethal Force by Security Forces

Police violence against demonstrators is still a serious problem in Turkey,

requiring more resolute action from the government. Too often the authorities mask the problem by investigating demonstrators for resisting police dispersal, joining unlawful demonstrations, or terrorist propaganda, rather than investigating allegations of police abuse or investivating senior officers for the conduct of officers under their authority. In 2011 there were also reports that police beat detainees during arrest.

During an anti-AKP government demonstration in the Black Sea town of Hopa on May 31, retired teacher Metin Lokumcu died of a heart attack after excessive tear gas exposure. Doctors documented injuries on individuals who reported being beaten and ill-treated by police during the demonstration’s dispersal and in detention. Some police officers also sustained injuries. Five demonstrators are on trial for participating in an unlawful demonstration, resisting police, and damaging public property. Seven were acquitted of terrorist propaganda in September. The investigation into police ill-treatment is ongoing.

Use of firearms by police and the gendarmerie remains a matter of concern, particularly against unarmed suspects. There was no progress on tightening rules governing use of force.

Combating Impunity

Increasing public discussion of the past and emerging new information on past crimes means there are opportunities for criminal investigations into human rights abuses by state actors in the 1980s and 1990s. The government needs to support the process, take steps to reform deficits in Turkey’s criminal justice system, and strengthen fair trial standards. Great obstacles remain to securing justice for victims of abuses by police, military, and state officials.

The most significant attempt to bring justice to the state perpetrators of extrajudicial killings and enforced disappearances continued with the ongoing trial in Diyarbakır involving a now-retired colonel, village guards, and informers for the murder of 20 individuals in Cizre, Şırnak, between 1993 and 1995.

In March former police officer Ayhan Çarkın spoke publicly for the first time and later testified before a prosecutor about his involvement in a special operations unit committing political assassinations of named Kurds and leftists in the 1990s. Çarkın alleged the unit acted under government orders and with its collusion.

In June he was remanded to prison pending trial after claiming involvement

in four killings; the prosecutor’s investigation continued at this writing.

In September Mehmet Ağar—a former police chief, interior minister, and parliamentarian implicated in Çarkın’s testimony—received a five-year prison sentence for forming an armed criminal gang involving state actors and mafia.

Proceedings against Ağar began with the evidence of state-mafia activities,

which were revealed after a 1996 traffic accident near Susurluk, western Turkey. Until 2007 Ağar was protected from prosecution by parliamentary immunity. He has appealed the conviction and remains at liberty.

Trials continued of alleged anti-AKP coup plotters, made up of senior retired military, police, mafia, journalists, and academics, and know as the

“Ergenekon” gang. One of the most important advances in 2011 was circumstantial evidence pointing to Ergenekon gang involvement in the 2007 murder of three Christians in Malatya. However, the prolonged pre-trial detention of some Ergenekon defendants, and the prosecution of Şık and Şener risk undermining this important effort to combat impunity.

There was no progress in uncovering the full plot behind the January 2007 murder of journalist Hrant Dink, although in September the prosecutor suggested that the main suspects—who face possible life imprisonment—may have Ergenekon gang connections. In July the gunman Ogün Samast, who was 17-years-old at the time of the murder, received a 23-year prison sentence.

Key International Actors

There was little progress in Turkey’s bid for European Union membership in

2011. Accession negotiations remained stalled over Cyprus, the Turkish government’s undertaking of too few reforms, the lack of opening a new chapter in the negotiations in 2011, and leading EU member states continued hostility towards Turkey’s accession. The AKP focused more on building a dynamic regional foreign policy. The European Commission, in its annual progress report, highlighted flaws in Turkey’s criminal justice system, fair trial issues, and restrictions on freedom of expression and media; emphasized that “promoting gender equality and combatting violence against women remain major challenges”; and deemed the wide definition of terrorism in Turkish law a “serious concern.”

The United States government remains an important influence on Turkey, sharing military intelligence on PKK movements in northern Iraq. The US has raised particular concerns over Turkey’s record regarding freedom of media and expression.

Following its November 2010 review of Turkey, the United Nations Committee against Torture voiced concerns about the failure to investigate “numerous, ongoing and consistent allegations concerning the use of torture” and asked Turkey to report again in a year regarding steps taken to address the problems identified. In September Turkey ratified the Optional Protocol to the UN Convention against Torture.

In a July report the Council of Europe commissioner for human rights termed the situation in Turkey with respect to freedom of expression and media freedom “particularly worrying.”

Full report and other countries !

Download The World Report 2012
[PDF, 4 MB]

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 46 other followers